Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

casino siteleri deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler editorbet giriş

Hakan Dikmen

Yağmur Bitince, Şemsiye Yük Olurmuş İnsana..

Hayatın zor zamanlarında bize sığınak olan bazı insanlar, alışkanlıklar ve korkular; şartlar değiştiğinde omuzlarımızdaki görünmez yüke dönüşebilir. Asıl mesele tutunmayı değil, zamanı geldiğinde bırakmayı öğrenebilmektir.

Hayat, insana her zaman güneşli yüzünü göstermez. Kimi zaman sağanak olur, kimi zaman fırtına. İnsan da doğal olarak korunacak bir liman arar. Bazen bir dosta sığınır, bazen bir alışkanlığa, bazen de yıllarca içinde taşıdığı korkulara…

Yağmur yağarken şemsiye kıymetlidir. Islanmaktan korur, yürümeyi kolaylaştırır. Hatta bazen hayat kurtarır. Fakat mesele, yağmur dindikten sonra başlar. Çünkü birçok insan, artık ihtiyaç kalmayan şeyleri de elinden bırakamaz.

Hayatın en büyük yüklerinden biri, süresi dolmuş alışkanlıklardır.

Bir zamanlar bizi ayakta tutan düşünceler, bugün ilerlememizin önünde engel olabilir. Bir zamanlar güven veren insanlar, bugün enerjimizi tüketiyor olabilir. Bir zamanlar gerekli olan tedbirler, bugün gereksiz korkulara dönüşmüş olabilir.

Ama insanın bırakması zordur.

Çünkü alışmak, çoğu zaman sevmekten daha güçlüdür. İnsan bazen mutlu olduğu için değil, alıştığı için aynı yerde kalır. Kendisini yoran ilişkileri, artık fayda sağlamayan düşünceleri, geçmişin yüklerini sırf tanıdık oldukları için taşımaya devam eder.

Oysa hayat sürekli değişir.

Mevsimler değişir, yollar değişir, insanlar değişir. Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir. Buna rağmen birçok kişi, yıllar önceki yağmurların korkusuyla bugün hâlâ şemsiye taşımaktadır.

Belki de bu yüzden bazı insanlar güneşi göremez.

Başlarını kaldırıp gökyüzüne bakamazlar. Çünkü elleri geçmişten kalan yüklerle doludur. Sürekli korundukları şeylere odaklanırken, önlerinde açılan yeni kapıları fark edemezler.

Hayat bazen cesaret ister.

Ama her cesaret ileriye doğru atılan adım değildir. Kimi zaman en büyük cesaret, artık ihtiyaç duyulmayanı bırakabilmektir. Bir kırgınlığı bırakmak, bir korkuyu bırakmak, bir öfkeyi bırakmak… Hatta bazen yıllarca haklı olduğuna inandığın bir düşünceden vazgeçebilmek.

Çünkü insanı özgürleştiren şey sadece kazandıkları değildir; geride bırakabildikleridir de.

Bugün dönüp kendimize sormamız gereken soru şudur:

Elimizde tuttuğumuz şemsiyeler gerçekten bizi koruyor mu, yoksa artık sadece yük mü taşıyoruz?

Belki de uzun zamandır omuzlarımızı ağrıtan şey, hayatın zorlukları değil; yağmur çoktan bitmiş olmasına rağmen hâlâ elimizden bırakamadığımız o eski şemsiyelerdir.

Gökyüzü açıldığında şemsiyeyi kapatmayı bilmek gerekir.

Çünkü iki eli dolu olan insan ne yeni bir şeyi tutabilir ne de avuçlarını açıp şükredebilir.

Bazen hayatın en güzel başlangıçları, bir yükü yere bıraktığımız anda başlar. Ve insan, ancak gereksiz yüklerinden kurtulduğunda gökyüzünün ne kadar geniş, nefesin ne kadar değerli olduğunu gerçekten anlayabilir.

Yağmur bittiğinde şemsiyeyi taşımaya devam etmek marifet değildir.

Marifet, güneş açtığında onu bırakabilecek olgunluğu gösterebilmektir. Çünkü bazı şeyler hayatımıza sonsuza kadar kalmak için değil, sadece bir mevsim boyunca bize eşlik etmek için gelir. Ve bazen en doğru veda, yeni bir başlangıcın ilk adımıdır.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER