Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

casino siteleri deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler editorbet giriş

Fakir YILMAZ

Sevgililer gibi günü de geride kaldı diye sevgiyi, barışı unutmayın..

Bugünkü yazımı, geride kalan 14 Şubat Sevgililer günü ele almak isteyip, yazamadığım düşüncelerime bırakmayı düşünürken nerden estiyse hakkında öne sürülen onca iddia ve suçlamaların savcılıktan önce havuz medyada tarafından çarşaf, çarşaf yayınlanan İmamoğlu’nun adının Epstein belgelerinde de olduğunu neden yazamadıklarını düşündüm..

Çünkü, onca suçlamaklar yetmeyince, ‘Yolsuzluktan tutuklu Ekrem İmamoğlu’nun kiraladığı özel jetin..’ diye saçma, sapan iddialar ortaya atan havuz medyanın ya bunu düşünemediklerini yada ‘Acaba adı var mı?’ diye okumaya kalkacakları Epstein belgelerinde ya kendilerini yada havuzlarını dolduranların isimlilerin rastlamaktan korktular diye de düşünüyordum. Yoksa bu fırsatı kaçırmazdılar..

Bu, çok önemli (!) konuyu bir sonraki yazıma bırakıp, yeniden geriye şu işgal ettikleri kaleleri yakıp, yıkıp, çekip giden birileri gibi geride kalan 14 Şubat’ta ele aldığım, ’14 Şubatlar İnsanların, kadın, erkeklerin bir birbirlerini mutlu ettiği gün olsun…’ başlıklı yazımda b u güne bir başka gözle bakmaya çalışmış, birilerince çok erkekçe duygularla 14 Şubat’a baktığımı, benim daha önceki yazılarım olan ‘Oruspu kımızı, Ayçiçekler karadır, Özel hayat anlatılır mı?’ şeklinde onca yazımda olduğu gibi bu yazımda da gizli bir kadın düşmanı olduğumu sanıp,  ‘seni seni’ diyerek eleştirmişti ya neyse.. 
Gerçi başta ‘şeyi yok hasan dağına çıkar’ sözünü hatırlatan ‘KISIR DAĞININ SUYUNU İÇTİLER, KALDI NAHİYE, BELDE DEĞİL, İLÇE! başlıklı haberimiz ve ‘ ETÇİLERİN OLUŞTURDUĞU EĞİTİM VAKIFI CHP’Lİ VEKİLİ ZİYARET ETTİLER!’ haberlerimiz gibi başında bulunduğu İl Milli Eğitimde çalışan onca öğretmen varken eşini ödüllendiren doğru dürüst bir giriş kapısı olmayan müdürlüğe her gün o kapıdan girip çıkan müdürle ilgili, ‘‘Müdür bey bu yaptığın ne kadar etik ve eğitimli iş? haber ve diğer onca düşüncelerim ve haberlerimizin de birilerini bir hayli rahatsız ettiğini duyup, öğreniyorduk ya yine de neyse deyip, işimiz haber ve yorumlarımıza devam edelim diyorum..
Çünkü, ‘KENDİSİ YURT DIŞINDA, FOTOĞRAF VE GÖRÜNTÜLERİ ARDAHAN’DA!’ başlıklı türkücü başkanla ilgili haberleri değil, her şeyi toz/pembe görmek isteyenlere var olanları yazıp, yorumlayıp, haber yapmamdan dolayı olduğunu söylesem sanırım çoğunuzun 36 yıldır kesintisiz  yaptığım gazetecilikte gündeme taşıdığım haber ve yorumları bir kez daha hatırlayıp, okuyup, anlarsınız anlatmak istediğimi..
Siyasi ve yerel sorunlardan uzak yazılardan biraz uzak kalmak için ele aldığım bu yazımında yine birilerini (!) rahatız edeceğini bilsem de yazmaya karar verdiğimi yazan biri olanak bugün gecikmelide olsa sevgililer günü yazmayı düşünüp, ertelediğim yazımı yazacağım..
Evet geçtiğimiz günlerde bir sevgililer gününü daha geride bıraktık..
Kiminin bir gül alarak sevdiğine gittiği, kiminin ise sevgilisini yanına alıp, eğlendiği, kimilerinin ise çekip, giden sevgililer andığı 14 Şubat günü dünyada da kimi dans ederek kadına şiddeti kınadığına, kiminin ise sessiz sedasız ve de yalnız bu günü geride bıraktığına bir kez daha şahit olduk..
Gelelim sevgiye..
İnsan yaşamında sevginin ne kadar önemli olduğunu anlatmanın faydası var mı bilmem ama bu yaşamın sevgi ve saygı içinde geçmesi insanlara mutluluk verdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz..
Sevgiyi his ederken bu hissi çeşitli şekilde anlayan ve yansıtan biz insanların sevmeye, sevilmeye ne kadar muhtaç olduğunu da yaşamın ağır çarkları içinde geçen günler içinde adına ‘sevgili’ denen anlarda yaşananlardan anlamak daha güzel, bi o kadar da etkili bir duygu..
Evet sevginin, sevilip, sevmenin insan hayatında büyük rol oynadığını kimsenin inkar edemeyeceğini de bilen biri olarak en güzel şeyin, bu kısa hayatı yaşarken önce hayatı, ardından o hayatın penceresinde karşılaştıklarına hep sevgiyle, saygıyla bakmak gerekir..
Çünkü sevginin güzel ve mutlu yaşamın ana kayrağı olduğunu unutmamak ve ona göre davranmak gerekir..
**İmralı süreci heba edilmemelidir..
Yeni bir sevgililer gününü daha geride bırakıp, normal ve olan yaşama  devam ettğimiz bugünlerde İmralı’da tutuklu bulunan Abdullah Öcalan’ın yakalandığının yıldönümümü de çeşitli eylem ve açıklamalarla anıldı.. Ve bu gün dolayısıyla günler öncesinde başta Güneydoğu’da olmak üzere ülkede ve dünyanın çeşitli merkezlerinde protestolar yapıldı.
Günler öncesi başlayan bu protestoların, adeta Ankara-İmralı arasında süren barış görüşmeleri hatırı için gerek Türk basını, gerek ise PKK yanlısı yayın organlarınca sert bir dil ile bastırılıp, toplumu gerecek şekilde gündeme taşınmadığının görüyoruz..
‘En doğrusu bu’ diyerek, bizlerin de katıldığı bu politikanın ve desteğin devam ettiği bu önemli sürecin bir an önce  bu kez gerçek anlamda bir barışla sonuçlanması gerektiğini ısrarla belirten aydınlar, tarafların bir birlerine yönelik nazları bir kenara bırakıp, İmralı-Ankara sürecinin heba edilmemesi istemekteler..
Başta, Cumhurbaşkanı olmak üzere Bahçeli ile DEM’in ve diğer aktörlerin gereksiz tartışmalara yol açacak açıklamalardan kaçınmasına dikkat çekildiği bir zamanda Rojava’nın kirli sakallılarca  çevrildiğini ve  her an yeni çatışma sinyallerinin geldiğini, bu nedenle herkesin elini çabuk tutması gerektiğinin altını çizen aydınlar bu fırsatın kaçırılmamasından yana..
Öyle ki bir önceki süreçte şimdi tozu, dumanı kalmayan dönemin cemaat basınının, Diyarbakır’da gerçekleşen bir eylem de ‘Polise bomba atarken öldü’ dediği Şahin Öner isimli gencin polis panzeri tarafından ezilerek öldüğünü bile görmezden gelmesi gibi  Öner’i barışa kurban eden duyarlı basın ve aydınların yanı sıra kamuoyunun ‘ortam gerilmesin’ diyerek kalbine gömdüğü bu yeni sürecin heba olması halinde ülkeye yazık olacağını ben değil, iktidar yanlısı veya olmayanlar bile söylüyor..
Çünkü daha dün yani 14 Şubat sevgililer günün de  bolca sevgiden bahsedenlerin bu yönde de samimi olmasının gerektiği bir dönemi yaşayan sınırlarının ötesinin iç huzuru sinir ettiği ülke olduğumuz kimsenin unutmaması gerekir..

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER