Amerika ile İsrail’in yordukları Hürmüz boğazlı İran’a yönelik saldırılarının durduğu bir esnada bu kez Çin’in, Tayvan’a yönelik sert mesajlar verdiği ve her an yeni bir hareketlenmenin olacağının konuşulduğu bir esnada DEM’e el uzatıp, Öcalan’ı Kurucu Önder olarak kabul eden MHP’nin, Amerika-İsrail işbirliği karşılığında Türkiye-Rusya-Çin işbirliği yapması gerektiğini anlatmak için Rusya’ya heyet gönderdiğini haberini alıyordum.
Bu ilginç gelişme benim son günlerde takıntı yaptığım ve Kazım Karabekir’in Kurtuluş Savaşı döneminde Kars ve Ardahan’ın Ermeni/Rus işgalinden kurtarılması sürecinde, bu bölgelerin Türkiye’nin jeopolitik savunması için vazgeçilmez olduğunu vurgulamak amacıyla söylediği söylenen, ‘Boğazlar Boğazımız, Kars-Ardahan bel Kemiğimizdir’ sözünü bir kez daha getirip, köşeme yerleştiryordu..
Ancak, adını taşıyan okula okuyan biri olarak Karabekir’in, ‘Kars Ardahan Bel Kemiğimizdir’ ve Kars-Ardahan’ın, Boğazlar gibi stratejik ve savunma odaklı hayati bir öneme sahip olduğunu ifade ettiği ‘Boğazlar Boğazımız’ sözlerinin toplamı olan “Boğazlar” nasıl ülkenin giriş-çıkışını (deniz yolu) koruyorsa, Kars ve Ardahan da karadan doğu sınırımızın savunmasını (bel kemiği) oluşturduğu yönündeki sözlerinin altını, arkasını aradığım bir esnada bir anda burada duruyordum..
Çünkü tarihçi olmayan benim bir gazeteci olarak b u konuda öncelikle başvuracağım tarihçiler, araştırmacıları bulup, bu yöndeki tereddüttüm, sorularım ve düşünceleri aydınlatıp, bu yönde ki bakışıma öyle bakmalıyım deyip, önce Ardahanlı yazar Candan Badem’e sonra da tanımadığım ama bir dönem muhabirliğini yaptığım Birgün Gazetesinde bu yönde haber ve yorumlarına rastladığım Hüseyin Şengül isimli birine mesaj atıp, ‘NATO’nun İstanbul Boğazına girmesini sağlayacak olan anlaşmaların ardından Rusya’nın yarın ‘Sen, ‘Kanal İstanbul Projesi’ yetmedi NATO ile yaptığın son anlaşmalarla 100 yıl önce anlaşmayı bozdun bende Brest Litovsk anlaşmasını bozuyorum ve Ardahan’ı, Kars’ı geri istiyorum!..’ denebilir mi diyerek, başta tarihçilerle olmak üzere konuyla ilgili olanlarla görüşmek istiyordum.
Yani boğazlar NATO’ya açılırsa yarın Putin ve ya bir başka Rus lideri Gürcistan’a girildiği gibi Ardahan’a girebileceğini düşünüp, bu yönde ki bakışıma ve yazılarıma devam etmek isterken bu düşüncelimi eni araştırma ve bilgi edinmeme bırakıp, ne bu konuda, nede başka konuda orta da olmayan Ardahan stk”larına değil, başında olduğum stk’ların önümüzde ki günlerde ne yapacağını anlatıp, bu kez onara Kızım sana söylüyorum (dedim) gelinim sen anla (işit) diyordum..



