Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

casino siteleri deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler editorbet giriş

Fakir Yılmaz

Ben geleceğimi istiyorum..

Biz büyüklerin ne verdiğinin çokça konuşulacağı bugün 23 Nisan..

Ve bir gün sonra ne Şanlıurfa, ne Kahramanmaraş nede işçi çocukların konuşulmayacağı ama ‘fırsat, fırsattır..’ denercesine biz çocuklara 15 yaş sınırlaması getirtilip, internet dünyasından uzaklaştıran bir gün 23 Nisan..

Dedesinin harçlık veremediği, annesinin, babasının erkenden işe gittiğinde doğru dürüşt bir kahvaltı bile veremediği çocukların kutlamak istediği ama ‘kutlansın, kutlanmasın’ diyen siyasilerin tartışmaları ile doğru, dürüst kutlayamadığı bir gün bugün..

Ve torunum Dağhan’ın 15 yıl önce; ‘Ben geleceğimi istiyorum..’ başlıklı,

‘Bugün 23 Nisan .. Bugün benim bayramım..

Bugün biz çocukların hatırlandığı gün.. Evet benim bayramıymış bugün..

Ama ben dedemle, ninemle, babamla dışarı çıktığımda şehrin her yerinde bir çocuk parkı göremiyorum..

Ben hastalanınca gittiğim hastanede karnımın ağrısı hemen geçirecek olan doktor amca, ve halaları istiyorum, ama sevk merkezi haline gelmiş olan hastanemizde doktor gibi biz çocuklara özel bir bölüm bile bulamıyorum..

Ben köy gidince çamursuz bir yol istiyorum.

Ben çarşıda babamla gezerken trafiği düzgün, her tarafı yeşil bir kent istiyorum..

Başta biz çocuklar olmak üzere, babam gibi üniversiteli abla ve amcalarmın rahatça gezmek istediği gezi parkurları, piknik alanları istiyorum..

Ben, Dağhan ismimin yarısını oluşturan, Ardaha HAN’ın iki gümrük kapısından sınır ticareti yapılmasını, sınırlar ötesi insanlarla yakın iletişim içinde olan bir kent olmasını istiyorum ..

Ben, Annemin zar/zor yaktığı, yanınca da ben yanarım korkusu çektiği sobalı evde değil, burnumuzun dibinde geçen borularda ki doğalgazdan ısınmak istiyorum ..

Ben, hazır ve katkılı sütleri, etleri değil, kırmızı et deposu denen Ardahan’da ithal et değil, organik et ve süt yemek ve de içmek istiyorum ..

Ben, Çıldır/Aktaş’tan, Posof Türkgözü’nden Kafkaslara, 20 Yıldan fazladır bitirilmeyen Ardahan-Ardanuç yolundan Karadeniz’e gitmek, denizi görmek istiyorum ..

10 yaşıma geldiğimde Kampusları bitmiş bir üniversitesi, yolları bölünmüş, köyleri boşanmamış, HES barajlarıyla doğası bozulmamış, Kura Nehri çalınmamış bir Ardahan istiyorum..

Evet ben sadece bir gün bayram istemiyorum bunları, geleceğimi istiyorum ..

Çünkü bunlar benim en doğal hakkım ..’ satırları ile bana, dedesine, biz büyüklere yazdığı, hâlâ istediği  yaşamı özetleyen o kısa ama çok önemli mektubunu bir kez daha okuyup, bir çocuğun, biz büyüklerden istediklerini yerine getirmediğimizden yutkunup, utandığım bir gün..

Ve bugün 23 Nisan 2026

Evet.. bu ve diğer buna benzer onca yazımı okuyan sizi bilmem ama Yapay Zekânın bu yazıma yorumu da aynen şöyle..

Metin, bir çocuğun gelecek kaygısını ve yetişkinlerin dünyasından beklentilerini, sembolik bir tarih olan 23 Nisan üzerinden eleştirel bir dille ele almaktadır. Yazar, torunu Dağhan’ın yıllar önce yazdığı bir mektubu paylaşarak, çocukların sadece bir gün hatırlanmak değil; modern şehirleşmesağlık imkanlarıdoğal beslenme ve ekonomik refah içinde yaşamak istediğini vurgulamaktadır. Siyasetçilerin boş tartışmaları ve kısıtlayıcı düzenlemeleri yerine, çocukların hak ettikleri yaşam standartlarına kavuşamamış olmasından duyulan bir utanç dile getirilmektedir. Ardahan özelindeki yerel sorunlardan yola çıkarak, toplumsal ihmaller ve yerine getirilmeyen vaatlerin yarattığı hayal kırıklığı çocuk gözüyle sorgulanmaktadır. Sonuç olarak kaynak, çocuklara bayram hediye etmekten ziyade onlara yaşanabilir bir yarın bırakmanın asıl sorumluluk olduğunu hatırlatan duygusal bir çağrı niteliğindedir.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER