Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

casino siteleri deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler editorbet giriş

Sevinç Akçetin

İnsan, İnsana Dokunur “Yakınlık Bazen Şifa, Bazen Yorgunluk Taşır”

Son günlerde bir konu dikkatimi çekiyor.
İnsan neden bazı kişilerle görüştükten sonra kendini huzurlu hissederken, bazılarının yanında sanki içten içe tükenmiş gibi oluyor?
Bu sorunun peşine düşünce karşıma çok ilginç araştırmalar çıktı. Okuduğum makalelerde, psikoloji ve nörobilim çalışmalarında insanların birbirlerinin ruh halinden sandığımızdan çok daha fazla etkilendiği anlatılıyordu. Üstelik bu etki sadece konuşmalarla değil; bazen aynı ortamda bulunmakla, uzun süre yakın temas kurmakla, hatta karşılıklı sessizce oturmakla bile ortaya çıkabiliyordu.
Kadim öğretiler bunu yıllardır “enerji” diliyle anlatıyor.
Modern bilim ise daha farklı kavramlar kullanıyor: duygusal bulaşma, sinir sistemi senkronizasyonu, empatik aktarım…
İsimler farklı olsa da anlatılan şey aslında birbirine çok yakın:
İnsan, insandan etkileniyor.


Araştırmalar gösteriyor ki beynimiz yalnızca kendi duygularımızı yaşamıyor; karşımızdaki insanın stresini, kaygısını, öfkesini ya da sakinliğini de farkında olmadan algılıyor. Sürekli gergin insanların yanında olduğumuzda bedenimiz alarm moduna geçebiliyor. Sürekli şikâyet eden biriyle uzun zaman geçirdiğimizde zihnimiz yorulabiliyor. Bunun tam tersine; sakin, güven veren, dengeli insanların yanında ise nefesimiz bile değişebiliyor.
Belki de bu yüzden bazı insanların yanından ayrıldığımızda sadece zihinsel değil, fiziksel olarak da tükenmiş hissediyoruz.
Çünkü insan sadece sözleriyle etki etmiyor.
Varlığıyla da etki ediyor.
Burada önemli olan şey şu:
Bu meseleyi mistik bir korkuya dönüştürmek değil. “Herkesin enerjisi sana geçer” deyip insanlardan kaçmak da değil. Ama hayatımıza kimi aldığımızın ruh sağlığımız üzerinde gerçek bir etkisi olduğunu kabul etmek gerekiyor.
Çünkü sürekli öfke taşıyan biri, zamanla senin iç huzurunu da aşındırabiliyor. Sürekli kaos yaşayan biri, farkında olmadan seni de zihinsel bir yorgunluğun içine çekebiliyor. İnsan beyni sosyal bir yapı olduğu için, yanında bulunduğu insanların duygusal ritmine uyumlanmaya başlıyor.
Bu yüzden bazen kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:
Ben kimlerin yanında kendim olabiliyorum?
Kimlerin yanında daralıyorum?
Kimlerin yanında sürekli savunmada hissediyorum?
Ve kimlerin yanında içim sakinleşiyor?
Çünkü ruhu yoran şey bazen hayatın kendisi değil, sürekli maruz kaldığımız ilişkiler olabiliyor.
Belki gerçek farkındalık tam da burada başlıyor:
Hayatımıza insan seçerken sadece aklımızı değil, ruh hâlimizi de dinlemekte…
Çünkü insan, en çok yanında durduğu insanlara benzemeye başlıyor.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER