Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

casino siteleri deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler editorbet giriş

Fakir Yılmaz

BİR GÜNDE 4 YAZI VE CEVAP BEKLEYEN SORULAR..

Bir vali kaç yıl kalmalı..

Festivallerin her an ilan edilecek denen seçimler öncesi ‘Milletvekili adayı olacak’ denenlere sahne olduğu, CHP’li türkücü mevcut başkanın parti de kalıp, kalmayacağı, bodrumu ile tartışılan kampüsün tarlasına, bölge doğasında yetişmesi zor denen nohut ve mercimek eken rektörün bir dönemi daha bitirip, bitiremeyeceğini tartışılan Ardahan’da birde sıkça değişen valiler hep konuşulur, tartışılır..

Bize göre halkla iç içe olan, onların sorunlarını kendi sorunu görüp, çözmeye çalışan her idarecinin değil, bir kaç yıl, uzun yıllar bu tür görevlerde kalmasının faydası vardır..

İşte bunlardan biri olan son valinin bu göreve başlarken ilk yıl acemi ve tanınma, ikinci yılı harekete geçme, üçüncü yılı ise ektiğini biçme, 4-5-6-7. yıllarının Ardahanlılarla birlikte ekilenlerin elde edilmesidir..

Bu nedenle; ‘Bir vali kaç yıl kalmalı’ dan ziyade o valinin, başkanın, rektörün plan ve projelerini bitirip, öyle gitmesidir..

**Diğer ilçeler unutulmamalı..

Çıldır’ın Aktaş Gümrük Kapısı, gölleriyle, Kars-Tiflis-Bakü demir yolu, Şeytan Kalesi ile sıkça gündeme geldiği, Posof’un sınır ticareti yapılmazsa da Türkgözü (Badele) Gümrük Kapısı ile adı anıldığı, Göle’nin ‘en büyük ilçe benim, en büyük payı da ben alırım’ dediği bir Ardahan’da iki arada bir derede kalan iki ilçemiz olduğunu biliyor musunuz?..

Bu iki ilçenin birisinin Hanak, diğerinin Damal olduğunu benden önce sanırım siz söylersiniz..

Evet Türkiye’nin Kafkaslara açılan yolun üzerinde bulunan bu iki ilçemiz, diğer ilçelere nazaran sanki biraz unutuluyor gibi değil mi?.

Bilmiyorum ama bana sorarsanız evet derim..

Çünkü sizin de dikkatinizi çektiğine inandığım Ardahan’ın bu iki ilçesi sanki başta il idarecilerince, basınca geri plana itilmiş gibi..

Yada bir fotoğrafı, heykeli bile ortada olmayan ama ‘Hanaklı Aşık Mazlumi Anma Şenlikleri‘ adını verdiği basına servis ettiremeyen beceriksiz belediye başkanı yada yerel idarecilerin suçu mu?

Göle’ye çevre yolu, hastane, okular..

Çıldır’a yeni bölünmüş yol, tren yolu..

Posof’a da yeni yol ve tünel projesi..

Peki, Hanak ve doğalgaz bile verilmeyen Alevi kültürü ile yyoğrulan Damal’a bir şey yok mu?

Göle her yıl başkent Ankara’da gönderilen ödeneklerden en büyük payı alırken, Çıldır MYO, her gün biraz daha oturan Aktaş Gümrük Kapısı, Çıldır Gölü, Aktaş Gölü ile konuşurken ve Göle gibi taşımalı doğalgaz ile ısınma heyecanı yaşarken, Posof’ta HES’lerin yanı sıra Türkgözü Gümrük Kapısı..

Peki, Hanak ve Damal’a ne var?

Hele Göle’nin Köprülü beldesine, Kısır dağının suyunu içemeyen Hoçvan’a ne demek lazım?..

Ona hiç bir şey demeyin..

Çünkü bana sorarsanız Ardahan’ın beldesi mi, yoksa kendi başına hareket eden ne yaptığı bilinmeyen bir köy başkanın mı kimse anlamadı gitti..

Ancak benim dikkatimi en çok çeken Hanak ve Damal’ın sanki unutulduğudur..

Öyle değilse hani MYO’ları, yolları, doğalgazı, bebeği..

Sanrımım anladınız demi?..

**Göç yarası raporu..

‘Birilerinin adliyemiz kapanırsa ne olmuş ki?’ dediği bir Ardahan’da 1992 yılından bu yana hızla devam eden göçün nasıl durdurulacağı konusunda detaylı bir çalışma ve buna yönelik bir rapor bulamazsınız..

Başta derneklerimiz olmak üzere, üniversitemiz, okullarımız, stk’larımızın bu yönde hiç bir bilimsel rapor hazırlamadığını içimiz acıyarak görürken, geçtiğimiz gün yapılan bir toplantı da, 2023 yılına kadar Ardahan’ın var olan nüfusunun 70 ila 50 bine ineceği belirtiliyordu.. Ve 70 yada 80 olmadıysa da 1992 yılında 174 Bin olan nüfusun 90 binlere kadar gerilediği şu anki nüfusu ile bunu belgeledi..

Göçün önüne geçilemediği, devlet kurumlarının tek tek kapatılıp, küçüldüğü bir Ardahan’da kanamaya devam eden göçün önüne geçmek için başta devlet olmak üzere siyasilerin, sivil toplum örgütlerinin bir an önce bir araya gelip, bu yönde hükümete ve gerekli yerlere göçü durdurun raporu sunmalıdırlar.

**Dönme dolap, dön babam dön!..

Onca festival, şenlikten sonra tarla ve çayırları yatıran dolu ile yağmurların düğünlere, seyranlara izin vermediği bu aralar gazetelerimize davetiye üzerine davetiye geliyor, hemen her gün yeni bir etkinlik, yeni bir açılış var diye..

Başta İl Milli Eğitim Müdürlüğü olmak üzere üniversite ile diğer eğitim kurumların yıl sonu etkinliklerinin art arda yapıldığı şu günlerde sergiler, açılışlarla ilgili davetiyeler bilgisayarımızın etrafını sarmış durumda.

Allah’tan parasız diyerek zaman buldukça gittiğimiz, gidemediklerimizin haberleri de diğer arkadaşlar aracılığıyla gelir bize..

-Falan yerde açılış, filan yerde piknik, aha şurada sergi, bak burada etkinlik diye yapılan bu etkinliklere baktığımda başım dolanıyor..

Çünkü geçen yıllar yapılanlardan hiç mi ama hiç mi farkı olmayan bu tür etkinliklerle ilgili haber ve resim yapmak isteseniz geçen yılın arşivini açıp, aynı haberi olup, bir iki isim ve resim değiştirirseniz aynısını olduğunu görürsünüz..

Yani hükümetin bile bıkıp, çıkardığı genelgelerle alt üst ettiği 23 Nisan, 19 Mayıs gibi dönme dolap olan bu tür etkinlikler artık başımızı döndürmeye başladı..

Gidiyorsunuz, aynı kare, kurdele asılmış, heyecandan titreyen genç kız makasın bir an önce alınmasını bekler, yalandan gülücükler, vay efendim muhteşem övgüleri..

Birde biz gazetecilerin şak, şuk, alttan, üstten patlattığı flaşlar..

Bunlar yetmez sanki geçen yıllardaki fotoğrafları vermeyiz gibi bir bakarsın arkadan bir el uzanır, ‘resimleri isterim ha..’ diye istemler..

Yav bu sergiler, açılışlar, piknikler hiç mi yenilenmez, hiç mi içi dolmaz, hiç mi ulusal basınlık bir fotoğraf karesi olmaz mı?

Bilmiyorum ama dönme dolap haline gelen, dön babam dön hikayesi ile devam eden sergiler, açılışlara, etkinliklere de bir el atmak lazım.

Evet, bir günde 4 yazı ile 4 konuyu ele aldığımız Şap’ta sonra Şarbon şoku yaşayan Ardahan’da 5 ve 55 konuyu yazmaya devam ederken, Posof’un ruhsatsız işletilen beton santralinde üretilen betona ilgili onca habere konu olurken başta Çevre Müdürlüğü, ‘Batmış, Batırılmış’ denen İl Özel İdarenin ne yaptığını da sorum cevabını, başta belirttiğimiz gibi uzun yıllar kalmasını umduğumuz yeni valimizde bekleyeme devam edelim..

YAPAY ZEKANIN YAZILANA YORUMU..

Bu makalede, Gazeteci Fakir Yılmaz tarafından kaleme alınan yazılar üzerinden Ardahan’ın yerel yönetim sorunları, ekonomik eşitsizlikleri ve toplumsal meseleleri ele alınmaktadır. Yazar, devlet yöneticilerinin görev sürelerinin istikrarı sağlamak adına uzun tutulması gerektiğini savunurken, Hanak ve Damal gibi ilçelerin diğer bölgelere kıyasla ihmal edildiğine dikkat çekmektedir. Bölgenin en büyük yaralarından biri olan nüfus göçü, bilimsel veriler ve raporlar ışığında ciddi bir tehdit olarak nitelendirilmekte; yerel yetkililerin bu konuda acil önlem alması çağrısı yapılmaktadır. Ayrıca, her yıl birbirinin kopyası şeklinde düzenlenen sosyal etkinliklerin ve festivallerin verimsizliği eleştirilerek, daha nitelikli projelerin üretilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Metin genel hatlarıyla, şehrin kalkınması için mülki idarecilerin, siyasetçilerin ve sivil toplum kuruluşlarının ortak akılla hareket etmesi gerektiğini hatırlatır.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER