Bugün sevgiyi konuşalım.
Ama çiçek fiyatlarını, rezervasyon listelerini, hediye telaşlarını değil… Kalbin dilini.
Aşk, insanın içini ısıtan en sade duygudur.
Bir elin diğer ele usulca değmesi,
“İyi ki varsın” cümlesinin göz temasıyla söylenmesi,
Bir omuzda dinlenmek…
Bunların hiçbiri kredi kartı gerektirmez.
Ne zaman oldu bilmiyorum ama sevgi, yavaş yavaş vitrinlere taşındı.
Hediyenin büyüklüğü, ilişkinin değeriyle karıştırıldı.
Oysa sevgi, ölçü birimi olmayan bir şeydir.
Birine pahalı bir hediye almak elbette yanlış değil.
Yanlış olan; sevginin kanıtını maddi bir karşılığa bağlamak.
“Beni ne kadar seviyorsun?” sorusunun cevabını faturada aramak.
Bunu yapan insanlar kötü mü?
Hayır.
Çoğu zaman sadece sevgiyi görünür kılmanın yolunu yanlış öğrenmişlerdir.
Toplum, reklamlar, sosyal medya… Hepsi bize şunu fısıldıyor: “Seviyorsan göster. Ama büyük göster.”
Oysa sevgi, büyük gösterildiğinde değil; gerçek hissedildiğinde büyür.
Bugün belki birine pahalı bir şey alamayabilirsiniz.
Ama onun saçlarını okşayabilirsiniz.
Bir mesaj yazabilirsiniz: “Yanındayım.”
Yorgunluğunu fark edebilirsiniz.
Elini tutup biraz daha sıkabilirsiniz.
Sevgi, maddi bir değerle ölçülmeye başladığında iki taraf da yorulur.
Biri yetişememekten korkar,
Diğeri eksik hisseder.
Oysa aşk bir yarış değildir.
İlişkilerde en büyük lüks; anlaşılmaktır.
En pahalı hediye; güven duygusudur.
En değerli yatırım; kalbe yapılan temastır.
Kapitalizmin dili “daha fazlası” der.
Aşkın dili ise “yeter ki sen ol” der.
Bugün sevgiyi sadeleştirelim.
Kalbe dönelim.
Ve hatırlayalım:
Aşkın değeri, fiyat etiketi taşımaz.
Sevginin ölçüsü fatura değil, kalp atışıdır.
Gerçeği seçen, samimiyeti büyüten tüm çiftlerin:
14 Şubat Sevgililer Günü kutlu olsun.
Kalbe dokunanlara…