Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

casino siteleri deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler editorbet giriş

Fakir Yılmaz

HAYAT DEVAM EDİYOR İNATLAŞMA, PARDON İNŞAATLARDA!..

Türkçe, Kürtçe, Azerice, Lazca, Zazaca, Abazaca, Gürcüce, Ermenice, Terekemece, Türkmence ve daha nice ağıtların yakıldığı 105 yıl önce yeniden vatan toraklarına katılığının yıl dönümünün kutlanacağı 23 Şubat öncesi şu günlerde sizin de dikkatinizi çekiyor mu bilmem ama benim takıntı haline getirdiğim bir konuyu bir kez daha burada dile getirip, ‘Fakir bir gazeteci olarak elimden gelen bu..’ diyerek bir çok konuda olduğu gibi bu konuda vicdanen rahat olarak yastığa başımı koyayım diyorum.

Gerçi yok denen adaletin var olduğunu her açıklamaların da ‘Bu ülke de Adalet var. Hukuk var’ demeçleri ile ortaya koymaya çalışan bürokrat Adalet Bakanları ve yurttaşlara, deprem uzmanları ve saf gazeteciler, “Binalara girmeyin” çağrısı yaparken yüz yılın depremi denilen ve bir bölgeyi yerle yeksan eden Hatay’da adliyeyi al acele hizmete açan zihniyeti yeniden sallanan kentte yeni can kayıplarına neden olduğu bir ülkede ‘ne anlatsan, ne yazsan çok şey değişiyor mu?’ diye düşünmektense, ‘biz işimizi yapalım, gerisi Allah’a diyerek yazmaya ve anlatmaya devam etmek ayrı bir insanlık görevidir anlayışı ile bu konuyu bir kez daha ele almak ve dikkat çekmek isterim.

Evet,  bu pazar, bir kez daha saat: 15.00’da Ardahan’ı konuşacağımız ve gazeteci kızım Özlem Şeyma Yılmaz ile birlikte hazırlayıp, TEMPO TV’de canlı olarak sunduğumuz ‘Gazetecilerle Gündem’ adlı programımızın son konukları arasında bulunan Ardahanlı İş insanı, Erdem Keleç’in genç yaşına karşın ortaya koyduğu iş hayatı başarısına yeni işi olan turizm sektöründe yer alan 4 yıldızlı oteli görmek, hayırlı olsun dileklerimi iletmek için gittiğim İstanbul Ataşehir’e girerken başta Ankara’daki merkez bankasını İstanbul’a taşıyanların yaptırdığı yeni finans merkezinin devam eden ve bir tülü bitmeyen inşaatları olmak üzere bir aracın zor geçebildiği gökdelen ve yüksek katlı binaları, o binaların hemen yanı başında inşasına devam eden yapılardan bahsetmek istiyorum.

Ve tam bu yazıyı yazarken önce benim dikkat çektiğim ve daha önceki yani ‘9 ŞİDDETİNDEKİ DEPREME DAYANIKLI EV!..’ başlıklı yazımın fotoğrafı olan fotoğraf gibi bir resim daha sanalda önüme düşüyor.

Gerçi bugünkü yazıma da günün fotoğrafı olan bu fotoğrafı daha önce de yeğenim Elifle evine giderken görüp, çekmiş, videosu dahil görüntülerini whatsapp durumumda paylaşmış, yeni deprem ve can kayıpları ile 50 binden çok can kaybının yaşandığı depremler öncesi aynı fotoğrafla bu konuda yani deprem ülkesi ülkemde devam eden biz ve deprem uzmanlarıyla inatlaşmışcasına inşaat yapmaya inatlaşmaya bir çok yazımda dikkat çekmiştim.

Ancak son olarak Kahramanmaraş’ta tetiklenen, Hatay’ında içinde olduğu bir çok kenti yerle bir eden depremler ardından bu kez sanki yeniymiş gibi önce gittiğinizde kendinizi gecekondu köy, kent İstanbul Bağcılar’daki bina ardından da bir dönem Karslı sonra da Ardahanlı birinin başkanı olduğu İstanbul Esenyurt’ta ki ucube gökdelenin fotosu, her deprem yaşanıp, konuşulduğunda, ‘Buna nasıl izin verildi?’ şeklinde salakça sorularla sanalda paylaşılıyordu.

‘Ya kardeşim o bina ve senin şu an oturduğun bina dahil onca betondan tabutlar yapılırken izleyen sen değil miydin?’ sorusunu sorduran bu paylaşımdan önce ‘depremin birinci gündem olduğu ülkede inşaat sektöründe yeni beton tabutların hızla yapıldığını görmüyor musunuz?’ sorusuyla cevap buluyordu.

Bilmem ama ‘DEPREM GÖZYAŞLARI..’ başlıklı yazımda da bahsetmeye çalıştığım siyasilerin başta olmak üzere bu işin sorumluların döktükleri timsah gözyaşlarının ne kadar samimi olduğunu görmek için sıranın onda olduğu söylenen İstanbul’ başta E-5 denen yolda olmak üzere neredeyse yolların ortasında yapılan ve depremin tartışılmasına karşın hızla beton atıldığı inşaatları ‘Hele durun, bir daha gözden geçirelim bir bakalım ne kadar sağlam yapıyorsunuz?’ deyip en azından bu süreçte inşaatları durdurmayan zihniyetin ‘Ne yapalım kardeşim siz ölseniz de bizim hayat devam ediyor..’ dediğini görmek mümkün..

İnanmıyorsanız o görmeyen, duymayan, konuşmayan başınızı az sağa, sola çevirin de ‘Ben bu ölümlerden ne kadar sorumluyum?’ deyip, ‘orda kimse var mı’ bağırışmaları ardından defin edilmeyi bekleyenleri beklediğin depremi düşünerek, öyle uyu.. Uyu demekte salakça bir durum zaten..

Çünkü her konuda zaten uyuyan bir toplumun içinde yaşadığını hâlâ anlamayan ve ‘Unutma bizi halkım’ diyerek teselli arayan ‘biz uyumayanlar, uyuyamayanlar, uyutmayanlardır..’ bu ülkede ki asıl sorun..

Evet.. bu ve diğer buna benzer onca yazımı okuyan sizi bilmem ama Yapay Zekânın bu yazıma yorumu da aynen şöyle..

Yazar, Türkiye’deki yıkıcı deprem felaketlerine rağmen kontrolsüz yapılaşmanın ve inşaat hırsının hız kesmeden devam etmesini sert bir dille eleştirmektedir. Toplumun ve yetkililerin geçmiş acılardan ders çıkarmadığını vurgulayarak, İstanbul gibi riskli bölgelerde yükselen gökdelenlerin adeta “beton tabutlar” olduğunu savunmaktadır. Metinde, uzmanların uyarılarına rağmen inşaat faaliyetlerinin durdurulmaması, yönetimin ve halkın bu tehlikeli sürece karşı sergilediği duyarsızlık ve ihmalkârlık üzerinden sorgulanmaktadır. Gazeteci kimliğiyle vicdani bir sorumluluk üstlenen yazar, liyakatsiz kararların ve rant odaklı projelerin yeni can kayıplarına davetiye çıkardığına dikkat çekmektedir. Nihayetinde bu yazı, yaklaşan felaketler karşısında toplumsal bir uyanış çağrısı niteliği taşımaktadır.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER