Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

casino siteleri deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler editorbet giriş

YALÇIN TURA

Nazım Hikmet’i anmak istiyordum, ama

14 Ocak 1901’de doğdu. Ülkesini ve halkını her zaman sevdi, devletin hiçbir şeyini talan etmedi, çalmadı, karıncayı bile incitmedi. Sadece eşitlik istediği için düşüncelerinden dolayı 10 yıldan fazla hapis yattı ve öldürüleceği endişesiyle ülkesinden ayrılmak zorunda kaldı. Bütün ilerici yazarlar gibi polisle ve o devrin yöneticileri başı derde girdi.

Sevgilisi ile Gülhane Parkı’nda buluşacaktı, olmadı. Polis sevgilisinden önce gelmiş parkta konuşlanmıştı. Korunmak için bir ceviz ağacına tırmandı ve BEN BİR CEVİZ AĞACIYIM GÜLHANE PARKINDA / NE SEN BUNUN FARKINDASIN NE DE POLİS FARKINDA diye seslendi.

Türk şiirinin en önemli isimlerinden biri oldu. Eserleri kırk beş dile çevrildi. Kendi ülkesinde uzun yıllar yasaklandı, okullara sokulmadı… hala da sokulmuor. Memleketine hasret öldü. Moskova’da sık sık yürüdüğü ve şiirlerine konu olan bir karlı ormandaki mezarlıkta, dünyaca ünlü şairler, yazarlar ve devlet adamları ile birlikte ışıklar içinde uyumaktadır.

Doğum günün kutlu olsun vatan özlemi ile ölen dünyanın en büyük şairi NAZIM.
Coğrafya kaderdir diyorlar ya, bu gerçekten çok önemli bir söz. Örneğin bizim coğrafyamızda sol görüşlü insanların kaderi, sağ görüşlü yobaz yöneticiler tarafından çok iğrenç bir şekilde çiziliyor. Ya hapislerde ya zindanlarda pırıl pırıl zeki insanlar harcanarak en verimli yıllarını tüketiyorlar.

Hak ettikleri emeklerinin karşılığını alamadan, çalıştıkları basit işlerde geçiyor hayatları. Buna karşın çok sayıda yeteneksiz ve niteliksiz kimseler hak etmedikleri koltuklara kuruluyor ve kendi halkına zulüm ederek kabadayılık yapıyorlar. Bulundukları makama layık olmadıkları için yaptıkları işlerde zararla sonuçlanıyor ve zarar halkın sırtına yükleniyor.

Bodrum kalesini ziyaret edenler bilir, orada korkunç bir zindan var. Kayaya oyulmuş dar ve derin bir çukura insanlar sokularak bir insanın öteye beriye kolay dönemeyeceği yatay dar deliklere teker teker yerleştiriliyor ve üzerleri demir ızgarayla kapatılıyor.

Herhalde gözdağı olsun diye de inleme ve ağlama sesleri koymuşlar. Hala bu şekilde devam ediyor mu bilmiyorum. Yıllar önce böyleydi. Bodrum Kalesi, 1406-1522 yılları arasında Saint Jean Şövalyeleri tarafından yapılmış, Rodos adası 1522 yılında Türkler tarafından alınmış ve şövalyeler Bodrum ve çevresini 5 Ocak 1523’de terk etmişlerdir. Savunma amacınının dışında hastalara bakım yeri olarak da kullanılmıştır. 1895’den itibaren hapishane olarak kullanılmaya başlanmıştır. I. Dünya Savaşında bombalanmış ve yarı yıkık hale gelmiştir.
Kalesi, 19’uncu yüzyıl sonunda hapishane olarak kullanılmaya başlanmıştır. Tanınmış yazarlar kalebent ünvanı ile Sürgüne gönderilmiş ve Cevat Şakir kabaağaçlı, namıdiğer Halikarnas Balıkçısı gibi tanınmış yazarlar Bodrum’un simasını değiştirmiştir.

Sürgüne gönderme kültürü şekil değiştirerek devam etmiş günümüzde ev hapsi ayağına kelepçe takma yurt dışı yasağı gibi adlarla geçerliliğini sürdürmüştür öte yandan ülkemizde Çeteler yabancı çizgi film karakterlerinin adlarını alarak ve hatta birçok ilde şube açar gibi örgütlenerek yaşamlarını sürdürmektedirler.

işin ilginç yanı çete liderlerinin bakanlık düzeyindeki siyasetçileriyle çok sayıda fotoğraflarının yayınlanmış olması ilginç değil mi? Gündemin ağırlığı ve iğrençliği bazen insanın söylemek istediği sözleri bir kenara bırakmasına neden oluyor. Oysa ben ölümsüz ünlü şairimiz Nazım Hikmet’i anmak istiyordum, ama konu darmadağın oldu.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER