Hayal kurmak insana yön verir.
Umut etmek yürümek için sebep sunar.
Peki ya hiçbir şey hissedememek?
Ne büyük bir acı ne de büyük bir sevinç…
Sadece boşluk.
Belirsizlik bazen bir kayıp değildir.
Bir geçiştir.
Ama o geçiş anı, insanın kendini askıda hissettiği yerdir.
Ne geçmişe tam aitsin,
Ne geleceğe güvenle bakabiliyorsun.
Şimdi ise sanki ince bir sisin içinde.
İnsan en çok bu sisli yerde yorulur.
Çünkü acının adı vardır,
Ama hiçliğin yoktur.
Hiçlik;
“Ne istiyorum?” sorusuna cevap bulamamaktır bazen.
“Ne hissediyorum?” dediğinde içinin sessiz kalmasıdır.
Ve bu sessizlik çoğu zaman yanlış anlaşılır.
Oysa bu bir zayıflık değil.
Ruhun dinlenmeye çekildiği bir ara istasyondur.
Her insan hayatının bir döneminde
ne yıkılmıştır ne de yükselmiştir.
Sadece durmuştur.
Durmak, düşmek değildir.
Belirsizlik, kaybolmak değildir.
Hiçlik, son değildir.
Bazen insanın yeniden hissedebilmesi için
önce boşalması gerekir.
Belki de o boşluk,
yeni bir anlamın yer açma sürecidir.
Kendinizi hiçbir şey hissetmiyor gibi bulduğunuz günlerde,
bunu bir eksiklik olarak değil,
bir hazırlık olarak görün.
Çünkü insan bazen
en sessiz döneminden sonra
en net kararlarını verir.