Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

casino siteleri deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler editorbet giriş

Fakir Yılmaz

ARI MARKASI YARATAMAYAN ARICILAR..

102. Doğum gününü kutladığımız, gazeteci kızım Özlem Şeyma Yılmaz ile birlikte TEMPO TV’de iki saat canlı olarak yayınladığımız, ‘Gazetecilerle Gündem’ adlı programımızda birlikte kutladığımız Kazım Arıcı hocam 104 yaşına ayak basmış..
Modern arıcılığın babası kabul edilen, hareketli çerçeveli kovanı icat eden Amerikalı arıcı ve din adamı Lorenzo Lorraine Langstroth ya da kısa bir süre arıcılık yapan ve şiirlerinde arıyı ve balı doğa sevgisi ile sabır kavramını anlatmak için sıkça örnek gösterilen Aşık Veysel’i hatırlatan Kazım hocanın 104. yaş günü kutlandığını görünce, Köy Enstitüsü mezunu bir öğretmen olarak öptüğüm o elleri bu yaşına gelmesine rağmen ‘köprü altı yazarlar’ dediklerimden de olsa siyasetle, şiirle yada öğretmenlikten çok asıl işi olan arıcılıkla ilgili bir kitap yazdı mı?
YOK..
Halbuki adını aldığım Fakir Baykurt gibi köy enstitüsü mezunu olanların hemen hemen tümü ya yazar oldular ya da benden beter muhalif düşüncelerinden dolayı hapsedilip, bedel ödetilen aydınlar olarak tanır, biliriz..
Peki..
Öğretmenlikten çok yani hem öğretmenlik, hem de Arıcılık yaparak, asli görevi olan öğretmenliğin enerjisini ikiye bölen arıcılıktan elde ettiği balları soy adı gibi markalaştırıp, ARICI adıyla paketlenip, Anzer balı misali market raflarına dizdi mi?
YOK
Çünkü; Dünyadaki arıların en uzun iğnelisi olan ilk 4 arıdan biri olan Kafkas Arısının binbir çiçekle süslü Ardahan ovası, merası, yaylasında çok emekle o kırık, dökük, atadan/deden kalma kovanlara getirdiği negtarileri yani balları markalaştırıp, paketlemektense kolay yoldan Vita tenekesine, domates salça kavanozlarına doldurup, fatura, fiş kesmeden el altında değil, otobüslerin bagajında dost, eşe en pahalı şekilde satmak çoluk,çoçuğuna batı kentlerinde evler almak en kolayı ve karlısıydı..
Kısacası;
Cumhuriyetin kuruluşundan bile 1 yaş büyük olan Kazım ARICI’nın Ardahan’da bir çeşmesini pardon eserini bana gösterin..
Ve şehir içinde kalan ve ‘Ardahan merkeze mahalle olarak bağlansın’ bile diyemeyen Kazım hocanın köyü olan Cincorup köylü Kazım Arıcı ve Öğretmenlerimize, Arıcılarımıza birde bu yönden bakın.. Ve onca yaşlarına rağmen bölgeye, ülkeye, dünyaya yön veren ünlü Lider, eğitimci, aydın olan ya da Arı, bal için bir marka yaratamayan Arıcılara bir de böyle bakın..
Ve bakarken de yapay zekanın hazır pişirdiği sanal bilgilerle değil, varsa gerçek zeka ile bana ve Ardahan’a, Ardahanlıya bir anlatın..
Belki de; Ardahan’ı, Ardahanlıyı yazmaktan yorulan, 56 yaşına ayak basmış onca dalgalı denizleri , okyanusları aşmış, geride bıraktıklarımın başta kalbimde olmak üzere her tarafımda açtıkları yara, bereler içinde de ‘Acaba serap mı?’ diye korktuğum güzel bir Ardahana doğru sağ salim ulaşmaya çabalayan 57’ye yelken açmış ben fakir yanılıyor ya da yanmışım..

Ha bu arada unutmadan;
Ailece arıcı olmayan, Gölet isterken, ‘Dağına GES ister misin? denen ve İstanbul Çekmeköy’de ki Belediye Başkanı köylüsü parti değişen Alagöz köyünde yok denecek kadar az arıcının olduğu ama 3 yıldır Bal Festivalinin yapılamadığı Ardahan’da bir de ‘Kafkas Arı ve Arıcılık Uygulama ve Araştırma Merkezi ve Ardahan Üniversitesi Kafkas Arısı Üretim, Eğitim ve Gen Merkezi var.
Çamlıçatak, Gölebert köyünün arazisine konan ama bu köye su bile vermeyen üniversitesinde, ‘Kafkas Arı ve Arıcılık Uygulama ve Araştırma Merkezi olmasına karşın balını biz Ardahanlıların tadamadığı, gelen, giden misafirlere hediye edilen 100’e yakın arı kovanının yanında, 2 bin rakımlı doğasında yetişmesi zor olan Nohut, Mercimek ekimi gibi bütün yükün soy adını değişen rektör gibi Posoflu olan Kemal Yazıcı hocamın boynuna yüklenen Ardahan’da bir de Arıcılık diye bir merkez var..
Ve doğru dürüst bir kovan yapamayan, SERKA’nın boşa gittiği söylenen onca parasal desteklerinden biriyle yapılan kışlakı makam odası olmasına rağmen nedense kendi arılarını bile kıışları bu kışlakta kışlaktılatılamadığı, ‘Ardahan’a yabancı arıcı istemiyoruz’ deyip kendi arılarını yabancı yerlere götüren Ardahanlı arıcılar gibi Artvin’e, Şavşat’a götürüldüğü ve en son aldığım habere göre bir çalışanı ile lojman için tartışan, ‘Özel duyuru’ ile üniversiteye kapak atmak isterken bu yönde yazdığımız haberimiz dolaysıyla yerinde kalan eşi de arıcı olan ‘Ardahan Kafkas Arısı Üretim, Eğitim ve Gen Merkezi’ müdürü olan birinin müdür olduğu ülkede, öğretmenlikten çok öğrencisine A harfini doğru, dürüst öğretemeyen arıcı öğretmen Kazım Arıcıları eleştirmek ne kadar doğru o da eğri bir durum..

YAPAY ZEKANIN YAZILANA YORUMU..

Sunulan metin, Ardahanlı gazeteci Fakir Yılmaz’ın bölgedeki modern arıcılık faaliyetlerini ve eğitimcilerin toplumsal rollerini sert bir dille sorguladığı eleştirel bir değerlendirmedir. Yazar, 104 yaşına basan emekli öğretmen Kazım Arıcı üzerinden Köy Enstitüsü mezunlarının üretkenlik ve markalaşma konusundaki eksikliklerine dikkat çekmektedir. Ardahan’ın eşsiz doğasına ve Kafkas arısının potansiyeline rağmen, yerel balın kurumsal bir kimlik kazandırılamayıp kayıt dışı yollarla satılması temel bir sorun olarak sunulmaktadır. Ayrıca, üniversite bünyesindeki arıcılık merkezlerinin ve yerel yöneticilerin etkisiz yönetim biçimleri ile bölge kalkınmasına katkı sağlamayan uygulamaları eleştirilmektedir. Yazar, gerçek bir entelektüel mirasın ancak topluma kalıcı eserler ve küresel markalar bırakmakla mümkün olabileceğini savunmaktadır. Metin genel olarak, kişisel çıkarların ve statükonun Ardahan’ın ekonomik ve kültürel gelişimini nasıl engellediğini vurgulamaktadır.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER