14 yıl önceki ‘bıçaklanacak’ dediğim Beşikaya’yı anlatan yazı..
Geçtiğimiz gün sanalda gördüğüm bir dostumun, sanırım iş insanı Hanif Gültekin olmalı, köyü, Bağdeşen’e (Kinzodamal) gidip, orada ve çevre köylerinde yaşayanların çoğunu gidip, görmediği, ailesi ile pikniğin bu dünyada ki cennetin bir köşesi olan orda yapmadığını bildiğim orada yani Göle ve Ardahan Ovasına, Hanak’ın çayırlarına hayat verip, Çıldır Kalyonunu bin bir çiçekle donatıp, Gürcistan üzerinden Azerbaycan’a ulaşan ve orada ki gölü, denize Hazar’a çeviren Kura nehrinin geçtiği Beşikaya deresine gidip, orada çektiği fotoğraflar çektirip, sanalda paylaşıyordu.
Ama yanı başında bulunan o dev dozerleri, onca kamu görevlilerini göremiyordu.. Ve o muhteşem fotoğrafları ve yanı başında ki doğayı kazımaya başlayanları görüp, yeniden haberlerimiz yazmaya hazırlanırken önüme aynı günlerde ama 2012 yılında gidip, döndükten sonra ‘Haydi Kura İçin Eyleme’ başlıklı yazdığın yazım düşüyordu.
Ve; Ardahanlıların suyunun çalınacağı Beşikkaya Barajını Protesto etmek için 15 Ocak Cumartesi Günü Yapılacak olan protesto ve basın açıklamasına tüm doğaya sevdalı Ardahanlılar davet ediliyor.
15 Ocak Cumartesi günü ülkenin bir çok kentin de olduğu gibi Kura Nehri’nin köprüsünde yapılacak olan ‘Kura’ya sahip çık, suyumuzu çaldırma’ protesto basın açıklaması aynı gün saat 11.30’da yapılacak.’ şeklinde başlayan duyurumu okuyordum.
‘Ardahan’a ve Kura’ya sahip çık ..’ diye ara başlıkla devam eden 2012 yılında ki yazımı okurken sanki bende bir kez daha hem de bu kez o dostumla birlikte oradaymışım ve geri gelip yeniden yazıyorum gibi okuyordum..
Çünkü 2012 Haziran 30 yani o gün, o yıl ele aldığım yazını sanki, 2026 Haziran 30 tarihinde yani bugün yazıyormuşum gibi duygu içine girip, o günden bugüne anlatamadığımız ve aynı sorunlar, sıkıntılar aynen devam ediyordu.
Kafkaslara ve Orta Asya’ya açılan bir demiryolu 3 gümrük kapısı olmasına karşın sınır ticaretinin yapılmadığı, yıllardır bir çivi çakılmayan Ardahan OSB’nin üzerinde bulunduğu, eski Hanak yolu olarak bilinen ama Posof, Hanak, Damal’ı Ardahan’dan koparıp, Kars’a yönlendiren yolu hatırlıyorum..
Zamanın sanayi bakanı olan Ardahan Ölçekli Abdülkerim Doğru’nun Sanayi Bakanlığı yaptığı döneminde, ‘Benim köyümün önünde yol geçsin’ dediği ve eski Hanak yolunu iptal ettirip, Posof, Damal ve Hanak’tan Ardahan’a gelip, gidenlerin kullandığı Dikkan yolunu kapatıp, köyüne yakın yeni yol ile Kars’a yönlendirilip, Ardahan’ın baypas ettiği gibi Şavşatlı Saffet Kaya’nın döneminde de,’Ulgar tünelinin açılmasını yıllardır bekleyen Posof Türkgözü (Badele) Gümrük kapısının yolunun Posof Kol köyü üzerinden Şavşat’a bağlanmak istendiği bir süreçte Ardahan’a sahip çık..’ diye hala geçerli olan o yıl yani 2012 yılında çağrı yapmıştım..
Posof, Damal ve Hanak’ın eski Hanak yolunun kapatılması dolaysıyla %65’ninin doğru dürüst Ardahan’a gelmektense Ölçek köyü yakınlarında geçen yoldan direk Kars’a gitmeyi tercih etmiş ve bir çoğu da yatırımlarını Kars’a yaptığını da o yıl yani 2012 yılının 30 Haziran ayının son gününde, 16 yıl önce sanki bugün yazmışım gibi bir yazı yazmışım..
Ve; ‘Gölelilerin Kars ile irtibatını kesmemesi için AK Parti eski İlçe Başkanı Cengiz Çapan’ın köyü de olan Senemoğlu köyü üzerinden Selim’e açılan yolun önüne geçilmesi gereken bir zaman da Çıldır Aktaş’a yapılması beklenen, ancak Kars Mezra’ya yapılması için alttan çalışma yapılan Antrepo’ya sahip çık..’ demişim..
Ve yine halen Ardahanlı olduklarını kabul etmeyen, Bal Liginde mücadele veren 23 Şubat Spor’u, Hoçvanspor’u ve bu yazım gibi 14 yıldır bir türlü 3. Lige çıkamayan Serhat Ardahanspor’u, Ardahan 1. Amatör Ligini görmeyip, Karsspor’un etkinliklerini sitelerine sahip çıkan ve bu anlayışla Çıldır’ın 9 köyünü Kars’a kaptıranlara, ‘Çıldır gölü ile birlikte Çıldır’ı Kars’a bağlama rüyası yaşayanlara karşı çık..’ diye uyarıda bulunmuşum..
Ve yine ‘Çıldır Gölü, Serhat, Karaca, Özlem isimli Ardahan otobüslerine binmeyip, halen Dadaş’a, Doğu Kars’a, Serhat Kars’a yolcu toplayan anlayışı ret et.. Kars-Tiflis-Bakü Demiryolunun niye Çıldır’ın Arrdahan’a daha yakın olan batı yakasından geçmediğini sorgulamayan, burnunun dibinde geçen Avrupa’yı bile ısıtan Doğalgazın Damal’ı neden ısıtmadığını sorgula..’ diye devam etmişim..
Ve devam ederek, ‘Ardahan’ın Ardahan’da oturan, onlarla birlikte aynı nefesi alan, aynı sıkıntıyı çekenin niye bir türlü milletvekili olmadığını, seçimden seçime çantasını alıp gelenin Ardahan’da bir evleri bile olmayan Saffet, Türkücüler niye şow yapar hele bir düşün ve buna yönelik adım at..
Dünya’nın karşı çıktığı ve Posof’un, Hanak’ın Çıldır’ın doğasını katleden HES’lere dur de Ve en önemlisi Ardahan’a, Hanak’a, Çıldır’a hayat veren Kura Nehrine sahip çık.’ demiş ve aşağıda ki; ‘Siz hiç Beşikkaya Vadisi’ne gittiniz mi?’ başlığı ile bir soru sormuşum..
‘Ardahan’da adım atmadığım köşenin kalmadığını düşündüğüm anda karşıma çıkan o gizli cennete, Beşikkaya Vadisine sizde hiç gittiniz mi?’ şeklinde soruma devam edip; Bana özel Mavi Göl’ü görüp, ona yazdığım şiiri bile kendisine hayran bırakan Beşikkaya Barajı’nın yapılacağı ve Ardahanlılara ait suyun çalınacağı Beşikkaya Vadisini görüpte hayran kalmamak elde değil..’ diyerek bugün yazsam 14 yıl önce yazılmış diyemeyeceğiniz 2012 yılının yarılayan Haziran aynın son gününde ki yazım şöyle devam etmişim..
Hem de bir haftada iki kez peş peşe giden benim gibi ..
Evet, haydi birlikte Beşikkaya Vadisine gidelim dersem gelir misiniz?
Eşinizi, çocuklarınızı, hatta komşularınızı da, güzel hazırlanmış bir piknik sepetiyle birlikte yanınıza alır mısınız?..
Tamam mı?
Haydi gidelim o zaman ..
Ardahan-Göle yolu üzerinde bulunan ve bu yıl kar olmadığı için kayılamayan Dağ Oteli bir türlü işletilemediğinden Ardahan-Ardanuç yolu gibi yıllardır kapalı olan Uğurludağ Kayak Tesinin yoluna sapalım.
Yani 50 yıldır bir türlü bitirilemeyen Ardahan-Ardanuç yoluna.
Diğer adıyla iki dilli takvim bastıran AK Parti İl Başkanının (O dönenim İl Başkanı Yunus Baydar’ yolu olmayan köyü Yanlızçam’a doğru gidiyoruz ..
Kayak Evinin yoluna sapmadan ilerliyor, çürümeye terk edilen yol şantiyesinin hemen karşısında sola sapıyoruz ..
Bir çok köy yolundan güzel ve düz olan yola saptıktan sonra Kura Nehrinin ana kaynağı olan Yeniköy ve Bülbülan tarafından gelen tertemiz suyun şırıldısıyla kulaklarınız, birçok yeşilim çam ağaçları ile ise gözleriniz bayram yaparken, kent havasından uzak, tertemiz hava ciğerlerinizin olduğunu sizlere hatırlatacak ..
Vadi boyunca size tam ters akan Kura’nın ana yatağını izleyip ilerlerken karşınıza çıkan kanyonlar, peri bacaları, kçük kalecikler ve kayalardan taşıp akan birçok çeşme size el uzatıyor, ‘Hoş geldiniz, 10, 20 yıl sonra bulamayacağınız, göremeyeceğiniz Beşikkaya Vadisi.. ‘demişim..
Yani anlayacağınız, 24 yıl önce 2012 Haziran 30 Tarihin de değil, sanki bugün 2026 Haziran 2026 günü yazılmış bir yazı değil mi yukarıda yeniden yayınladığım 14 yıl önceki bugünü anlatan yazı..
Değil ise şu arada bulunan iyi bakın.. Evet, evet o fotoğraflara bir daha bakın, hele..
Ve benim 14 yıl önce anlatmaya çalıştığım o bu dünyanın cennete, o bin bir çiçeğin, çamın, onca mağaranın olduğu bir ucu Göle’ye çıkan Beşikkaya Vadisine dalanların, orayı da alt üst edip, HES’e, Hidro Elektirik Santraline çevirip, ‘Ben gidersem Göle ve Ardahan ovasının kuruyacak’ diyen Kura Nehrinin suyunu büyük bölümünü Bülbülan üzerinden Karadeniz’e akıtacağını anlatmaya çalıştığımı anlayacak mısınız?
Bilmem ama 14 değil 36 yıldan fazladır ‘Ardahan, Ardahan’ deyip yazıp, anlatmaya çalışsam da gördüğünüz bu fotoğraflarla oraya da girildiğini ve şimdiden doğasını alt üst edilmeye başlandığını belki anlarsınız ve Hanif Gültekin gibi Bağdeşenli dostların gelecek yıllarda o muhteşem fotoğraflarını çekemeyeceğini bugüne dek gidip göremeyenlerin torunlarının sular altına kalacak olan orayı hiç ama hiç görmeyeceğini anladınız mı?!
Sanmıyorum..
Çünkü 14 yıl ve öncesinde anlattığım gibi bugün de ne yazsam, anlatsam anlayan olmayacak, Ve yazın saz deyip, Bübülana’a, Hoçvan yaylasına gidip cırtık atacak, sonra kışın kaz diyerek batı kentlerine diyecek..
Hepte öyle olmadı mı?.. Yazık, hem de nasıl yazık, akarsularına HES, Alagöz dağına ise GES yapılan Ardahan’ıma..
Ve; ‘Ülkenin en büyük barajını yaptık’ diye övünülen ama bir çok proje gibi başkent Ankara’da masa üzerinde hazırlanan plansız hesaplamalar ile üzerine konulan Çoruh Nehrinin çarklarını çevirmeye yetmediği, Yusufeli Barajına su takviyesi için Göle Allahüekber dağlarından doğup, Hazar’a kadar uzanan Kura Nehrinin suyunu Ardahan’dan çalacak olan ve 50 yıldır bitirilmeyen Ardahan-Ardanuç yolundan önce Bübülan yaylası üzerinden Artvin’e götürecek olan Devlet Su İşlerince Beşikkaya’ya ya hem de kalbinin ortasına bıçağın çoktan vurulduğunu, bölge halkı gibi Ardahanlıların haberinin olmadığını 14 yıl öce yazılmış, bugünü anlatan anlatan yazı..
