Cumartesi günü bu şehirde bir ilk gerçekleştirildi.
Daha öncesinde bu şehrin adını kullanarak sözde tanıtım yapacağız denilen ve hatta bu işten hayatlarını idame ettiren birilerinin kurmuş olduğu; dernek faaliyetlerinin olması gerektiği gibi kurumsallaşarak, gerçek anlamda resmiyet kazanarak ve dahi daha da bir güzelleşerek mana bulduğunun resmine şahit olduk.
Hemen her ilde ve hatta neredeyse her ilçede oluşturulan ve sadece kendi sınırlarının içerisinde ve kendi kanunlarıyla hüküm süren bu Erzurum Derneklerinin, bir araya gelerek tek bir çatı altında toplanmasını, elbette ki çok olumlu ve geciktirilmiş bir adım olarak algıladık. Hatta o tarihlerde konuyla alakalı hayallerimizi dahi sıralayarak belki bir gün bizim de bir birleştirici rol oynayan kapımız olur düşüncemizi de hep saklı tuttuk…
Ve gelinen noktada da ilk kez, samimi bir adım ile karşılaşarak; beklediğimize değdi mi sorusunu kendimize sorduk.
Ayrıca bu birliktelikten oluşacak olan gerçek gücün keyfini yaşamanın hazzı için daha ne kadar bekleriz bilmem ama bu adımdan kazanacak olanın, Erzurum ve Erzurumlunun olacağını şimdiden belirtmekte fayda var diye düşündük.
Buraya kadar her şey çok güzel!
Alınan kararlar, not edilen projeler ve yarınlar için umuda bağlanan hayaller…
Özellikle de şehrimizdeki bu kahvaltı programının muhteviyatı…
Şu aşamada ve hatta şimdilik olmaması için gerçekleşmemesi için her hangi bir sebep de görünmüyor. Ve hatta hatta, şahsıma göre; olması durumunda kazanılacak değerlerin, bu şehrin adına getireceği kazanımları saymakla bitiremeyeceğimiz düşüncesindeyim.
Ancak, değil mi ki geçmişten gelen acı tecrübelerimize dayanarak; akıllarda kalan onlarca soru, onlarca bahane mevcut.
Ve koskocaman bir korku!
Mesela,
Bu oluşumun şehirde bulunan STK lar nezdinde yaklaşımı ve hükmü nedir, nasıl olacaktır?
Bu oluşumun her hangi bir yaptırım gücü olacak mıdır, yoksa sadece mahalle derneklerinin biraz büyüğü olarak mı faaliyet gösterecektir?
Bu oluşumun özellikle de; İstanbul ve Kocaeli ve İzmir ve Ankara ve Antalya gibi metropollerde, Erzurumluluk adına birleştirici ve yapıcı anlamında; Doğu da bir yerlerde unutulmuş olunan, bu kadim şehrin hatırlatılması adımlarındaki etkin rolü ne olacaktır.
Yani uzun lafın kıssası olarak; bir yerlere, birilerine ve hatta özellikle de Erzurum’u sömürenlere (!) aba altından gösterilecek bir sopanız olacak mı?
Yoksa hani daha öncesinde yaşadığımız üzere, yılın belli dönemlerinde; birilerinin yaptığı gibi sizde bulunduğunuz konfor alanında yapacağınız etkinliklerin ve adımların, hatta bu şehri ve insanının tanıtıldığı gerekçesiyle alınan nefesin faturasını da yine bizlere, yani bizim yerel yönetimlere mi ödettireceksiniz?
Yanlış anlaşılmak ve kimseleri de üzmek istemem ama tüm bu düşünceler ayaz yemiş akıllarımızın, zemheri kokan deli/divane sorularıdır.
Ki daha düne kadar bu durum böyleydi…
Ankara’dan bir dayımız gelirdi ve elinde bulunan yıllanmış ve sadece zamanına göre tarihlerinin değiştiği dosyaları bizlerin önüne koyarak, sözüm ona Erzurum’u tanıtacağını, kalkındıracağını ve hatta muasır medeniyetler seviyesine çıkaracağının hayal pilavını; ısıtıp/ısıtıp önümüze koyup, servis ederek ve özellikle de yerel yönetimlerden kopardığını alarak çıkıp giderdi, (ler)…
Sonra yine o dayım her türlü özveride bulunarak, sırf Erzurum’u kurtarmak için Ankara’da bir organizasyon tertip ederdi; çağırırdı reklamını ön plana çıkaracak olan burnu havalarda dolaşan ve kibir dağlarının zirvelerinde yuva kurmuş şakşakçılarını, nasıl olsa kendi ceplerinden çıkmadığı için isimleri ön plana çıkacak düşüncesiyle milletin parasını cömert bir şekilde bahşiş niyetine dağıtan bürokratlarını ve o program sonrasında da bir sonraki yıla kadar hep beraber kurtulmuş olurduk!
Bir aralar bu senaryo o kadar çok tutmuştu ki, Türkiye’mizin hemen her tarafından heyetini alanlar şehre büyük bir şatafatla çıkarma yaparak, yeni bir keşif yapmış kâşif edasıyla, hemi de kurum kurum kurularak, kurumlarımızı ziyaretleriyle şereflendirirler, (di).
Hem de,
Seneye aynı dosyanın tarihini değiştirmek umuduyla…
Sağolsun şimdilerde içişleri bakanı olan, dönem Valimiz Mustafa Bey; bu serzenişlerimizi görüp güzel bir adım atarak, artık Erzurum’un tanıtım günleri adı altında her hangi bir faaliyetin, şehir dışında birileri tarafından yapılamayacağı imzasıyla ciddi bir adım atmıştı.
Umudumuz, halef valimizin de aynı hassasiyet içerisinde olmasıdır.
Değil mi ki Cumartesi günü ERKON Başkanı Murat Şahsuvaroğlu’da aynı düşüncelerini ifade ederek olması gerekeni söyledi.
İşte bu noktada bizim korkularımız başlıyor ya…
Atılacak bu adıma kim, ne kadar destek verecek?
Mesela; Ankara’da ki 25 yıldır vakfın başında duran ve karşısında rakibi olmamış ve olmayacak olan dayımız, bu işe ne diyecek? Daha bizi kurtarmayacak mı?
Özellikle de bu şehirde onların sağ kolu gibi bildiğimiz ve arkadan arkaya savuculuklarını yaparak (!) kurtuluş adımlarına yol açanlar?
Allah için ERKON ’un attığı bu güzide adımın tarihsel niteliğinin farkındayız, umudumuz ise Palandöken heybetinde ama ya olmazsa?
O zaman sürmeye devam mı edecek birilerine olan esaretimiz.
Yoksa
Yoksa var mı bir B planınız?