Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

casino siteleri deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler editorbet giriş

Fakir Yılmaz

MEREK YANARSA, SANA DA KALMAZ..

Valinin bile rest çekip, son etkinlik talebinde izin bile vermediği ve bundan sonra ciddiye almayacağını söylediği, milletvekillerinin uğramadığı, belediye başkanlarının poz verip, çıktığı Ardahan stk’larımızın içinde bulunduğu çıkmazı yıllardır anlatmamıza rağmen, bu çıkmazdan çıkmak istemeyen ve lobiciliği nenelerinin lobiyesi sanan ünlü, ünsüz dernek yöneticilerinin gün gittikçe aidiyetliklerini de kayıp ettikleri bir de bir gerçektir.

Hangisinden başlasam bilemiyorum ama adı telaffuz edildiğinde yer yerinde oynayan federasyon kelimesiyle süslenen federasyonlarımızdan mı, yoksa festival, şenlik, şölen, kaz gecelerinden öte bir şey yapmayan derneklerden mi bilemiyorum ama dünyada olduğu gibi Türkiye’de önemleri her geçen gün biraz daha artan stk’lar olan dernek, federasyon, vakıfların halen taşıdıkları isimin önemini fark etmediklerini rahatlıkla söyleyebiliriz.

75 plakalı, her an Çıldır Aşışenlik (Suğara) veya Hanak Ortakent (Büyük Nakala) gibi belde rütbesi sökülecek diye korkulan, Köprülü  adlı ama içinde ki köprünün altında akan sularının önü ağbunla tıkanan tek bir beldeli, nüfusları 2 binin altına düşmeme için direnen 5 ilçeli, çoğu boşalan veya çocuk yapılmayacak kadar yaşlılara kalmış olan 226 köylü ve her yıl 3 ila 5 bin kişinin başka kentlere göç ettiği, Organize Sanayinin yolu gibi köy yolları, bölünmüş yolları bir türlü bitmeyen, değil Doğu Expresi her gün Çin’den kalkıp, Kafkaslara oradanda Avrupa’ya kadar uzanan trenlerin bir durak, bir Antrepo olmadığından durmadığı Ardahan’ın ismini taşıyıp, Ardahan’ın sorun ve sıkıntılarının yanı sıra Ardahan’da yaşanan önemli gelişmelere duyarsızlıkları ile tanınan onca derneği, federasyonu, eğitimcilerin değil, etçilerin kurduğu vakfı saymaya kalkarsak sanırım, sayfalar yetmez..

Çünkü sayıları ve yapmadıkları, yapamadıkları bir hayli fazladır..  Öyle ki Ardahan, Ardahan ilçeleri, köyleri yetmez sülale derneklerinin bile olduğunu biliyorum..

Ama gelin görün ki hepsini toplasanız bildiğimiz, konuştuğumuz, örnek gösterdiğimiz ülkede ki stk’lar gibi bir tane yapamayacağını artık ben değil, Ardahanlılarda değil, Ardahan’a hizmet etmek ve bu hizmetleri yaparken stk’lar denen bu kuruluşlardan yani derneklerden katkı, fikir, plan, proje yardım isteyen bürokratlarda dert yanıyor ve kapılarını bu işleviz derneklerin yüzüne kapatıyorlar..

39 yıldan fazladır kapısından içeri giremediğimiz Avrupa Birliği’nin, Dünya Bankası’nın, diğer bir çok destek kuruluşlarının bar bar bağırıp, ‘STK’lardan proje istiyoruz’ dedikleri bir dönemde bugüne kadar ciddi anlamda bir proje hazırlayıp, ortaya koyamayan ve uygulamayan derneklerimiz, federasyonlarımızın şimdide bu yılda rekor bir göçün yaşandığı ve 9 bine yakın insanın göç ettiği, 34 yaşında ki Ardahan’ın vatan topraklarına katılışının 105. yıl dönümünü beleş ve başkanlarını eleştirdikleri belediye salonlarında veya hemşeri düğün salonlarına yine kaz ve sazlı etkinliklerle  kutlayacaklarını duyuyoruz..

Bizde, dertleri ve görevleri bizim türkücü başkan gibi ‘Vur patlasın, çal oynasın orkestrası’ kurmuşçasına art arda hatta aynı gün ve saatlerde kaz, saz geceleri düzenlemek olan ama bunu da yaparken Ardahan’ın değil, Trakya, Afyon, Balıkesir’de Catering firmalarına pişirttikleri kaz mı, hindi mi veya bıldırcın, tavuk mu çokta anlaşılmayan sözde bir kemik kaz etiyle hesabı verilmeyen bir bilet satmaktan öteye gitmeyen bu kuruluşlarımızın yani stk’larımızın yaşadıkları bu çıkmazı hemen her gün dile getirmeye devam edeceğiz.

Çünkü, Ardahan’ın sorunları konusunda nasıl ciddi bir girişimde bulunduklarını da sorduğumuz onca stk’nın şu süreçte ne yaptıklarını bir ben değil, tüm Ardahanlılar sormakta..

Ve benim de sık sık olduğu gibi bir kez daha asıl üzerinde durmak istediğim onca stk arasında bulunan diğer bir Ardahan stk’sı ise ülkenin batı kentlerinde olduğu gibi bir çok Ardahanlının yaşadığı ve bir o kadar stk’sının bulunduğu İstanbul Esenyurt’ta ki bir federasyonun kendi kongresini bile yapamayıp, ‘oy çalma, fazladan oy kullanma’ gibi çirkinliklerin o ünlü ve tartışmalı kongreyi ağzına gözüne bulaştırması yeniden tartışılıyor gibi .. Ama, ‘Onca konu ve sorun varken değmez’ diyerek bu fikirden vazgeçip, yazıma bir başka bakışla devam ediyorum..

Çünkü, Göle’de, Çıldır Suğara ve Hanak Büyük Nakala gibi Köprülü (Goreveng) Belediyesi kapanırken gıgı çıkmayan Göle Dernekleri gibi kaz gecesi düzenler, Göl festivallinin bizim dernekler gibi yabancı sanatçı, atçı, balıkçı ve de organizatörlere yaptırılan, Cancur festivalinin çamur edildiği, Bağdeşen Kinzo kalası gibi Kurtkala ve Şeytan kalasına bir yol yapılamayan Çıldır’da Adliyenin ardından Aşıkşenlik (Suğara) Beldesi Belediyesi kapanırken ortada gözükmeyenler pardon en son bir lüküs otelde görünüp, kayıp olanlar ve korsan komisyonun alavere/dalavereleri ile yapılan ve 8-9 bin kişinin ancak gittiği  ‘Esenyut Ardahan Tanıtım Günleri’nde logosu ve adı karşılığı kültürlülerden paracıklar alıp, birlikte hareket ettiği federasyonlara çelme atanları anlatmayı daha uygun buluyorum.

Ve yılda bir kaz, saz gecelerinde ortaya çıkıp yalandan hem de kaça kaç denen dönemde kaçanların önüne geçip, ‘Eye hani vatan-millet-sakaryacıydıınız? Rus geler diye niye kaçıyorsunuz?’ diye soran Âşık Şenliğin destanı ile Şenliği övenler ve sıkıştıklarında ‘Eye biz Şenliğin torunlarıyız..’ diyenler ya da dertleri Posof/Türkgözü (Badele) Gümrük Kapısı’na giden yolun önünde ki tünelin açılıp, açılmaması değil, kendin çal, kendin oyna diyen Posof stklarını anlamak lazım..

Çünkü, Avrupa’ya Bursa’ya geziye çıkan, Ardahan dernekleri, federasyonları, konfederasyonu ile değil, İstanbul Boğazında, Bursa İnegöl’de sefa turu atan ‘Geleceğin Davos olacak’ denen muhteşem doğası ve göllerini gündeme getiremeyen içine kapanık, Alevi-Sunni diye bölünen Hanak dernekleri gibi federasyon kuramayan Posof dernekleri gibi çocuğu yıllardır Ardahan’ı görmemesine karşın masa başında biz gazetecilerden, sanalda topladıkları bilgilerle, ‘çal, yap’ yoluyla arada bir sözde basın açıklamaları yapan adı, sanı duyulmayan onca Ardahan stk’sı, derneği, federasyonu, vakıflarını deşmek değil, sorup, sorgulamak gerekir..

Yani, Çıldır gölüne sahiplenme adına Ardahan’ın 9 köyünü, al acele yapılan sözde referandumla Ardahan’dan alan Karslıların, biz Ardahanlılardan daha çok sahip, çıkıp, ‘bizim’ dediği ve kışları tüm yüzeyi donan buz üzerinde bizden daha çok etkinlikler yapıp, ulusal basında, ‘Kars Çıldır gölü’ diye adlandırdıkları Çıldır Gölünün gölgesinde unutulan, içinde ki adaların yer değiştirdiği Aktaş Gümrük Kapısı’nın yanından geçen Kars-Tiflis-Bakü demiryolunun nerede geçtiğini bile bilmeyen Çıldır Dernekleri, federasyonu gibi, Posof dernekleri gibi federasyonunu bile kuramayan Hanak’ın da aralarında olduğu Ardahan adlı stk’ları bir kez daha masaya yatırmak gerek..

Belki de ortalıkta görünmeyen, Ardahan kent içi yollar gibi hâlâ bozuk olan ve ‘şimdilik’ beyaz asfalt kar, buzla kaplanan ve de temizlenip, açılmayan köy yollarının doğru dürüst neden asfaltlanmadığını, dünyanın 8. harikası olarak kayıtlara geçmesi gereken ve her yıl Karadağ’a yansıyan Atatürk’ün siluetinin izlendiği alanda neden doğru dürüst yol ve bir seyir alanı olmadığını sormayan, o güzelim bebeğinin neden Barbie  bebeği gibi tanıtılamadığını düşünmeyen Damal stk’ları gibi tabelacı, çantacı, kaz gececileri anlatmak, yazmak, konuşmak gerek..

Yada bir yakası Arpaçay’da ki HES Barajını bile besleyen Çıldır Gölünün ana su kaynağının altında aktığı Kısır dağının alen ve açıkta boşa akan suyunun neden 21 pare köye içme suyu diye verilmediğini sorgulamayan, yaptığı ünlü burs, saz, kaz gecelerinde topladığı paraların hesabını veremeyen ve neredeyse ilçelerinin belde olup, küçüldüğü ve nüfusu 90 binlere kadar düşen Ardahan’da, ‘Hoçvan diye nahiye, belde değil, hem de, İlçe ‘Hoçuvan diye yeni bir İlçe isteriz..’ diyerek sanalda süslü paylaşımlar yapan ama bu yönde, yani ‘Hoçuvan Belde olsun’ diye toplanan imzaların, ‘Ardahan’a havaalanı isteriz’ diye toplanan imzalar gibi ne olduğunu bile açıklamayan, Kobani dahil, ülkenin birinci sorunu konusunda ne dediği ve Ardahan’a da bir şube açacağız deyip, Hoçvanspor gibi unutuveren Hoç/Fed’i sormak lazım..

Veya şu unutulan, ne iş yaptığı, nerede olduğu en önemlisi benim başkanlığımdan sonra ikincisi bir türlü yapılamayan ve yine benim başkanlığına gelmemden sonra önümüzde ki cuma günü Ardahan’da kongresini yapacak olan Ardahan dernekler Federasyonu, ARDAKON’un kurucu federasyonu olan Serhat Ardahan Dernekler Federasyonu, SARDAFED olarak yeniden başvuru yapmam ardından 8 yıl sonrada olsa hatırlanıp, ‘Biz yaparız’ deyip, benimle yarışmaya, beni engellemeye kalkıp, korsan komisyonun yaktığı ve ‘Merek yandı, sana da kalmadı’ misali o çok kültürlülere kaptırdığı Ardahan Tanıtım Günleri gibi  ‘yapacağım’ dediği her şeyi 3 yıldır yapamayıp, adeta ortada kayıp olan, tabelası Şişli’de duvarda kalan Ardahan Federasyonu gibi güdük kalır ve bu federasyona katılmamak için ayak direten çok okumuşların, diplomalıların efo amcaya ‘büyük başkan..’ dedikleri Kültür Evi gibi yok olmasanız da, ‘bele yerinizde etkisiz, yetkisiz kala kalırsınız..’ dediklerini hatırlatmak lazım..

Evet, sanırım Ardahanlı Gazeteci, stk başkanı, Gazeteci Fakir Yılmaz olarak bende, ‘Merek yanarsa deyip, gerisi ve yorumu onca yazım gibi bu son yazımı okuyana kalsın..’ diyerek öyle yaptım.

Ha bu arada kısa bir hatırlatma ile bitirdiğim bu yazımı birde şu bizim ünlü, ünsüz ama bir türlü amaçlarına yani vekil olmaya, belediye başkanı, meclis üyesi, hatta muhtar olmak isteyip ama bir türlü bunca yazılanları anlayamayan, sözlü anlatılmak istenenleri duymayan, bir adım ileri gitmek isteyenlerin eteklerine yapışanlara, pos bıyıklı, kadınsız, gençsiz dernekleri, halkı, milleti bölüp, bölgeyi parçalayan ama kendileri de bir şey olmayan siyasilere hatta iş insanlarına yada bu yazıyı okuyanlara yönelikte değerlendirmekte mümkün..

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER