Ben Bugün Kalbinin Derinliklerinde Kocaman Bir Sevgi Barındıran Bir Adamı İncittim. Özür Diliyorum.
Bazen insan başkasının duygusunu anlamakta gecikir.
Çünkü o an kendi duygusunun içindedir.
İlişkiler üzerine yazan, yıllardır insanlara birbirini anlamayı anlatan biri olarak bugün küçük ama önemli bir şeyi kabul etmek istiyorum: Her zaman aynı anda aynı yerden bakamayabiliyoruz.
Bazen karşımızdaki insan konuşurken biz onu sadece kelimeleriyle duyarız. Oysa duygular çoğu zaman kelimelerin arkasında saklıdır. Bir insanı gerçekten duymak için bazen kendi duygumuzun gürültüsünü biraz susturmamız gerekir.
Bir iletişimin içinde şunu fark ettim: Karşımdaki insanın duygusunu bir ilişki danışmanı gözüyle dinleyebilecek yerde değildim. Çünkü ben o an bambaşka bir duygunun içindeydim. İnsan bazen kendi duygusunun yoğunluğunda, karşısındaki kalbin sesini yeterince duyamayabiliyor.
Sonra durup düşündüm.
Ve şunu gördüm: Her iletişim aslında insana bir ayna tutar. O aynada yalnızca karşımızdakini değil, kendimizi de görürüz. O aynaya baktığımda şunu fark ettim; bazen biraz daha durmak, biraz daha dinlemek ve biraz daha anlamaya çalışmak gerekiyormuş.
Bugün şunu içtenlikle söylemek isterim: Duyguyu gördüm. Duydum. Ve anladım.
Her insan anlaşılmak ister. Anlaşılmadığını hissettiğinde kırılır. Bu çok insani bir duygudur.
İlişkiler üzerine yazarken sıkça söylediğim bir şey vardır: Anlaşılmak, haklı olmaktan daha değerlidir. Çünkü haklılık çoğu zaman mesafeyi büyütür; anlaşılmak ise insanları birbirine yaklaştırır.
Ben bugün kalbinin derinliklerinde kocaman bir sevgi taşıyan bir insanı incittiğimi fark ettim.
Ve bazen insanın söylemesi gereken en sade, en gerçek cümle şudur:
Özür diliyorum.