Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

casino siteleri deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler editorbet giriş

Fakir Yılmaz

KÜFÜR ETTİĞİN AMERİKA’NIN HELEKOPTERİNDE ÖLMEK OLUR MU?!.. -2

Bugün saat: 15.00’da, bir Atom mühendisinin dine bakışını konuşacağımız ulusal tv TEMPO TV’de ki GAZETECİLERLE GÜNDEM adlı canlı yayında da dünyada yaşananları özetleyeceğimi belirterek, yazmaya başladığım yazıma konu olan İran ile ilgili bugüne kadar neler yazdığıma bakmak için 36 yıllık gazetecilik arşivimin kapısını aralayıp, içine giriyordum.

Çünkü Irak, Libya, Suriye’den sonra sıranın ona geldiği söylenen İran’ın yeniden Amerika ve İsrail’in saldırısına uğramasıyla hızla değişen gündemi takip etmekle yıllardır yazdıklarımızı bir kez daha hatırlarken rahmetli babamın İran ile ilgili anlattığı ve İran molla rejiminin neden yıllardır ayakta kaldığını anlattığı o kısa ama ilginç, bir o kadar gerçek meseleyi ‘Şu bizim neft işi ne olacak?’ başlığı ile yazacağım yazıyı ve son yaşananları, Tempo TV’de canlı olarak yayınlanan, ‘Gazetecilerle Gündem’ adlı programımdan sonra siz okarlarıma bir sonraki yazımda anlatmak istiyordum.

Evet, bugün Türk Silahlı Kuvvetleri Amerika Birleşik Devletleri Hava Kuvvetleri NATO’nun önemli bir üssü olan İncirlik Hava Üssüne ilişkin görüntüleri canlı yayınlanması üzerine gazetecilere resen soruşturma başlatıldığını da öğrendiğimiz ülkemizle uzun bir sınır hattı bulunan ve Irak ile Suriye’de denildiği gibi bu kez de  ‘Molla İran’a Özgürlük’ denerek ikici kez saldıran ve birinci saldırıdan daha ağır bir darbe yiyen İran ile ilgili yeni bir yazı yazmaya hazırlanırken beklenen o haber geliyordu.

Ve ülkemize komşu olan İran’ın en büyük lideri, dini lideri Hamaney’i ile kızı, damadı, torunu, gelini ve başdanışmanı ile birlikte yok ettiğini böbürlenerek medya ve basına servis eden Amerika-İsrail ittifakının cirit attığı Ortadoğu’yu tv ve internet sayfalarında izlerken yıllar önce bir yazımda kullandığım bir fotoğrafı ve o yazıyı da arşivimde arıyordum. Bu arada son dakika haberlere baktığımda, Amerika’nın Venezuela’da ki gibi olmazsa da öldürülen Hamaney’inin yerine de sanki yeni bir lideri de hazırlandığını hatta Hamaney’in yerine şimdiden oturttuğunu da anlıyor gibiydim..

Buna neden ise; Bugün, bu dakikalarda yaşananlara baktığımızda yıllar önceki O fotoğrafa ki Humeyni’nin Fransa’da, bir Fransız havayolu şirketi olan Air France uçağına bindirilip, İran’a, bugünkü rejimi yerleştirdiği günü anlatıyor gibiydi.. Yani Venezulya’da ki gibi İran’da da ‘seni aldım, seni getirdim..’ deniyor gibiydi..

Evet, o fotoğrafı ve yazımı ararken 29. yıl dönümü anılıp, kınanan 28 Şubat’ın konuşulacağı yeni bir Şubat ayının son gününde yeniden saldırıya uğrayan aynı İran’a yine bir Şubat gününde inen Humeyni rejimin başladığı 1979 tarihli fotoğrafını da googel babanın sayesinde buluyor, bu fotoğraf ile birlikte yazdığı ama bulamadığım o yazımda Humeyni’ye benzettiğim Feto ve cemaati ile ilgili bir yazı olduğunu bildiğim yazımı bir türlü bulamıyor ama az çok ne yazdığımı hatırlıyordum.

Ve o yazıyı arşivimde aramaya devam ederken daha yeni, yani 2 yıl önce bir Mayıs gününde yaşanan bir olay ardından ‘KÜFÜR ETTİĞİN AMERİKA’NIN HELEKOPTERİNDE ÖLMEK OLUR MU?!..’ başlığıyla ele aldığım yazıma da rastlayıp, yeniden okurken aslında o bulmadığım yazımı azda olsa özetleyen fikirlerimi aşağıda yeniden yayınladığım iki yıl önceki yazımda yazdığımı da bir kez daha anlıyordum.
Evet, yenilerinin yapılmaması için imzaların ya atılmadığı ve yada geç imzalar dolaysıyla geciktiği ülkemizde ki metrolarda yürüyen merdivenlerin bile Fransa’nın, İngiliz’in, Amerika’nın teknolojisi ile dünyanın döndüğünün de unutanların çok olduğunu da görüyordum.

Buna neden ise; şu an bu yazıyı yazdığım bilgisayarın kılıfı çantası hariç, dünyada ki teknolojinin yanında parasını verdiğimiz halde bize vermediği F-35 ve Kaan uçaklarının, Togg arabasının motorlarını alamadığımız uçaklar gibi savaş araçlarının sahipler olana jandarmaları besledikleri İsrail ile birlikte kısa süre içinde 2. kez yeniden saldırdığı İran’ı anlatmadan önce iki yıl önce ele adlığım yazımı bir kez daha yayınlayıp, bulmadığım o yazım gibi aşağıda bir kez daha yayınlamayı daha mantıklı gördüğüm yazımın bugün yaşananlarla ilgili çok şeyi anlattığını düşünüyorum..
Evet, Irak ve Suriye gibi yıllarca Kürtleri tanımayan, ülkesinde yaşayan halklara insan haklarını vermeye, Adaletli olmayan Molla İran yazısı için iki yıl önce ele aldığım O daha hafızalarda olan olaya ve  Molla İran’a bakışımı anlatan ‘KÜFÜR ETTİĞİN AMERİKA’NIN HELEKOPTERİNDE ÖLMEK OLUR MU?!.. -2’ yazım..


KÜFÜR ETTİĞİN AMERİKA’NIN HELEKOPTERİNDE ÖLMEK OLUR MU?!.. -2
Buna neden ise daha bir kaç hafta önce İsrail’e insansız hava araçları gönderip, alan Kadınların yanı sıra Kürtlerin ve Azeri kökenli insanlarının yanı sıra dünyanın büyük bölümünün yönetim anlayışından rahatsız olduğu Mollaların yönettiği İran’ın cumhurbaşkanının, dışişleri bakanının ve diğer bir iki önemli isimin Muhsin Yazıcıoğlu’nun hayatını kayıp ettiği gibi bir helikopterin düşmesi ardından hayatlarını kayıp ettikleri yönünde ki haberlerdi.
Evet, Hamas’ın İsrail’e attığı füzeler arından bölgeyi yeniden kana boyamasına neden olduğu füzelerin, silahların ana kaynağı bir ülke olarak suçlanan ve daha bir kaç hafta önce dronlarını İsrail’e göndermesiyle bir anda tüm bölgeyi olduğu gibi dünyayı endişelendiren ama ne olduysa bir anda sanki hiç bir şey olmamış gibi gündemde düşen İran’ın Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanı ile önemli yetkililerinin gittikleri baraj açılışında dönüşe geçerken bindikleri helikopterlerinin düşmesi sonucu hayatlarını kayıp ettikleri haberleriyle haftanın ilk gününe sarsılarak uyanıyorduk.
Bingöl Dağları’nın Erzurum il sınırları içinde kalan kuzey yamaçlarından doğan ve memleketim Ardahan’ında olduğu bölgeye hayat veren ve nice acılara şahit olmuş Aras Nehri’nin geçtiği alana yapılan barajın açılışına giden ve bu aralar araları düzelmeye başlanan Azerbaycan’ın Cumhurbaşkanı Aliyev ile birlikte iki ülke sınırında bulunan İstanbul Üsküdar’daki kule ile aynı ismi taşıyan Kız Kalesi ve Hudaferin barajlarının açılışını yapan İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi açılış töreni sonrası dönüşte bindiği Amerika yapımı helikopterin bilinmeyen bir neden ile düşmesi sonucu kendisiyle birlikte olanlarla hayata veda etmişti.


Başta bir türlü bitirip, sonuçlandıramadığı Atom Bombası yapımı olmak üzere uygulamada olan molla yönetimi anlayışı dolaysıyla başta Amerika olmak üzere dünya tarafından yıllardır Ambargo altına alınan altı petrol kaynamasına rağmen insanları yoksulluktan kıvranan İran’ın insansız hava araçları olmak üzere birçok konuda çok güçlü olmadığını da ortaya çıkaran bu haftanın ilk önemli haberinin diğer bir önemli yönü de yöneticilerinin iç politikada sıkıştığında küfür ettiği Amerika’ya ait bir helikopterde cumhurbaşkanını kayıp etmesiydi.
Evet, Erzincan İliç’te toprak altında kalan insanları hala bulmayan mevcut iktidarımızın çok övündüğü ve seçim malzemesi bile yaptığı ve benimde bu olayın hemen ardından kısa sürede ortaya koyduğu başarısıyla ‘bravo’ dediğim Akıncı İHA’nın hayatını kayıp eden İran Cumhurbaşkanını taşıyan helikopterin yerini bulduğu haberlerinin de bol bol pompalandığı ve bu önemli olayı gölgede bıraktığı saatlerde ele aldığım bu yazımı yazarken yazıma en uygun başlığın, ‘Küfür ettiğin Amerika’nın Helikopterin de ölmek olur mu?’ idi.
Evet, bu talihsiz ölüme bir insan olarak üzülürken ‘Küfür ettiğin Amerika’nın Helikopterin de ölmek olur mu?’ sormakta gerekir..
Çünkü dün demediğini bırakmadığın, düşman olarak ilan ettiğin bir devletin teknolojisiyle havalanan bir araçta ölmek yaşanan ölümlerden daha ağır sanırım..
Bilmem ama hala helikopterini kullandığın ortaya çıkan küfür ettiğin Amerika’ya ve senin yönetim anlayışına karşı çıkan, ‘bizi de dinle, insan haklarına, hakka, hukuka saygı göster’ diyenleri hain ilan etmekle geride ne bıraktığını da sormakta gerekir rahmetliye..

Ve hala neden düştüğü belli olamayan, yabancı ülke menşeli benzer bir helikopterde ölen Muhsin Yazıcıoğlu gibi bir sonla karşılaşan rahmetinin başında olduğu İran’ın ve senin geride bıraktıklarının muhtaç olduğu, açılışını birlikte yaptığın Türkiye’den gelen Aras Nehrinin suyunun biriktiği barajları birlikte açtığın komşu cumhurbaşkanının babadan kalma makamda oturup, gitmese de, eşini kendisine yardımcı etse de aynı bölgede ülkene sınır komşun olduğunu keşke ölmeden anlayabilseydi..
Ve milyonlarca Azeri Türk soydaşının ülkende yaşadığı Azerbaycan cumhurbaşkanına endişeli gözlerle son olarak bakarken şimdi sağ olmasan da kendi helikopterinde değil, küfür ettiğin Amerika menşeli helikopterin de ölen seni en kısa sürede bulan Türkiye ile sinir değil, sınır kardeşi olduğunu unutmaktansa, milyonlarca Kürdü, Azeri Türkü ve kendi insanını, kadınını ezmektense o insanları ve kendini yaşatmak daha iyi değimliydi ey rahmetli olan cumhurbaşkanı..

Evet..

Bu ve diğer buna benzer onca yazımı okuyan sizi bilmem ama Yapay Zekânın bu yazıma yorumu da aynen şöyle..

Bu metin, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin Amerikan yapımı bir helikopterin düşmesi sonucu hayatını kaybetmesini odağına alarak, İran rejiminin siyasi çelişkilerini eleştirel bir dille analiz etmektedir. Yazar, Tahran yönetiminin bir yandan Amerika Birleşik Devletleri’ne karşı sert bir ideolojik düşmanlık beslerken, diğer yandan düşman ilan ettiği ülkenin teknolojisine bağımlı kalmasını trajik bir tutarsızlık olarak nitelendirir. Yazıda, bölgedeki jeopolitik güç dengeleri, insan hakları ihlalleri ve geçmişteki benzer hava kazaları hatırlatılarak, teknolojik bağımsızlık olmadan yürütülen dış politikaların zayıflığına dikkat çekilir. Ayrıca, kaza sonrası arama çalışmalarında Türkiye’nin sağladığı teknolojik desteğin önemi vurgulanırken, Orta Doğu’daki otoriter yapıların halk üzerindeki baskıcı tutumu sorgulanmaktadır. Sonuç olarak kaynak, Molla rejiminin kendi halkıyla ve dünyayla olan sancılı ilişkisini kişisel bir gazetecilik arşivi üzerinden derinlemesine değerlendirmektedir.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER