Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

casino siteleri deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler editorbet giriş

Sevinç Akçetin

Kalmak mı Daha Zor, Gitmek mi?

Bir ilişkiyi bitirmek kolay değildir.

Çünkü insan yalnızca bir insandan ayrılmaz. Birlikte kurduğu hayallerden, alışkanlıklardan, günlük hayatın küçük rutinlerinden, belki yıllardır taşıdığı “bir gün düzelecek” umudundan da ayrılır.

Bu yüzden bazen bir ilişkinin artık bize iyi gelmediğini bilsek bile kalmaya devam ederiz.

“Belki değişir.”

“Belki eskisi gibi oluruz.”

“Bunca yıl boşa mı gidecek?”

“Ya ayrıldıktan sonra pişman olursam?”

“Ya yalnız kalırsam?”

Ve belki de en ağır soru:

“Ya bir daha kimseyi böyle sevemezsem?”

İnsan çoğu zaman yalnızlıktan değil, bilmediği bir hayata geçmekten korkar. Çünkü mutsuzluk bile uzun sürdüğünde tanıdık hale gelir. Tanıdığımız acı, bazen bilmediğimiz ihtimalden daha güvenli görünür.

Ama burada başka bir soru sormamız gerekir:

Bir ilişkide kalmanın bedeli nedir?

Çünkü her kalış sevginin göstergesi değildir.

Bazen insan sevgiden kalır.
Bazen çocukları için.
Bazen ekonomik nedenlerle.
Bazen çevresinin ne söyleyeceğinden korktuğu için.
Bazen yalnız kalmamak için.
Bazen de karşısındaki insanı değil, onun bir gün dönüşeceğini düşündüğü kişiyi beklediği için…

Oysa yıllar geçerken farkında olmadan kendimizden vazgeçmeye başlayabiliriz.

Eskiden rahatça söylediğimiz şeyleri söylememeye…

Tartışma çıkmasın diye susmaya…

Yanlış anlaşılmamak için her kelimemizi tartmaya…

Karşımızdakinin ruh haline göre davranmaya…

Kendi ihtiyaçlarımızı sürekli ertelemeye…

Ve bir gün aynaya baktığımızda, ilişkinin başındaki insanla bugünkü insan arasında büyük bir mesafe olduğunu fark etmeye başlayabiliriz.

İşte tam da burada mesele artık yalnızca “Onu seviyor muyum?” değildir.

Şunu da sormak gerekir:

“Bu ilişkinin içinde kendimi seviyor muyum?”

Çünkü sağlıklı bir ilişki insanın hiç üzülmediği, hiç tartışmadığı, hiç hayal kırıklığı yaşamadığı ilişki değildir. İki insanın olduğu yerde anlaşmazlık da olur, öfke de olur, kırgınlık da.

Önemli olan bunların varlığı değil, nasıl yaşandığıdır.

Konuşabiliyor musunuz?

Birbirinizi gerçekten duyabiliyor musunuz?

Sorunlardan sonra bir şeyler değişiyor mu, yoksa aynı yaralar farklı günlerde tekrar tekrar mı açılıyor?

Hata yapıldığında sorumluluk alınıyor mu?

Yoksa bütün yük sürekli bir kişinin omuzlarına mı bırakılıyor?

Ve belki en önemlisi:

Bu ilişkinin içinde kendiniz olabiliyor musunuz?

Çünkü sevgi, insanın sürekli diken üstünde yaşaması değildir.

Sevgi, karşımızdakini kaybetmemek için kendimizi kaybetmek de değildir.

Elbette her zor dönem ayrılık nedeni değildir. Bazen ilişkiler yorulur. Bazen hayatın yükü iki insanın arasına girer. Bazen iletişim bozulur ve emek verildiğinde yeniden kurulabilir.

Bu nedenle “Sorun varsa ayrıl” demek ne kadar yanlışsa, “Seviyorsan kal” demek de o kadar eksiktir.

Asıl bakılması gereken şey, ilişkinin değişme kapasitesidir.

İki kişi de sorumluluk alıyor mu?

İki kişi de çabalıyor mu?

İki kişi de birbirini anlamaya çalışıyor mu?

Yoksa biri ilişkiyi taşırken diğeri yalnızca o ilişkinin içinde mi duruyor?

Bir ilişkiyi tek kişi kurtaramaz.

Bir kişi iki kişilik anlayabilir, iki kişilik sabredebilir, iki kişilik fedakârlık yapabilir. Ama iki kişilik ilişki yaşayamaz.

Bazen gitmek vazgeçmek değildir.

Bazen uzun zamandır kendimizden vazgeçtiğimizi fark etmektir.

Bazen de kalmak güçsüzlük değildir. Eğer iki insan gerçekten birbirine ulaşmaya çalışıyor, hatalarını görebiliyor ve birlikte değişebiliyorsa kalmak da büyük bir cesaret ve emek ister.

Bu yüzden kimse dışarıdan bir başkasına kolayca “Git” ya da “Kal” dememeli.

Ama insan kendisine şu soruları sormalı:

Ben burada sevgiden mi kalıyorum, korkudan mı?

Bu ilişki beni büyütüyor mu, yoksa giderek küçültüyor mu?

Sorunlarımız gerçekten çözülüyor mu, yoksa yalnızca üzerleri mi örtülüyor?

Karşımdaki insanın bugünkü haliyle mi beraberim, yoksa bir gün olmasını umduğum haliyle mi?

Ve son olarak:

Bir yıl sonra hiçbir şey değişmemiş olsa, yine de bu ilişkinin içinde kalmayı seçer miydim?

Belki de cevap hemen gelmeyecektir.

Gelmek zorunda da değildir.

Çünkü bazı kararların olgunlaşması zaman ister.

Fakat insan en azından kendisine karşı dürüst olabilir.

Ayrılık korkutabilir.

Yalnızlık korkutabilir.

Yeni bir hayat kurmak korkutabilir.

Ama sırf korkuyoruz diye bizi uzun zamandır yoran bir yerde kalmak zorunda değiliz.

Çünkü bazen hayatımızdaki en önemli ayrılık, bir insandan ayrılmak değildir.

Kendimizi kaybettiğimiz bir hayattan ayrılmaktır.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER