Son seçimlerde, 41 kez maşallah deyip, muhafazakar kesime 40 milletvekili verip, o kesimden oy alamayan ama yine de umudunu yitirmediğinden iftarlar verip, cuma namazlarına koşarak giden solcu CHP’nin Genel Başkanı Özgür Özel’in hemşerisi, AK Partili eski meclis başkanını ziyaretinin allanıp, pullandığı ve nerdeyse CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olabilir denen Bülent Arınç’ı ziyaretini konuşan muhalefet ile DEM ile muhalif basınının unuttuğu Demirtaş’ın serbest kalacağı, Ahmetlerin seçildikleri belediyelere geri döneceği iddialarının yeni mahkeme kararları ile suya düştüğü ülkenin ekonomisi çok iyi (!) iç gündemi de ‘Hele durum İran’da savaş var’ denip, unutulmuş bir durumda.

Güney sınırlarımız da dün Irak, Libya, Lübnan, ardından Gazze ile Suriye şimdi de İran’da yaşanan savaşın sonun nereye varacağını kendi iç bilgilerimiz, resmi açıklamalarımızla değil, Hollywood’lu Amerika’nın başını çektiği Okyanus medyadan tırtıklanıp, bize sunan ülkenin ulusal havuz medyası ve basınının aratmayan yerel basının kaz ve saz gecelerinden sonra iftar yemekleri ile birlik sağlandığını manşet yapmakla meşgul olurken bende o çok bahsedilen ama bir türlü örülemeyen birliğe bir başka yönden bakacağım.
Çünkü, Nato’yu, Bileşmiş Milletleri, Avrupa’yı öteleyip, her zamanki gibi kurduğu ittifakla İsrail ile birlikte saldırıya geçen uluslar arası hukuku tanımayan Amerika’nın, ‘liderini, liderlerini vurup, öldürdük ve yendik’ diyeceği bir anda İran’ın Ebabil kuşlarını hatırlatan füzeleri karşısında kara harekatına hazırlandığını konuşan, söyleyen ama ülkemize doğru gelen aynı İran füzelerinin neden bizim değil, Nato savunma sistemleri ile vurulduğunu sorup, sorgulamayan havuzun içindeki ulusal basının okyanusta akan su, pardon haberlerle gazetecilik yaparken Arınçla bir araya gelen Özgür Özel’in ‘Açıklamayacağım’ dediği yeni Adalet Bakanını niye unuttuğunu da sormaz.

Bu nedenle; Ben de ‘Sorma, duyma, görme’ diyerek ulusal basından aşağı kalmayıp, parasını kimin ödediğini sormadığı türkücünün davet ettiklerinin olağanüstü bozuk yolları aşıp, hesabı verilemeyen restoranına gelenlere verdiği iftara ‘Büyük birlik’ derken 14 Mart TIP bayramını kutlayanların ilk kez beyin ameliyatını yaptıklarını belirttiği söylenen Ardahan’da beynine pıtı kaçan bir gencin, CHP’li Meclis Üyesi Mustafa Badem’in küçük kardeşinin neden Erzurum’a sevk edildiğini de görmediğini sormayacağım.
Ve bir demiryolu olmak üzere 3 gümrük kapısı olmasında karşın, ithalatın, ihracatın ve yatırımın rekor kırdığı, hazırda olan organize sanayi faaliyete geçti, ay yüzlü, çukurlarla dolu yollar yapıldı, açılamayan tüneler açıldı, hayvancılığın merkezinde etin kilosu 100 lira oldu haberleri ile değil, resmi bir kurumda yaşandığı ileri sürülen aşk meselesi ile ülke, dünya gündemine giren aynı Ardahan’da bu aşk hikayesinde birilerinin bankalardan krediler alıp, birisine verdikleri paralarının akıbetinin ne olacağının acısını çektiğini de yazmadan bir başka konuya, ama yukarıda anlattığım konulardan kopmamaya gayret edeceğim..
Çünkü, İran-ABD/İsrail Savaşını bazı cemaat ve din adamlarının sadece mezhepsel açıdan değerlendirmeleri ve bu değerlendirmeleri yapanların hemen görevden alması bekleyenin, “Sünnilik, Şiilik gibi bir dinimiz yok, tek dinimiz var o da İslam. Millet olarak bizim için Türk, Kürt, Arap, Şii değil sadece insan vardır. Son günlerde sosyal medyada mezhepçiliğin yeniden körüklendiğine şahit oluyoruz. Menşei bundan 13-14 asır öncesine uzanan meselelerin bugün tekrar gündeme getirilmesi asla tesadüf değildir.” diyerek sadece açıklama ile geçiştiriyordu..

Ve birileri de yalakalık adına bu açıklamayı, ‘Olması Gerekenleri Söylemiş..’ diyerek geçiştirirken savaş dolayısıyla kaçanları yani Irak ve Suriye’de olduğu gibi İran’da yaşanan savaştan kaçıp, ülkemize gelenleri, göç veya kaça kaç denen süreci yaşamıyorlarmış, sanki ‘turistik gezi, akraba ziyareti ‘ havuzdan akan emir, komutadan gelen haberlerle ‘çok güzel gelişme’ diye bize haber diye yutturan ulusal basın gibi bende bizim yerel medya gibi ‘Görmedim, Duymadım’ Konuşmadım ve Sustum’ şeklinde davranmaya çalışacağım..
Yani siz bu yazıyı okurken, ben bir yandan ulusal tv TEMPO TV’de, 6 yıldır kesintisiz canlı olarak sunduğumuz ve ‘Yerelden Ulusal Özgür Basın’ diyen bizlere gönüllü sponsor, reklam verenlerin bayram mesajlarını da yayınlayacağımız, ‘Gazetecililerle Gündem’ adlı programıma giderken, diğer bir yandan da suya, sabuna dokunmadan bir önceki kongresinde yaşanan usulsüzlükler, oy çalmalar, çift oy kullanmalar nedeniyle darmadağın olduğu söylenip, mahkeme kapılarına düşürüldükten sonra aldığı olağanüstü kongre kararı ile ‘Belki (!) yeniden birlik’ adına yeni bir seçime giden Göle Dernekler Federasyonunun seçimini takip edeceğim..



