Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

casino siteleri deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler editorbet giriş

İsmail Ögeday

Ahlaksızlık Sadece Gördüğümüz Değildir..

Toplum olarak “ahlaksızlık” denildiğinde çoğumuzun zihninde benzer görüntüler canlanır. Sokakta toplumun değer yargılarını hiçe sayan davranışlar, uygunsuz kıyafetler ya da cinsel içerikli olumsuzluklar… Oysa ahlaksızlık sadece bunlardan ibaret değildir. Hatta belki de en tehlikeli ahlaksızlıklar, gözümüzün önünde yaşanmasına rağmen normalleştiği için fark etmediklerimizdir.
Ahlak, sadece giyim kuşamla ya da insanların özel hayatlarıyla ölçülemez. Ahlak; vicdandır, adalettir, kul hakkına saygıdır, dürüstlüktür ve emanete sahip çıkmaktır. Bunlardan biri eksik olduğunda, ortaya çıkan tablo da ahlaksızlığın farklı bir yüzüdür.
Bugün toplumda en çok karşılaştığımız sorunlardan biri de dedikodudur. İnsanların arkasından konuşmak, doğruluğunu araştırmadan iftiraya varan sözler söylemek, bir kişinin itibarını birkaç cümleyle zedelemek… Bunlar sadece kötü alışkanlık değil, aynı zamanda ciddi bir ahlaki çöküştür. Bir insanın günahını almak, onu toplum içinde küçük düşürmeye çalışmak, belki de fiziksel bir terbiyesizlikten çok daha ağır sonuçlar doğurur.
Bir başka örnek ise bakışlarla yapılan rahatsızlıktır. Özellikle kadınları ya da erkekleri rahatsız edecek şekilde süzülen gözler, tacize varan davranışlar da ahlaksızlığın farklı bir boyutudur. Saygının olmadığı yerde ahlaktan söz etmek mümkün değildir.
Gelelim ticaret hayatına…
Belki de en çok kanayan yaralardan biri ticari ahlaksızlıktır. Bir esnaf düşünün… Alın teri dökmüş, işini eksiksiz yapmış, malını teslim etmiş ya da hizmetini vermiş. Sıra ödeme yapmaya gelince karşısındaki kişi türlü bahaneler üretmeye başlıyor. Aylar geçiyor, yıllar geçiyor ama hak edilen para ödenmiyor.
İşin daha acı tarafı ise, borcunu ödemeyen kişinin lüks mekanlarda eğlenmeye devam etmesi… Meyhanede, gazinoda ya da gösterişli sofralarda, size ödemesi gereken paranın on katını bir gecede harcayabiliyor. Bu sadece borç ödememek değildir; bu, emeğe saygısızlıktır, kul hakkıdır ve tam anlamıyla ticari ahlaksızlıktır.
Ne yazık ki ahlaksızlık bununla da sınırlı değil.
Siyasi çıkar uğruna dün söylediklerini bugün inkâr etmek, halka verilen sözleri unutmak, makamı millete hizmet için değil kişisel menfaat için kullanmak da siyasi ahlaksızlıktır.


Gıdada hile yapmak, insanların sağlığını hiçe sayarak sahte ürün satmak, son kullanma tarihi geçmiş ürünleri piyasaya sürmek de ahlaksızlıktır. Çünkü burada çalınan sadece para değildir; insanların sağlığı ve güvenidir.
İnsanların inançlarını, duygularını ya da iyi niyetlerini kullanarak çıkar elde etmek de başka bir ahlaksızlıktır. Kısacası ahlaksızlığın yüzü çoktur; kimi zaman bir yalan, kimi zaman ödenmeyen bir borç, kimi zaman tutulmayan bir söz, kimi zaman da yapılan bir hile olarak karşımıza çıkar.
Toplum olarak ahlakı yalnızca kıyafet üzerinden tartışmayı bıraktığımız gün, belki de gerçek sorunlarımızı konuşmaya başlayacağız. Çünkü gerçek ahlak, insanın kimsenin görmediği yerde nasıl davrandığıyla ölçülür. Kimsenin hakkını yememek, emanete sahip çıkmak, sözünde durmak, dürüst ticaret yapmak ve vicdanını kaybetmemektir.
Unutmayalım; bir toplumun çöküşü, insanların ne giydiğiyle değil, birbirinin hakkını yemeyi normal görmeye başlamasıyla başlar. Gerçek ahlak da tam burada kendini gösterir.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER