Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

casino siteleri deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler editorbet giriş

Fakir Yılmaz

Saray Hastaneler, Adliyeler, Belediyeler..

Mevcut sarayımızın dışında bir çok sarayın varlığı yetmezmiş gibi, adliye, bakanlık yetmedi atanmasının yoğun bir şekilde bakanın başına geçtiği Adliye ve hasta garantili otoyollar gibi hizmeti ve otoparkları bir hayli pahalı, paralı hastane sarayları yapmakla övünen 33 yıllık iktidar, bu saraylarda yaşananları takipte ne kadar başarılı olduğunu görmek için o saraylara gitmek gerekir.

Çünkü, en son eşim, Selmi hanımın amcası, sevdiğim kayınpederim Şemsettin Işık’ın tedavi görüp, hayata göz yumduğu Kocaeli Şehir Hastanesini ziyaretimde harem odalarının da içinde olduğu ve onca bir çok masala konu olan tarihi sarayları da bana hatırlatan bu saraylara gelenlere nasıl hizmet ettikleri de ortaya çıkacaktır.

Gerçi bir diş doktorun çalışanlarının olduğu gibi mobing gördüğü ileri sürülüp ve doktor bulmaktan zorlanan kentten, memleketim Ardahan’da çekip gittiği öğrenilen, ‘Başı ağıranın başka illere sevk merkezi’ adını alan Ardahan Devlet Hastanesi gibi onca sağlık camiasının yani doktor ve hemşirelerin sıkça karşılaştıkları saldırılarında çokça tartışıldığı ülkede saray denen bu kurumlar da ki görevlilerin ellerindeki cep telefonları ile gelenleri karşılayıp, hizmet verdikleri de görülecektir.

Güvenliğinden başlayın doktoruna kadar, her görevlinin ayrı bir dünyada ve saray keyfinde olduğu da anlaşılacak olan bu resmi kurum saraylarında birilerinin de adeta çiftlik işlettikleri de anlaşılacaktır. Ve tek eksiklikleri yanı başlarında bir en az 3 yıldızlı bir otelin olmaması.. Oda olsaydı daha güzel olacaktılar.. Çünkü çoğu kent dışlarında ve adeta bire AVM gibi..

İstanbul Haydarpaşa’da ki adeta ölüme terk edilen kalp Hastanesi veya Pakistan, Sudan gibi ülkelerin Askeri kışlaları gibi çirkin taş duvarlarla çevrili ve devasa bir meydan olması gerekirken neye nöbet tutuğunu anlamayan askerîlerin beklediği boş ve kapalı tutulan o alanda yıllardır boşaltılıp, yıkılmayan içindeki lojmanların olduğu Ardahan’da ki Askeri Hastane, köylerde ki sağlık ocakları gibi oncasının bakımsızlıktan yıkıldığı saray olmayan bu saraylar pardon ‘resmi kurumlar neresidir?’ diye merak edenler de hastalandıklarında gittikleri bu muhteşem binaların girişlerinde ki saray kelimeli levhalarıyla, süslü milyonları betona gömüldüğü hastaneler yani Şehir adı verilen saray mekanlarda hizmet beklerler..

Ha bu arada yeni bakanın atandığı ve benimde yazılarım dolaysıyla sıkça misafiri olduğum ve son günlerde emanet odalına bulunan altın, gümüş hatta silah, mermi gibi değerli eşyaların yanında esrar, eroinlerinin bile çalındığı konuşulan Adliye saraylarının, Hakim, Savcı kapısı, Avukat girişi, çalışan ve avukatlara indirimli parklarını hatta çalışanlarına özel wc’li olduğunu da not düşüp, bitirelim bugünkü hastanesi, adliyesi ile başkanlık makamında jakuzi bile olduğu iddia edilen belediyesi bol saraylı ve ‘İtibardan tasarruf edilemez’ denilen ülkem diyerek..

BEN YAZDIM, SENİ BİLMEM ,

YAPAY ZEKA DA YAZIP, ANLATMAK İSTEDİĞİMİ BÖYLE YORUMLADI..

Yazar, Türkiye’deki kamu binalarının devasa ve gösterişli yapılar haline getirilmesini sert bir dille eleştirerek, bu mekanlardaki hizmet kalitesinin binaların ihtişamıyla uyuşmadığını savunmaktadır. Hastane ve adliye gibi kurumların saray olarak adlandırılmasına rağmen, içerideki personelin ilgisizliği, mobbing iddiaları ve güvenlik zafiyetleri gibi ciddi sorunların yaşandığına dikkat çekmektedir. Metin, lüks binalara yapılan devasa yatırımların vatandaşın aldığı somut faydaya dönüşmediğini, aksine bürokratik bir kopukluk ve yönetimsel boşluklar yarattığını vurgulamaktadır. Bazı eski sağlık kurumları bakımsızlıktan çürümeye terk edilirken, yeni şehir hastanelerinin halktan uzak birer ticari merkez gibi kurgulanması eleştirilerin odağında yer almaktadır. Sonuç olarak kaynak, itibar ve lüks odaklı mimari tercihlerin, kurumsal işleyişteki yozlaşmayı ve çalışanlar arasındaki eşitsizliği gizleyemediğini ifade etmektedir.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER