Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

casino siteleri deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler editorbet giriş

Sevinç Akçetin

Evlilikte Anne–Baba Olmak

Bazı evlilikler vardır; dışarıdan bakıldığında kusursuz görünür.
Kavga yoktur. Düzen vardır. Ev işler. Hayat akar.
Herkes memnundur.
Ve bir gün aldatma haberi gelir.
O noktada herkes şaşırır:
“Nasıl olur? Hiç sorun yoktu.”
Oysa bazen sorun, tam da o “sorunsuzluk”tur.
Uzun süreli evliliklerde sıkça karşılaşılan bir dönüşüm vardır: Eşler farkında olmadan karı-koca olmaktan çıkıp anne-baba rolüne geçerler.
Kadın evin düzenini kurar, takip eder, planlar, hatırlatır, organize eder.
Erkek maddi güvenliği sağlar, çözüm üretir, yapısal yükü taşır.
Ev yürür.
Sistem işler.
Ama ilişki yavaş yavaş kimlik değiştirir.
Kadın “eş” olmaktan çok “anne” gibi hissedilir.
Erkek “eş” olmaktan çok “baba” gibi konumlanır.
Bu dönüşüm bilinçli değildir.
Kimse “ben artık anne olayım” demez.
Ama işlevler, zamanla role; roller de kimliğe dönüşür.
Ve burada görünmeyen bir kayıp başlar.
Çünkü erotik bağ, yetişkin-yetişkin alanında yaşar.
Anne-baba dinamiğinde değil.
Bir kadın eşini sürekli yönlendiren, hatırlatan, düzenleyen pozisyona geçtiğinde; karşısındaki erkek artık partner değil, sorumluluk alan biri haline gelir.
Bir erkek sadece sağlayıcı olduğunda; duygusal temas geri planda kalabilir.
Bu evliliklerde genellikle büyük tartışmalar olmaz.
Çünkü iki taraf da sistemi bozmak istemez.
Düzen korunur.
Çocuklar korunur.
Maddi güvenlik korunur.
Ama bir şey eksilir: canlılık.
Aldatma çoğu zaman “eşimi sevmiyorum” noktasında başlamaz.
Daha derin bir yerden başlar:
“Ben artık kendim gibi hissetmiyorum.”
Kadın dışarıda birinin yanında yeniden “kadın” gibi hissedebilir.
Erkek dışarıda birinin yanında yeniden “arzu edilen erkek” gibi hissedebilir.
Evde kimse kötü değildir.
Kimse yetersiz değildir.
Ama roller ağırlaşmıştır.


Anne rolündeki kadın arzu edilmek ister.
Baba rolündeki erkek görülmek ister.
Evlilikte güven arttıkça bazen mesafe azalır.
Mesafe azaldıkça merak da azalabilir.
Merak azalınca arzu düşer.
Ve insan, güvenli olduğu yerden kopamazken; canlılığı başka bir yerde aramaya başlayabilir.
Bu, aldatmayı meşrulaştırmaz.
Ama mekanizmayı anlamadan çözüm üretilemez.
Bir evliliğin sağlıklı kalabilmesi için iki şey birlikte var olmalıdır:
Güven ve farklılık.
Sadece güven varsa ilişki güvenli ama durağan olur.
Sadece tutku varsa ilişki canlı ama kırılgan olur.
Evlilik, düzenle arzunun birlikte yaşayabildiği bir denge alanıdır.
Bu denge kaybolduğunda ilk görünen şey genellikle sorun değildir.
Tam tersine huzurdur.
Ama o huzur, bazen konuşulmayan ihtiyaçların sessizliğidir.
İlişkilerde asıl soru şu olabilir:
“Evimiz işliyor mu?” değil,
“Biz hâlâ birbirimize eş miyiz?”
Çünkü anne-baba olmak, iyi bir sistem kurabilir.
Ama karı-koca olmak, canlı bir bağ ister.
Ve canlı bağ, sadece düzenle değil;
bilinçli temasla, eşitlikle ve yetişkin-yetişkin alanını koruyarak yaşar.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER