Belediye Başkanlarının diğer onca başkanlar gibi halen bir sabah baskına uğrayıp, göz altına alınıp, karakolla da günlerce bekletildikten sonra hapis edilmediği ve Gavur İzmir’in çöpleri çiçek açtığını sergileyen video eşliğinde parti değiştirmeyen İstanbul Kartal’a komşu Maltepe ilçesinde 7 katlı binanın 3 katının çöktüğü ve 3 kişinin 3 güne bulunamadığını veren haber ajanslara düşerken önüme 2002 yılında ele aldığım, ‘Ya Allah, ya Bismillah!’ bir yazım düşüyordu.
Ve şu an bulunduğum İstanbul Kartal ilçesine komşu Maltepe yaşanacak denen büyük İstanbul Depreminin merkezi olarak gösterilen Adaları izleyen evimin balkonundan beni alıp, trafiğin içinde geçtiği eve taşıttan kentsel Dönüşüm hikayesi ile ilgili yazdığım onca yazılarımdan bir olduğunu görüp, gülmüyor, acı acı ağlamamak için çakmağı alıp, koah işareti veren damarlarıma dumanı içime çekmek için yakıyordum..

Çünkü, Marmara depremini bizzat Kocaeli (Sarımeşe) Kartepe’de yaşayan biri olarak şu an bulunduğum mahallenin adının da Karlıtepe olduğunu hatırlıyor ve ‘Ya Allah, ya Bismillah!’ başlıklı yazımı yazdığımın üzerinden tamı tamına 24 yıl geçtiğini ve ‘deprem’ denerek, insanların korkutulup, milyon, dolarlık, adaları, boğazı izleyen arazilere oturtulmuş olan ev ve işyerlerinde kaçırtıldığı Kentsel Dönüşüm hikayesini halen yeninden yazamaya gerek var mı diye düşünüyordum..
24 Yıl önce yazdığım yazımı bir kez daha okuyunca, dün değil, 24 yıl önce yazdığım aşağıda ki; ‘Ya Allah, ya Bismillah!’ başlıklı yazıya ve depremle, kentsel dönüşümle ilgili yıllardır yazdığın onca yazdıklarına valilik binası bile depreme dayanıklı olmayan Ardahan’da ki; ‘SOS’ pardon sus yok ya ‘imdat’ diyen imar, mimar ve yapılaşmayı anlatmaktan başka ekleyeceğin hiç bir şey yok ki, diyordu..

Ve 4.5 yıl İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığı, 23 yıldır ülke iktidarında bulunan Asrın depremi sonrası Asrın fon olayı ile karşı karşıya olan ve 24 yıl önce ele aldığım yazımın yazıldığı yıllarda, yaptığı bir konuşmada İstanbul’daki yapılaşma ve dikey mimari konusuna değinirken, “Biz bu şehre ihanet ettik, hala da ediyoruz, ben de bundan sorumluyum” ifadesini kullanan İstanbul’un eski büyükşehir belediye başkanı, AK Parti Genel Başkanı, eski başbakan şu anki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da Maltepe’de yaşanan bu son olayla ilgili bir şey demediğini gören bende, 24 yıl önce ele aldığım yazımın noktasına virgülüne dokunmadan aynen yayınlamaya karar veriyorum.

‘İşte 37 yıllık gazetecilik hayatım boyunca başta halen yapılıp, teslim edilmeyen Posof ve Göle’de ki heyelan ve deprem evlerinin teslim edilmemesi olmak üzere kentsel dönüşüm, depremlerle ilgili yazdığımım yazılardan biri olan yazım..’ diyecekken, memleketim Ardahan’a komşu, Sahara tünel projesini bu yılda göremediğimiz, Ardahan’a gelen Ardanuç yolu bir türlü bitmeyen Artvin’in Hopa ilçesinde yaşanan heyelan ardından bir tır şoförünün öldüğünü, onca aracın hurdaya döndüğü haberi de gelirken, bu tır garajını oraya kim, nasıl, hangi plan, proje, araştırma ve kafa ile yapıldığını, İstanbul Maltepe’de ki 7 katının 3 katının kaçak olduğu söylenen binada ki ihmaller zinciri gibi sorulup, sorgulanmadığını da anlıyordum.
Ve; İş-İT gibi bir anda tam da Irak ve Suriye’den sonra İran’a girilme hesapları yapıldığı zaman da ortaya çıkan, çıkarılan Husilerin saldırdığı Arabistan’a asker gönderme dahil ülke ve bölge gündemine takılmadan 24 yıl önce bugünü anlatan ‘ ‘Ya Allah, ya Bismillah!’ başlıklı yazımı yeniden yayınlamak için derin bir nefes alarak ve bir kez daha ‘ ‘Ya Allah, ya Bismillah!’ diyordum ki;
Bu kez, fon tartışmaları dolaysıyla söyledikleri, yazdıkları dolaysıyla gözaltına alınan Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı adlı iki meslektaşımın tutuklandıkları, İsmail Saymaz ve Murat Ağırel’in de çağrıldıkları adliyede yurt dışı çıkış yasağı ve her gün karakola giderek, imza verme şeklinde adli kontrol şartı kararıyla Adliyeden ayrıldıklarını öğrenip, ‘buna da şükür’ demeden ve ‘Ya sabır..’ diyerek yıllar önce bugün yaşanan, yaşanacakları anlatmaya çalışan yazımı aynen yayınlıyordum..



