Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

casino siteleri deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler editorbet giriş

Fakir Yılmaz

Adını koyamadığımız ama istense düzelecek bir durum var..

Her dönemin ve her iktidarın ömrünü uzatmak için sürekli düşman arayışı içinde olduğu şu dünyanın bu ülkesinde de Demirtaş gibi onca siyasinin, Kavala gibi  iş insanı, yayımcı, insan hakları savunucusu ardından demokrasi adı ardından aldıkları temiz sabıka kayıtları ile halkı oyları ile seçilmiş belediye başkanı hapse attıran, yerlerine kayyum attıran operasyonlardan aşağı kalmayan yeni operasyonlar var.

Başta Beşiktaş futbol takımı başkanına, sanatçılara yönelik uyuşturucu operasyonları olmak üzere “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “yönetme” ve “kurulan örgüte üye olma”, “suçtan elde edilen malvarlığı değerlerini aklama” ve “nitelikli dolandırıcılık” iddiaları ile Habertürk gibi hakemleri iddia oynadıkları ileri sürülen spor camiasında bulunan Kasımpaşa Spor Kulübü’ne TMFS kayyumlarının atanması adından yeni ve onca bilinen, bilinmeyen operasyonlarla devam eden ‘bana göre’ dizayn operasyonları.

Kısaca bu sonu bir türlü gelmeyen haklı, haksız, siyasi, ticari operasyonlar öyle bir hale gelmiş ki adını bile koymaktan korkar olduk..

Çünkü top, tüfek değil, uçak, tank, ve ordularla sınır ötesine geçilmesine, ‘savaş, müdahale, başkalarının iç işleri karışmak..’ diyenler hemen  vatan haini ilan edilip, sabahın erken saatlerinde evleri basılarak içeri alınıyor..

Ve, ‘Her an bende alınacağım..’ korkusu ve baskısıyla ağcını açma, konuşma, düşünme, bir şey söyleme operasyonları dönemi yaşanan bir süreç psikolojisi ile eli kolu bağlanmış, çalışma şevki kırılmış ülkede, yükselip, inmeyen yeşil Dolarları ve mavi Euro’ları unutturan Altın artışları gibi operasyonlarda bir hayli artıp, reyting yapmış konumda..

Adını koymakta zorlandığımız bu durumun kısa süre içinde sona ermesini umarken, asıl sorunun dışta değil, içte yani ‘Ben yaparım, biter.. Bizimkiler ise yol alsın, değilse, ‘Meşe, Doğan, İlke, Çınar, Rüzgar, Maun, Gürgen, Köknar, Sekoya, Zeytin, Kangal, Şuayip, ve Ladin’ gibi gizli tanık denen isimlerin verdiği söylenen ifadelerle kesintisiz olarak devam eden bu tür operasyonlarla, ‘önlerine takos konulsun’ diyen bir anlayışın iç siyasette olduğu da bir türlü anlaşılmaz, anlatılmaz..

Çünkü bugün yine karşımıza sorun olarak çıkan asıl sorunun yıllardır aynı yöntem ve bakışla yürütülen yanlış iç siyasetin, dış siyaseti de kendisiyle birlikte götürdüğü ve götüreceği anlaşılamıyor..

Yada ‘Her dönem bir düşman lazım’ denilerek anlaşılmak istenmiyor..

Halbuki; Dün, Irak, Libya, Mısır,  Suriye’de, bugün İran’a vurdu, vuracak denilen ABD’nin silahlandırdığı ileri sürülen insanlarla silahın namlusuna takılmış olan zeytin dalı ile değil, sıcak bir el ve bakış ile kurulacak diyalog hem yaşananları yani ‘dış güç’ denenleri, hem de bizlere yaşatılanları sona erdirmez mi?

Bilmem ama bunu bile önermek, yazmak o kadar tehlikeli bir durum ki anlatılamaz..

Ama yine de başta iç siyaset kanallarını açacak, sınır ülkelerle aynı coğrafyayı paylaşan, koklayan, yaşayan kardeşlik sıcaklığı ile kurulacak güzel bir diyalog bugün adını koymaktan korktuğunuz durumu sonlandırmaz mı, ekonomiye darbe vuran silah tüccarlarını aç bırakmaz mı?

Örnek mi?

Ermenistan ile hemen diyalog yolu açacak olan Doğu kapısını açmak,

Camisinde namaz kılacağımız belirttiğimiz Suriye’nin meşru yöneticileri ile değil tüm halkları ile yandan, sağdan değil, tank ve silahlar ile arkadan, dronlarla üstten değil, insanca direk temasa geçmek,

Başkanı eşiyle birlikte yatak odasından alınan Venezuela gibi toprakları petrolle kaynamasına karşın şehirlerini fare basan İran ile Azerbaycan gibi Azeri ve Şii kardeşliği üzerinden temasa geçmek,

Irak ile oradaki Kürtleri de yanımıza olarak Suriye ve İran’da ki Kürtlerin ülkede ki Kürtlerle olduğu gibi Türklerle kardeş olabileceğini ortaya koyan politikalar hayata geçirmek, (Ki bu yönde yeni bir sürecin başlatıldığını ama onunda başta güçlü bir genel af olmak üzere bu yönde konuşulamadığından, tartışılamadığından bir türlü ilerlemediğini görsekte..)

Ve, Bulgaristan ve Yunanistan ile diyaloga geçerken Batı Trakya ve Kıbrıs kardeşliğini öne çıkaran siyaseti izlemek,

AB ile yeniden diyaloga geçip, istenenleri hayata geçirmekle,

İçte ki Kürt, Alevi, Sünni kardeşlerimizi yanınıza alacak politikalar üretmek,

İç siyasette adı Kürt Sorunu olan ama asıl adı Demokrasi ve Adalet olan soruna yeniden el atmak, hapse konulanlar gibi buzluğa konulan süreci çıkarıp, yavaştan ısıtmak dün müttefik bugün düşman ilan edilen ABD’nin başta olmak üzere BOP hesapları içinde olanların al açık hesaplarını bozmaz mı?

Ve bunları yapmak adını koyamadığımız durumdan daha kolay ve barışçıl değil mi?

Herkesin düşman olarak görülmesinin bu ülkeyi memlektim Ardahan’da ki hazır Dağ Oteli bile işletilemeyen Yalanızçam kayak tesisleri gibi yalanızlaştırdığını da anlamak için illâki adını koyamadığımız bir durumu yaşamak mı gerekir?..

Hayır!..

Yukarı da saydıklarımızın yarısını değil, çeyreğine yönelirsek bakın o zaman ne Kürtleri HTŞ’ye sattığı söylenen ama İran için yeniden kandırmaya başlayan ABD iki yüzlülük yapar nede milyon dolar karşılığı alınan ama kurulmasına bile izin verilmeyip, depolarda çürümeye terk edilen füzeleri gibi bize silah satmak için bugün sözde dost görünen Rusya gibileri arkamızda kıs kıs halimize gülmez..

Dünyadaki Altınları topladığı, önemli madenleri ele geçirdiği söylenen Çin ve diğerleri pusuda Arap Baharı denen ama doğalgaz faturalarını yakıp, bölgeyi Zemheriye çeviren Ortadoğu ve Arap yarım adası gibi düşmemizi beklemez..

Ve Gazze’yi yerle bir ettiren, Kobani’yi, Golan tepeleri karşılığında örülmüş saçları kestiren Afganistan’dakiler gibi kestiren, saçını öredin diye Kürt kadını öldüren, idam eden Mollalar gibi HTŞ’ye veren İsrailliler, ‘fırsat bu fırsattır..’ diyerek Ortadoğu da rahat at oynatamaz, sınırımıza kadar gelemez..

ABD, Kaanların ‘motorunu vermem’ demez, parasını aldığı bizi F-35 projesinde atmaz, F-21’lerin güncellemesini engellemez, Fransa, İngiltere demokrasi, insan hakları karşında bunca yaşananlara susmaz, yerlerde süründüğü ileri sürülen ama Bulgaristan’ında kendisine para birimi ettiği Eruo’sunu kullanmaya başladığı, AB Bayrağını ithalat, ihracatın sıfır çektiği Posof ve Çıldır sınırlarımızda dalgalandıran Gürcü Larisi gibi TL’miz pul eden Almanya ‘tankımı kullanma’ diyemez, Kıbrıs’ı tanımayan ‘kardaş’ Azerbaycan’ın Manatı ‘kardaş’ dediğinin parasını mat edemez  ve en önemlisi ekonomi düzelir, demokrasinin, insan haklarının önünde ki engeller kendiliğinden kalkar..

Ve bugün adını koyamadığımız zor işlerle uğraşmaz, kan ve göz yaşı durur, gün geçtikçe incelen pamuk ipine bağlı kardeşlikler yeniden yeşermez mi?

Haydi 100 yıldır yapamadığımız 103. yılda niye yapmayalım deyip, bunca olumsuzluklara, yaşananlara, yaşatılanlara, ‘barış, kardeşlik, dostluk, komşuluk..’ deyip yeniden kolları birlikte sıvayalım.. Ve yaklaşan mübarek ramazan öncesi sonumuza ışık olacak denerek yakılan kandillerin açtığı yolda bu ülke, bu dünya için yeniden, hem de sıkı sıkıya el ele tutalım ve o elleri açıp, ‘Allah’ın sen tüm iyi gönüllere yardımcı ol, kullarının edemediği suçlarımızı af eyle, ekonomimizi iyi eyle.’ diye dua edelim..

Ve; ‘Sen nasıl çalıştın, nasıl yoruldun, Acep kimi sevdin, Altı aşrın bir kefene sarıldın.. İşte akıbetin bu insanoğlu’ diyen yazımın içinde ki bu kandil mesajını sende okuyup, en azında bugün, gecikmeden, hemen, şimdi neden olmasın?’ diyeceğinden umudum olan bu yazıyı okur, okumaz insan haları, demokrasi, hak, hukuk ve eşitlik adına iyi niyetle bir adım atalım mı?..

Var mısınız?

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER