Özellikle sığırların sinir sistemini etkileyen ölümcül bir hastalık olan ve insanlarda ise bu hastalık, COVİD olarak değil, varyant Creutzfeldt-Jakob hastalığı olan ve kısa adı CJD adıyla görülen ‘Deli Dana hastalığına bir ülke yakalanır mı?’ diye başta şu bizim 5 bin hayvanın ŞAP’tan telef olduğu, bu ekonomik krizde 5-6 milyon paranın çöp olup, açılan kuyulara gömüldüğü sırada ne iş yaptıkları çok sorulan ama cevap olarak vekaleten bakılan müdürlüğe Asalet verilen Ardahan İl Tarım Müdürlüğüne ve bu durum karşısında ses çıkarmayan Ardahan Veterinerler Odası ve metropollerde bir kez daha tanıtmaya, anlatmaya çalışacağımız diye bir kez daha yoluna çıktığımız Ardahanlılara sorsam cevap verebilir misiniz?
Bilmem ama başta sınırımızın hemen ötesine Irak’tan sonra Libya ve diğer onca Arap, Afrika ülkesi ardından ye iden Ortadoğu’da, bu kez de Suriye’de görünen ve görüldüğü yerde işbirlikçileri ile kara petrolü kırmızıya döndürdüğü, yer altı madenlerini yeşil dolarına çevirdiği, yer üstü kaynaklarını ise nazikçe ve parayla geride kalan diğer ülkelerin tüm doğal ve öz kaynaklarına el koymanın adı olan özelleştirme ortaklarıyla ile ele geçiren bir ülke düşünün..
Ve bu ülkenin unutulan mı, unutturulan mı bilmem ama hoca efendi iken bir an da feto olanın mezarının olduğu, kaşif adı altında bir işgalcinin yani Colombonun gidip, yerliler denen Kızılderililerin derilerini yüzdüğü Okyanus ötesinden kalkıp, diğer bir okyanusun içinde olan ülkeye attığı bomba ile övünüp, Hiroşima ile Nagazaki vakasını yaşatırken o bombayı yapmaya kalkar..
Ve deli dana hastalığında yakalanmış dediğim bu aynı ülke emrine girmeyenleri, meşruiyet tanımadıklarına önce yeşil dolarıyla, ‘bizimkiler’ dedikleri ile darbe yaptırır, döver..
Bunlar yetmez ve dediği olmazsa, dostum demeyi bırakır, ‘artık benim değilsin..’ der ve ‘İnsanlarına insan hakları vermiyor, Adaletli davranmıyor, demokrasiyi, seçme,, seçilmeyi tanımıyor..’ yetmezse ‘Atom bombası, kimyasal silah yapıyor..’ diyerek gözden çıkardıkları ülkeleri, insanları, liderleri kendisinden beter terörist ilan edip, milyonlarca insanın aç, susuz kalmasını umursamadan uyguladığı ambargolarla yönetimleriyle ülkeleri teslim alıp, insanlarının ‘Molla, Dikta, Tek Adam, Diktatör’ denen rejimlerine mahkûm bırakır..
Evet, deli danaya yakalanmış olan bu çok yıldızlı ülke, ülkemizin hemen sınırı başında bulunan Suriye’de olduğu gibi, Ortadoğu’da ki yavru ülkesi İsrail ile diğer bir petrol merkezi olan İran’ı uğraştırırken rakip gördüğü diğer bir ülkeyi, yani beyaz Ayılar diye adlandırılan Rusya’yı diğer başka bir ülkeyle, Ruslarla aynı köken olan Ukrayna ile savaşa sokup, teslim almasa da hareket edemez hale soktuğunu da söylersem, sanırım bu ülkenin hangi ülke olduğunu anlamış olursunuz..
Ve birilerinin sadece ‘Kahrolsun’ diyerek bir türlü kahredemeyip, er, geç, teslim olduğu deli danaya yakalanmış olan ve son olarak kendi kıtasında bulunan Venezuela’ya saldıran deli dana hastalığına yakalanan bir ülkeyi anlattığımı artık anlamışsınızdır..
Ve kendi çıkarları dışında kimseyi tanımayan bu kovboy edalı ülkenin, şu an bulunduğu Ortadoğu’da, ‘kafamın tasını attırayım..’ diyerek her an çekilebilirim..’ dediği Türkiye ile aşiretlikten sıyrılıp, bir türlü bir araya gelemeyen Kürtleri karşı karşıya getirmek için fırsat kolladığını da es geçmemek gerek..
Çünkü, ‘Ben barışın, birleşin dedim ama siz birleşmeyi, barışmayı değil, savaşmayı ayrılmayı tercih ettiniz… Aha çekiliyorum.. Ne yapacaksanız yapın bana ne?!..” diyerek yağdan kıl çekercesine İsrail ve silahlarına, teknolojisine ve yeşil dolarına kendisine mahkûm olan Avrupa kıtası ile birlikte BOB’u gerçekleştirme hesaplarından geciksede bir adım geri atmayan olduğunu da hatırlatarak bu ülkenin hangi ülke olduğunu artık anlayın derim..
İşte buraya kadar teşhisini koymaya çalıştığım Deli dana hastalığına yakalanmış olan bu ülkenin ‘yeniden İran’a saldıracak..’ diye beklenirken, aslında o işi İran’da ki muhalefete, demokrasi, insan hakları, adalet, hak, hukuktan kopuk, dini siyaseti için atom bombasından daha etkili kullanan Molla rejimden bıkmış olan insanların isyanına, iç karışıklığına, Afrika’da ki, Asya’da ki, Arap adasında ki gibi bir birlerini kırıp, tüketmeye bırakırken şu an bir başka petrol kaynayan ülkeyi kana boğuyor..
Ve deli danaya yakalanmış olan bu ülke toplam kanıtlanmış 303,3 milyar varil petrol ile dünyada 1. sırada olan bir petrol rezervine sahip olduğu söylenen Venezuela’ya bizzat saldırı başlattığı gibi bunu da bu ülkede bulunan iç destekçileriyle birlikte mevcut yönetimi yıkmaya hatta cumhurbaşkanını eşiyle birlikte kaçıran ama demokrasiyi çok seven değil, kendi çıkarlarına ters düşünülünce seslendiren bir ülke olduğunu söylersem yani yukarıda kısa özet ile anlattığım bu ülkeyi siz de tanır mısınız?
Bilmem ama sadece hayvanların değil, yakalandığı deli dana hastalığı sonucu hayvan güdüsüyle insanlığa saldıran bu ülkeyi özellikle ülkemize komşu Suriye’de bugün, yarın yada öbür gün atacağı adımlarını iyi takip edin derim..
Çünkü, birileri, ‘Sırada İran var..’ derken bunun bir yanıltma ve daha perdesi açılmamış olan ‘deli, deli..’ oyunu olduğunu düşünmekteyim..
Ve bu deli dana hastalığına yakalanan ülkenin, ‘Ey halkım; Allah’ın size vatan olmak üzere vaat ettiği Filistin diyarındaki şu kutsal topraklara girin ve O’nun yardımıyla orayı fethedin!’ emrini uyguladığını söyleyip, bölgeyi kana bulayanla birlikte hareket ettiğini, görüp, düşünenlerdenim..
Ve bunun Galata köprüsünde hazır kıtalarla toplanıp, beddua etmekle engellenemeyeceğini, bu deli dananın hasta salyasının bölgeye, ülkeye akması, bulaşmaması için tek ilacın demokrasi, hak, hukuk, eşitlik, adalet, güçlü bir genel af ve ‘Vatan-Millet-Sakarya’ demeden gerçek anlamda kardeşlikle güçlendirilecek olan iç kalenin surlarıyla engellenebileceğini düşünüp, söyleyenlerdenim..