Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

casino siteleri deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler editorbet giriş

Fakir Yılmaz

Silahları ilk yakanlar PKK değil, Duhoborlar idi…

Bir zamanlar ilçe olarak bağlı olduğu ve 1992 yılından bu yana beklenen yatırımların gerçeklememesi dolayısıyla Posof Ulgar tünelinde gibi güzel günler ışığı görülmediğinden dolayı hızla devam eden göç nedeniyle gün geçtikçe boşaldığından ilçe değil, kasaba olarak Kars’a geri bağlanmasından korkulan ‘Ardahan’ın köylerinde, savaşa ve silaha karşı duran iki sıra dışı topluluk olduğunu biliyor musunuz?’ diye sorsam başta ‘Köprü altı ve ‘Merdiven altı matbaaların yazar yaptıkları’ dediğim sözde yazarlar hemen ‘evet’, ‘biliyorum’ hatta kitap yazdım’ dediklerini duyar gibiyim..
Çünkü onların da bugün Kızılay binası olan eski kütüphanesi boşaltılır, betona çevrirken rast geke toplanıp, müteahhit firmanın damperli kamyonu ve belediyenin çöp traktörlerinin römorkları ile Ardahan Göle yolu üzerinde bulunan ve burnun dibinde olduğu şehir merkezine mahalle olarak bağlanması için bir teklif götürülmeyen adeta çarşısının içinde kalan bir köy olan Cincorup köyünün yanı başında geçen yolun kenarına atılmıştı..


Hem de bugün şiirci geçinen şair diye merdiven altı matbaalarda kitap bastırıp, köprü altlarında satan Ardahanlı emekli bürokratı tarafından..
Yani 30 yıldır halen asaleten bir müdürün atanmadığı, müzesiz Ardahan’ın İl Kültür Müdürlüğünün, dönemin Kütüphane müdür vekilince çöpe atılan yerel gazeteleri, kitapları, bilgi, belge arşivleri dolaısıyla tarihi kayıp kentin çocukları olarak kulaktan dolma hikâyelerle Ardahan ve bölgeyi tanındıklarını iddia ederler..
Ama sorsan Gürcistan sınırında sesiz, sedasız bir festival yapan Çıldır Kurtkala’ye veya Göle Şekke yada Kars Susuz Şelalelisi gibi bir şelalesi olan Posof Yeniköy, Alevi Damal’ın Oburcak’ını, Kısır dağının boşa akan suyunu içemeyen Hoçvan’ın Panik’ini, babası belediye başkanı, Avukat oğlu avukatlığı bırakıp, müteahhitliğe başladığı Hanak’ın, Çıldır’ın övündüğü Ozan’ın adını taşıyan Asıkşenlik (Suğara) gibi kapanan beldesi Ortakent Nakala köyü pardon mahallesi yada kentin tek beldesi olarak kalan ve Cağ’ı ormanları gibi Amedspor’un 3 golle takımını devirip, Bursalılara, ‘Çırpınırdı Karadeniz’ marşını söyleten Erzurum’a kaptıran Gorevengi bilmeyecek kadar memleketi tanıdıklarını sanan çok bilmişler bir hayli çoklar..
Ve; ‘Kahraman sınır bekçileri..” gazıyla tutulmak istenen ama o bir türlü gelemeyen iş, aş, ekmek, eğitim dolaysıyla binlerce insan gibi Kars ve Ardahan’dan göç edip, gittikleri Kanada’ya adını da götürüp, orada bir yerleşim yerine Kars’ın adını veren Malakanları nicelerini anladığım masallardan duysalar da onca köy adları, kale, kilise, kule, sinagoglar gibi saklanan, gizlenen, resmi tarihi belgelerinde geçmeyen arşivlere konulmayan Duhoborlaları hiç bilmezler..
Evet, ‘Vatan-Millet-Sakarya’ edebiyatı yapanların, ‘Ne vatanı Rus geliyor, kaçın’ dediklerini saklamak için ‘Kaça, kaç dönemi’ adını verdikleri dönemden bir yüz yıl önce yani 1878’den sonra Kars ve Ardahan’a yerleşen, inançları ve yaşam biçimleriyle Ardahan ve Kars’ın yaşam kültüründen hala kokusu çıkmayan ve bölgenin tarihinde derin izler bırakan Duhoborların, PKK’den önce silah yaktıklarını desem, bu kez ulusalcı faşolar, ‘Hristiyanlığı övüyorsun’ diyecek olan gericilerin yanında hewal pardon helwacıların bana saldırılacağını da bilsem de kayıtlar da kalması adına ömür yettikçe saklanmak istenen gerçekleri karınca, kararınca kazıyıp, yazmaya devam edeceğim..
Ve 18. yüzyılda Rusya’da ortaya çıkan, kiliseyi, ikonları, devlet otoritesini, vergiyi ve askerliği reddeden, şiddet karşıtı (pasifist) ve barışçı bir Hristiyan topluluğu olan Duhoborların, PKK’den önce taaa 1895’te silahlarını yakarak savaşı reddettiklerini söylesem, ‘Haberlerinde köylerim eski adlarını niye yazıyorsun?’ diyenlerin de bana yine kızdığını da his ediyorum..

Çünkü, bugün yine Göle merkez de kavga çıkaran köy koruyucuların da, ‘KALDIRILMASI İSTENEN BANKAMATİK KORUYUCULARININ KARIŞTIĞI BARIŞ SÜRECİNE SIKINTI YARATAN KAVGA!’ başlıklı haberime kızıp, sanalda ki bu haberimle ilgili linkimi paylaşımın altına dümdüz gittiklerini görürken, bunlardan birinin hastanelik olana kadar dayak yediğini bu yazıyı yazarken öğreniyordum.
Ve ‘Yine bozulur mu?’ diye korkulan yeni barış sürecinin TBMM’de rekor oy ile imza altına alındığı bir esnada Göle’de ki; ‘Bayrak açıyorum’ pardon ‘Bankamatikçi’ denen köy koruyucularıyla yaşanan ‘ilginç’ hatta :’zaman ayarlı’ denen istenmeyen gerginlik başta olmak üzere yeni sürece karşı çıkan ve kendilerinin savaşla, çatışma ile elde ettikleri çıkarlarının elden gideceğinin paniği içinde olanların, uydurdukları bölünme masalı ile yatıp, kalkanlar yine beni hain ilan edip, kızılca kıyamet kopacaklarını da bile bile yazmaya devam edeceğim..
Bugün Hollanda’nın atom bombası olan Gravyer peyniri başta olmak üzere Kaşar’ın, ilk enerji barajları olan su değirmenleri ve onca güzel yaşam kültürünü bizlere miras olarak bırakan Malakanlarla birlikte bölgede yaşayan Duhoborlar yaklaşık 80 yıl boyunca benim de köyüm olan Ardahan’ın Şişka, Sarzep köylerinin yani sıra Kars’ın üretim ve köy yaşamının bir parçası oldular
Ve bugün vali beyin makamı olması için Kültür Bakanlığının Kars Anıtlar Müdürlüğümce, ‘Kır/Dök’ izini verilen ama ilk kongrenin yapıldığı, ilk bayrağını göndere çekildiği, ülkenin yeniden kuruluş temellerinin atıldığı yıllarda ilk kez cumhuriyet kelimesinin seslendirildiğimi müze olacak denen bir tarihi yapı olduğu unutulan Kongre binası gibi geriye birkaç yapı, hatıra ve Ardahan ile Kars’ın çok kültürlü geçmişinden unutulmaya yüz tutmuş bir hikâye kalmaması adına bu notu da buraya düşmüş olayım..
Çünkü Köy Enstitülerinde mezun olmuş, 103 yaşına ulaşan Kazım hocalar gibilerinin başta soy adlarına adını veren Kafkas Arısı hikayesi yazmadıkları gibi bu bölgenin tarihini ele alan ‘yok’ kadar az olduğunu Candan Badem, Taner Akçam hoca gibilerinin de benden beter hain, komünist, falanın, filanın dostu diye ilan eden bir anlayış ile dışlanıp, bölgede yetmedi ülkede sürgün yediğini ve silahları ilk yakanların PKK’lılar değil, halen göç veren Doğu Ekspiresinin gelmesi için bir İstasyon, bir Antrepo bekleyen havaalansız Ardahan ve yıllardır Ermenistan’a açılan Doğu kapısı açılmayan, Ardahan’a kıyamadığı elindeki hava ve demiryolu kozunu Ardahan gibi kendisinden ayrılan Iğdır’a kaptırmak üzere olan Kars’ta da yaşayan Duhoborlar olduğunu 57 yaşına ayak basmış bir Ardahanlı olarak kendi tarihimizde değil, ‘dış güçler’ denerek matbaasını bile 600 yıl sonra ülkeye getirdiğimiz EL’in, Gavurun interneti insanlığın hizmetine verdiğinden bu yana öğrenip, okuyor, duyuyorum..
Ha bu arada, ‘Ne barış süreci aslında Kürt devleti kuruluyor’ ve ‘Asıl dert Erdoğan’a yeni imkan verecek olan yeni Anayasa’ denenen Suriye’de Kobani sorumlusu Mahmut Berhudan, YPG-SDG’nin birkaç gün içinde feshedileceğini ve 10-12 bin savaşçının Suriye ordusuna katıldığını açıkladığını öne sürdüğü haberlerini de okurken bu önemli adımla yakılacak ve gömülecek olan silahlardan çıkacak olan dumanlarının bulut olup, ülkemin iç barışına gölge değil, yağmur olmasına ve bu yağmurla birlikte yeniden yeşeren kardeşlik tohumlarına güçlü bir genel af olarak can vermesini umut ettiğimi de onca tahriklere rağmen yaşananları sabırla izleyen, barıştan, kardeşlikten yana bir Duhobor pardon bir Kürt gazeteci olarak belirtmek isterim.

YAPAY ZEKANIN YAZILANA YORUMU..

Gazeteci Fakir Yılmaz, bu yazısında Ardahan ve Kars bölgelerinin derinliklerinde saklı kalan, resmi tarihin pek bahsetmediği Duhoborlar ve Malakanlar gibi toplulukların kültürel mirasına odaklanmaktadır. Yazar, barışçı ve savaş karşıtı kimlikleriyle bilinen Duhoborların, henüz 1895 yılında silahlarını yakarak şiddeti reddetmelerini tarihsel bir dönüm noktası olarak vurgulamaktadır. Bölgedeki yerel arşivlerin ve kütüphanelerin ihmal edilmesini eleştiren metin, güncel barış süreçleri ile geçmişin pasifist gelenekleri arasında ilgi çekici bağlar kurmaktadır. Ardahan’ın göç, yatırım eksikliği ve kimlik mücadelesi gibi kronik sorunlarına değinilirken, kentin çok kültürlü yapısının korunması gerektiği savunulmaktadır. Sonuç olarak yazar, tarihsel gerçeklerin peşinden giderek bölgedeki kardeşlik ve barış tohumlarının yeniden yeşermesi arzusunu dile getirmektedir.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER