Kürt Alevisi Kemal Kılıçdaroğlu’nun Andımız’ın kaldırılmasını desteklediğine ilişkin bir habere yaptığı yorumda “kripto kılıç artığı” ifadesini kullanarak Kılıçdaroğlu’na hakaret eden, sonrasında bu adi bakışa gelen tepkiler üzerine geçte olsa cahilliğini anlayıp, “Cehaletimi bağışlayın” diyen kıçı, kırık diye onca tepki üzerine çark eden Gazeteci Mine G. Kırıkkanat’ın ‘Kılçık’ lafı bana bir siyasinin o ünlü söylemini de hatırlattı.
Evet, adeta ’emekli bürokrasi derneği’ kurup, kendisin ziyarete gelenlerin emekli olduklarını yada işten atıldıklarını saklarcasına yani ’emekli’ veya ayrılan yada kendisi gibi ‘eski’ demeden ‘falan bey, filan hanım beni ziyaret etti, filan eteğimi öptü..’ dercesine paylaşımlarla adeta goy goy yapan Saffet Kaya’nın o kılçık demir yolu’ dediği yoldan da haber alamadığımızı bana hatırlatan kıçı olmazsa da Aktaş Gölüne gelmeye başlayan göçmen kuşları da soyadıyla bana ‘kılçık yolu’ hatırlatan kadın gazeteciyi oncası gibi bir kenara bırakıp, Gürcistan ve Ermenistan’a sınır Çıldır’a gitmek istiyorum.
Çünkü Gürcistan ve Ermenistan’a sınır, 2 gümrük kapısı olmasına rağmen kurulmayan sınır ticaret merkezi, olmayan gümrük müdürlüğü, akıl edilmeyen bir konsolosluğa rağmen bu iki ülke ve gümrük kapısında çok iş yapmışçasına Kuzey Kıbrıs’ı tanımayan, Posof’tan başlayıp, Nahiye, Belde değil, İlçe olmak isteyen ama bu yöndeki talebini, ‘Referandum istiyoruz’ diyen bir dilekçe ile anlatamayan, muhtar olamayan birinin başkanı olduğu derneğe üye olan muhtarları olan Kısır dağının boşa akan suyunu içme suyu şebekesine sokturamayan Hoçvan üzerinden geçirdiği gazı İsrail’e ulaştıran Azerbaycan ile ticaret için içi boş toplantılar yapan Ardahan Ticaret ve Sanayi odasının mevcut başkan ile yönetiminde bulunanların yeniden aday oldukları ATSO seçimlerini konu edeceğim bugünkü yazımda..
Çünkü, ‘Çıldır’ı olduğu gibi bölgenin kalkınması için önemli bir merkez olan Aktaş Gümrük Kapısının yanı sıra erimeye başlayan ve şu günlerde buzul kutbunu andıran, bir yakası beyaz buzlarla, diğer yakası içilecek temizlikte olan mas mavi suları ile göz kamaştıran, ama etrafında doğru dürüst bir turistik konaklama, restoran olmayan Çıldır gölünün yanı başında geçen ama üzerinde ne bir tren durağı, ne bir antrepo bulunmayan, demir ipekyolu denen Kars-Tiflis Bakü Demiryolu üzerine bir tren durağı, bir antrepo için çaba göstermesi gereken kurumun başında sizce hangi kurum geliyor?’ diye bir soru sormam gerekiyor..
Evet..
Seçimden seçime Çıldırlı, Ardahanlı, Posoflu, Hanaklı, Damallı kesilen ama ‘Bu gümrük kapısı, ülkedeki diğer onca gümrük kapısı gibi çalışmaz, çalıştırılmaz.. Niye ithalatta, ihracatta sıfır çeker?’ diyerek kapısının önünde ne bir açıklamalarını görmediklerimizin nerde geçtiğini bizzat gidip, görmediği Aktaş’tan, Ardahan’a uzanacak denen o Kılçık yol ne oldu?
Ve Aktaş Gümrük kapısının yanı başında geçen tren raylarının üzerinde bir fotoğrafına rastlamadıklarımızın, ‘Bu, 2 ülkeye komşu kentte biri Demir yolu olmak üzere, Hoçvan Hasköy’ kadar giren 3 rakamlı marketler gibi 3 gümrük kapısı olmasına rağmen, uluslar arası iki petrol ve doğalgaz boru hattı sınırları içinde geçmesine karşın bu kentte neden bir konsolosluk, bir gümrük müdürlüğü yok?’ diye sorup, akıl edemezlerken kısa adı ATSO olan ve bu kapılardan da birinci sorumlu olan kurumların başında gelen Ardahan ve Ticaret Sanayi Odası Başkanlık ve yönetimindekiler seçilmek için neden, ‘bizde, bende adayım’ derler..
Bilmem ama başta ATSO’nun mevcut başkanı olmak üzere ‘Bende ATSO’ya başkan yada yönetimi yani ‘ATSO’ya adayım’ diyenler 50 yıl boyunca kağıt üzerinde açık görünen ama gerçekte kapalı olan ama bizim yıllar önce Çıldır’a gidip, 9 köyü Kars tarafından son anda çalınan Çıldır’ın ilk gazetesi ‘Çıldır Gazetesi’ni çıkardığımız da bu rezil durumu fark edip, 3 yıl boyunca bu rezaleti gündemde tutup, resmen ve gerçekten açılmasına büyük katkı sunduğumuz Çıldır Aktaş Gümrük Kapısı için ne yapmıştırlar?
Ve bunlar, türkücü belediye başkanının da yediği ama parasını ödemediği ileri sürülen balıklardan yemek için Atalay’ın oraya giderken içtikleri beyaz suyun etkisiyle, ‘Çıldır gölü ağaçlanmalıdır’ derken bölgede ve Ardahan’da değil bir ağaçları bir fidanları bile olmayanların ‘Kılçık yol’ denen demir yolu gibi yıllardır yerine gelmeyen onca söz vaatlerinde öteye geçmediğini niye anlamazlarken ve her seçimden, seçime ‘Eye mende Çıldırlıyım..’ derken bir zamanlar eyalet olan, Aşıkşenliğin Çıldır’ı için, onun vilayeti Ardahan için ne yapmıştırlar?
Bilmiyorum ama sanırım küçük esnafı korumakla, bakkal esnafının hak, hukukunu savunmakla sorunlu ESOBB Başkan Vekilinin, ‘Gazeteci Fakir Yılmaz’ın yazdığı gibi değil, ben aslında Hoçvan’ı ilçe yapmak için 3 rakamlı marketi köye getirdim..’ dediği gibi 3 kez milletvekili olmasına rağmen ‘Bu kez kesin bakan olacağım, kılçık yolu getireceğim hele beni bir daha seçin..’ diyerek yıllarca yalan edip, oy isteyen, seçilen ama ‘Geçte olsa, beni bir hayli yorsa da Çıldır gölünün balıklarının en kılçıklısı olan sazan kılçığı misali tükürülüp, siyasetin çöpüne atıldı..’ dediğim birilerinin boğazında kalan O; ‘Kılçık yol’ gibi ‘ha bu ay ha gelecek ay yapılacak’ denen ama hala ilan edilmeyen Ardahan Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerinde bu soruları sorması gerekenleri başında gelen ben değil, seçimi bir türlü ilan edilmeyen ATSO seçiminde oy kullanacak olan ve Nahiye hatta köy olmayla yüz yüze kalan 2 bin 1 nüfuslu Çıldırlı esnaftır, tüccardır, iş insanıdır..

