Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

casino siteleri deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler editorbet giriş

Fakir Yılmaz

Putin’de kaşıdığı Zelenski’yi kaçıracak!

Son aylarda adı, sanı unutulan ARDAFED Başkanlığım sırasında 8 yıl önce gerçekleştirdiğimiz ve tarih yazan, unutulmayan, ikincisi yapılamayan yani birinci ve sonuncu olan yeni bir ‘Ardahan’ı Tanıtım Günleri’nin bir yenisini yapmak için bu kez SARDAFED Başkanı olarak gereken başvuru ve izinlerini almak için hazırlanıp, niyetlendiğimi duyan kendilerinden başkasına hayrı olmayan İstanbul’da ki diasporanın, ‘Bizde yaparız’ diyerek, ellerinden tuttukları siyasi güçlerle engel çıkarması ve TEMPO TV’de canlı olarak yayınlanan ‘Gazetecilerle Gündem’ adlı programın koşuşturmaları dolaysıyla uzun süredir gidemediğim Ardahan’ıma gitmem gerektiği saatlerdi.

Kar, tipi ve bozuk Ardahan yollarını beyaz asfalt ile kapatan buzlama dolaysıyla kalkmayan uçaklar nedeniyle bu kez yer uçağı denen otobüslerle Ardahan’a geleceğim günün sabahında tüm dünyayı şoke eden bir haberi alır, almaz dünya da ilk denecek olan bu dünyayı şoke eden hukuksuzluğa karşın tepkimi gösteriyordum.

Erdoğan’ın ‘kardeşim’ dediği Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun, ‘dostum’ dediği Trump’un emriyle eşiyle hukuktan yoksun, bir başka ülkeye yönelik açık bir işgal hareketi ile birlikte yatak odasından alınıp, ellerine vurulan kelepçe ile Amerika’ya götürmesine nasıl bir tepki koyacağını bekleyerek çıktığım yolda, ‘Deli Dana hastalığına yakalanan ülke..’ başlıklı yazıma evden başlayıp, yolda otobüste düzelterek yol alırken, 12 Eylül ve 15 Temmuz Darbelerinin arkasında olduğu artık saklanmayan ABD’ye  ilk tepki gösterenler sıralamasında ilk sıralarda yer alarak Rusya ile Ukrayna’nın savaştığı Kafkaslara komşu  memleketim Ardahan’a doğru yola çıkıyordum.

Ve havaalansız Ardahan’ı, İstanbul’da SARDAFED olarak bir kez daha tanıtma adına valilikçe gerekli olan izni almak için kar, kışın hüküm sürdüğü bir zamanda  çıktığım bin 400 kilo metrelik yol boyunca yapılanın ne kadar iç, dış ve uluslararası hukuka uygun olduğuna bakıp, okuyup, araştırırken bu yaşananın başta uluslararası hukukta olmak üzere savaş hukukunda bile olmadığını görüyor, öğreniyor bu yapılanın zorbalıktan öte bir şey olmadığını ‘Deli Dana hastalığına yakalanan ülke..’ başlığı ile kendimce teyit edip, yazdıktan sonra bundan sonra yaşanacakların ne olabileceğini de düşünüyordum.

Ve başta Venezuela açıklamasıyla kendi içinde ve tabanından tepki alan DEM başta olmak üzere diğer siyasi partilerin bu yaşananlara karşı ne diyecekleri merakla beklerken en sert açıklamayı yapanın, CHP Lideri Özgür Özel’in olduğunu ama aynı CHP’nin Amerika’ya ve Trump’tan çok hala suskunluğunu koruyan ve bir zamanlar, ‘Tonlarca Altın’ın sırrı ne?’ diye sorulan Venezuela ziyareti olmak üzere ’15 Temmuz’da beni ilk arayan Kardeşim Maduro ile iyi işler yapacağız’ diyen Erdoğan’a yüklendiğini, en mantıklı tepkininde MHP’den geldiğini okuyor, duyuyordum.

Bu arada, elleri kelepçeli Maduro’nun fotoğraflarına bakınca önce uyuşturucu satışı ve kullanımının da içinde olduğu onca ciddi suçlamalara karşın kimsenin kılının kıpırdatmadığı ileri sürülen memleketimi düşünüp, ‘Ardahan’da Bir Maduro Vakası Yaşanır mı?!..’ başlığı ile bir haber yapıyor, sonra da Öcalan’ın yakalandığı günlere gidiyor, her iki fotoğraf karesinin birbirinden çokta farklı olmadığını da düşünerek, Ardahan’a doğru aldığım yolda çöken karanlıkta parlayan Ay gözüme takılıyor.

Ve birden Öcalan’ın yakalandığı yıllardan daha geriye, benim doğduğum yıllara, 1969’lu yıllara gidiyorum. Çünkü, Kafkaslara komşu Serhat Ardahan’a doğru yol alırken, otobüsün penceresinden dondurucu bir havada izlediğim AY bana o yıllarda kendisini ziyaret eden Amerika’yı hatırlatırken, bu ülkenin en güçlü rakibi denen Çin’in cılız tepkisi gibi bir açıklama yapan Rusya’nın da Venezuela’ya yapılanın Amerika’nın Ay ziyaretine benzetip, ‘Bu işte de varım ve bende yaparım..’ diyebileceğini nedense düşünüyordum.

Bu düşünceme neden olan en önemli etken ise 1969’un Nisan ayının 3’ünde doğan benim daha bebek iken yani 1969 yılında Ay’a giden ABD’den önce yani 1959 yılında ve sonrasında aynı Ay’a giden Rusya’nın da ‘Sen yaptın, bende yaparım’ diyerek başta şu an kaşıyıp, savaştığı Ukrayna başkanı Volodimir Zelenski’yi olmak üzere kendisini dinlemeyen Kafkasya’da ki devlet adamlarını o da ‘alıp, kaçırır mı?’ diye düşünmedim değil..

Bilmem ama emperyalist zorbaların dönemini yaşayan bu dünyada, ‘olmaz’ denilenlerin bir çoğunun olduğuna bir kez daha şahit olduğumuzu kabul ederken, bu olumsuz durumların altında yatan nedeninin de zorbaların yönetiminden farklı olmadığını da görüyordum.

Bu nedenin en açık örneği de ellerini kelepçelenip, gözleri kapatılarak kaçırılmaya kadar gidilen bu yolu açanların kaçırılanların, devrilenlerin kendi halklarına, insan haklarını yok sayarak, yaptıkları baskılar ve kendilerini başkalarından koruyacak olan insanlarına gösterdikleri faşist zorbalıklar, tanımadıkları hak, hukuk, adalet, eşitlik ve yok saydıkları adalet dolayasıyla ABD ve Rusya gibi emperyalist işgalcilere açık bıraktıkları kapılar olduğunun düşüncesiydi..

‘Yok canım daha neler?’ denilecek bu düşünceme neden olanın en açık örneğine baktığımızda Afrika kıtasına ve Arap dünyasına ve de Kürtlere kendi kimliklerini, dilini bırakın, baskıcı rejimle, cunta düşüncesi ile yönettikleri ülkelerinin resmi kimliğini bile vermeyen Saddamlı Irak’a, Esad pardon Esed’li Suriye’ye ve Molla İran’ın bulunduğu Ortadoğu’yu hatırlamamdır..

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER