Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

casino siteleri deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler editorbet giriş

Fakir Yılmaz

Genel Af değil, kadın General..

2 Yılda bir valinin değiştiği memleketim Ardahan’da çıkarılan özel bir kararname 5 aylık valinin yerine gelen yeni valiye yönelik bir yazı ele almak için başına oturduğum bilgisayarım ve internet aracılığı ile ülke ve dünya gündemine göz atınca, 5 aylık valinin gazetecilerle ile bir toplantı yapamadan gittiği memleketimdeki bazı basın mensupları ile bir araya geldiğini görüyordum.
‘Gidenin ağam, gelenin paşam..’ olarak karşılandığı bir manzarayı anlatan o fotoğraf karesine bakınca yapılan ziyaret ardından, ‘Vali Ardahan’daki gazetecilerle görüştü’ satırının yanlış, aslında, ‘Vali suya sabuna dokunmayan gazetecilerle görüştü’ denmesi gerektiğini gülümseyerek, 34 yılda gelip, giden onca yani 15’nci valinin ve valilerin neden 2 yıl yada 5 ay kalıp, gittiğini düşünmüyor değildim..
Bunun nedeninin gelmiş, geçmiş valilerin pembe gözlük takıp, suya sabuna dokunmayanların atakları alına koydukları sabunla kaydırıp, Kura nehrinin suyundan hızlı suya attıklarını da anımsıyordum.

Ve ‘Batmış, bitmiş, batırılmış’ denen ama kimsenin çıkıp ya var öyle bir şey ya da yok öyle bir şey demediği Ardahan İl Özel İdare, geceleri karanlıkta kalan ve halen teslimi yapılamayan Millet Bahçesini, Posof’un ruhsatsız Beton Santralini, çalınan hayvanların bulunamamasını bir kez daha yazıp, bakmasını istediğim valiye yönelik yazımdan ‘bugünlük’ vaz geçip, ulusal gündeme dönüyordum.

Çünkü kamuoyunda merakla beklenen yeni yasa teklifi bir genel af niteliği taşımadığı gibi, Demirtaşların adının geçmediği ve milliyetçi yakadan tepki almamama adına oluşturulmak istenen kamuoyunu tatmin etme adına yeni masanın karşında bulunan Abdullah Öcalan’a herhangi bir statü tanıyacak bir madde de içermediğinin altının kalın kalemle çizildiğini gördüğüm haber de, çıkacak yeni yasadan yararlanmak isteyen silah yakan PKK’lılarrın 6 ay içerisinde başvuru yapması şartı aramadığı ve bu yasa kapsamında 2005 yılı öncesindeki ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet hapis gerektiren suçlar kapsam dışında tutulduğu, diğer suçlar için ise önce erteleme, ardından ceza düşmesi formülü uygulanacağı ve bu doğrultuda 15 yılın altındaki suçlarda 5 yıl, 15 yılın üzerindeki suçlarda ise 10 yıl erteleme kararı verilecek ve bu sürelerin sorunsuz tamamlanmasının ardından cezalar düşecek.’ deniyor ve bu yasaya ilk imzayı atanın Bahçeli, ikinci imzayı atanın da nedense gülmeyen bir yüz hattıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş’un olduğunu pembe gözlükçü havuzcu oldukları söylenen gazetecilerce haber veriliyordu..

Çıkarılması planlanan süreçle ilgili çerçeve yasanın uygulamaya geçmesi için silah yaktığını ve odur budur hiç bir eylemde bulunmadığını kanıtlayan “PKK’nin silah bıraktığına” dair nasıl olacaksa ‘yeni bir teyit’ daya beklendiği belirtilen haberler bakınca, ‘Öcalan ve PKK yöneticileri kapsam dışında bırakılacak, suç kaydı bulunanlara adli kontrol ve siyaset yasağı getirilecek.’ denirken masanın diğer başında oturan Öcalan’ın buna nasıl baktığına bakıyordum..
Şu bizim HOÇ/FED eski başkanlarından olan ve benim kendilerine hewal değil, helvacı dediklerimin başını çeken Hoçvanlı Güven Yılmaz’ların, ‘TC. ile iş birliği içine girdi. Bizi sattı’ deyip ihanetçi olarak ilan ettikleri ve kendi başlarına yeni bir hareket başlatıp, onu da başaramadıklarını da hatırlarken Abdullah Öcalan’ın benim de altına imza attığım Rojavalı Suriye politikasına bakışı gibi bir bakışla meclise sunulmaya hazırlanılan bu yasaya Negatif yaklaşmadığını ve Kürt diline ‘Bilinmeyen dil’ diyen mecliste olmaz denen ‘Meclis Komisyonunun oluşturulması gibi bu yasanın da sürecin önünü açacak bir anahtar ve demokratik cumhuriyete kapı aralayan tarihsel bir adım olarak değerlendirdiğini görüp, bir genel af olmazsa da buda bir kazanımdır deyip, bu hassas konuyu çok kafa karıştırmadan kapatmaya hazırlanırken, bu kez bu konuyla yakın ilgisi hatta birinci muhatabı olan Asker kanadında da önemli bir haber geliyordu.
2 yıl önce başlatılmasına rağmen çok ağır gittiği söylenen  yeni barış sürecine son imzayı koyacak olan AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlık ettiği Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) kararlarının açıklandığı ve bu kapsamında bir kadın olan Albay Özlem Karapınar, tuğgeneral rütbesine yükseltildiği, Karapınar’ın bu terfiiyle birlikte Türk Hava Kuvvetleri tarihinin ilk kadın generali unvanını elde ettiğini duyuran haber ajanslarının bu haberini okuyunca bu kez ‘Mutlak Butlan’la AB’nin yolunu geçtiği söylenen Diyarbakır değil, Adana karpuzu gibi ikiye ayrılan CHP ve kendilerini solcu, demokrat, aydın diye adlandırılan diğer gelmiş, geçmiş iktidarların kadına bakışlarını sorup sorguluyordum.

Evet, birileri çıkıp kendilerinin yapamadığını yapan AK Parti’ye AKP deyip,, ‘göz boyuyor’ dese de benimde onayladığım bu önemli karar yarısı kadın olan 86 milyonluk ülkede en çok kadın üyesi olan ve kadınların omuzlarında 25 yıldır iktidarını koruduğu söylenen ve Kürt sorununa ‘Terkiye Türklerinedir’ diyen gazetelerinde ‘Kürdüm diyen Ahmet Kaya’lara ‘Şerefiz’ ve siyasilere ‘Muhtar bile olmaz’ manşetleri atan kafatasçı, ulusalcı o faşist beyinciklerinin emriyle önce İspanya’nın faşist diktatörü Franco’ya benzetip, sonrasında yani hakların da soruşturma açılınca da kıvırtıp, ‘O diktatör değil, halkın seçtiğidir’ diyerek yalakalık ettikleri halkın Erdoğanlı AK Parti iktidarı yine farkını ortaya koymuş, CHP’li gibi bir çok solcu, demokrat, aydın geçinenlerden daha medeni bir bakışla kadına yönelik önemli bir mesaj verdiğini de düşünerek, yazıma, ‘Genel Af değil, kadın General..’ başlığını koyup bitiriyordu ki bu kez  uzun süredir çokta haberini görmediğimiz Ardahan Valilik Basın Müdürlüğünde beni bir kez daha acı acı güldüren ve ‘komedi’ dediğim’  bir haber whatsapp kanalıyla geliyordu.
‘Valimiz Sayın Ömer Hilmi Yamlı, merkeze bağlı Ağzıpek (Büyük Çinçrobi) Köyü’nde tamamlanan içme suyu sondaj çalışmaları dolayısıyla düzenlenen programa katıldı.’ başlıklı haber de, ‘Köyün artan içme suyu ihtiyacının karşılanması amacıyla İl Özel İdaresi tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında, 150 metre derinlikte açılan sondaj kuyusunda yapılan ölçümlerde saniyede 3,5 litre debiye sahip içme suyuna ulaşıldı. Programda yapılan duanın ardından sondaj kuyusundan ilk suyu veren Valimiz Sayın Ömer Hilmi Yamlı, yeni içme suyu kaynağının Ağzıpek Köyü’ne hayırlı olmasını temenni ederek, vatandaşlarımızın yaşam kalitesini artırmaya yönelik hizmetlerin kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti.’ şeklinde müftü beyin duaları eşliğinde gelen fotoğraflara bakınca o köy Bakü’nün içme suyunu karşılayan Kura Nehrinin yanı başında değil mi diye kendi kendime şüpheleniyordum..

Ve yazıma başlarken baktığım fotoğraflar ile ‘batmış’ denen ama sorulan  onca soruya rağmen yani ‘batıp, batmadığını’ açıklama gereğini bile duymayan Genel Sekreter Murat Bilal Emin’in başında olduğu Özel İdarenin ‘muhteşem çalışması’ denen valilik basın müdürlüğünün haberinin fotoğraflarının bir birine çok benzediğini anlıyor, 2 binlik rakımıyla yetişmesi mucize denen mercimek ve nohutun bol bodrumlu kampüsüne ekildiği Üniversitesi olan Ardahan’da her köye su kuyusu açtım diyenin bile 15 yıl milletvekilliği yaparken, neden valilerin 2 yıl hatta 5 ay kalmadığını sorup, susuyordum..

YAPAY ZEKANIN YAZILANA YORUMU..

Yazar Fakir Yılmaz, bu metinde yerel ve ulusal gündemi harmanlayarak Ardahan’daki bürokratik yapıyı ve Türkiye’nin güncel siyasi gelişmelerini eleştirel bir perspektifle değerlendirmektedir. Gazeteci, memleketi Ardahan’da sık sık değişen valilerin halkın gerçek sorunlarına dokunmayan tavırlarını ve basınla olan yüzeysel ilişkilerini sorgulayıcı bir dille ele almaktadır. Ulusal düzeyde ise yeni yasa teklifinin genel af niteliği taşımadığını, ancak toplumsal barış süreci için stratejik bir adım olarak görüldüğünü vurgulamaktadır. Aynı zamanda Türk Hava Kuvvetleri bünyesinde ilk kadın generalin atanmasını, kadın hakları ve modernleşme açısından önemli bir kazanım olarak nitelendirerek iktidarın bu hamlesini muhalefetin yaklaşımlarıyla kıyaslamaktadır. Yılmaz, yazısını bölgedeki altyapı çalışmalarının yetersizliğine dair gözlemleriyle birleştirerek yerel idarenin şeffaflıktan uzak yapısına dikkat çekmektedir. Sonuç olarak kaynak, yerel yönetimlerin etkinliğini ve ülkedeki demokratik dönüşüm çabalarını kişisel bir tanıklık üzerinden analiz etmektedir.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER