Dünya, tarih boyunca sayısız acıya, savaşa ve gözyaşına tanıklık etti. Ancak her seferinde aynı soruyla yüzleşmek zorunda kaldık, İnsanlık, yaşananlardan gerçekten ders alıyor mu?
Bugün baktığımızda, farklı coğrafyalarda yaşanan çatışmaların temelinde çoğu zaman aynı karanlık zihniyetin izlerini görüyoruz: ötekileştirme, düşmanlaştırma ve topyekûn suçlama. Oysa bir toplumu, bir milleti ya da bir inancı bütünüyle hedef almak; sadece yeni acıların kapısını aralamaktan başka bir işe yaramıyor.
Öfke, anlaşılabilir bir duygudur. Özellikle masum sivillerin zarar gördüğü, adaletin geciktiği ya da hiç işlemediği durumlarda insanlar haklı olarak tepki gösterir. Ancak bu öfke, kontrolsüz bir nefrete dönüştüğünde, haklılık zeminini de beraberinde kaybeder. Çünkü nefret, yönünü kaybetmiş bir duygudur; hedefi büyütür, geneller ve sonunda masum ile suçluyu ayırt edemez hale gelir.
Tarih bize şunu açıkça gösterdi: Bir halkı, bir kimliği ya da bir inancı yok etmeye yönelik düşünceler hiçbir zaman kalıcı bir çözüm üretmedi. Aksine, yeni çatışmaların ve daha büyük trajedilerin temelini attı. İnsanlık onuru, tam da bu noktada sınanır. Zor zamanlarda bile adaletten, vicdandan ve hukuktan vazgeçmemek; gerçek gücün göstergesidir.
Bugün ihtiyaç duyulan şey; daha fazla nefret değil, daha fazla adalet arayışıdır. Daha fazla intikam çağrısı değil, uluslar arası hukukun ve insan haklarının kararlılıkla uygulanmasıdır. Sessiz kalınan her haksızlık, yarın daha büyük felaketlerin habercisi olabilir.
Unutmamak gerekir ki; barış, sadece silahların susmasıyla değil, zihinlerdeki düşmanlıkların da sona ermesiyle mümkündür. Aksi halde ateşkesler geçici, yaralar ise kalıcı olur.
Belki de artık en zor ama en gerekli soruyu sormanın zamanı gelmiştir: Nefreti büyüterek mi kazanacağız, yoksa insanlığı koruyarak mı?
Cevap, aslında hepimizin vicdanında saklı.
Gelelim günümüzde yaşanan İran-ABD ve İsrail savaşına 40 güne yakın bir zamandır, Ortadoğu’da ABD ve İsrail sebepsiz yere İran’a savaş açarak, otu çöpü bahane ederek, savaş açtı. İsrail tıpkı bir zağar panisi gibi davranıyor, tek başına bir hiç ama Amerika’yı da yanına alarak, havlamaya başladı Orta doğuda Başta Gazze olmak üzere, Beyrut’u ve Lübnanı da İsrail vuruyor. Dün gece yapılan kısa süreli ateşkes anlaşmasına rağmen İsrail köpeği havlamaya devam ediyor. Artık bu sesi kesmenin zamanı çok tan geldi ve geçiyor.
Siyonist zihniyeti yer yüzünden kazımadıkça Müslümanlara rahat yok, ateşkese rağmen bu zihniyet hala rahat durmuyor. Yaşadıkları yerde taş üstünde taş baş üstünde baş bırakmadığımız sürece bu şerefsizler Dünyanın ve tüm insanlığın başına bela olacak bunların katli inanın insanlık adına helal bunların kökünü kurutmamız lazım kimseyi canlı bırakmamamız lazım.
Alman Hitlerin yarım bıraktığı işi tamamlamak lazım kesinlikle bu böyle olmalı Bir zamanlar Alman Hitler bu kanı bozuk bu tohumu bozuk zihniyeti canlı canlı diri diri yakıp sabun fabrikalarında yok etmişti kalanları da bir gemiye bindirip orta doğuya sürmüştü. Bunlar akıllanmaz bunların kökünü kurutmadığınız sürece Dünya barışından bahsedemezsiniz mümkün değil illaki bunların bir şekilde sonu olmalı, bunlara yeryüzünde yaşamak haram. Ya bunlar Dünya İnsanları ile sonsuza dek barış içinde adam gibi yaşamayı öğrenecekler bunu kabul ederlerse tamam aksi halde yeryüzünden bunları yeryüzünden kökünü insanlığın şerefi ve onuru adına kazımamız lazım.