Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

casino siteleri deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler editorbet giriş

İsmail Ögeday

Okullar çocuklarımız için güvenli yer olmak zorunda!

Yeni eğitim öğretim yılının başlamasıyla birlikte çocuklarımız yeniden okul sıralarındaki yerlerini aldı. Anne babalar ise her sabah evlatlarını okula gönderirken, onların derslerden ne kadar başarılı olacaklarını düşünmenin yanında artık başka bir kaygıyı da taşımaya başladı:
“Çocuğum okuldan sağ salim dönebilecek mi?”
Bu soru, bir anne babanın aklına dahi gelmemesi gereken bir soru aslında…
Ama maalesef son dönemde Türkiye’nin farklı illerinden gelen okul şiddeti haberleri, hepimizi bu soruyu sormaya mecbur bırakıyor.
2026-2027 eğitim öğretim yılının başlamasının üzerinden çok fazla zaman geçmeden yaşanan olaylar, okulların güvenliği konusunu yeniden ve çok daha ciddi biçimde gündemimize taşıdı.
Çünkü artık mesele yalnızca öğrencilerin birbirleriyle kavga etmesi değil.
Mesele, okullarımıza bıçak, silah ve benzeri tehlikeli araçların nasıl girebildiği sorusudur.
Ve bu sorunun cevabını bulmak zorundayız.
Kahramanmaraş’taki olay hafızalardan silinmedi
Henüz birkaç ay önce Kahramanmaraş’ta bir ortaokulda yaşanan silahlı saldırı Türkiye’yi yasa boğmuştu.
8’inci sınıf öğrencisi İsa Aras Mersinli, babasına ait olduğu belirtilen silahlarla okula gelerek saldırı gerçekleştirdi. Olayda öğretmen ve öğrencilerin de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı.
Daha da düşündürücü olan ise saldırıda kullanılan silahların öğrencinin babasına ait olmasıydı. Babasının emniyet mensubu olduğu da soruşturma kapsamında ortaya çıktı.
Bu olay bize çok acı bir gerçeği gösterdi:
Silahın bulunduğu yer ile silahın sahibi arasında güvenlik açısından hiçbir garanti yoktur.
Evde bulunan bir silah, çocuk için ulaşılması imkânsız hale getirilmediği sürece potansiyel bir tehlikedir.
Bir çocuğun eline geçen silahın sonucunu ise hepimiz gördük.
Manisa’da 11 öğrenci yaralandı
Aradan çok zaman geçmeden Manisa’nın Turgutlu ilçesinden de benzer bir haber geldi.
Bir öğrenci, okul çevresinde bulunan çocuklara yönelik silahlı saldırı gerçekleştirdi ve 11 öğrenci yaralandı.
İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamalarda olayın ardından okul güvenliğinin yalnızca polis ve jandarma tedbirlerinden ibaret olmadığı, ailelerin de önemli sorumlulukları bulunduğu vurgulandı.
Hatta yetkililer, ailelerin evlerinde bulunan silahları çocukların ulaşamayacağı şekilde muhafaza etmeleri gerektiğine özellikle dikkat çekti.
Burada artık hepimizin düşünmesi gereken çok önemli bir konu var:
Okul güvenliği sadece okulun kapısında mı başlar?
Elbette hayır.
Ama okul kapısı da bu güvenlik zincirinin en önemli halkalarından biridir.
Son olarak Başakşehir…
Ve daha dün İstanbul Başakşehir’den gelen haber…
Bir ortaokulda 8 öğrenci bıçaklandı.
Olayda yaralanan öğrenciler hastaneye kaldırıldı. Ağır yaralanan öğrencilerden biri, yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.
Bir çocuğun hayatı daha okulda yaşanan şiddet nedeniyle sona erdi.
Üstelik saldırganın okula yanında bıçakla geldiği bildirildi.
Olayın ardından saldırganın okul güvenliği tarafından yakalanarak polise teslim edildiği açıklandı.
İşte tam da burada okul güvenlik görevlilerinin önemi bir kez daha ortaya çıkıyor.
Belki o güvenlik görevlisi olmasaydı olay çok daha büyük bir faciaya dönüşecekti.
Belki daha fazla çocuk yaralanacaktı.
Belki başka canlar kaybedilecekti.
Bu nedenle okul güvenlik görevlisini sadece kapıda duran, gelen gidene “Nereye gidiyorsun?” diye soran bir kişi olarak görmemek gerekiyor.
Okul güvenlik görevlisi, çocuklarımızın güvenlik zincirindeki ilk savunma hattıdır.

Peki okullarımızda yeterli güvenlik var mı?
Bence artık bu soruyu yüksek sesle sormanın zamanı geldi.
Okullarımızın tamamında güvenlik görevlileri bulunuyor mu?
Bulunan okullarda güvenlik görevlileri yeterli mi?
Giriş-çıkışlar kontrol ediliyor mu?
Okula dışarıdan gelen kişiler gerçekten denetleniyor mu?
Ve en önemlisi…
Okula giren öğrencilerin üzerleri ve çantaları tehlikeli bir materyal taşıyıp taşımadıkları açısından nasıl kontrol ediliyor?
Elbette burada “her öğrenci suçluymuş gibi muamele görsün” demiyorum.
Ama güvenlik ile mahremiyet arasında doğru bir sistem kurulabilir.
Çocuklarımızın güvenliği söz konusu olduğunda kontrol mekanizmalarını tamamen ortadan kaldırmak da doğru değildir.
Okul kapısında güvenlik görevlisi bulunması, kamera sistemlerinin etkin şekilde çalışması, giriş-çıkışların kontrol edilmesi ve gerektiğinde mevzuata uygun güvenlik kontrollerinin yapılması artık lüks değil, ihtiyaçtır.
“Bizim çocuğumuz yapmaz” demek yetmiyor
Anne babalara da burada büyük görev düşüyor.
“Benim çocuğum yapmaz.”
Bu cümle artık tek başına yeterli değil.
Çocuklarımızın kimlerle arkadaşlık yaptığını, hangi içerikleri izlediğini, sosyal medyada ne gördüğünü, hangi oyunları oynadığını, ruh halindeki değişimleri takip etmek zorundayız.
Evde bulunan silah varsa bunun sorumluluğu da büyüklere aittir.
Çocuğun ulaşabileceği yerde silah bulundurmak, “Nasıl olsa benim çocuğum dokunmaz” diyerek geçiştirilebilecek bir konu değildir.
Çünkü Kahramanmaraş’ta yaşanan olay bunun ne kadar ağır sonuçlar doğurabileceğini bize gösterdi.
Okul kapısında güvenlik görevlisi neden olmasın?
Bugün bir okulun kapısında güvenlik görevlisi bulunmasını bazıları maliyet olarak değerlendirebilir.
Ben ise bunu çocuğumuzun hayatına yapılmış bir yatırım olarak görüyorum.
Bir güvenlik görevlisinin maaşını hesap ederken, bir öğrencinin hayatının değerini nasıl hesaplayacağız?
Bir kamera sisteminin maliyetini hesaplarken, bir annenin evladını kaybetmesinin bedelini nasıl hesaplayacağız?
Bir kapı kontrol sisteminin maliyetini hesaplarken, bir öğretmenin ya da öğrencinin uğrayabileceği saldırının bedelini nasıl hesaplayacağız?
Bunların hiçbirinin parasal karşılığı yok.
Çünkü söz konusu olan çocuklarımız.
Arama konusu yeniden düşünülmeli
Benim kanaatim şu:
Okula giren her öğrencinin ve okul personelinin güvenlik kuralları çerçevesinde, insan onuruna ve hukuka uygun yöntemlerle kontrol edilebildiği daha güçlü bir sistem oluşturulmalı.
Bu kontroller öğrenciyi rencide edecek, küçük düşürecek veya suçlu gibi gösterecek şekilde değil; güvenliği sağlayacak profesyonel yöntemlerle yapılmalı.
Çünkü bugün çantadan çıkan bir bıçak, yarın çok daha büyük bir faciaya dönüşebilir.
Bugün bir öğrencinin üzerinde bulunan tehlikeli bir maddeyi fark etmek belki bir çocuğun hayatını kurtarabilir.
Önlemek, sonradan üzülmekten çok daha değerlidir.
Artık “olduktan sonra” değil, “olmadan önce” düşünmeliyiz
Türkiye olarak hep aynı şeyi yapıyoruz.
Bir olay oluyor.
Hepimiz üzülüyoruz.
Yetkililer soruşturma başlatıyor.
Güvenlik tedbirleri artırılıyor.
Bir süre gündem konuşuluyor.
Sonra unutuluyor.
Ta ki bir başka okulda başka bir çocuk hayatını kaybedene kadar…
Artık bu döngüyü kırmamız gerekiyor.
Okullarımız sadece eğitim verilen binalar değildir.
Okullar çocuklarımızın ikinci evidir.
Bir çocuğu sabah okul kapısından içeri gönderdiğimizde, o çocuğun can güvenliğinin sağlanacağına inanmak istiyoruz.
Anne baba olarak istediğimiz çok şey yok.
Çocuğumuz sabah evden çıksın.
Okuluna gitsin.
Dersini öğrensin.
Arkadaşlarıyla vakit geçirsin.
Ve akşam evine sağ salim dönsün.
Hepsi bu…
Bugün yaşanan olaylardan sonra okul güvenliği konusunda daha fazla beklemeye gerek yok.
Daha fazla güvenlik görevlisi, daha etkin kamera sistemleri, kontrollü giriş-çıkış, gerekli ve hukuka uygun güvenlik kontrolleri, aile-okul-emniyet iş birliği ve çocukların psikolojik durumlarını takip eden güçlü bir sistem…
Bunların hepsi birlikte düşünülmeli.
Çünkü okul güvenliği yalnızca bir güvenlik görevlisinin görevi değildir.
Ama güvenlik görevlisinin okul kapısında bulunması da artık tartışılmayacak kadar önemli bir ihtiyaçtır.
Başakşehir’de okul güvenliğinin saldırganı yakalayarak polise teslim etmesi bunun somut örneklerinden biridir.
Bir çocuğun hayatını kurtarabilecek bir güvenlik tedbirinin maliyeti olmaz.
Çünkü hiçbir çocuğumuzun hayatı, hiçbir bütçe kaleminden daha değerli değildir.
Çocuklarımızı okula gönderirken aklımızda ders zilinin sesi olmalı; ambulans sireni değil.
Ve bunun için gereken bütün tedbirleri, bir sonraki acıyı beklemeden almak zorundayız.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER