Ardahan’ı görmeden, Ardahan’da yaşananları yaşamadan Ardahan’ı kurtarmaya çalışanların İstanbul’da ya belediyenin beleşten verdiği beleş bir toplantı, içinde kültür olmasa da adı kültür olan salonda veya karşı karşıya oturanın bir birini görmekten zorlandığı masalarının olduğu, dönüşümden yapılmış sahte, suni plastik kaplarda yemeklerin yendiği düğün salonunda şap’a oturmak üzere olan hayvancılığın yerde süründüğü, okulları ve yurtları kapatarak 2026-27 eğitim/öğretim sezonuna merhaba diyerek Ardahan’da ki eğitimi, ligden düştü, çıktı denen sporunu kurtarmaya çalıştıkları şu günlerde bende yılın bitimine kaç ay kaldı diye soracağım..
Ama ondan önce ‘Şap’a oturmak’ sözlük anlamının ne olduğunu bakıp, bu yönde kimseye bir soru sormadan ben değil, googel amca cevaplasın..
Çünkü, Ardahan’da Şap bir kez daha gündemde..
Evet, ‘Şapa oturmak deyimi, beklenmedik bir engelle karşılaşıp işin çıkmaza girmesi, kişinin zor ve sıkıntılı bir duruma düşmesi..’ anlamındaymış..
Yani geçen yıl 6 bine yakın büyükbaş hayvanın telef olmasına, 30 milyondan fazla paranınım kazılan çukurlara mırdarlaşan hayvanlarla toprağa gömülen 150’ye yakın özel, tüzel, kamı veterinerinin olduğu, veteriner odasının seçimini kaçırırcasına yaptığı Ardahan bir kez daha Şap’a oturacak duruma düşmüş..
Kısacası önce Ardahan merkez Halilfendi mahallesinde Şarbon, ardından yine Ardahan merkez de eski köy, yeni mahalle mahallesi Gürçayır (Sabuğaro) da Kuduz, sonra Hanak’ta ardından Hoçvan ve merkez köylerinden Göle ilçesine sıçrayan, Çakırüzüm (Muzareti), Çakıldere (Orakilise), Çayırbaşı (Hokam), Samandöken (Sinot), Dedekılıç (Keşer), Dölekçayır (Pülümor), Okçu (Oçhi) Senemoğlu, Tahtakıran (Tahtakrani) köyleri ile Göle’nin Fevziçakmak, Salimbey, Kubilaybey mahallelerin de görünüp, arazisinin bir bölümü belediye tarafından vergi levhası, dükkanı olmayan kara paralılara satılan hayvan pazarını Hanak’ta ki meydan gibi karantinaya aldıran Şap’ın bir kez daha görülmeye başladığı ancak ne hikmetse başta yerel gazeteciler olmak üzere kimsenin olayı ciddiye alıp, paniklemediği Ardahan bir yılı daha geride bırakıyor.
Çünkü, ‘Gümrüksüz, Konsolossuz, Anteposuz Çıldır Aktaş, Posof Türkgözü (Badele) Gümrük Kapılarına Sınır Ticaret Merkezi, STK açıldı..’ diyemediğimiz geçen onca yıl gibi bu yıl da birçok şeyin olacağını söylemişti birileri bizlere..
Hayvancılığın, ‘Gel, gel ne alırsan 150 TL.’ye’ kadar düştüğü, göçün var hızıyla devam ettiği, Kafkas arısının üretildi bala patent alınmadığı Ardahan’da bir yılı daha geride bırakmaya kaç ay kaldı?..
Alt yapı olarak çokta eksiği kalmayan, ancak değişmeyen zihniyet dolaysıyla bir türlü ileri gidemeyip, sonlardan kurtulamayan eğitimi belediye veya düğün salonunda kurtarmaya kalkanların kendi derneklerinin kalacağı bir evleri olmadığını yazıp, söylemektense üniversite öğrencilerinin kalacakları sıcak bir iki öğrenci yurdunun vat-yok şeklinde söylemek daha doğru olur sanırım şu bitimine kaç ay kaldığını bilemediğimiz biri demiryolu olmak üzere 3 gümrük kapısı olmasına karşın sınır ticaretinin yapılmadığı Ardahan’da..
Hanak Ortakent (Büyük Nakala), Çıldır Suğara (Aşık Şenlik) beldesi kapatılan, diğerinin ha bu seçimde ha her an kapatılacak olan Ardahan’ın yapılan ama betonu ruhsatsız, kontrolsüz bir iki yeni bina ile geliştiğine sevinsekte yılın bitmesine çok sevindiğimizi söyleyemeyiz..
Çünkü bu yıl içinde yapılacağı ileri sürülen birçok şey gibi Kars-Tiflis-Bakü Demiryolunun kılçığı, Yanlızçam/Uğurludağ Kayak Merkezinin halen tam kapasite çalıştırılamadığı, 50 yıldan fazladır yapımı süren Ardahan-Ardanuç yolundan vazgeçip, Sahara ve Ulgar’a tünel istediğimizi yıl boyu yazıp durduk..
‘Bir inek satarım, bir araba alırım..’ diyenlerin bugün yaşanan şap ve onca hayvan hastalğı dolaysıyla kuruyup, yerlerinde kaldığı, para etmeyen hayvanları ile yaklaşan kışı nasıl geçireceklerini düşünüp, taşındıkları bir Ardahan’da yılın bitimine kaç ay var acaba?..
Siz yılın bitimine kaç ay kaldığını düşünün durun, bende Ardahan esnafının yaşadığı sorunlar karşısında ciddi bir açıklaması ve eylemi olmayanların bu hafta sonu yeni bir seçime gidecek olan Ardahan Ticaret ve Sanayi Odası, ATSO gibi önemli iki kelimeyi temsil etmesinin ne kadar zor ve bir o kadarda sıkıntılı iş olduğunu anlatayayım size..
Bu memlekette çeki olmayıp, ticaret ve sanayi temsil edenlerin, tanesi 150 TL.’ye kadar düşen koyunu olmayıp ziraatı temsil etmesinin getirdiği sıkıntılar değil mi bu kentin bir adım ileri gitmeyip, on adım geri gelmesi..
Bilmiyorum ama 2026 diye bir yılı daha geride bırakmaya hazırlandığımız şu günlerde bir iki üst düzey idarecinin dışında memlekette değişen pekte bir şeyin olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim..
Çırpacaksın, yoksa olmaz..
Gazeteleri internetten al yapıştırılan doldurmamak, internet sitemizi yöre ile ilgili haberlerden habersizce güncellemek, ‘gazetecilik mi, parası olmayan ama tehlikenin her an kapıda olduğu meslek’ dendiği için yetişen elaman olmadığı için mizanpajını yaptığım gazete sayfalarını basmak ve lise öğrencimiz Dağhan’nın gazeteyi katlama acemiliğine yardım etmek için yorgun ve uykusuz kaldığım dün üstüne üstlük iki ilçemizi işlerim dolaysıyla programımda olmamasına karşın zorunlu ziyaret ettim.
Önce geçtiğimiz üç yılda zar zor yapılan ve ancak bitti derken yeniden bozulup, yeniden yapılmaya başlanan Ardahan-Kars yolundan Hanak’a geçtim..
Hanak Belediyesi’nin yıllardır beklenen kanalizasyonu yaptırdığı için kapattığı ana girişte değil, zorunlu olarak ‘arka mahalle’ denilen mahallesi içinde Hanak’a girdim..
Hafta başı olduğundan olacak ki yoğun bir hareketliliğin yaşandığı Hanak’ın hemen her sokağının kazındığını ve kanalizasyon ve doğalgaz borularıyla döşendiğini gördüm..
Ve geçtiğimiz yerel seçimlerde ‘Senin iki ineğin var, onları da seçim masrafı diye satıp, ineksiz kalacan’ diye takıldığım, başkan eski başkan yeni İl Genel Meclis Üyesi Taşdemir Çoban’ı kendisinde habersiz kutladım..
Çünkü istendi mi yapılabilecek olan o kadar iş var ki bunun açık örneği 80 yıldan fazladır bir kanalizasyon borusu görülmeyen Hanak’ta her sokağa uzatılmış olan kanalizasyon borularından ve TOKİ değil, Avukatılığı bırakıp, müteahhitliğe başlayanları görmek mümkün..
20 yıldır belediye başkanlığı yapıp, ciddi bir eserleri olmayan Belediye Başkanının oğlunun müteahhit olduğu Hanak’a komşu ilçe başkanlarının da gelip, geçtiği o yoldan geri dönerken, ‘idareciyim’ diyenlerin rutin, günlük kandırmacalardan çıkıp, kentleri, köyleri çırpacak işleri yapması gerektiğini düşündüm..
Çünkü hep aynı kareleri görüp, çekmekten ben bile bıkıp, yoruldum..
Çırpacaksın,
yoksa olmaz-2..
Dün Hanak gezimi, bugün ise Göle gezimi anlatacağım yazıma başlamadan önce dün ülkemde yaşanan yeni olaylar ve fon vurgunlarını nasıl olup ta görmezden gelip, hiç bir şey olmamış gibi davranabilirim diye uzun uzun düşünmedim değil..
Çünkü artık her olumsuzluğun kanıksandığı ülkemizi dünyada birinci yapan ve günde en az 5-10 insanın öldüğü trafik kazalarını ülkeyi yönetenlerde çok umursamaz oldular..
100 yılda yapılmayanı 23 yılda yaptıklarını, bu yapılanların başında gelenin ise yollar olduğunu belirtip, siyaset yapan iktidar bu ülkede ki ölümleri kanıksayıp, oralı olmadığı şu zamanda benim, ‘nasıl olup, onca yaşanan, yürek yakan gelişmeleri es geçip, oralı olmayabilirim..’ diye düşünmem doğrumu acaba bilmem ama sanırım ben ne hükümet, nede devletim..
Çünkü onlar gibi yaşananlara karşı duyarsız ve ‘bir iki kişi ölmüşte, ülkemi batmış..’ diyenlerden değilim, olamam da..
‘Yol yapık tünel açtı, köprü sattık’ denen bu ülke de onca trafik kazasına karşı, ‘nasıl olur bir insan rahat olurda, yaşananları görmezden gelir diyerek her gün bıkmadan usanmadan ele aldığım yazılarımın birini daha yazarken, artık son dakika haberlerine bakmaya da korktuğumu da söyleyebilirim..
Buna neden ise her an gelen bir kara haber ile bu ülkenin gün geçtikçe gerildiği gibi benimde gerildiğimi hissediyorum..
Bu nedenle; hükümetin o çok övündüğü yollardan Göle’ye iki gün içinde ikinci kez gitmeye hazırlanırken gözden ırak, ormanları yeniden kesilen Köprülü’de (Goreveng) bulunan okulların yanında Ardahan’da olduğu gibi Göle merkezde de bu yıl kapatılacağının haberini alıyorum..
Yeni hastanesi yapılan yolları bölünerek genişletilen, terörist yetiştirmeyen (!) İmam Hatip’i, Sağlık Lisesi’nin açıldığı Şap hastalığının hayvan meydanını kapattığı Göle’nin diğer ilçelere nazaran gelişip, büyüdüğünü görmenin mutluluğunu yaşarken, ‘bu ülkede bazı şeyleri yapmak için yürek ve cesaret gerektiğini ve en önemlisi barışı dahil her şeyi baştan çırpmak gerekir..’ diye düşündüm, yeniden çıktığım Göle yoluna giderken..
YAPAY ZEKANIN YAZILANA YORUMU..
Yazar, Ardahan’ın yerel sorunlarını, hayvancılığı tehdit eden hastalıkları ve bitmek bilmeyen altyapı eksikliklerini ele almaktadır. Kentin ekonomik açıdan gerilemesine ve sürekli göç vermesine dikkat çekilirken, yöneticilerin göstermelik toplantılar yapmak yerine kalıcı çözümler üretmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Bölgedeki okulların kapatılması, ticaret odası seçimlerindeki çarpıklıklar ve trafikteki can kayıpları gibi toplumsal meseleler de eleştirel bir dille masaya yatırılmaktadır. Son olarak, Ardahan’ın kalkınması için cesur adımların atılması ve yönetim anlayışının kökten değiştirilmesi gerektiğinin altı çizilmektedir.