Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

casino siteleri deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler editorbet giriş

Fakir Yılmaz

Doğu Ekspresi değil, Durak ve Antrepo Ardahan’a Gelsin…

Molla İran’ın, bir kez daha Amerika-İsrail ittifakı tarafından saldırıya uğrayıp, 50 yıldır hiç İran dışına çıkmayan lideri dâhil birçok üst düzey yetkilisinin adeta kuş vururcasına ikinci nokta vuruş ile imha edildiği haberlerini, geceden kalma uykusuzlukla sabah saatlerinde kadar takip ederken, günün ilk telefonu çalıyordu.

Ulusal TV Tempo TV’de canlı olarak 6 yıldır kesintisiz yayınladığımız ve sunuculuğunu yaptığım “Gazetecilerle Gündem” adlı program yetişme telaşıyla kahvaltımı yaptığım sırada, acı acı çalan telefonuma bakarken, arayanın Marmara Depremi’ni bizzat yaşadığım Kocaeli’ndeki bir meslektaşım Soner olduğunu görüyordum.

99 depremine kadar günlük gazetemiz “Siyah Beyaz Kocaeli” isimli gazetemizi çıkardığım 41 plakalı sanayi kentinden arayan meslektaşım Soner’e “Alo” demek için şarjda olan telefonuma uzandığımda, özelleştirme adı altında onca kamu malı arasında yer alan ve bugün Diyarbakır cezaevi gibi müzeye çevrilen kağıt fabrikası SEKA’nın bulunduğu sanayinin olduğu limanları Araplara satılan Kocaeli sahiline “Acaba füze falan mı düştü?” diye nedense panikleniyordum.

Ve çalan telefonu açıp “Merhaba Soner…” diyerek kendisiyle sohbete başladığımda, Soner’in benim gece yarısı yazıp www.kuzeyanadolugazetesi.com adlı haber siteme eklediğim ve ardından sanalda yeni yayın denememiz olan “Sanal Ardahan Radyo” aracılığıyla seslendirdiğim, Instagram’a, TikTok’a, Facebook’a ve YouTube’a eklediğim İran ile ilgili yazımı okuduğunu ve sohbet konumuza buradan gireceğimi düşünürken, sorduğu soru ve yaptığı öneri ile beni alıp 75 plakalı kentte, memleketim Ardahan’a götürüyordu.

Evet, Çin’den kalkan, Hindistan’a geçen, Afganistan ile savaşa giren Pakistan’ı aşan, Amerika’nın küçük ama Ortadoğu ve Arap dünyasını karıştırmak, işgal etmek için Mossad’ıyla etkisi ve esirliği altına aldığı ABD’nin bölge komutası olan İsrail ile birlikte saldırıp, gelini ile torunuyla birlikte liderini öldürdüğü İran’dan Türkiye’ye girip buradan Kafkaslara uzanan, eski adıyla İpek Yolu olan Kars-Tiflis-Ceyhan tren yolunun da olduğu hatta “Neler oluyor Fakir?” diye sormasını bekliyordum.

Ama sevgili meslektaşım Soner İran’ı değil; bir TV kanalının Ardahan’da olduğu ve canlı yayın aracı masrafı başta olmak üzere çok pahalı olan ama masrafı şov yapmak isteyen türkücülerin karşıladığını bildiğim bir program ekibiyle birlikte kadın-erkek futbol takımlarının parasızlıktan bir üst lige çıkamayan memleketimde olduğunu söylüyordu.

Ve Ardahan’ın türkücü başkanının da sanalda başlatılan ama yıllardır sanal ve sahte kalan sözde kampanya ile kalan o meşhur sözleri söylediğini, yani “Doğu Ekspresi’nin Ardahan’a gelmesini” istediğini belirttiğini, bölgeyi bilen benim bu konuda turizme hitap eden gazete ve dergilere bir yazı yazıp yazamayacağımı soruyordu.

Kendi kendime gülümseyerek dinlemeye devam ettiğim ve bir yandan da aynı gün kentin takımının önemli bir maçı varken türkücü başkanın TV keyfinde olan başkanın ne gibi türkü söyleyeceğini merak edip, karşımdaki TV kanalını da bahsedilen kanalı arıyordum.

Gülümsemenin nedeni ise bu konuda, yani Doğu Ekspresi konusunda onca yazı yazdığım, hatta bahsedilen yere eşimle birlikte gidip, kameramanlığın sevgili eşim Selmi Hanım’ın yaptığı telefon kamerasıyla orada trenlerin gelip geçtiği rayların üzerinde çekim yaptığımı ve benim oradaki feryadımı Soner’in de bu konuda anlattıklarımı, yazdıklarımı, yıllardır çırpınıp seslendirdiklerimi duymadığını, konuya uzak olduğunda belki de anlamadığını düşünüyordum.

Çünkü Soner gibi hiç orayı görmeyen, Çin’den kalkıp Kafkaslara kadar uzanan bu demiryolu hattının Ardahan’a kadar zaten geldiğini ama bu tür türkücü, şovcu siyasilerin beceriksizliği yüzünden yıllardır üzerinde bir durak ya da antrepo yapılmadığından, o da zaten Ardahan’a gelen bu tren yolundan bihaberdi.

Ve birilerinin masa başında yıkık dökük duvarlara yazılar yazıp “Doğu Ekspresi Ardahan’a gelsin…” derken, her gün trenlerin gelip geçtiği bu hatta durmayan trenlerin Ardahan sınırları içinde bulunan o hattan her gün, hem de Aktaş Gölü’nün unutturduğu Çıldır Gölü’nün yanı başında, Ermenistan sınır hattından gelip geçtiğini ve üzerinde “Ardahan” veya “Çıldır” adlı yazan bir tren durağı olmadığında öküzlerin izlediği gibi karikatürize bir durumun yaşandığını da anımsıyor ve o karikatüre değil, halimize acı acı gülüyordum.

Ve trenlerin her gün gelip geçtiği bu bölgeden bir tren durağı, bir antrepo olmadığından durmadan geçtiğini ve bölge halkı gibi bu siyasi türkücü şovcuların da o tren yoluna bir gün gidip görmediklerini ve bu hattın üzerinde siyasette, sanalda olsa bir fotoğraflarını, bir görüntülerini olmadığını kimsenin sormadığını da bir kez daha anlıyordum.

Ve Soner’in benden istediği bu yazıyı KTB’de olmazsa da, o durak, o antrepo gibi Ardahan’a bir havalimanı yapmayan, 35 yıldır aynı şefin olduğu şeflikle bölgedeki bölünmüş yolları bitiremeyen, Posof-Ulgar ve Şavşat-Sahara tünellerini açamayan ama “Ay’a bile yol yaptık” diye övünen Ulaştırma Bakanlığı’nın Maramrayı’nda yazıp, saat 15.00’te başlayan “Gazetecilerle Gündem” adlı yayınımızı canlı olarak sunduğumuz TV kanalına Tempo TV’ye doğru yol alıyordum.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER