Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

casino siteleri deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler editorbet giriş

YOL YAPMAYAN 3 BELEDİYE BAŞKANINI DİREK YAPTI!

Mesajlarınız ve reklamlarınızla haber sitelerimiz, gazetelerimiz,

ARDAHAN RADYO‘da ve sanal ortamlarımızda binlere ulaşır..

Sende ara mesaj, reklam ver.. 05354183258

Reklam ve Mesajlarınızla Daha Özgür Gazetecilik,

Daha Güçlü ve Gür Yayıncılık.. Ara: 05354183258

BİZDEN SİZ OKURLARA BİR HİZMET DAHA..

Belki de senin de aradığın geçmişte yaşananlara,

Ardahan’ın hafızası 30 Yıllık Haber Arşivimize göz atmak ister misin?..

https://arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com/

YOL YAPMAYAN

3 BELEDİYE BAŞKANINI

DİREK YAPTI!

Ardahan’ın Damal ilçesindeki altyapı sorunlarını ve bakımsız yolları eleştiren Bektaş Bektaş isimli bir vatandaş  yolrını yapmayan belediye başkanlarını protesto etmek için ilginç bir yola başvurdu.

Yola okratasına diktiği 3 adet sırıkla, Damal’da ‘kayıp yıllar’ olarak adlandırılan uzun yıllar belediye başkanlık yapan Gülcemal Fidan’ın ondan sonra bu göreve gelen, başkanlığı bıraktıktan sonra İzmir Büyükşehir’de kendisine işçi statüsünde iş bulup, İzmir’e yerleşen Ergün Ünal ve şu anki Damal ilçesinin Bağımsız Belediye Başkanı Kemal Çamlıyurt’un adlarını veren Damallı vatandaş, Damal İnönü ve Cumhuriyet mahallelerinde yıllardır çözülemeyen ulaşım problemlerine dikkat çekti.

Mevcut ve geçmiş dönem belediye başkanlarının isimlerini zikrederek, yöneticilerin halkın ihtiyaçlarına karşı sergilediği ilgisizliği ağır bir dille eleştiren vatandaş bölge sakinleri, yetkililerin artık sorumluluk almasını ve toz toprak içindeki yolların ivedilikle onarılmasını talep edip, yerel yönetimin yetersizliğini dikkat çekerek halkın yaşadığı mağduriyeti doğrudan siyasi figürleri hedef alarak dile getirdi.

CAMİSİ GİBİ KİLİSESİ KAYIP,KALE

ARDAHAN KALESİ!

Altından geçip, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’nün içme su kaynağı olan Kura Nehrinin yanı başında yapılan Millet Bahçesi gibi 5 milyona yakın bir proje ile ışıklandırılması yapılan ancak geceleri karanlıkta kalmaya devam eden Ardahan’ın değişik bir hikayesi sanalda yayınlandıktan sonra büyük yankı uyandırdı

Osmanlılar ya ondan önceki Türk beylikleri yapmışsa içinde cami, Hristiyanlar yada ondan önceki inanç sahibi toplumlarca yapılmışsa Kilise, Simegog olması gereken ama hiç birisinin olmadığı tek kale unvanını taşıyan Ardahan Kalesi için ilginç tartışma.

Ardahan Kalesi, Kazan Kale, Kurtkale, Cak Kalesi, Avcılar Kalesi, Kırnav Kalesi, Altaş Kalesi gibi bir çok kale, kule, camiye çevrilen veya kaderlerine, hazine avcılarına bırakılan kilse, sinagog Sosyal medyada yeniden gündeme gelen 1900’lü yılların başlarına ait Rusça bir kaynak, Ardahan Kalesi’nin geçmişine ilişkin dikkat çekici bilgiler içeriyor. Kaynakta, kale içerisinde geçmişte bir Gürcü kilisesinin bulunduğu, yapının günümüze ulaşmadığı ve bazı taşlarının kale surlarında kullanıldığı belirtiliyor. Ardahan Kalesi’nde yapılan modern arkeolojik araştırmalar da surlarda devşirme olarak kullanılmış Orta Çağ’a ait Gürcüce yazıtların varlığını ortaya koyuyor.

X platformunda Gürcü-Laz Dünyası Platformu tarafından paylaşılan Ardahan Kalesi’ne ait eski bir fotoğraf ve Rusça kaynak sayfaları, kentin çok katmanlı tarihini yeniden gündeme taşıdı.

Paylaşımda yer alan tarihi fotoğrafta Kura Nehri kıyısındaki Ardahan Kalesi görülürken, fotoğrafın altında eski Rusça yazımla “Ardahan’daki Kale” ifadesi bulunuyor.

Paylaşılan Rusça metinde ise Ardahan’ın eski dönemlerden beri bilinen bir şehir ve kale olduğu anlatılıyor. Ardahan’ın Gürcüce adının “Artaani” olduğu belirtilen kaynakta, bölgenin tarihine ilişkin çeşitli bilgiler aktarılıyor.

KAYNAKTA KALE İÇİNDEKİ KİLİSEDEN SÖZ EDİLİYOR

Metnin en dikkat çekici bölümlerinden biri Ardahan Kalesi içerisinde bulunduğu belirtilen eski dini yapıya ilişkin.

Kaynakta Gürcü tarihçi ve coğrafyacı Vahuşti Bagrationi’ye atıfla, Ardahan’da kubbeli ve mimari açıdan dikkat çekici büyük bir kilisenin bulunduğundan söz ediliyor.

Yazar daha sonra kendi gözlemlerini aktararak söz konusu kilisenin artık ayakta olmadığını ve yalnızca temel kalıntılarının görülebildiğini belirtiyor.

Metinde kilisenin Vahuşti’nin yaşadığı 18. yüzyılda hâlâ ayakta olup olmadığı konusunda da değerlendirme yapılıyor. Yazar, kiliseye ait taşların Kanuni Sultan Süleyman döneminde kale surlarının yapımında veya yeniden düzenlenmesinde kullanılmış olabileceğini ifade ediyor.

KALE DUVARLARINDA GÜRCÜCE YAZILI TAŞLAR

Rusça kaynakta özellikle dikkat çekilen bir başka ayrıntı ise kale surlarındaki yazılı taşlar.

Metinde, surların çeşitli noktalarında Gürcüce yazıların kalıntılarını taşıyan taşların görülebildiği belirtiliyor. Bazı yazıların okunmasının güç olduğu ifade edilirken, yazar kale duvarlarında gördüğü kitabelerden örnekler de veriyor.

Kaynağın devamındaki fotoğraflarda bu taşlardan bazıları ayrıca gösteriliyor.

Bir kitabede dini içerikli ifadelerin bulunduğu, başka bir taşta ise “İsa’nın Haçı” ifadesinin okunabildiği aktarılıyor. Sayfalarda Gürcü alfabesiyle yazılmış kitabelerin çizimleri ve dönemin fotoğrafları da bulunuyor.

MODERN ARAŞTIRMALAR DA GÜRCÜCE YAZITI BELGELİYOR

Tarihi kaynakta aktarılan bilgiler, Ardahan’da daha yakın tarihlerde gerçekleştirilen arkeolojik araştırmalar açısından da önem taşıyor.

Ardahan Kalesi üzerinde yapılan akademik çalışmalarda, kalenin kuzey savunma duvarının iç kısmında, zeminden yaklaşık 3 metre yüksekte devşirme malzeme olarak kullanılmış dört satırlık Gürcüce bir yazıt tespit edildi.

Yaklaşık 45×31 santimetre ölçülerindeki taşın Orta Çağ’a, yaklaşık 9–10. yüzyıllara tarihlendirildiği belirtiliyor.

Araştırmacılar yazıtın Türkçe karşılığını:

“Kutsal Taş. Jacop’un Kayası.” şeklinde veriyor.

Taşın kalenin inşası veya onarımı sırasında çevrede bulunan daha eski bir dini yapıdan alınarak sur örgüsünde yeniden kullanılmış olabileceği değerlendiriliyor.

ARDAHAN KALESİ YÜZYILLARIN İZLERİNİ TAŞIYOR

Ardahan Kalesi’nin ilk inşa tarihi kesin olarak bilinmiyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı kaynaklarında kalenin Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde kullanıldığı, 16. yüzyıl ortalarında Kanuni Sultan Süleyman döneminde onarıldığı belirtiliyor.

Kalenin batı giriş kapısının üzerinde de Kanuni Sultan Süleyman dönemine ait Arapça bir kitabe bulunuyor.

Dolayısıyla bugün Kura Nehri kıyısında yükselen Ardahan Kalesi yalnızca Osmanlı döneminin değil, bölgede daha önce yaşamış toplumların ve Orta Çağ mimarisinin izlerini de bünyesinde barındırıyor.

Yaklaşık 120 yıl önce çekilen fotoğraflar ve kayda geçirilen Gürcüce kitabeler ise Ardahan’ın bugün büyük ölçüde görünmeyen tarihi katmanlarının belgeleri arasında yer alıyor.

Sosyal medyada yeniden dolaşıma giren söz konusu arşiv sayfaları, Ardahan Kalesi’nin surlarında bulunan yazılı taşların ve kale içerisinde geçmişte yer aldığı belirtilen yapıların daha kapsamlı bilimsel araştırmalarla incelenmesinin önemini bir kez daha ortaya koydu.

Öcalan’dan

‘İmralı tutanakları’ açıklaması:

‘Bana karşı bir komplo’

İmralı Heyeti aracılığıyla bir mesaj paylaşan hapisteki PKK lideri Abdullah Öcalan, sosyal medyada “görüşme tutanağı” adı altındaki bazı paylaşımların “süreci akamete uğratmaya çalışan çevreler” tarafından yapıldığını söyledi.

Öcalan el yazısı ile kaleme aldığı açıklamasında sürecin “kritik bir aşamaya” geldiğini ve kendisine karşı komplo kurulmak istendiğini ifade etti.

“Bu tarihi dönemde süreci akamete uğratmaya çalışan bazı çevrelerin girişimleri, bana karşı bir komplodur” dedi.

Öcalan, “Basına, sosyal medyaya yansıyan ve bana atfedilen ifade, görüşme, isim, belge, tutanaklar, atıflar gerçek dışıdır” ifadelerini kullandı ve paylaşımların, “süreç karşıtları tarafından geliştirilen provokatif hareketler” olduğunu savundu.

DEM Parti’den 23 Ağustos’ta yapılan açıklamada, Öcalan’a atıfla “görüşme notu” ve “tutanak” adı altında bazı metinlerin dolaşıma sokulduğu uyarısı yapılmıştı.

HOÇ/FED BAŞKANI,

ÖCALAN’I

İŞBİRLİKÇİ OLARAK

SUÇLAYANLARIN

TOPLANTILARINA İMZA ATIP,

DESTEK VERDİ!..

Çoğu ulusalcı ve milliyetçi siyasi partilerin eski milletvekilleri, eski bakanlar ve rejim diyerek bu ülkede ki halkları istemlerini darbe, işkencelerle engelleyenler tayfası olarak suçlananlar arasında olukları öne sürülen emekli yüksek yargı mensupları, emekli askerler, büyükelçiler, akademisyenler, gazeteciler, avukatlar, sendika ve dernek temsilcileri ile farklı meslek gruplarından toplam 112 kişinin imzasıyla, 27 Haziran Cumartesi günü Muş ve Mersin’deki, 28 Haziran Pazar günü Diyarbakır ve İstanbul’da yapılacak olan “Öcalan’a Özgürlük Mitinglerine Hayır” başlıklı ortak açıklama yaptığı bir sırada aralarında Hoçvan eski başkanlarından bir isimin de ilginç bir çıkış..

MHP lideri Devlet Bahçeli’nin PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik yaptığı çağrıları ile başlayan sürecin devam ettiği şu günlerde bir grup Kürt’te Öcalan’ın kendilerini yanıltıp, sattığını ileri sürüp, yeni bir oluşum başlattıkları görülürken, bu oluşa Ardahan’ı ilk federasyonlarından olan Hoçvan Dernekler Federasyonunun eski başkanının da destek verdiği görüldü.

Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir yıldan önce yapılan bir toplanıktı esnasında, ‘Dünya barışıyor, biz niye barışmayalım’ diyerek DEM Partililere el uzatan Bahçeli’nin tecridin kaldırılması ve Öcalan’ın gerekirse meclise gelip, TBMM’de konuşarak örgütü lağvettiğini açıklaması ile başlayan süreci destek vermeyen ‘Kürt Milli Platformu’ adlı oluşumun toplantılarına katıldığı da görüldü.

Bugünlerde meclise gelecek denen yeni bir hukuki paket olan 12. Yargı Paket tartışmaları arasında devam ettiği söylenen adı konmamış olan yeni sürece destek vermedikleri ve DEM’e alternatif, Barzani’ye yakın oldukları ileri sürülen Kürt Milli Platformu, Kürtçenin resmi dil olması gerektiğini savunuyor.

Bahçeli’nin, sürecinin sağlıklı işlemesi için Öcalan’ın hukuki ve siyasi durumunun ele alınması gerektiğini ve bir statü verilmesi, aynı Öcalan’a, “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü”, verilerek Öcalan’ın PKK’nın kurucu liderliğinin Türkiye Cumhuriyeti lehine bir tanım altında görev yapmasını önerisinin yanlış olduğunu statünün Öcalan’a değil, Kürtler için istiyor.

Adlarına ‘Kürt Milli Platformu’ adı koyan ve aralarında HOÇ/FED eski başkanlarından olan Güven Yılmaz’ında olduğu grup düzelmedikleri toplantı da çekilmiş üstteki videoyu paylaşarak, kamuoyu oluşturmaya çalıştıkları görüldü.

Ardahan üniversitesinde yaşanan ve AHMED Spor’u kutlamak isteyen öğrencilerin açtığı pankartı ellerinden yırtarcasına ellerinden alınıp, çöpe atılması ve bu gelişmenin bir çok basın ve medyada geniş yankı bulmasına rağmen ulusal da olduğu gibi yerel sorunlar karşında da duyarsızlığı ile eleştiren ve Ardahan Üniversitesi, mezuniyet yürüyüşü sırasında Amedspor’un Süper Lig’e yükselmesiyle ilgili “Şampiyon da olduk Mezun da” yazılı pankart açan öğrencilere üniversitenin Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Dekanı Ahmet Atalay ile Ardahan Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Öğretim Görevlisi ve Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu, ASKF Ardahan İl Temsilcisi Özgür Hamza Küçük ile güvenlik görevlilerinin müdahalesine ilişkin hiç bir açıklama yapmadığı görülen HOÇ/FED eski başkanı Güven Yılmaz’ında destek verip, imza attığı öğrenilen yeni oluşumca yayınlanan deklarasyonda isim verilmeden DEM Parti hedef alınmıştı.

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın Türk devletiyle işbirliği yaptığını ve başlangıç düşüncelerinden vazgeçtiğin devlet ile anlaştığını ileri süren ve adlarına ‘Kürt Milli Platformu’ diyen siyasi hareketi desteklediğini belirten HOÇ/FED eski başkanlarından Güven Yılmaz, konuyu ve toplantının içeriğini kendisine soran Gazeteci Fakir Yılmaz’a yaptığı açıklamada, ‘bu hareketin mutlakıyetine dikkat çekerken, bu hareketin Öcalan’a karşı bir hareket olarak değil, ‘belki de’ elini daha güçlendirecek bir hareket olarak değerlendirmek gerekir..’ dedi.

Bu gelişmelerin sonucunda, 28-29 Mart 2026 tarihlerinde Diyarbakır’da Kürt Milli Platformu’nun kuruluşunu ilan eden geniş kapsamlı bir konferans düzenlenen toplantılara katıldığı görülen HOÇ/FED eski Başkanı Güven Yılmaz’ın da destek verdiği Kürt Grubunun, Kürtler ve Kürtlerin beklentileri için değil, kendisi için devletle anlaşan Öcalan’ın başlatılan hareketin özünden uzaklaştığını ileri sürülmüş ve Öcalan’ı ret eden bir adım atarak Kürt Sorununun devletle anlaşan Öcalan ile değil, Kürt halkıyla birlikte alınacak kararlar doğrultusunda yeni bu hareket ve örgüt hatta parti için yola çıktıkları da ileri sürülmüştü.

Hoçvan Dernekler Federasyonu eski başkanı Güven Yılmaz”ın Kurulacak olan Milli Temsil Heyeti aracılığıyla, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Parlamentosu gibi uluslar arası mecralarda diplomatik girişimlerin başlatılması hedeflediği belirtiliyor.

Yaklaşık 400 katılımcıyı bir araya getiren bu oluşum, toplumun farklı kesimlerini kucaklayan stratejik bir çatı yapılanması olarak öne çıktığı ve bu yeni oluşuma aday olanların genel olarak yaşlı delegelerden oluşması, daha dinamik bir temsil bekleyen ve bu işin hareketi başlatan Öcalan’sız olmayacağını öne süren milliyetçi Kürt gençler arasında memnuniyetsizlik yaratmış, yeni br hareket başlatılacaksa eğer genç kuşak, siyasal arenada daha yenilikçi ve kapsayıcı bir liderlik yapısının gerekliliğini güçlü bir şekilde savunulmuştu.nın keyfiyle bölgede yaşanan onca soruna rağmen ne konuşuyor, ne görüyor nede duyuyor.

BAĞDEŞEN DERNEĞİ

KÖY YAYLASINA SU GÖTÜRDÜ!

Gün geçtikçe adı unutulan ARDAFED’in yanısıra şenlik yaptığı susuz, ağaçsız, wc’siz yaylayı çöp içinde bırakıp giden ve boşa akan Kısır dağınım suyunun 21 pare köye verilmesi konusunda bir adım atmayan HOÇ/FED gibi federasyon ve derneklerin kaz gecelerinden sonra yaz etkinlikleri yapıp geri döndükleri Ardahan’da kalan Bağdesen (Kinzodamal) Köy derneği bir çok köyün yaylasında olduğu 2 bin 800 rakımlı Bülbülan dağında bulunan köy yaylasına su şebekesi yaptı.

Kimzodamallı İş insanlarının yanı sıra köy muhtarı ve üyeleri ile birlikte düzenledikleri 18. Bülbülan Yayla Şenliği ardından etkinliğin yapıldığı alanda temizlik yapan Ardahan İli Bağdesen Köyü Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkan, İş insanı İbrahim Şenel ile dernek yönetimi İMC ulusu ile tamamen kendi imkanlarıyla köylerini yaylasına içme suyu ve su deposu yaptılar.

‘Bütçesi batırılmış’ denen ve bu yöndeki iddialara cevap vermeyen Ardahan Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünün yeni valiye kurdele kestirip, Kur Nehri yatağının yanı başında su bulduk deyip, bir muslukta akacak kadar az akan suyu çıkarmakla meşgul olduğu bir esnada köylüleri ile birlikte kilo metrelerce su borusu döşeyerek yaylalarına su götüren Bagdeşen köyünün Derneği kazıyıcı ve diğer malzemeleri de kendi imkanlarıyla metrelerce yüksekte bulunan dağın tepesinde bulunan yaylalarına su getirmenin mutluluğunu yaşadılar.

Çıldır’dan sonra Göle’de de çamur gibi akan suların yanında su kaynağının üzerinde ki Koyun Komu bulunan, aynı kaynağın ortasında taş ocağı olan Ardahan’ın sık sık süsü kaldığı şu günlerde, STK’çılığın, dernekçiliğin, federasyonculuğun en güzel örneğini ortaya koyan Ardahan İli Bagdeşen Köyü Derneği daha öncede köyün alt yapısını ve köyün yanı başında bulunan Kinzo Kalesine bayrak direği yaptırmıştı.

Peynir altı suları

ŞİRAT çevre felaketine yol açıyor!..

Ardahan isimli bir köyü de olan Kuzey Kıbrıs’ta ki Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi (UKÜ) Mühendislik Fakültesi, Çevre Mühendisliği Programı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rana Kıdak, hellim ve diğer peynirlerin üretiminden meydana gelen peynir altı sularının büyük kısmının değerlendirilmeden veya arıtılmadan çevreye atıldığına dikkat çekti.

Ardahan’da 15 yıl Milletvekilliği yapan ve Ardahan-Et’i ailesine alan Ardahan eski milletvekili Saffet Kaya’nın  bir kaç gün önce ziyaret ettiği kaşarlıların ve hayvancılık bölgesi olan ve başta Göle’de olmak üzere bölgede üretilen Kaşar ve diğer peynirlerin Şirat olarak adlandırılan ve hassas bir doğal ortam olan ve koruma altına alınması önerilen lagünlere bu atıkların boşaltılmasının büyük bir çevre katliamı olduğunu kaydeden Kıdak, bu durumun sadece çevre katliamı yaratmadığını aynı zamanda da zengin içerikli potansiyel bir kaynağın boşa harcandığını anımsattı.

Prof. Dr. Kıdak, Haspolat Bölgesi’nde yer alan lagünlerin sulak alanlar olarak ekosisteminin önemli bir parçası olduklarını belirterek, “Ülkemizde bu alanlar özellikle flamingolar gibi göçmen kuşların konakladıkları ve biyoçeşitliliğin korunmasında büyük rol oynayan alanlardır” bilgisini paylaştı.

Haspolat lagünlerini özenle korumak yerine, yıllardır yüksek organik yük içeren (60000-80000 mg/L KOİ) peynir altı sularının bu bölgeye boşaltıldığının altını çizen Kıdak, “Günde yaklaşık 320 ton atığın bu alana taşındığı göz önüne alındığında tehlikenin büyüklüğü görülmektedir. Yüksek organik yük, anaerobik şartları beraberinde getirirken, koku, zararlı böcek/sinekler için üreme ortamı oluşturur ve bozulma sırasında oluşan maddeler insan ve diğer canlıların sağlığını olumsuz etkiler” şeklinde konuştu.

Kıdak, bu özellikteki suların evsel atık su arıtma tesislerinde arıtılmasının mümkün olmadığını söyleyerek, “Bu sular biyolojik arıtma sırasında sisteme zarar vererek arıtmayı engellerler” dedi.

Ülkede peynir altı sularından kısıtlı miktarda nor üretimi yapıldığına dikkat çeken Kıdak, “Ülkemizde peynir altı suyu tozu üretimi yapılmıyor. Dolayısı ile tüm dünyada olduğu gibi, bu atıkların değerlendirilmesi için fizibilitesi en yüksek yöntem olan biyogaz üretimi düşünülmelidir” ifadesi kullanıldı.

Kıdak, hem çevresel zararı durdurmak, hem de bu zengin kaynağı değerlendirmek üzere, yetkin kişilerin eliyle kurulup işletilecek en az bir biyogaz tesisinin acilen planlanıp devreye alınmasının önemli olduğunu dile getirerek, “Enerji konularında sıkıntı yaşayan Kuzey Kıbrıs için sürdürülebilir yöntemlerden mümkün olduğunca yararlanmak gereklidir” bilgisini paylaştı.

İLKAY ŞİMŞEK’TEN SERT UYARI:

“TERÖRSÜZ TÜRKİYE YASASI

MECLİSTEN GEÇSE MİLLETE TAKILIR”

DYP Genel Başkanı Cenk Küpeli ile birlikte yurt gezilerine çıkan Doğruyol Partisi Genel Yardımcısı İlkay Şimşek, “Terörsüz Türkiye diye terör örgütünün yöneticilerinin yol göstericiliğinde tanzim edilmiş bir kanun teklifi meclisten geçse bile, milletten geçemez, önce bizim cesedimizi çiğemek zorunda kalırlar” dedi.

Ardahanlı siyasetçi, Doğru Yol Partisi Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı İlkay Şimşek, iktidar ve ortaklarının ‘Terörsüz Türkiye’ adı altında yürüttüğü süreç kapsamında TBMM’ye sunulması beklenen kanun teklifine ilişkin sert uyarılarda bulundu.

İlkay Şimşek, “Terör örgütü yöneticilerinin ve meclisteki uzantılarının yol göstericiliğinde hazırlanmış bir kanun teklifi meclisten geçse bile, milletten geçemez, önce bizim cesedimizi çignemek zorunda kalırlar” dedi.

İlkay Şimşek, yaşanan gelişmelere dair şu açıklamada bulundu: “DYP olarak terörsüz Türkiye’yi elbette ki istiyoruz, ancak bunun yolu terör örgütü yöneticilerinin ve meclisteki uzantılarının yol göstericiliğinde hazırlanmış bir kanun teklifi ile mümkün olamaz, bu eşyanın tabiatına aykırıdır. Şimdi bu kanun teklifi meclis gündemine gelecek, orada herşey konuşulacak ve tartışılacak. Bunun mücadelesini mutlaka vermek gerekiyor ve biz bu mücadeleyi sonuna kadar vereceğiz. Mücadelemiz sonuna kadar ve sonu ne olursa olsun sürecektir. Bakın, ‘Abdullah Öcalan gelsin, bu kürsüde konuşsun, umut hakkından yararlansın’ demişlerdi, ama ne oraya gelebildi, ne umut hakkından yararlanabildi. Bunu millet önledi, muhalefet edenler önledi, karşı koyanlar önledi. Yetmedi, ona bir statü verilmesini istediler, ama veremediler, bunu da milletimiz, mahalefet edenler ve karşı koyanlar önledi. Şimdi yeni bir cumhuriyetten, sözde demokratik bir cumhuriyetten bahsediyorlar. Biz de milletimizle birlikte tekrar ediyoruz ki, cesedimizi çiğnemeden birlik ve beraberliğimize zarar verecek hiç bir yasayı Atatürk’ün bize armağan ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden geçiremezsiniz.”

BAŞTA ŞEHİT AİLELERİ VE MİLLETİMİZ BUNU KABUL ETMEZ

DYP Genel Başkan Yardımcısı İlkay Şimşek, başta şehit aileleri ve gaziler olmak üzere milletin bu yasayı kabul etmeyeceğini belirterek açıklamasını şöyle sürdürdü: “Doğru Yol Partisi olarak başından beri yolun doğru tarafındayız ve bu sürece hep temkinli yaklaştık, karşı durduk, çünkü gördük ki asıl mesele terörsüz Türkiye değil, emperyalizme boğun eğmektir. Türkiye’de hiç bir gücü ve etkinliği kalmamış bir örgütün Suriye’nin kuzeyine taşıması batılı emperyalistlere verilmiş sözün yerine getirilmesidir. Ayrıca bu yasa ile Türkiye’nin sözde refaha ulaşacağı, ekonomik kaynaklarının doğru biçimde kullanılacağı, terör yüzünden kaybedilen imkanların telafi edileceği filan iddia ediliyor, Türkiye böyle ihya olacaksa hiç olmasın, Türkiye’nin ihya olma yolu birlik ve beraberlik içinde üretmektir. Biz ülkemizin birlik ve bütünlüğünü savunmaya devam edeceğiz, Türkiye’nin üniter devlet yapısını savunmaya devam edeceğiz. Eğer onlara üniter devlet yapısından vazgeçilmesini temin edecek bir anayasa değişikliği sözü verildiyse, buna izin vermemiz asla mümkün değildir, eğer bebek katili ve avanesine af getireceklerse, buna izin vermemiz de asla mümkün değildir. Doğru Yol Partisi olarak şehit analarımızın gözyaşlarını unutmayız, şehitlerimizin hakkını, hukukunu, şehit eşlerinin, çocuklarının istikballerini de bunlara yedirmeyiz. Milletimiz terör örgütüyle masaya oturan yöneticileri de asla affetmeyecektir.”

ESPAŞ’ta Mobbing İddiaları Büyüyor!

Personel İsyan Noktasında..

Esenyurt Belediyesi iştiraki ESPAŞ A.Ş.’de Genel Müdür İbrahim Albayrak hakkında ortaya atılan mobbing iddiaları kurumda büyük rahatsızlık yarattı. Çalışanlar arasında konuşulan iddialara göre, göreve başladığı günden bu yana birçok personele baskı uyguladığı öne sürülen Albayrak’ın, “Hakkınızda tutanak tutarım” sözleriyle çalışanları tehdit ettiği iddia edildi.

İddialara göre son olarak çalışma düzeninde yapılan değişiklikle personelin haftada 6 gün çalıştırılacağı yönündeki uygulama çalışanların tepkisini daha da artırdı. Bu kararın personel üzerinde ciddi psikolojik baskı oluşturduğu ve çalışanların “yıldırılmaya çalışıldığı” öne sürüldü.

Çalışanlar Tepkili

Kurum içerisinde huzursuzluğun her geçen gün arttığı belirtilirken, bazı çalışanların yaşanan baskılar nedeniyle iş motivasyonlarını kaybettikleri ve psikolojik olarak yıprandıkları iddia ediliyor.

Personeller arasında konuşulan iddialara göre, çalışma koşullarının ağırlaştırılması ve disiplin tehdidinin sıkça gündeme getirilmesi nedeniyle birçok çalışanın büyük rahatsızlık duyduğu ifade ediliyor.

“Grev Kapıda” İddiası

İddiaların devam etmesi ve çalışma şartlarında iyileştirme yapılmaması halinde çalışanların toplu protesto düzenleyebileceği, hatta greve gitmeyi değerlendirdiği de öne sürülüyor.

Belediye yönetiminin yaşanan gelişmelere müdahale etmemesi halinde kurum içindeki krizin daha da büyüyebileceği konuşuluyor.

Gözler Belediye Yönetiminde

Kamuoyunda yankı uyandıran bu iddialarla ilgili Esenyurt Belediyesi ve ESPAŞ yönetiminin nasıl bir açıklama yapacağı merak konusu oldu.

DİĞER VİDEOLAR