Her Çarşamba günleri, saat: 20.00’da uydu üzerinden yayın yapan ulusal TV TEMPO TV’de canlı olarak sunduğumuz Gazetecilerle Gündem adlı programımı yaptığım esnada önümde bulunan telefonumun titreyerek ısrarla çalan 312 nolu telefonu merak edip, yayın bittiğinde Ankara kodlu telefona geri dönüp, “Acaba Hz. Ömer misali ülkenin muhalefetle, Ardahan’ın, Afyon’un, Erzurum’un, Iğdır’ın en ücra köşesiyle yaşanan olumsuzluklara el atıp, ombudsmanlık yapması gereken, bir partinin reisi değil, cumhur reisi mi beni aradı, saraya pardon külliyeye mi davet ediyor, yoksa yayınını izledim çok iyiydin.. Bana da bir program ayarla, beni de yayına al’ mı diyecek diye merakla arıyordum.
“Alo, beni aradınız..” diyerek karşı tarafta telefonuma çıkanın, “Ne bileyim kim aramış. Ne ölüyorsun, aramışlarsa bir daha ararlar..” der gibi bir cevap vermesi karşısında daha da artan merakımla yeniden aranmayı bekliyorum. Ve mesainin bittiğini fark etmeden o gün boşa gidiyor. İkinci, üçüncü gün yine aynı ısrarlı çalmalarla aranınca bu kez arayanı yakalıyorum.
Ve arayanın, reis cumhur reis değil, Kamu Denetçiliği Kurumu yani diğer adıyla Ombudsmanlık kurumu olduğu ve başkanının Ardahan’a geleceği, benimle de görüşülmek istediğini belirtiyor, Ardahan Gazeteciler Cemiyeti ile randevu talep ediliyordu.
Ben ise onların, yani 312’li KDK’nin santralinin, “Ne bileyim kim aramış. Ne ölüyorsun, aramışlarsa bir daha ararlar..” dercesine bana verdikleri cevaplarının tam tersine nazikçe, ‘Oya hanım teşekkürler.. Ben şu an İstanbul’dayım.. Arkadaşlarıma söyleyeceğim.. Sayın başkanı karşılayıp, dinlerler..’ diyor ve dönüp, yeni bir yayın telaşı ve gazeteci kızımız Özlem Şeyma’nın nişanlanma töreni telaşı ile al acele bu yazımı ele alıyordum.
Çünkü, bu ülkenin olduğu gibi ailelerin, dünyanın diğer ve en önemli bir sorun yaşandığında ortayı bulacak olan kurum veya kişinin olmaması ya da yeterli gelememesidir. Kaldı ki 2013 yılında faaliyetlerine başlayan ama bugüne kadar çokta ortalıkta görünmeyen onca kurum gibi kurulmasıyla kalan, TRT gibi kadrosunun şişirilmesi ile tartışılan bir kuru tarafından aranmıştım.
Yani NATO, BM, AB ya da diğer birçok kurum gibi Ombudsmanlık görevi üstlenen kurumların yetersizliği ya da baskı altında olup kendilerine verilen görevleri yapamamalarıdır. Bu sadece ülke ve dünya için geçerli durum olmadığı gibi bir kasaba, bir ilçe, bir kentte de durum farklı değil.
Ve asıl işleri Ombudsmanlık olan Vali, Kaymakam veya diğer bürokratlar gibi, oranın muhtarı, belediye ya da il genel ve belediye başkanlarının asıl görevleri olan Ombudsmanlık işini yapmamaları, yapamamalarıdır.
Bununda en son örneği şahsen benim, ‘Sayın valim, vekilim şöyle bir olay olmuş. Bu konuyla ilgilenmeniz rica ediyorum. Aksine konu gelip sizi de beni de üzecek’ ricasına bile bakılmadığı, geri dönülmediği bu ülkede Ombudsmanlığın anlamını bilnemesidir.
Yani eskiden Şeyh, Ağa, Bey şimdi Kanat önderi, üst düzey bürokrat adı verilen Ombudsmanlık görevi yeterince yerine getirilememesi dolayısıyla birçok iş ya da tartışma Arap saçına dönmekte ve başta insan haklarına, adalette, ekonomide olmak üzere sosyal hayatta büyük sorunlara neden olmaktadır. Adalet olmadığıyla eleştirilen Adliye saraylarını açılmayan, raflarda tozlanan ve yüz yılları bulan sonuçlanmalarla ancak karar verilen dava dosyalarıyla doldurmakta..
Kısacası ülkemizde 2010 yılındaki Anayasa değişikliği ile Anayasanın 74. maddesi gereğince 2012 yılında çıkarılan 6328 sayılı Kanun ile kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK), 2013 yılında faaliyetlerine başlamışve TBMM’ye bağlı Türkiye’nin en önemli hak arama kurumlarından birisi olduğu söylenen Kamu Denetçiliği Kurumu, yani diğer adıyla Ombudsmanlık, kısa adıyla KDK olan bir de resmi kurum var.
Yani şu an iki dönemdir yolları bozuk, ara sokakları çöp dolu Ardahan Belediye Başkanlığını da yapan türkücü Faruk Demir’in, milletvekili olduğu dönemde bir dönem de başkanlığını yaptığı ve aldıkları dilekçeleri ne ettikleri çok da bilinmeyen TBMM Dilekçe Komisyonu Başkanlığı gibi bir kurum mu bilmem ama 2013 yılında resmi faaliyetlerine başlayan ve daha yeni Ardahan’ın da aralarında olduğu kentleri dolaşarak, “Vallahi biz de varız” diyecek olan KDK yani Ombudsmanlık’ın bu ülkede olan onca uyuşmazlıkların hangilerini çözdüğünü ben şahsen bilmiyorum.
Umarım, yeni başkanı seçilen ve Ardahan’a gelen Ombudsmanlık kurumu, başta şu günlerde bir kez daha karşı karşıya gelen Posof Aşıkzülali (Tzurtzkabi) ile Burmadere (Sors) köylülerini karşı karşıya getiren, 100 yıldır yayla davalarını bitirmeyen, avukatları zengin eden çayırın, Göle Serinççayır köyünün Erzurumlulara satılan dağının sorununu başta olmak üzere onca uyuşmazlığın olduğu bu ülkedeki sorunlara çare olur diyeceğim de, 56 yaşına gelmiş, 36 yıldır gazetecilik yapan biri olarak bu konuda “Ombudsmanlık olan şu konu çözüldü..” başlıklı bir haber yaptığımı, yapıldığını şah hatırlamıyorum.
Çünkü, onca kurum gibi çok iyi niyetle kurulan birçok kurumun bürokratikleşip süreç içinde amacının dışına çıktığını, hatta unutulduğunu; bol maaş alanların bankamatik pardon kapısı olduğunu bilenlerdenim…
Ya sizce?..
Peki, nedir bu Ombudsmanlık denen şey;
Ombudsman, şikâyetleri ve bir takım teşebbüsleri ele alıp değerlendiren ve bunlara her iki taraf için de tatmin edici çözümler bulan kişidir.
Kelime kökeni açısından İsveççe’de “arabulucu” anlamına gelen ombuds ve “kişi” anlamına gelen man kelimelerinden oluşmuştur ve “aracı kişi” anlamına gelmektedir. Ombudsman kelimesi İsveççe’de genellikle delege, avukat, vekil veya bir diğer kişi veya kişiler tarafından o kişi veya kişiler adına hareket etmeye ve onların haklarını korumaya yetkili kılınmış kimseyi ifade etmek için kullanılır.
Kurumsal olarak Ombudsman terimi, Parlamento tarafından halkın şikâyetlerini dinleyip çözümlere ulaştırmak üzere seçilmiş kimse veya kimseleri simgelemektedir. Ombudsman’ın Türkçe karşılığı için kamu denetçisi, arabulucu, kamu hakemi, medeni hakların savunucusu, parlamento komiseri gibi tanımlamalar teklif edilmiştir.
Sonuç olarak, Ombudsman kamu hizmetlerinin yürütülüşündeki adaletsizlikler hakkında, konudan etkilenenlerden şikâyetleri almak, bu konularda araştırmalar yapmak ve sorunları çözmekle görevlendirilmiş bağımsız bir kamu otoritesidir. Ancak; Türk Dil Kurumu (TDK) e-posta aracılığıyla kullanıcılarına gönderdiği bilgide bu sözcüğü şu ifadelerle açıklamıştır:
“Ombudsman: İngilizce kökenli bu söz, hukukta ‘Parlamento tarafından görevlendirilen, vatandaşları resmî makamların keyfî ve yasa dışı davranışlarına karşı korumakla görevli kişi veya kurum.’ anlamında kullanılmaktadır. Bu söz için ‘kamu denetçisi’ karşılığı önerilmiştir.”
Yani Vali Ombudsmandır, Kaymakam, Belediye Başkanı, hatta Emniyet Müdürü Ombudsmandır.
Yani BM, AB, NATO ya da diğerleri gibi toplumda adı, yeri ve makam sahibi olanların her biri Ombudsmandır.
Peki, bunlar bunun farkında, bu görevi yapıyorlar mı?
Ülkenin ABD ile yaşadığı sorunda yetersiz kalan BM, AB, NATO gibi; Ardahan gibi sınır ilinin futbol takımının yaşadığı ekonomik ve diğer sorunları çözüm bekleyen Serhat Ardahan Spor’a yönelik olarak bir kimse, iki kişi arayıp, “Ya yapmayın, birbirinize yardımcı olun, gereğini yapın” diyor mu?
Bilmem ama benim anladığım, birçok sorunu kâğıt üzerinde yazılan onca yazışmalardan daha etkili olan Ombudsmanlığın yapılmadığıdır…