Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

casino siteleri deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler editorbet giriş

Fakir Yılmaz

İMAMLAR VURULURKEN İNEKLİ KÖYÜ DİNLEMEK..

Her zaman ki gibi geç saatlere kadar yorum ve haberleri yazıp, yattıktan kısa süre sonra ‘Kalk bugün bayram..’ dercesine üzerime atlayan Tatina adlı kedimiz beni yeniden uyandırırken, ‘bayramın ilk günü ne yazılır? diye düşünerek, yastığımın yanı başında bulunan telefona elim uzanıyordu.
Yorgun bir vücudun tembelliği ile uzanıp, günün ilk haberlerini dinlemek için xtvitin video kısmında youTube yönelip, bir yandan küçük değil, asıl ortağına ‘Enerji bölgelerine saldırma’ diyen diğer yandan ‘Bu gece muhteşem bir saldırı yapacağız’ diyerek İran’a savaş açan Trumplu Amerika’nın saldırısını yapıp yapmadığına bakarken usta meslektaşım Yılmaz Özdil’in İran’ı nasıl olup, mollanın eline teslim edildiğini anlatan videosunu dinliyordum.

Benim doğum yılım olan 1969 yılının Şubat ayında başlayan ve bugüne kadar devam eden Amerika’nın Ruslara karşı oluşturduğu yeşil kuşak sürecini anlatan Yılmaz Özdil’in o anlatımında, bugün kan, revan içinde olan Ortadoğu’nun adı verilen ODTÜ’lü öğrencilerin ‘önce 6. filoya sonra tüm kapitalizme karşı direnişlerin başını çeken devrimci öğrencilerden olan ve Deniz Gezmişle birlikte asılan ODTÜ’nün fizik öğrencisi Yusuf Aslan – İktisadi fakültesi öğrencisi Hüseyin İnan ve Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’ın kapatılmasını istediği Kürecik Radar Üssü’nün bulunduğu Nurhak dağına çıktığı sırada İnekli köyün muhtarı tarafından ihbar edildiği jandarma ile çatışmada öldürülen 3 dil bilen Sinan Cemgil’i anlatıyordu.

Ben ise İranlı imamların pardon mollaların kuş misali nasıl olup tek tek vurulduğunu düşünüp, İnekli köyünün o bilerek mi bilmeden mi Amerika’ya çalışıp, orda bulunan radarı protesto etmek için tepeye doğru yürüyen gençleri öldürten ihbarcı muhtarını değil, 11. yüzyılda Hasan Sabbah tarafından kurulan, İran mollaların da içinde olduğu Şiiliğin İsmailiyye koluna bağlı, Alamut Kalesi merkezli gizli bir siyasi ve dini örgüt olan ve Moğol komutanı, Cengiz Han’ın torunu ve Mengü Han’ın kardeşi olan Hülâgû Han’dır. Hülâgû, Alamut Kalesine gömdüğü söylenen Haşhaşilerin ölmediğini ve yaşadıklarını düşünüyordum..
Gerçi, Haşhaşilerin yaşadığını daha önce yani başta İmamoğlu olmak üzere partisinin onca belediye başkanının tutuklanmasına, genel başkanlığını yaptığı partisine yönelik baskıları uzaktan sessizce ve bir şey demeden izlediği gibi bugünlerde sesi, soluğu çıkmayan Kılıçdaroğlu’nun kontrollü dediği o dönemin başbakanı, bugünkü AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’da, 17-25 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonu sonrasında yaşananlar nedeniyle başta eski savcı, yeni adalet bakanının başına geçtiği yargı kurumunu ve savcıları eleştirirken, “Acırsanız acınacak hale gelirsiniz.” Nasıl bir kokuşmuşluksa bu ortaya çıkacak. Ancak bu bünye kendisini sinsi virüslere teslim edecek kadar zayıf değil. Haşhaşiler denilen gizli örgütün devlet bünyesini nasıl esir almaya çalıştığını Büyük Selçuklu’da gördük. Önümüzdeki mesele kuvvetler ayrılığına ya da yargı bağımsızlığına ilişkin bir mesele değildir. Mesele yargının bir örgüt tarafından adeta teslim alınarak tarafsızlığını yitirme meselesidir.’ ‘Haşhaşiler’ diyerek yaşadıklarını ima etmişti.
11. yüzyılda Hasan Sabbah tarafından kurulan, Şiiliğin İsmailiyye koluna bağlı, Alamut Kalesi merkezli gizli bir siyasi ve dini örgütten çok ajan örgütü olarak ülke yöneticilerinin dibine kadar giren Haşhaşilerin bugünde İran’da kuş misali Mossadlı İsrailce tek tek öldürülen İranlı mollaların aralarında olduğu artık gizlenemeyecek bir durumda olduğunu da görmekteyiz.

Tabi bu arada Irak ve Suriye’den sonra ‘İran’da savaş var, bizim askeri birliklerimiz, istihbaratımız, teknolojimiz, silahlarımız ne durumda?’  diye sorulup merak edildiği bir zamanda bende gece boyu yazdığım haberlerin arasında bulunan iki haberin etkisinde kalıp, üstteki satırların aşağıdaki haberlerimdeki rolünü de düşünüyordum.
Çünkü insanların önce dışarıda, sınır ötesinde Irak, sonra Suriye 17-25 Aralık Yolsuzluk Operasyonu, Gezi, benim ilaç sektörünün dalaveresi deyip, aşı yaptırmadığım ve ağır bir gribal olay olduğunu daha ilk günde bir canlı yayın röportajında söyleyip, inanmadığım Pandemi, Balyoz, Çekiç, KCK denen ve son olarak İmamoğlu’nun yanı sıra onca seçilmişin, aydının, gazetecinin tutuklanmasıyla devam eden onca operasyonlar, kayıp olduğu söylenen 128 Milyon dolarlar kısacası onca olaylar bahane edilip, bir türlü düzelmeyen ekonomide orta direğin ötesine geçip, zayıflama rekoru kırdığı bir ülkede “İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa” kampanyası başlatan sağlık bakanı yıllardır bir tünel bekleyen Sahara’yı Helikopter ile Karadeniz yakasında aşıp, geldiği Ardahan’da yere inmek için pist aramasını pas geçilemez bir durum olmasıydı..


Evet, geldiği Ardahan’da kalp anjiyo merkezini açacağı sanılan ancak ‘Anjiyo merkezini bitremediysen de biz de sana idarecilerinin dairelendirdiğin Özel İdarenin lojmanları inşaatını çok özel şartlarla verelim’ diye ödüllendiren müteahhit firmanın beceriksizliğinden dolayı bitmediği anlaşılan Anjiyo merkezini açmadan geri dönen Sağlık Bakanının, Posof Ulgar tüneli gibi tünel bekleyen Sahara dağını helikopter ile aşıp, geldiği Ardahan’da kendi bünyesinde bulunan ve yapıldığından bu yana doğru dürüst kullanılamayan hastanenin Ambulans Helikopter sahasına inemediği gibi dünyanın savaşta olduğu bir zamanda, ‘hazırlar mı?’ diye merak edilen Askeri birliklerinden olan 25 Mekanize Piyade Tugayının helikopter alanına yöneldiği ancak nedense buraya da inemeyip, sonrasında doğal çim değil, saten hali sahalı futbol sahasına inmek zorunda kalan Sağlık Bakanı ile ilgili haberimi ve şu bir çok köyünde imam olmadan ramazanı geride bırakan bizim Ardahanlı imamlarla ilgili haberleri ve ‘Barışın kardeşliği yeşerten birliktelikle nice bayramlar..’ denen, Ay’a yol yaptırdıysakta, türkücü belediye başkanının, adalet bakanını pahalı özel yatına binmek için yine İl dışında olurken bende, ‘Ardahan yollarında güller açtıramadık..’ diye türküler çalınan ülkemin halini anlatmaya çalıştığım bu köşemde de vermek isterim.
Çünkü, bol ‘Al/Yapıştır’ hazır bayram mesajları eşliğinde ele aldığım günün ‘İmamlı, İnekli’ başlığını alan yukarıda yazımın ne anlatmak istediğini aşağıdaki haberler anlatır gibiydi..
Evet, 86 milyonluk ülkede yarısı spor, magazin, at yarışı olmak üzere ancak 100 bin günlük gazetenin ancak satıldığı, bir haber dergisinin kalmadığı, Ardahan’daki gazetelerin ‘bayram tatili’ denerek iki gün çıkmayacağını duyduğum ama herkesin telefon ekranlarını okşayarak göz ucuyla haber okuyup, gelen hazır kutlamaları kabul ettiği bayramın birinci günü ele aldığım 1 köşe yazısı ile o 3 haberimiz..

SAĞLIK BAKANI HELİKOPTERİ KENDİ SAHASINA DEĞİL, ASKERİ ALANA İNDİ!
Yıllardır açıldı, açılacak denen Kalp Anjiyo merkezini açacağı söylenen Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu tünel bekleyen Sahara dağını araçla aşamayınca helikopter ile geldiği Ardahan’da kendisine bağlı hastanenin Ambulans Helikopter sahasına değil, önce Askeri alana buraya da inemeyince şehir sahasına inmek zorun da kaldı.
Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Ardahan programları kapsamında Valiliği ziyaret ettikten sonra tamamlanmadığı ileri sürülen Kalp Anjiyo Merkezi bitmediği için açamadan, inceleyip, Ardahan’dan ayrıldı.

HOCA EFENDİ DURDUĞUN MERKEZ DOĞRU MU?
Ardahan Valisinin insanların kaymaması için Özel İdareye emir edip, kapısına mavi hali döşettiği Ardahan Merkez camisinde imamlık yapan imamın katıldığı cenaze töreninde,cemaatten helallik isterken hayata göz yuman cenazeyi arkasına alması, ‘İmam, cenaze namazı sonrası helallik isterken kıbleye karşı, cemaate dönük, vakur, mütevazı ve saygılı bir duruş sergilemelidir. Genellikle musalla taşının arkasında (tabutu önüne alarak)  veya minber/mihrap önünde, elleri yanlarında veya hafif bağlı şekilde, samimi bir ses tonuyla cemaati selamlayarak helallik talebini iletir.’ ilkesine uymadığı gerekesiyle Hoca efendi durduğun merkez doğru mu?’ tartışma konusu oldu.
İmamlara yönelik gelen asıllı, asılsız ihbarlara karşı duyarlı olduğu ancak bu durumu adeta mobing  durumuna sokup, başta imamlara olmak üzere müftülük çalışanlarına baskı konuma soktuğu ileri sürülen Ardahan İl Müftülüğünde görevli imamın ‘Helallik alınacağı zaman, imam tabutu ve cenazeyi önüne alır, bu merhuma haklarınızı helal ediyor musunuz diye sorar’ cenaze merasimiyle ilgili kurallara uymadığını belirtilerek, sanal ortanda tartışma konusu oldu. Müftü yardımcısının imam eşinin de görev yaptığı camiye namaz saatlerinde doğru dürüst uyup, gelmediği de iddia edilen Ardahan’da merkez köylerinden birinde çekilen ve sanalda paylaşılan bu fotoğrafla ilgili yaşanan bu tartışmaya cevap verip, vermeyeceği de merak edildi.


PARAYI İMAM ALIYOR, GÖREVİNİ MÜEZZIN YAPIYOR..
Ardahan İl Müftüsü Yeni Mahalle TOKİ camii imamı (il müftü yardımcısının kocası) ramazan bayram namazını kıldırmadan, izine ayrılıp Balıkesir e tatile gitmesi cami cemaatinin tepkisine neden oldu.
Alınan bilgilere göre Bayram sabahı erkenden namaz kılmak için camiye giden cemaat, hocanın izinli olduğunu öğrenince büyük bir şaşkınlık yaşadı. Yılda iki kez dini bayram olmasına rağmen hocanın görevinin başında olmaması cemaat arasında mırıldanmalara neden olurken hocanın yerine Mikail Efendi Camii Müezzini görevlendirildiği de öğrenilen Ardahan’da yaşanan  bu duruma ‘parayı imam efendi alırken, görevi müezzin yapıyor..’ diyerek tepki koyan cemaat, ‘İl Müftülüğünün zaten imam sıkıntısı yaşanan Ardahan’daki camiler tutuklu ve hükümlülerce temizlenip, Müezzinlerce namaz kıldırıyorsa yüksek maaş alan imamları neden çalıştırır..’ diye soramadan edemediler.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER