Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

casino siteleri deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler editorbet giriş

Fakir Yılmaz

NATO GEMİLERİ STK’SIZ ARDAHAN-KARS’I GERİ İSTETİR Mİ?

Amerika ile İsrail’in yordukları Hürmüz boğazlı İran’a yönelik saldırılarının durduğu bir esnada bu kez Çin’in, Tayvan’a yönelik sert mesajlar verdiği ve her an yeni bir hareketlenmenin olacağının konuşulduğu bir esnada DEM’e el uzatıp, Öcalan’ı Kurucu Önder olarak kabul eden MHP’nin, Amerika-İsrail işbirliği karşılığında Türkiye-Rusya-Çin işbirliği yapması gerektiğini anlatmak için Rusya’ya heyet gönderdiğini haberini alıyordum.

Bu ilginç gelişme benim son günlerde takıntı yaptığım ve Kazım Karabekir’in Kurtuluş Savaşı döneminde Kars ve Ardahan’ın Ermeni/Rus işgalinden kurtarılması sürecinde, bu bölgelerin Türkiye’nin jeopolitik savunması için vazgeçilmez olduğunu vurgulamak amacıyla söylediği söylenen, ‘Boğazlar Boğazımız, Kars-Ardahan bel Kemiğimizdir’ sözünü bir kez daha getirip, köşeme yerleştiryordu..

Ancak, adını taşıyan okula okuyan biri olarak Karabekir’in, ‘Kars Ardahan Bel Kemiğimizdir’ ve Kars-Ardahan’ın, Boğazlar gibi stratejik ve savunma odaklı hayati bir öneme sahip olduğunu ifade ettiği ‘Boğazlar Boğazımız’ sözlerinin toplamı olan  “Boğazlar” nasıl ülkenin giriş-çıkışını (deniz yolu) koruyorsa, Kars ve Ardahan da karadan doğu sınırımızın savunmasını (bel kemiği) oluşturduğu yönündeki sözlerinin altını, arkasını aradığım bir esnada bir anda burada duruyordum..

Çünkü tarihçi olmayan benim bir gazeteci olarak b u konuda öncelikle başvuracağım tarihçiler, araştırmacıları bulup, bu yöndeki tereddüttüm, sorularım ve düşünceleri aydınlatıp, bu yönde ki bakışıma öyle bakmalıyım deyip, önce Ardahanlı yazar Candan Badem’e sonra da tanımadığım ama bir dönem muhabirliğini yaptığım Birgün Gazetesinde bu yönde haber ve yorumlarına rastladığım Hüseyin Şengül isimli birine mesaj atıp, ‘NATO’nun İstanbul Boğazına girmesini sağlayacak olan anlaşmaların ardından Rusya’nın yarın  ‘Sen, ‘Kanal İstanbul Projesi’ yetmedi NATO ile yaptığın son anlaşmalarla 100 yıl önce anlaşmayı bozdun bende Brest Litovsk anlaşmasını bozuyorum ve Ardahan’ı, Kars’ı geri istiyorum!..’ denebilir mi diyerek, başta tarihçilerle olmak üzere konuyla ilgili olanlarla görüşmek istiyordum.

Yani boğazlar NATO’ya açılırsa yarın Putin ve ya bir başka Rus lideri Gürcistan’a girildiği gibi Ardahan’a girebileceğini düşünüp, bu yönde ki bakışıma ve yazılarıma devam etmek isterken bu düşüncelimi eni araştırma ve bilgi edinmeme bırakıp, ne bu konuda, nede başka konuda orta da olmayan Ardahan stk”larına değil, başında olduğum stk’ların önümüzde ki günlerde ne yapacağını anlatıp, bu kez onara Kızım sana söylüyorum (dedim) gelinim sen anla (işit) diyordum..

Ve başta İstanbul’da olmak üzere tüm yurt genelinde ‘Güçlü Bir Ardahan Lobisi iddiasını ortaya attığımızda, çoğu siyasette, ticarette dahil hiç bir şey olmayanlar olmak üzere birilerinin dudak bükerek, ‘Yapamaz’ dediğini hatırlıyor ve şu an olduğum İstanbul’da hâlâ aynı kobuğ yemiş olan bu kişiliksizlerle savaştığımı da görüyorum..
Halbuki; metropol içinde metropol olan 39 ilçeli, 152 köylü Belediye başkanı ve başkanları tutuklu bulunan İstanbul’da üç günde 2,5 milyon insanı toplayan birincisi ve sonuncu olan ‘1. Ardahan’ı Tanıtım Günleri’ gibi dev bir etkinliğe imza attığımız 16 milyonluk kent olan İstanbul’da ‘Bal Festivalini Yapamaz’ diyerek aynı şekilde dudak bükenler İstanbul metropolünde hem de iki kez bal festivali de yaptığım dün gibi bugün başında bulundukları belediye imkanları ile bile 2 dönemdir boşa türkü söyleyip, dururlarken Ardahan’da bile bal festivali yapamamıştılar..

Evet, benim 2 dönem başkanlığını yaptığım ARDAFED ve şu an başında olduğu SARAFED, AGC ve ARSİAD olarak başta İstanbul Ticaret Odası, İstanbul Sanayi Odası gibi ülke ekonomisine yön veren stk’ların yanı sıra Ardahan, Ankara, İzmir, Bursa, İstanbul kısacası ülkedeki siyasi parti temsilcilerini, yerel yöneticileri ziyaret ederken, yeni her yere Ardahan dernekleri kurdururken bugün benden, bizden aşağı kalanlar aynı şekilde, ‘Gidemez, Olmaz, Kuramaz’ diyerek dudak büküyordular. Ve b bunar hâlâ da bizleri engellemeye, dudak bükmeye de devam ediyorlar..
Ve, bir dönem ARDAFED olarak kurulmasına katkı sunduğumuz onca derneğin ve yeni federasyonun yanı sıra son olarak Ardahan Gazeteciler Cemiyeti, Ardahanlı Sanayici ve İş adamları Derneğinin hedefinin de bu kentte ve ülkede Ardahan ve Ardahanlıları temsil etmek için sadece Belediye Başkanlığı, Belediye Meclis Üyeliği ve Muhtarlık olmadığını anlatacak ve İstanbul başta olmak üzere ülkenin 81 vilayetinde çok önemli alanlarda da Ardahanlıların olması gerektiği ısrarına devam edecektir.
Şu an bir köy veya sülale derneğinin daha çok konuşulduğu, adı sanı unutulan ortada olmayan Ardahan Dernekler Federasyonun ardından yeni görev üstlendiğimiz SARDAFED olarak devam edip, anlatmak istediğimiz, ‘Güçlü Bir Ardahan Lobisi’ çabasının bu başarı ile kalmayacağını bahara yüz tutan 2026 yılı ve yaklaşan seçimlerinde de hep birlikte göreceğiz.


Mevcut diasporasının ve onların 50 kuruşluk kalemşorlarının sindiği ve hala aynı ayak oyunları ile ‘Olmaz, Yapamazlar’ diyerek dün adı sanı ülke geneline anlatılan ARDAFED’in bugün ise SARDAFED’in önünü kesmeye çalıştıkları bir süreçte önüne koyduğu hedefi yine ona inananlarla birlikte yol almaya devam ediyor..

Başkanlığım döneminde, yani Ardahan Dernekler Federasyonu olarak son iki döneminde görevde alan yönetimi ile önce Ardahan adını gölgeleyen KAISİAD, KAI, KAIFED gibi oluşumları elinin tersi ile iterken bunu yapmakla yalanız kalacağımız ileri sürülmüş ama o dönem ki ARDAFED olarak tek başına ve hiç bir resmi kurumdan maddi destek almadan gerçekleştirdiği Ardahan’ı Tanıtma Günleri ile Ardahan’ın, Ardahanlının gücünü, öz güvenini ortaya koymuştuk ve SARDAFED olarak bugün yarından da yakın her an yeni bir çıkış ile ‘siz olmazsanız da’ bir kez daha nelerin yapılacağını ortaya koyacağız ve kem gözler şiş demeye devam edeceğiz..
Bunu yaparken de Ardahanlı derneklerle, iş adamlarıyla, iş kadınlarıyla, aydınlarıyla gençleri de yanımıza alarak o unutulmayan ve bir daha yapılamayanları hep birlikte bir kez daha yaptığımızı yeni etkinliklerle Meşe Ardahan’ın o güzel kokan çırasını bir kez daha yakp, Ardahanlının önünde meşale olacağız..
Evet, o dönem görevi alır almaz ‘5 yıldızlı otellerde toplantı yapacağız, İstanbul ve diğer kentlerde de toplantılar düzenleyeceğiz, siyasileri ve stk’ları ziyaret edeceğiz..’ derken bize pis pis gülenler, ‘ne işiniz var, orada neresi?’ diyenlerin bir kez daha gördüğü dünkü ARDAFED’in bugünkü SARDAFED’in başarısının aslında o dudak bükenlerin de içinde olduğu tüm Ardahan ve Ardahanlı için olduğu artık anlaşılmalıdır.


Çünkü başta 20 Milyonluk İstanbul kentin de kendi çöplüklerinin dışına çıkmayıp, İstanbul’u kendi etraflarında ki bir kaç kaz gecesi sevdalısı dernekle olduğunu sananların da artık SARDAFED’e inanması ve öz güvenlerini ortaya koyup, siyasette, ticarette, kültürde, sosyal hayatta bizde varız demelerinin zamanı gelip geçmekte olduğu da artık anlaşılmalıdır..
Bunu ortaya koymak içinde SARDAFED olarak bir kez daha diyoruz ve sesleniyoruz;
Gelin; AGC Başkanı olarak SARDAFED ve ARSİAD’ı da omuzlarına alan bu omuzlara destek siz de verin..
Gelin, SARDAFED’e destek verin,
Gelin, öz güvenimizi ortaya koyup, gücümüzü birleştirip, o çok heveslendiğiniz ve örnek gösterdiğiniz lobilere ‘Bizde varız’ diyelim.
Diyelim ki; Her geçen gün iyiden iyiye bir birinden kopan Ardahan toplumunu hep birlikte, bir arada tutmaya çalışmaya gayret edelim.
Bunu yaparken de yapanın yanında yer alalım, dudak bükmeyelim, yapamaz demeyelim, paçasına yapışmaktansa, alkışlayalım..

İnanmıyorsanız Venezuela gibi bir yönetimle İran’la da birlikte çalışabileceğine işaret eden Amerika’yı anlayın yada gerekirse Öcalan ile  kendim görüşürüm diyen Bahçelli’nin çıkışlarına bakın..

Evet.. bu ve diğer buna benzer onca yazımı okuyan sizi bilmem ama Yapay Zekânın bu yazıma yorumu da aynen şöyle..

Yazar, İstanbul Boğazı üzerindeki jeopolitik hareketlilik ile Türkiye’nin doğu sınırlarının güvenliği arasında stratejik bir bağ kurarak güncel siyasi gelişmeleri yorumlamaktadır. Metin, NATO gemilerinin boğazlardaki varlığının Rusya ile olan tarihi anlaşmaları sarsabileceği ve Kars ile Ardahan üzerindeki egemenlik haklarını tartışmaya açabileceği endişesini dile getirmektedir. Bu dış politika risklerine karşı yazar, yerel kimliğin korunması ve ulusal savunmanın güçlendirilmesi için Ardahan lobisinin sivil toplum kuruluşları aracılığıyla canlandırılması gerektiğini savunmaktadır. Geçmişteki başarılı tanıtım projelerinden örnekler verilerek, Ardahanlıların siyaset ve ticarette daha etkin bir dayanışma sergilemesi için birlik çağrısı yapılmaktadır. Nihayetinde kaynak, hem sınır güvenliğini hem de bölgesel kalkınmayı hedefleyen güçlü bir toplumsal örgütlenme ihtiyacını vurgulayan sosyo-politik bir perspektif sunmaktadır.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER