Valinin bile rest çekip, son etkinlik talebinde izin bile vermediği ve bundan sonra ciddiye almayacağını söylediği, milletvekillerinin uğramadığı, belediye başkanlarının poz verip, çıktığı Ardahan stk’larımızın içinde bulunduğu çıkmazı yıllardır anlatmamıza rağmen, bu çıkmazdan çıkmak istemeyen ve lobiciliği nenelerinin lobiyesi sanan ünlü, ünsüz dernek yöneticilerinin gün gittikçe aidiyetliklerini de kayıp ettikleri bir de bir gerçektir.
Hangisinden başlasam bilemiyorum ama adı telaffuz edildiğinde yer yerinde oynayan federasyon kelimesiyle süslenen federasyonlarımızdan mı, yoksa festival, şenlik, şölen, kaz gecelerinden öte bir şey yapmayan derneklerden mi bilemiyorum ama dünyada olduğu gibi Türkiye’de önemleri her geçen gün biraz daha artan stk’lar olan dernek, federasyon, vakıfların halen taşıdıkları isimin önemini fark etmediklerini rahatlıkla söyleyebiliriz.
75 plakalı, her an Çıldır Aşışenlik (Suğara) veya Hanak Ortakent (Büyük Nakala) gibi belde rütbesi sökülecek diye korkulan, Köprülü adlı ama içinde ki köprünün altında akan sularının önü ağbunla tıkanan tek bir beldeli, nüfusları 2 binin altına düşmeme için direnen 5 ilçeli, çoğu boşalan veya çocuk yapılmayacak kadar yaşlılara kalmış olan 226 köylü ve her yıl 3 ila 5 bin kişinin başka kentlere göç ettiği, Organize Sanayinin yolu gibi köy yolları, bölünmüş yolları bir türlü bitmeyen, değil Doğu Expresi her gün Çin’den kalkıp, Kafkaslara oradanda Avrupa’ya kadar uzanan trenlerin bir durak, bir Antrepo olmadığından durmadığı Ardahan’ın ismini taşıyıp, Ardahan’ın sorun ve sıkıntılarının yanı sıra Ardahan’da yaşanan önemli gelişmelere duyarsızlıkları ile tanınan onca derneği, federasyonu, eğitimcilerin değil, etçilerin kurduğu vakfı saymaya kalkarsak sanırım, sayfalar yetmez..
Çünkü sayıları ve yapmadıkları, yapamadıkları bir hayli fazladır.. Öyle ki Ardahan, Ardahan ilçeleri, köyleri yetmez sülale derneklerinin bile olduğunu biliyorum..
Ama gelin görün ki hepsini toplasanız bildiğimiz, konuştuğumuz, örnek gösterdiğimiz ülkede ki stk’lar gibi bir tane yapamayacağını artık ben değil, Ardahanlılarda değil, Ardahan’a hizmet etmek ve bu hizmetleri yaparken stk’lar denen bu kuruluşlardan yani derneklerden katkı, fikir, plan, proje yardım isteyen bürokratlarda dert yanıyor ve kapılarını bu işleviz derneklerin yüzüne kapatıyorlar..
39 yıldan fazladır kapısından içeri giremediğimiz Avrupa Birliği’nin, Dünya Bankası’nın, diğer bir çok destek kuruluşlarının bar bar bağırıp, ‘STK’lardan proje istiyoruz’ dedikleri bir dönemde bugüne kadar ciddi anlamda bir proje hazırlayıp, ortaya koyamayan ve uygulamayan derneklerimiz, federasyonlarımızın şimdide bu yılda rekor bir göçün yaşandığı ve 9 bine yakın insanın göç ettiği, 34 yaşında ki Ardahan’ın vatan topraklarına katılışının 105. yıl dönümünü beleş ve başkanlarını eleştirdikleri belediye salonlarında veya hemşeri düğün salonlarına yine kaz ve sazlı etkinliklerle kutlayacaklarını duyuyoruz..
Bizde, dertleri ve görevleri bizim türkücü başkan gibi ‘Vur patlasın, çal oynasın orkestrası’ kurmuşçasına art arda hatta aynı gün ve saatlerde kaz, saz geceleri düzenlemek olan ama bunu da yaparken Ardahan’ın değil, Trakya, Afyon, Balıkesir’de Catering firmalarına pişirttikleri kaz mı, hindi mi veya bıldırcın, tavuk mu çokta anlaşılmayan sözde bir kemik kaz etiyle hesabı verilmeyen bir bilet satmaktan öteye gitmeyen bu kuruluşlarımızın yani stk’larımızın yaşadıkları bu çıkmazı hemen her gün dile getirmeye devam edeceğiz.
Çünkü, Ardahan’ın sorunları konusunda nasıl ciddi bir girişimde bulunduklarını da sorduğumuz onca stk’nın şu süreçte ne yaptıklarını bir ben değil, tüm Ardahanlılar sormakta..
Ve benim de sık sık olduğu gibi bir kez daha asıl üzerinde durmak istediğim onca stk arasında bulunan diğer bir Ardahan stk’sı ise ülkenin batı kentlerinde olduğu gibi bir çok Ardahanlının yaşadığı ve bir o kadar stk’sının bulunduğu İstanbul Esenyurt’ta ki bir federasyonun kendi kongresini bile yapamayıp, ‘oy çalma, fazladan oy kullanma’ gibi çirkinliklerin o ünlü ve tartışmalı kongreyi ağzına gözüne bulaştırması yeniden tartışılıyor gibi .. Ama, ‘Onca konu ve sorun varken değmez’ diyerek bu fikirden vazgeçip, yazıma bir başka bakışla devam ediyorum..



Yani, Çıldır gölüne sahiplenme adına Ardahan’ın 9 köyünü, al acele yapılan sözde referandumla Ardahan’dan alan Karslıların, biz Ardahanlılardan daha çok sahip, çıkıp, ‘bizim’ dediği ve kışları tüm yüzeyi donan buz üzerinde bizden daha çok etkinlikler yapıp, ulusal basında, ‘Kars Çıldır gölü’ diye adlandırdıkları Çıldır Gölünün gölgesinde unutulan, içinde ki adaların yer değiştirdiği Aktaş Gümrük Kapısı’nın yanından geçen Kars-Tiflis-Bakü demiryolunun nerede geçtiğini bile bilmeyen Çıldır Dernekleri, federasyonu gibi, Posof dernekleri gibi federasyonunu bile kuramayan Hanak’ın da aralarında olduğu Ardahan adlı stk’ları bir kez daha masaya yatırmak gerek..
Yada bir yakası Arpaçay’da ki HES Barajını bile besleyen Çıldır Gölünün ana su kaynağının altında aktığı Kısır dağının alen ve açıkta boşa akan suyunun neden 21 pare köye içme suyu diye verilmediğini sorgulamayan, yaptığı ünlü burs, saz, kaz gecelerinde topladığı paraların hesabını veremeyen ve neredeyse ilçelerinin belde olup, küçüldüğü ve nüfusu 90 binlere kadar düşen Ardahan’da, ‘Hoçvan diye nahiye, belde değil, hem de, İlçe ‘Hoçuvan diye yeni bir İlçe isteriz..’ diyerek sanalda süslü paylaşımlar yapan ama bu yönde, yani ‘Hoçuvan Belde olsun’ diye toplanan imzaların, ‘Ardahan’a havaalanı isteriz’ diye toplanan imzalar gibi ne olduğunu bile açıklamayan, Kobani dahil, ülkenin birinci sorunu konusunda ne dediği ve Ardahan’a da bir şube açacağız deyip, Hoçvanspor gibi unutuveren Hoç/Fed’i sormak lazım..
