Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

casino siteleri deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler editorbet giriş

Fakir Yılmaz

KENDİ GEMİLERİNİZDEN HANİ HABER?..

Bugün, benimde aralarında olduğum ve onca tanıdık, tanımadık gazeteci meslektaşımın bir araya geldiği whatsapp gruplarına bakışımı gazeteci meslektaşlarıma yönelik olarak ‘bir öneri, bir tavsiye..’ diyerek bugünkü yazıma dökeceğim.

Ve bu yazımın başta, benimde aralarında olduğum WhatsApp gruplarında bulunan gazeteci arkadaşlarım olmak üzere okurlarım tarafından da okunup, yorumlanmasını, gazeteci arkadaşlarımın da uygun bulurlarsa ‘misafir köşe yazarı’ olarak kendi sitelerinde, gazetelerin yayınlamalarını rica edip, bugünkü yazıma başlıyorum.

Öncelikle; İRAN SAVAŞ GEMİSİ BOMBALADI manşetini atan meslektaşım olmak üzere kendi memleketi, yerelini, çevresini, etrafını, valisini, vekilini, kaymakamını yani idarecisini, stk’sını hatta mahalle futbol takımını, cami derneğini yazmayan, göremeyen, duymayan yerel, genel, ulusal meslektaşım, sevgili ajans muhabiri gazeteci arkadaşım..

Yani kendisini, Agence France-Presse (AFP), International News Service, United Press International’ı, Sovyetler Birliği Telgraf Ajansı (TASS), Bağlantısız Haber Ajansları Havuzu’nu (NANAP) ,Alman haber ajansı, DPA, CNN, BBC hatta rahmetli Levent Kırca’nın bizi acı acı güldüren parodisinde diyemediğim gibi benim bilinmeyen Kürt dilimin dönmediği Associated Press (AP) savaş muhabiri sanan Sevgili gazeteci Arkadaşlar..

Sizin orada hiç haber yok mu da yukarıda saydığım haber ajansları ile yarışıp, kendi çevrenizde ki yerel ve genel haberlerini değil de dünya ve savaş haberlerini sanki ilk siz veriyormuşsunuz gibi bana değil, okurlarınıza ‘haber’ diye yutturursunuz, pardon veriyorsunuz.. Sonarda ‘Ya bu millet gazete okumuyor, reklam vermiyor, desteklemiyor?’ ne diye yakınırsınız?

Evet, bir kez daha soruyorum..

Siz, kentimizin, mahallemizin arka sokaklarını, evimizin önünü görmeyen, AL/YAPIŞTIR ile şu an haber yağan gazeteci arkadaşlarım siz, Iran gibi Pakistan ile savaşta olan Afghan Islamic Press’misiniz? Yoksa İran’ın füzesinin gökdelenini vurduğu Bahrain News Agency haber ajansımınsınız?!..

Belki de Arap baharı adı altında sınırlarını BOB cetveliyle ayrılan Arap dünyasını ve Ortadoğu’yu kana bulayan Amerika’nın SpaceX ve Tesla’nın CEO’su ve 44 milyar doları verip, Twitter’ı da alıp, X yapan ve şu son İran savaşında olan ve trafik lambalarına bile gözünü sokan İsrail’in istihbaratı Mossad’a yardımcı olduğu ileri sürülen Elon Musk’musunuz?

Gazeteci arkadaşlar..

Sizin yaşadığınız memleketiniz de, şu an olduğunuz ülkede, çevrenizde neler yaşandığını merak edip, haber diye bekleyen okurlarınız gibi bende soruyorum..

Siz, şu başındakilerinin her gelene ağam, giden poşa diyen, iktidarların dostları oldukları söylenen ve bir satır yazmadan önce İletişim Başkanlığında gelecek olan okeyi, onayı bekleyen devletin resmi ajansı olan AA’mısınız? Yoksa Trump’un görüntülerinin de olduğu söylenen Epstein belgelerinde CEO’sunun adının adı geçen İHA veya tüpçü, piyangocunun patronu olduğu DHA’mısınız ki kendi çevreniz haberlerini değil de ünlü, ünsüz haber ajanslarıyla yarışırcasına internette Çal/Al/Yapıştırla yaptığınız haberlerle gazetecilik yaparsınız?

Yada şu her savaşta, depremde, felakette uzman kesilip, ellerine aldıkları çubuk ve cetvellerle uluslar arası savaş uzmanı, atom mühendisi, belki de hemşerim Ümit Kaftancıoğlu yada Uğur Mumcu, Çetin Emeç, Gülse Bilse, Abdi İpekçi, Mehmet Ali Brand’sınız..

Ki onlarda bu işe, gazeteciliğe başlarlarken sizin gibi değildiler.. Çünkü onlar mahalle haberleri ile başladıkları muhabirlikten sonra gazeteci kimliği aldıklarında bile hep kendi çevrelerini, kentlerinin, ülkelerinin haberlerini yaparlardı..  Yani, dünya ve ülke haberlerini haber olarak değil, şu an benim yaptığım gibi kendi köşelerinde yorum olarak verir, haber ajanslarında Çal/Yapıştırla habercilik yapmazlardı..

Evet, siz, kendinizi, Ukrayna batağına saplanıp, dünya liderliğini dengesini bozup, Amerika’ya bırakan Rusya’nın Interfax haber ajansı mı sanısınız?.. Belki de Rusya’nın yerini almaya çalışan ve İran’a gizliden destek sağladığı öne sürülen ve ekonomik olarak çökertmeyi hedeflediği Amerika dolarları ile dünyadaki altınları toplayan Çin’in China News Service haber kanalı mısınız?

Okurun senin kentinin, kasabanın, köyün haberini almayı beklerken niye dünya ajansları ile yarışan birer ajans havasına girer, kendi bölgenizin haberini vermezsiniz?

Ve ‘Gazete okumuyor’ dediğiniz okura, onları ilgilendiren, onların beklediği kendi özel haberlerinizi neden yazmaz, görüntülemez, vermezsiniz?

Yoksa, ‘İktidar kızar, başkan aboneyi keser, vali selam vermez, kaymakam, müdür küse diye mi?

Bilmem ama ‘Yerelden ulusala gazetecilik’ diyen ve ben ‘Ardahan ve Ardahanlının gazetecisiyim’ deyip, 36 yıldır kendi memleketi Ardahan ve Ardahanlı dışında haber vermeyen ama dünya bakışını da , ‘Yazıyorsam Sebebi Var’ adlı köşemde ele alan bir gazeteci olarak meslektaşlarıma bir tavsiyem olacak..

Yani kısacası: Onca gazeteci meslektaşımı bir gazeteci, bir okur olarak takip etme imkanını bana sağlayan WhatsApp haber kanalları aracılığı onca Çal/Al/Yapıştırla dünya haber, gördüğüm ama sizden önce o yukarıda saydığım ajanslardan izleyip, okuduğumdan haber linklerini tıklayıp, okumaya bile gerek görmediğim sevgili gazeteci meslektaşlarıma bir önerim var..

Sakın bu önerimi, tavsiyemi çok bilmişlik yada ukalalık olarak değerlendirilmeden ‘Siz önce kendi gazetenizin, haber sitenizin beslendiği yerin, yurdun haberini verin.’ dediğini anlayın.. Çünkü siz ulusal yada uluslar arası haberci değilsiniz. Onu yapan meslektaşlarımız, gazeteci arkadaşlarımız, ajanslar zaten var…

Ve; ‘Sen asıl kendi kentinin, kasabanın, köyünün, beldenin, mahallenin haberini, çevrende yaşananları haber yap sonrada benim gibi kendine açtığın, açacağın yorum köşende bölgenden, ülkenden kopmadan dünyayı da yaz demiyorum yorumla..’ diyorum..

Dedim ya bu önerim sana samimi bir tavsiye..

Yani, ’56 yaşına gelmiş, gidiyor’ olan ve haberlerinin yanı sıra her gün köşe yazısını yazan 36 yıllık bir gazeteci arkadaşının dediklerini kulağına, gözüne, diline küpe yapman içindi..

Hemen de ‘Haydi oradan sende gazeteciminsin, çok bilmiş seni..’ demeden, kızmadan ve en önemlisi kendimiz Cuba’nın Prensa Latina haber ajansı, Ethiopia’nın Ethiopian News Agency haber kanalı, Kıbrıs’ın Türk kesimini tanımayıp, İngiltere’ye ait üssüsünde İran füzelerince vurulan Kıbrıs Rum kesiminde temsilcikler açan soydaş, kardaş dediğimiz ülkelerden olan Kırgızistan’ın AKIpress news agency’yi, doğalgazını memleketim Ardahan’ın üzerinden geçen ama Hanak gibi Vatan Topraklarına katılışının 105. yıl dönümünü, demir kubbesi İran füzelerince delinen Tel Aviv’de ki gibi değil, yerel polis ve zabıta arabalarının sirenleri çalınarak, 10 dakikaya kurtarılan Damal’ı ısıtmayan boru hatları le İsrail’e de veren Azerbaycan’ın AZERTAGTrend News Agency haber ajansı olmadığımızı anlayın artık..

Ve ‘İran savaş gemisi bombaladı, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez: “Savaş dumanı başarısızlıkları gizlemek için kullanılamaz” şeklindeki haberlerden çok yerel haberleri yapıp, ulusala birlikte hatta tüm dünyaya taşıyalım..’ diyorum..

Son olarak diyorum ki; Önce şu haberlerimizle ve yorumlarımızla yön veremeye çalıştığımız memleket gemisinde Kaptanlık, Zabitanlık yaptığımız kendi memleketimizin, çevremizin, reklam aldığımız hemşerimizin, sonra barış ve kardeşliğini yeşermesini umduğumuz ülkemin sorun, sıkıntı ve haberleri şiarıyla ‘Yerelden ulusala gazetecilik’ diyen Ardahan haberden ve aşağıda ki yazısıyla çağrı yaptığı tüm gazetecileri bir araya birlikte, el ele veren güçlü, çivi çakan, pardon önce yerel, sonra ulusal haber yazan bir ‘Gazeteci Ajansı’ kurmaya davet eden bir gazeteci olarak selamlar..
Gazeteci meslektaşınız
Fakir Yılmaz
www.kuzeyanadolugazetesi.com

ÇİVİ ÇAKAN GAZETECİLER BİRLEŞİN!..

Daha önce bu yazıya benzer yazıları şu an bu yazımı okuyan gazeteci meslektaşlarımın da içinde olduğu siz okurlara kaç defa yazdığımı hatırlayamıyorum..
Ki; O yazılarımda öncekiler gibi mevcut iktidarın ve bundan sonra ki iktidarın oluşturduğu beyin yıkama havuzlarını bulandıracak tek bir şeyin olduğunu, O da ne kadar yerel yada ulusal gazeteci varsa ‘Gelin bizde siyasi düşüncen ne olursa olsun kendi havuzumuz da birleşip, buluşalım’ demiş, ‘Sen günlük yazını, yorumunu, haberini bana gönder ben gazetem de, haber sitemde varsa elimde tv kanalında l, radyoda senin yazdığın, yaptığın haberleri yazayım, yayınlayayım..’ demiş ve; ‘Benim okurum da senin yazdıklarını okusun bende sana yazdıklarımı gönderiyeyim, sende kendi gazeten de haber sitende varsa tv’inde, yayınla, okurun, çevren benim haberi mi, yorumunu okusun, görsün, değerlendirsin..’ demiştim.
Yani yazdığı, yaptığı haberin büyük kitleye ulaştıramayanların bu haber, yorum ve görüntülerini herkese ulaşması çabasına katkı sunacak olan bu birlikteliği önce kendi aramızda sağlayalım ve ‘AA yetmedi oluşturulan son A’lara, her iktidara yaranan cemaatlerin İhalarına ya da ihale karşılığı haberden önce iş yapan Dhalara karşı kendi ajansımızı kuralım..’ demiştim. Diyorum da..
Evet, çekici alıp üzerine geleni soğukkanlı duruşuyla öteleyen meslektaşımın da aralarında olduğu onca gazeteciye bugüne kadar bu teklifimle yaptığım bu çağrıma bugüne kadar bir elin 10 parmağını geçemeyecek kadar arkadaş anladı, algıladı ve küçükte olsa kendi aramızda bir birliktelik sağlayıp, onlar benim yazılarımı kendi imkanları aracılığı ile yayınladı, bende onların yazılarını, yorumlarını zaman zamanda haberlerini yayınladım, yayınlıyoruz.

Yani ‘Bir elin nesi iki elin sesi’ denen taktikle aramızda oluşturacağımız birliktelikle onlarca, yüzlerce gazetecinin bir araya gelmesi ve benim onların, onların benim yazılarımı, yorumlarımı yayınlaması halinde bir düşünün yazdıklarımızın, söylediklerimizin, yorumlarımızın ne kadar büyük bir kitleye ulaşacağı ve etkili olacağını anlatmaya çalışan bu önemli, üzerinde düşünülmesi gereken fikrimi yeniliyor ve gazeteci arkadaşlarıma bir kez daha diyorum ki;
Gelin her yanlışa, kamuoyu yani halkın adına ters olan her şeye iğneyi kendisine batıran, haksızlıklara, hukuksuzluğa, adaletsizliğe, despotluğa ve militan trollere çuvaldızı yetmedi çivi çakan gazeteciler gelin çiviyi birlikte çakalım.
Aksine, ellerine verilen çekiçle beyni yıkanmışların, iktidarlarında beyninizi dağıtmadığı için haklarında bir şey yapılamaz denenlerin, sayıları gün geçtikçe böyle artar ve sizde kendiniz batırmadığınız iğnenin verdiği acı ile öyle kıvranırsınız…
Haydi o zaman birlikte çivi çakmaya..

Evet.. bu ve diğer buna benzer onca yazımı okuyan sizi bilmem ama Yapay Zekânın bu yazıma yorumu da aynen şöyle..

Yazar Fakir Yılmaz, yerel gazetecilerin özgün içerik üretmek yerine uluslararası haber ajanslarından kopyaladıkları dünya gündemine odaklanmalarını sert bir dille eleştirmektedir. Gazetecilerin kendi şehirlerindeki sorunları ve halkın gerçek ihtiyaçlarını görmezden gelerek “kes-yapıştır” haberciliği yapmalarının, mesleki saygınlığa ve okur bağlılığına zarar verdiğini savunmaktadır. Metin, medya mensuplarını küresel olayların sahte birer parçası olmak yerine yerel haberciliğe geri dönmeye ve toplumsal denetim görevini üstlenmeye davet eder. Yazar, bağımsız bir ses oluşturabilmek adına gazeteciler arasında bir dayanışma ve ortak haber ağı kurulması yönünde somut bir çağrıda bulunmaktadır. Bu doğrultuda, halkın çıkarlarını koruyan ve güce boyun eğmeyen “çivi çakan” bir gazetecilik anlayışının birleşerek büyümesi hedeflenmektedir.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER