Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

casino siteleri deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler editorbet giriş

Fakir Yılmaz

Nasip olmayınca çare yok. Olunca da olmamaya imkan yok.

Nasip olmayınca çare yok. Olunca da olmamaya imkan yok.

‘İL BAŞKANI OLDUM, BU KEZ KESİN MİLLETVEKİLİ OLURUM..” DEDI AMA BU KEZ DE PARTİ KAPANDI!..

‘Nasip olmayınca hiç bir şey olmaz..” sözünü hatırlatan son gelişmelerin en barizi Ardahanlı Eczacı Yunus Dündar’ın yıllarca İl Başkanı olmak, ardından da Milletvekili adayı olup, “olur ya milletvekili seçilirim..” diye kurduğu rüyanın gerçekleşmesinde bir kez daha görüldü desem ‘Sen kahin misin” diyerek bana kızar mısınız?

Bilmem ama Ardahanlı iki Yunus’undan biri olan Dündar’ın CHP’nin Ardahan İl Başkanı olduktan sonra partinin başına gelenlere bakınca ‘Nasip olmayınca yada kapanınca..’ sözünün ne kadar yerinde olduğunu anlıyor insan..

Evet, kokoreci Murat abinin, eski muhabirim, şimdiki gazeteci Özkan’ında lideri sadece AK Partililerin değil, onlara göre dünya lideri olan Erdoğan’ın başında olduğu iktidar partisinde İl Başkanı olmak istediği memleketim Ardahan’a ve ülkenin diğer bir çok CHP’sine bakınca 3 kez İl Başkanı, 2 kez Belediye Başkan adayı, 2 defa da milletvekili adayı olan ama seçilemeyen diğer Yunus yani Baydar’ın yaşadığı nasipsizlik aklıma geliyor..

Ve daha önce de CHP’den istifa edip, DSP’ye giden CHP’li Yunus’un o ‘vatan-millet-sakarya’ edebiyatı yapanlar misali dev bayrak açıp, önce tereddüt içinde, korkarak baktığı emniyet güçlerine, ardından sözde çok sevdiği biz gazetecilere ardından gözü dolu, gırtlağı düğümlenen bir halde kamuoyuna yaptığı “CHP’den istifa ediyorum’ seklindeki açıklamasını izlerken aslından günler öncesi faksla görevden alındığını saklama mahrumiyeti ve telaşı içinde olduğunu da anlıyordum..

Ama olayın ne gelişmelerle ne gidişatla alakası olmadığını, asıl olayın nasipsizlik olduğunu anladığım bu Yunus ile ile diğer Yunus”un durumuna bakınca tek diyeceğim şey, “Nasip olmadı mı, 100 yıllık parti bile bir karpuz gibi ikiye bölünür ve kapanma noktasına gelir..’ derim..

Evet, Darıca’da Kotan’ın’, Ardahan’da da Onay, Hanoğlu gibi dostları da bitmiş, tükenmiş olan, anahtarı verecek kimsenin kalmadığı partiyi kendilerinin kurtaracaklarına inanmalarının da ama yüreklice ‘varım’ demeleri ya da diyememeleri de O, Yunuslar gibi yıllardır iktidar olma hesabı hiç tutmayan parti için ayrı bir nasipsizlik olduğunu söyleyip, bugünkü yazımı da bitirirken başta Yunuslar olmak üzere kimse bana sakın kızmasın..

Çünkü, ‘Nasip olmayınca çare yoktur; ne kadar çok istersen iste, bazen yollar kapanır, adımlar atılmaz ve zamanı gelmeyince hiçbir şey zorla gerçekleşmez…’ sözünün sadece bu yazımda adı, soyadı geçenler için değil, benimde içinde olduğum herkes için geçerli olduğunu belirtmektedir fayda var..

Ve bugün sol, solcu, demokrat pardon Yunus Dündar gibi ulusalcı yakada yaşananlar, sağcı birinin yani militan İslamcı İBDA-C’nin kurucusu olan Salih Mirzabeyoğlu , fikirlerinden büyük ölçüde etkilenen, Yahudileri Batı medeniyetinin yozlaştırıcı unsuru olarak gören ve onları Marksizmin ve kapitalizmin yaratıcıları olarak tanımlayan, Necip Fazıl Kısakürek’in “Nasip olmayınca çare yok. Olunca da olmamaya imkan yok.” sözünü hatırlatır insana..

YAPAY ZEKANIN YAZILANA YORUMU..

Yazar, bireylerin arzularına ulaşma çabasının bazen kader engeline takıldığını ve kısmetin ötesinde bir yol olmadığını vurgulayan felsefi bir bakış açısı sunmaktadır. Metinde, Ardahanlı siyasetçilerin kariyer hedefleri doğrultusundaki mücadeleleri ve karşılaştıkları beklenmedik aksilikler üzerinden “nasip” kavramı irdelenmektedir. Özellikle uzun yıllar boyunca çeşitli adaylıklar deneyen ancak partisinin kapanması veya görevden alınma gibi engellerle karşılaşan isimlerin yaşadığı talihsizlikler, evrensel bir ilkenin yansıması olarak gösterilmektedir. Kişinin niyetinden bağımsız gelişen bu durumlar, Necip Fazıl Kısakürek’in kaderin kaçınılmazlığını özetleyen meşhur sözüyle ilişkilendirilerek açıklanmaktadır. Sonuç olarak anlatı, ne kadar çabalanırsa çabalansın, ilahi takdir gerçekleşmedikçe başarıya ulaşmanın imkansız olduğu gerçeğine odaklanmaktadır.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER