Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

casino siteleri deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler editorbet giriş

Fakir Yılmaz

Penguen olup, yazılarımı alıp, önce Gazze’ye sonra Kobani’ye mi gitsem?!..

28 Mayıs 2013 tarihinde başlayan ve ilk olarak İstanbul‘daki Taksim Gezi Parkı için hazırlanan kentsel gelişim planına karşı çıkmak amacıyla düzenlenen, daha sonrasında ifade özgürlüğümedya sansürüotoriteryanizm gibi toplumsal sorunlara ve dönemin başbakanı, şimdiki Cumhurbaşkanı, AK Parti Genel Başkanı olan Recep Tayyip Erdoğan‘ın yönetimine karşı yurt genelinde toplumsal bir hareket diye değerlendirilen o büyük protesto hareketini hatırlatan penguenler bugünler de yine gündemde..

Evet, o yıllarda başlayan ve günler ardından 10 yıldır cezaevinde olan Demirtaş gibi  3 bin 10 gündür hapiste olan Kavala ve bir çok kişin tutuklanıp, ağır cezalar aldığı ‘Gezi Olayları’ diye adlandırılan ve ilk başta sınırlı sayıda katılımcıyla başlayan o günkü hareketler, bugünlerde Molla İran’da  engellenen sosyal medyanın aktif kullanılmasıyla cumhuriyet tarihinin en büyük protestosuna dönüşmüştü.

Ve bu olayların üzerinden yıllar geçinmesine karşın organizatör firma yetkileri ve sanatçılarının da aralarında olduğu ve hâlâ devam eden yargılamalar, cezalar, yeni gözaltı ve de tutuklamalar, suçlamalar tartışıla dursun bugünlerde birçok insanın başta telefon durumlarında olmak üzere sürüden ayrılan bir pengune bir taraftan göz yaşı dökerken diğer yandan da kendisinin de imkan bulursa o sürüden ayrılıp, başını alıp, Trump‘un göz  koyduğu Grönland adalarında ki buzulu dağlara doğru o yalanız pengune kendilerini benzetip, üzerine ekledikleri müzik, şiir ve satırlarla çeşitli mesajlar vermekteydiler..

‘Nedir bu hareket?’ diye bakınca, Başbakanları eşofmanlarla karşılayan ve Gezi olayları sırasında patronluğunu yaptığı CNN Türk‘te penguen belgeseli gösterilmesini ile başta iktidarın olmak üzere erk güçlerin tepkileri üzerine çekince de, O tamamen bir şapşallık. Yani bir kasıt falan değildi’ diyen ve şu an ‘nerde ne iş yapar, hastamı iyimi?’ diye merak ettiğim ve asıl işi otomobil galericisiyken bir anda medya patronu olan Aydın Doğan’ı da hatırlıyordum.

Ve o dönem gittiğim Ankara’da ki gezi olaylarını görüp, Ankara’ya kadar gelen Diyarbakır, Urfa, Adana plakalı tomaları görüp, yaşananları barış süreciyle bağlayıp, yerinde bizzat haber yapan ve benim imzamla Akşam Gazetesine de manşette yer alan ve Metin Göktepe Ödülünü bana getiren muhteşem haberlerimi de hatırılayıp, yaşanan, yazılan, anlatılan penguen olaylarını bir kez daha gözden geçirip, bugünkü yeniden gündem olan penguen meselesine bakıp, sanalda viral olan penguenin bu kez neyi simgelediği, hangi mesajı verdiğini anlamaya çalışıyordum.

Bilindiği gibi Gezi eylemlerinin Türkiye çapına yayıldığı 31 Mayıs-1 Haziran gecesinde, CNNTurk’ün penguen belgeseli yayımlaması nedeniyle ‘penguenler‘ olarak adlandırılan ana akım haber kanalları da bir hayli tartışılmış ve izleyici kayıp etmiştiler..

Neyse, sabah karşımda oturup, birlikte kahvaltı yaptığımız hanımın da arkadaşlarının telefon durumlarında ve sanal ortamlara yapılan aynı paylaşımları görüp, yanıma gelip, bu durumun ne anlama geldiğini sorduğu penguen meselesine bende internette yayınlanan haberlere bakarak, anlamaya çalışıyor ve ‘Bütün dünya bu pengueni konuşuyor’ başlığı ile gördüğüm ilk haber tıklıyordum.

Ve Grönland’a göz koyan ‘Trump da Penguen Akımından Geri Kalmadı’ başlıklı haberlerini de dinleyip, okurken kahvaltımı bitirip, yeni haber ve gazetelerimi yapmaya başlarken günün yorumunu da beynimde oluşturuyor, Baran’ın, ‘Abi hani yazı..’ demeden bugünkü yorumuma geçip, şu ünlü penguen olayına yeniden dönüyordum.

Ve az önce’ desem de daldığım haberler esnasında zamanın öğleni geçtiğini, kahvaltıyı toplayan hanımın dışarı gidip, öğlen yemeği için penguenlerin en çok sevdiği Kril ve Kalama balıklardan, balıkçının adına ‘Beyaz balıklar’ deyip verdiği balıkları alıp, geldiğini de görüyor, hanıma ‘bu ne tesadüf’ derkeni kendi kendime gülümsüyor ve benimde bu yeni penguen akımına kapılmış olan bir duyguyla bu konuda yazdığım yazımın karma karışık olan düşüncelerimin arasında bugünkü satırlarıma dökülüp, nereye oturacağını da düşünüyordum.

Ve son haberlere dönüp, baktığımda, ‘Antarktika’nın sonsuz beyazlığında sürüsünü ve okyanusu terk edip, kesin bir ölüme doğru dağlara yürüyen yalnız penguenin görüntüleri sosyal medyada yeniden gündem oldu. Bilim insanları bu davranışı ‘yön kaybı’ olarak açıklarken, ünlü yönetmen Werner Herzog’un ‘tüyler ürpertici bir delilik’ yorumu izleyenleri derinden sarsıyor.’ giriş başlıklı haberleri okurken bu oyunun arkasında da bizim, ‘cezaevinde intihar etti..’ denen Hoçvanlı ünlü Kriptocu bir kripto para konusunun da tartışıldığı ve Trump ile ailesinin bu işte büyük paralar kazandığını da okuyordum.

Sosyal medyada tekrar viral olan bir penguenin videosu, izleyenleri hem şaşırtıyor hem de hüzne boğuyor. Ülkemizde de sanal ortamlarda bolca paylaşılan pengueni görüntülerde, binlerce penguenin beslenmek için okyanusa yöneldiği sırada, bir penguenin durup, kendi sürüsünden ayrılan koyun gibi tam tersi istikamete; yani uçsuz bucaksız dağlara doğru koşmaya başladığı görülüyor. Ve o acıklı sonla sonuçlanıyor.

Ve ilginçtir ki bunu gören, salanda paylaşanların hemen hepsinin içinde bulundukları sürüden bir hayli rahatsız olduklarını ve bu penguen gibi sürüden ayrılıp, başlarını alıp gitmeden bahsettiklerinde anlıyordum. Yani kimse içinde bulunduğu çevreden rahat değil hatta huzursuz ve yalnızdı..

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in yandaş basına “penguen belgeseli” göndermeli boykot uyarısını da hatırlatan bu duruma bakınca ‘kardaşız’ denen 86 Milyonluk ülke de ne kardaşların, ne eşlerin, nede arkadaşların hiçte mutlu olmadıklarını ve en önemlisi evlilikleri bitiren boşanmalar gibi herkesin yalanız yaşamayı tercihte hazır olduklarını ve de o  penguen  gibi başlarını alıp, gidecekleri bir yer aradıklarını anlayıp, bunun yeni bir siyasal değil, sosyal bir patlama mı diye düşünüyordum.

Ve bende sessizce ve kendi kendime mırıldayıp, 36 yıldır düşüncelerini her gün yazıya döken bir gazeteci olarak yazılarımı da yanıma alıp, memleketim Ardahan’a yada ondan daha soğuk Antarktika soğuklarında ölen çocukların, ağlayan annelerin, doymayan bebeklerin yanına önce basın ve medyanın yeniden pengunleşip, görmediği Gazze‘ye, ardından etrafı pis saçlıların, tükürülecek sakallıların etrafını sardığı Kobani’ye, tertemiz örüklü saçları ile mollalara değil, Ortadoğu medeniyetinin aynası olan Suriye, Irak, İran halklarının yanına gitme duygusu içinde bugünkü yazımı bitiriyordum..

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER