Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

casino siteleri deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler editorbet giriş

Fakir Yılmaz

Ziyaret ettiniz de ne faydanız dokundu?

Yeni bir kışın yaklaştığını hissettiren yağmurlardan dolu olup, kar gibi beyazlaştırdığı Ardahan’ı takip ederken ülke ve dünya gündeminde de kopmamaya ve takip edip, yorumlayıp, haberleştirmeye çalışırken ülkeyi ve dünyanın derdinden gün geçtikçe beyazlanan sakalların eşliğinde kendimizi unuttuğumuz gibi günlük yazılarımızda unutmuyor değilim.
Özellikle son iki, üç haftadır onca iş ve telaşın arasında aldığımız ve Orhan Bahçıvan abimin o unutulan seslerden oluşan arşivinden çıkarıp, bana gönderdiği muhteşem yerel müziklerinde seslendirildiği ARDAHAN RADYO isimli yeni yayın çalışması çabamızın verdiği stresin etkisiyle son bir kaç gündür not ettiğim ama yazıya dökemediğim gülük yazılarımı aksattığımı fark edip, başına geçtiğim bilgisayarımın tuşlarını okşamaya başlarken çalan kapının zilini açmak için kalkıp, kapı kamerasına baktığımda, ‘her an bekle’ denen bir duruma sokulan düşüncelerin ağır bastığı bir zaman da zili çalanın polis değil, postacının yine kapıya dayandığında görüyordum.

Evet, havuz medyasının konuşan, yorum yapanlar başta olmak üzere ses çıkaran toplumu ‘sindirme’ adına kendisine anında sunulan polisiye olayları hazır haber olarak sunduğu havuz medyanın ‘Yurt dışı çıkış yasağı bulunan ve Kürtlere, Ermeniler hakaret eden, mikrofon uzattığı Suriyeli göçmenlerin savaştan kaçıp, ülkesini terk ettiğini savunarak, “İnsan kendi ülkesini bırakır gider mi? Kendi ülkesine faydası olmayanın başka ülkeye faydası olur mu?” diyerek şu bildiğimiz ‘vatan-millet-sakarya’ edebiyatı yapanlardan olan, sonrasında önce İyi Partiden milletvekili adayı oan, seçilemeyince de bu kez CHP’ye kapak atmak isteyen ırkçı Youtuber Arif Kocabıyık, tır dorsesinin altında yakalandı’ başlıklı son dakika haberini okuyordum..
‘Dolapta gizlenirken yakalandı’ , ‘Ahbap derneği gibi bağış paralarını yemişler’ ‘Yok canım 9 yıl önce ölen adamın şüpheli ölümü’ şeklinde haberleri ile tanıdığımız hazır haber, görüntüleri haber diye veren havuz medyasının önce cemaatler, sonra pardon şahıslara (!) dediği operasyonların sarı öküzlerden sonra siyah öküzleri de almaya devam ettiği ülkede ‘arındırılan’ (!) ların ne hikmetse hep tek taraf olduğu yönündeki düşüncelerin etkisiyle ‘Zili çalan acaba polis mi?’ diye bakıp, yöneldiğim kapıda PTT’ci olduğunu gördüğüm görevlinin asansörle değil, merdivenlerde çıkıp, ‘Fakir Yılmaz mı?’ diyerek, imzamı alıp, elime uzattığı evraklara bakarken, şu bizim türkücü ile ilgili iddiaları araştırtıp, araştırmadığını merak ettiğim Ardahan Cumhuriyet Başsavcılığından gelen 5 sayfalık tebligatı açıyordum.

Ve ; ‘Yazık bu kadar kağıda.. 5 kuruşluk etmez işlere 5 sayfa kağıt’ diyerek açıp, gelen evraka baktığımda şu bizzat benim DSP eski İl başkanlarından olan rahmetli Mustafa Morkoç ile tanıştırdığım ve İstanbul’da eline aldığı çanta ile gittiği Çıldır’da DSP’den belediye başkanı adayı olup, köyünün de mahalle olarak ilçeye bağlanmasının fırsatı ile zorda olsa, Gürcistan ve Ermenistana sınır olan 2 göllü Çıldır’a belediye başkanı seçilen ardından ‘Arınmam mı’ yoksa sevdiklerinde mi bilmem ama sonradan şu bizim Ardahan Alagözlü Orhan Çerkez, Göleli Gökhan Budak ve GES’çi Köprülü Belediye Başkanı gibi ‘Benden olmayana operasyon’ dediği ileri sürülen iktidar partisi AK Parti’ye geçen ‘Kura başkan’ pardon K. Yakup Azizoğlu’nun beni şikayet ettiği soruşturmanın evrakını okuyordum.
Son seçimde dönemim hakimi tarafından alel acele yapılan Kura çekimi ile zorda olsa tesadüfen 3. kez belediye başkanı olan şu bizim ‘Kura Başkan’ denen tren yolunun ve trenlerin geçtiği, Aktaş Gümrük kapısındaki seyyar parmak izi aracının kuyruk uzattığı Çıldır’ın köylere, esnafa ziyaret etmemesiyle tanınan belediye başkanının bana yönelik olarak ‘yalan haber yapıyor’ diyerek, hakkımda yaptığı şikayeti soruşturan cumhuriyet savcılığı, 37 yıla yaklaşan gazetecilik hayatımda sık sık karşılaştığım kararlarından birine daha karar verdiğini ve benim hiçte haksız olmadığımı ve gazetecilik ilkeleri içinde habercilik yaptığımı yani kendisiyle ilgili haberlerimin hiçte yalan, yanlış olmadığını teyit eden takipsizlik kararını okuyordum.

Tabi bu arada Amerika’nın Irak ve Suriye’de olduğu gibi destek alamadığı için yaya giremediği İran’da PJAK ile İran güvenlik güçlerinin arasında uzun süredir yaşanmayan çatışmalardan olan yeni bir çatışmanın yaşandığını okurken, Suriye’deki YPG/PKK yani SDG’nın da fesh edildiği haberlerini es geçip, Mazlum Abdi, Suriye lideri Şara’nın danışmanı olarak atanması üzerine bu kez de, ‘Bir türlü bitmeyen şu Kürtler nasıl olur ülkenin yönetiminde yer alır?’ serzenişlerini gülümseyerek izliyordum.
Halbuki bir halkın diline ‘Bilinmeyen dil’ diyen bu ulusalcı tipler, ‘Siz Kürtlerden daha ne istiyorsun, cumhurbaşkanı, başbakan, bakan hatta bak Fakir Yılmaz gibi gazeteci bile oluyorsunuz..’ diyenlerde bunlar değil miydi? diye düşünürken bu kez Trabzon’da Amedspor forması giyen Diyarbakırlı bir kadın, eşiyle birlikte Trabzon’da dolaşırken bir grubun sözlü saldırısına uğradığını sosyal medyaya yansıyan ve faşo kafalı grubun kadına hakaret ettiği ve “terörist” dediği görüyor, Amedspor ile Trabzon spor karşılamasını da internet aracılığı ile TRT Radyo’da dinleyerek yeniden yazmaya başladığım bugünkü yorumumun başlığına dönüp, buradan da bir kez daha ‘Ziyaret ettiniz de ne yardım ettiniz?’ diye soruyordum.

Kim mi?
Tabi ki bir sıfır yenikken 2-1 öne geçip, Trabzonspor’u ve ulusalcı faşo kafalıları çıldırtan Amedspor’a değil, şu bizim dolunun vurduğu Çıldır’a giden Ardahan valisine, siyasilere ve kasasında 6 milyon nakit paranın olduğu söylenen ama başta hayvan yetiştiricileri olmak üzere köylünün, çiftçinin yaşadığı onca sorun, sıkıntıya rağmen ortada gözükmeyen Ardahan Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği, DSYB’ye, Ziraat Odalarına, çiftçi koruma derneklerini ‘Ziyaret ettiniz de ne faydanız dokundu?’ şeklinde sorduğum soruma cevap bekliyordum..

Ve dönüp, sarı torbaları sallayan şu 3 yıl boyunca ‘Siyah Beyaz Kocaeli adlı günlük gazeteyi çıkardığım sanayi kenti diye adlandırılsa da aslında meyve, sebze, arpa, buğday kısacası bir tarım ve Kandıra, Kerpe, Cebeci, Bağırganlı ve bir türlü çıkaramadığım ‘Özel Hayat Anlatılır mı?’ adlı kitabımda yer alacak dediğim anılarımla of çektiğim ve kırmızı bol bol kettleye çay koyup, içtiğim Kefkeniyle, denizine girilemeyen ve ‘ilçe olsun’ diye başlatılan sözde kampanyasından haber alamadığımız en silik başkan dönemi yaşayan stk’sı Hoç/Fed’in kongre hazırlığı içinde olduğunu izlediğimiz Hoçvan’ın değil, Darıca Bayramoğlu plajı ile aslında turizm kenti olması gereken Kocaeli’ndeki Miray torunumun babası eniştem Mücahitti arıyordum..

Maç izlemeyi kaçırmamasıyla tanıdığım ama ne hikmetse ya da Amedspor olduğundan mı bilmem ama maçları izlemediğini, AVM’de olduğunu öğrendiğim 2. oğlum dediğim, Gümüşhaneli, iyi bir Reisci ama Çerçeve yasası ile tartışılan sürece kızanlar arasında yer alan Mücahit’in ‘Ne oldu o iş baksana Amedspor yokken İstanbul takımlarına inat benim takımım Fenerbahçe, abimin takımı Galatasaray, senin olduğu gibi oğlum Doğu’nun takımı Beşiktaş’a inadına hepimizin tutup, destek verdiği Trabzonspor’da bilinmeyen dillilere yenildi ne iş?’ diyerek takılıyordum.

Bu arada DEM tarafından düzenlendiği öne sürülen ve benimde katılmadığım, gerek görmediğim hatta birinci süreci ‘yerel güçler’ deyip, türkücü Ardahan Belediye Başkanın şu günlerde eski belediye başkanı Tunç Soyer’inde, Demirtaş ve İmamoğlu gibi tutuklandığı İZBETON kooperatif ve asfalt işlerindeki operasyonuyla anılan İzmir’de getirdiğini söylediği çürük asfaltı kazıdığı gibi bir türlü güller açmayan Ardahan yollarını andıran manzaraların yaşandığı güney kentlerinde durup, durduk yerde, ‘Çukurlar kazıyıp, bozanların parmağımı yine işin içinde mi?’ değim taziye programları da tartışılan ülke gündemini de kaçıramaya çalışırken Ardahanlı olan Bakanın, Ulaştırma bakanı olduğu Kıbrıs’ta bir geminin alabora olduğunu ve 8 ölü, 20 kişinin de denizde halen kayıp oldukları haberleri önüme düştüğün de yeniden işime, gazeteciliğime devam edip, Ardahan yerelindekilere, ‘Ziyaret ettiniz de ne faydanız dokundu?’ soruma cevap bekleyerek, ‘bugünlük bu kadar yorum yeter, memleket haber bekler..’ diyerek yeni haberlerimi yazmaya geçiyordum.

YAPAY ZEKANIN YAZILANA YORUMU..

Gazeteci Fakir Yılmaz, uzun yıllara dayanan mesleki tecrübesiyle kaleme aldığı bu köşe yazısında, Ardahan yerelinden küresel gelişmelere uzanan geniş bir yelpazeyi değerlendirmektedir. Yazar, hakkında açılan bir soruşturmadan çıkan takipsizlik kararını paylaşırken, yerel yöneticilerin halkın sorunlarına karşı sergilediği ilgisiz tutumu eleştirmektedir. Metinde, bölgedeki tarımsal zorluklar ve siyasi çekişmelerin yanı sıra, toplumsal kutuplaşma ve medyadaki sansür mekanizmaları üzerinde durulmaktadır. Amedspor üzerinden gelişen tartışmalar ve sınır ötesindeki siyasi hareketlilikler, yazarın güncel olaylara yönelik eleştirel bakış açısıyla harmanlanmaktadır. Sonuç olarak bu kaynak, yerel bir gazetecinin gözünden Türkiye’nin hukuki, siyasi ve sosyal gerçeklerine dair kapsamlı bir panorama sunmaktadır.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER