Sevap diye ‘Al/Yapıştır/Gönder’ hazır Cuma ve kandil mesajları gibi bizde erkenden ama emek verip hatırladığımız mesajlar ile şimdiden kutladığımız bayram öncesi Ulusal tv TEMPO TV’de, ‘Gönülleri fethedeceğiz’ diyen Fetih Partisi Genel Başkanı Fatih Sinan Yılmaz’ı konuk edeceğimiz özel bir programın hazırlıklar ve ‘Reklam, Mesaj ve Sponsorluklarınızla yerelden ulusala özgür gazetecilik..’ diyerek, ramazan bayramı öncesi okur ve gönüllü destekçilerimizin bayram mesajlarını hazırlama telaşında, gazetelerimizi hazırlarken, Çıldır gazetemizin sesi olduğu bölgede önüme bir haber düşüyordu.
Haberin başlığı, ‘Orta Doğu’daki gerilim Aktaş sınır kapısını kilitledi..’ olurken aynı haberin devamında, ‘ Orta Doğu’da tırmanan gerilim, Türkiye’nin Kafkasya’ya açılan sınır kapısı Aktaş’taki yoğunluğu artırdı. İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik başlattığı hava saldırıları 15’nci gününe girerken, güvenlik endişesi taşıyan uluslar arası nakliye firmaları rotayı Ardahan’a çevirdi. Türkiye’nin en büyük üçüncü gümrük kapısı olan Çıldır Aktaş Sınır Kapısı, tarihinin en yoğun günlerinden birini yaşıyor.’ idi.
Bir daha okumanızı istediğim bu haberi okurken yıllardır ve her seçimde, ‘Kurulacak’ denilen ama hâlâ ortada olmayan Sınır Ticaret Merkezi, bir STM olmadığından aynı haberin satırları içinde ‘ticaret’ diye bir satırın olmadığını yani bir konsolosluğun, bir gümrük müdürlüğü, yol boyunca bir lokantası, lastikçisi, su satan büfesi olmayan bu gümrük kapısın da yaşanan tır hareketinde başta bölge insanı olmak üzere ‘yöre ticaretine şu kadar katkı oldu, bu kadar para kazanıldı’ satırları yoktu.

Çünkü, türkücü başkanın yediği balıkların parasını vermediği için zorda kalan tek göl kenarı lokantalı Çıldır Gölünün yanı başında her gün gelip, geçen Kars-Tiflis-Bakü Demiryolundaki her gün gelip, geçen trenlerin bir istasyon, bir antrepo olmadığı için bölge ekonomisine hiç bir katkı sunmadığı gibi İran’a yapılan saldırı dolayısıyla güneydeki gümrükleri kullanmayıp, kuzeydeki Aktaş’a, Posof Türkgözü Gümrük kapısına yönelen tırlarda gelip, geçmekten öte bir işe yaramıyordu.
Evet, açıkça soruyorum ey Ardahan’ı kurtarmaya aday ama bir gün bir fotoğraflarını, bir görüntülerini Ardahan sınırları içinde geçen Kars-Tiflis-Bakü Demiryolunun raylarının üzerinde göremediğimiz milletvekillerimiz, belediye başkanlarımız, stk başkanlarımız, vekil adaylarımız, hatta vali, kaymakam, il, ilçe mülkü amiri vali, kaymakamlar ve içinde ticaret, sorunların çözümü konusunda bir kelimeleri olmayan bu tür haberleri yapan gazeteci arkadaşlarımız, ‘Siz, STM’si olmadığından sınır ticaretinin yapılmadığı Çıldır gölünün yanı başında, Ermenistan-Türkiye sınırının dibinde, Çin’den kalkıp, Kafkaslara uzanırken Ardahan toprakları içinden geçen KTB yani Kars Tiflis Bakü Demiryolunun, Aktaş Gümrük Kapısının nerede olduğunu biliyor musunuz?’
Sanmıyorum, çünkü seçimden seçime ellerine aldıkları içi boş ve kalacakları otelde giyecekleri pijamaları olan çantalarla temsil etmek için gelmeye çalışırlarken, ‘Ardahan’da havaalanı var mı?’ diye soranlardan sizde aşağı değil, kazcı, sazcı, iftiracı, lobiciliği, nenelerinin lobiyesi sanan dernekler, federasyonlar, konfederasyonlar gibi her yıl bin kişinin göç ettiği o çok sevdiğiniz Ardahan’ı tanımaz, bilmez ama miras, mazot, arpa, buğday, tosun desteklerine, ‘Ardahanlıyım ben..’ diyenlersiniz..

Bugün Ardahan’ı kurtarmak için yola çıkanların bu bir zamanlar, yollarında güller açan ve ‘Ardahan’ın yollarında, güller açar bağlarında’ türküsünü söyleten Ardahan’ın yollarının niye böyle bozuk, çamur deryası içinde olduğunu acaba hiç konuşup, yazıp, düşünüyorlar mı?
Ve başta Aktaş’a olmak üzere tüneli açılmayan Posof Türkgözü gümrüğü ile bilinen Ardahan’a gelen, giden yollar gibi bu kentin sağlıkta, ekonomide, eğitimde, sosyal hayatta, niye böyle yoksul, böyle fakir kaldığını akıllarına getiriyorlar mı?
Getiremezler çünkü Ardahan onların aklına seçimden seçime gelir ve aday gösterilip, seçildikleri takdirde ve ya yazdan yaza köye gidip, kuruyan köy çeşmeleri dibinde selfie çekmekle Ardahan’ı kurtarmak gelir ..
Ardahan’ın kaç ilçesinin olduğunu bilmeyenlerin, Ardahan’ın diğer ilçelerini gidip görmeyenlerin, her yıl yüzlerce insanın kişinin daha göç ettiği köylerinin içler acısı halinin nedenini sorup, sorgulamayanların ve seçimden seçime Ardahan sevdalısı olup, bunu da vekil adayı olmakla ortaya koyanların cirit attığı şu günlerde seçmenden bir ricam var..
O ricam da size gelip, oy isteyenlere Tibat köyünün nerede olduğunu, üzerinden Şavşat’a direk bağlanmak istenen yol ile Posof Türkgözü gümrüğünü direk Karadeniz’e bağlama hesapları yapılan Kol köyünün hangi ilçeye bağlı bulunduğunu, göl kenarında olmasına karşın bir restoranı, bir oteli ya da villanın olmadığı, Çıldır Gölünün yanı sıra Çıldır ilçe merkezinin içme suyunu karşılayan bir su kaynağı olan ama değil ilçe belde, nahiye bile edilemeyen Hoçvan’a suyu verilmeyen Ardahan’ın en büyük dağı olan Kısırın dibindeki Meredis köyünün yeni isminin ne olduğunu, Hamaş köyün de kaç kişi kaldığını, 21 köy gibi Kısır dağının boşa akan suyunu içme umuduyla bekleyen Hoçuvan Murka nerede, dünyanın 8. harikası olarak kayıtlara geçmesi gereken Atatürk’ün siluetinin hangi köyde pardon yoksul ve ‘köprü, kanal istemezuk’ diyen CHP’li Damal Belediye meclis üyelerinin, ‘Çocuk kreşi de istemezuk’ dediği Damal’ın hangi mahallesin de ve ne zaman hangi saatlerde ortaya çıktığını, Alevi mi Suni mi diye tartışılan Şekke köyünün Göle’ye mi, Posof’a mı bağlı olduğunu sormalılar..


