Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

casino siteleri deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler editorbet giriş

Özlem Şeyma YILMAZ

Kalem Emaneti..

Bugün bu köşeyi yazmak, hayatım boyunca üstlendiğim en zor görevlerden biri.

Çünkü yıllardır “Yazıyorsam Sebebi Var” başlığını gördüğünüzde altında babam Fakir Yılmaz’ın imzasını okudunuz. O kalem, bazen sert oldu, bazen eleştirdi, bazen kızdı, bazen sevindi ama hiçbir zaman doğrularını yazmaktan vazgeçmedi. Bugün ise ilk kez o köşede başka bir kalem var. Bu satırları, onun gazeteci kızı olarak ben yazıyorum.

İtiraf etmeliyim ki; Bu yazıya nasıl başlayacağımı baya bi düşündüm. Çünkü bir gazeteci olarak haber yazmak başka, babanızın yıllardır emek verdiği bir köşeye ilk kez oturmak bambaşka bir duygu. Bu yalnızca bir yazı değil; çocukluğumdan beri tanıklık ettiğim bir ömrün karşısında duyduğum saygının satırlara dökülmüş hâli.

Ben gözümü gazeteciliğin içinde açtım. Çocukluğum matbaa kokusuyla geçti. Gazetenin baskıya yetişme telaşını, son dakika haberlerini, çalan telefonları, sabahlara kadar süren çalışmaları izleyerek büyüdüm. Çoğu çocuk babasını akşam belli bir saatte eve gelirken görür. Ben ise babamı çoğu zaman bir haberin peşinde, bir köy yolunda ya da bilgisayarının başında yazı yazarken gördüm. O yüzden benim için gazetecilik hiçbir zaman sadece bir meslek olmadı; evimizin bir parçasıydı.

Babam gazeteciliği yalnızca gazete sayfalarına sığdırmadı. Gazete kurdu, radyo kurdu, televizyon yayıncılığı yaptı, internet haberciliğine yıllar önce adım attı. Teknoloji değişti, insanlar değişti, haberin ulaştığı yollar değişti ama onun değişmeyen tek şeyi Ardahan sevgisi oldu.

Çünkü onun için haber yapmak, bir şehrin sesini duyurabilmekti.

Bu uğurda çok bedeller de ödedi. Üç büyük kaza geçirdi. Ağır ameliyatlar oldu. Omurgasına platinler takıldı. Doktorların dinlenmesini söylediği günlerde bile aklında yine yazacağı haberler, hazırlayacağı yayınlar vardı. Çünkü onu ayakta tutan şey yalnızca mesleği değil, memleketine duyduğu sorumluluktu.

Yıllar boyunca yalnızca haber üretmedi. Birçok genç gazetecinin elinden tuttu. Onlara meslek öğretti, iş verdi, birlikte çalıştı. Bugün gazetecilik yapan birçok insanın ilk adımlarında onun emeği vardır. Belki bunu hiç anlatmadı, belki hiçbir zaman bununla övünmedi ama ben yakından gördüm. İnsan yetiştirmenin de en az haber yapmak kadar önemli olduğuna inanıyordu.

Evde ise bizim için sadece bir gazeteci değildi. Beş çocuk babası, bugün yedi torunun dedesi… Ne kadar yoğun olursa olsun ailesine olan sevgisini hep hissettiren bir babaydı. Biz onu sadece haberleriyle değil, mücadele etmeyi hiç bırakmayan yönüyle tanıdık. Yorulsa da vazgeçmeyen, düştüğünde yeniden ayağa kalkan bir insan olarak büyüdük onun yanında.

Bugün ise kısa bir süreliğine kalemini bana emanet etti.

Belki bu değişikliği ilk satırlarda fark ettiniz. Belki de “Bugün yazıda bir farklılık var.” diye düşündünüz. Haklısınız. Çünkü ilk kez “Yazıyorsam Sebebi Var” köşesinde onun yerine ben varım. Bunun sorumluluğunu tarif etmek gerçekten kolay değil.

Ben onun yerini doldurabilecek biri değilim. Zaten böyle bir iddiam da yok. Ben yalnızca onun izinden yürüyen, gazeteciliği yine ondan öğrenmiş bir kızıyım. Bana bıraktığı en büyük miras; korkmadan yazabilmek, doğru bildiğini söyleyebilmek ve memleketini sevmekten hiçbir zaman vazgeçmemek oldu.

İnanıyorum ki bu ayrılık uzun sürmeyecek.

O yeniden kendi kalemiyle sizlerle buluşuncaya kadar ben burada olacağım. O güne kadar bana düşen tek şey ise yıllardır büyük bir emekle büyüttüğü bu köşeye aynı özenle sahip çıkmak.

Sevgi ve saygılarımla

Özlem Şeyma Yılmaz Damgacı

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER