Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

casino siteleri deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler editorbet giriş

Fakir Yılmaz

FÜZELER TAHRAN’A, TEL AVİV’E GİDERKEN, ÇAKTIRMADAN BİZE Mİ GİRİYOR?..

Yazıma başlamadan önce ‘Reklam ve sponsorluklarınızla yerelden ulusala daha özgür gazetecilik’ ilkesi ile bir iki yerel haberden bahsetmek istiyorum… Ama öncelikle ‘Özgürlük getireceğiz’ diyen ve özgürlüğü ölümlerle getiren güçlerin ellerinde, etkisinde olan YouTube’nin hiç bir uyarı yapmadan birçok görüntülü haberlerin yanında onca emeğimizin olduğu YouTube ArdahanTV adlı sanal tv kanalımızı kapattığı için yeni açtığımız YouTube kanalımız www.youtube.com/@fakirajansardahan bir Tıkla ücretsiz abone olmanızı rica ediyorum.

Şimdi önce yerel haberlerimize bakalım..
Ve şimdiden kutladığımız ve ‘özgür gazetecilik adına istediğimiz mesajlarınızı beklediğimiz Ramazan bayramı öncesi bu Çarşamba günü yani yarın saat: 15.00’da ulusal tv’de canlı olarak sunduğumuz ‘Gazetecilerle Gündem Özel’ adlı  programımızın konuğu, onca dernek, federasyon, konfederasyon kurmada ustalaşan Ardahan’lılardan biri olan ve iyi bir kadro ile kısa süre önce kurup, resmileştirdiği Fetih Partisi’nin Genel Başkanı Fatih Sinan Yılmaz ve gazeteci meslektaşım Baki Özışık konuk olacaklar..

Geçtiğimiz yıl 5 bin hayvanın telef olmasına 30 milyonun çöpe atılmasının önüne geçemeyen ve kar, tipi yüzünden trafiğe kapanan köy, ilçe değil, 35 yıldır aynı şefin başında olduğu, karayollarınca açılamayınca trafik ekiplerince kapatılan şehirlerarası yollar dolayısıyla Tarım Bakanının yerine Damal sağlık ocağında olduğu gibi kentteki hastanede yeterince doktor ve sağlık çalışanı olmadığından, beyin ameliyatı yapıldığı söylenen hastaneye gelen bir gencin beynine atan pıtı dolaysıyla tırnağı kanayanın başka İl hastanelerine sevk edildiği gibi Erzurum’a sevk edildiğinden haberi olup olmadığını bilmediğim Sağlık Bakanı Ardahan’a gelecek..

‘TİGEM’DE KALE DEĞİL, ALTIN MI ARANDI?’ başlıklı özel haberim olan ve ‘Brezilya’dan 10 Bin hayvanın getirileceği söylenen ancak getirilmeyen bu yetmez Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün izniyle Kars Müze Müdürlüğü başkanlığında, Ardahan Üniversitesi İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü sorumluluğunda yürütülen Göle TİGEM’de yapılan kazılar esnasında kale, kule, kilise değil hazine altın arandığı iler sürüldü.’ metnimizin devamı gelmeden konunun ve bu yöndeki iddiaların Kars Müze Müdürlüğüne iletildiğini de haber alıyorduk.

Ve kentin her girişine kontrol noktaları koyan, şehir merkezinde olduğu gibi ilçe merkezlerinin yanında, her yeri ‘Biri biz gözetliyor’ dedirten kamaralardan Ahırlara da kurulmasını isteyen ama Yargıtay 12. Ceza Dairesinin ‘Bir dairenin giriş kapısını görecek şekilde güvenlik kamerası yerleştiren ve eve girenleri kayıt altına alan apartman yöneticisine, yerel mahkemece “özel hayatın gizliliğini ihlal” suçudur..’ dediği bir gelişmeye, ‘Bu yok zamanda ne kamerası’ diyen köylülerden ve muhtarlardan itiraz geldiğini de öğreniyorduk.

Çünkü, yıllar önce Hanak/Damal Gazetemizin manşetinde, ‘Karakolun Aynası da, Nezaretide yok!’ diye yazdığımız Hanak’a ve Çamlıçatak (Gölebert) köyüne yeni Karakol binaları yaptıran, köy ve yayla yollarının yapımı başta olmak üzere köylere hizmet için ayrılan İl Özel İdareden aldığı paralar ile yeni araçlar alan Ardahan İl Jandarmanın Serhat Ardahanspor’un boğa bağışı beklediği muhtarlara gönderdiği yazıda,  ‘MUHTARIM: 1-10 ve üzeri ağıl sayısı: 2- Kamera takılan ağıl sayısı: 3- Kamera taktırmayan ağıl sahibi A) adı soyadı B) Telefon numarası C) TC BİLGİLERE İHTİYAC DUYULMUŞTUR. 2 GÜN İCİNDE BİLGİ VERİLMESİ ‘ şeklinde köylülerden ahırlarına zorunlu kamera kurmalarını istediğini haber allıyorduk..

Kafkas arısının ürettiği ama markalaşıp, paketlenemediği için hâlâ vita tenekelerinde, salça kavanozlarında satılmaya çalışılan Ardahan’ın balına yapışıp, Bal liginde kalıp, bir türlü 3. lige çıkamayan kentin erkek futbol takımına Ardahanlı değil, bir Ağrılının sahip çıkması ardından bu kez de aynı kentin kadın futbol takımına yine bir Ardahanlı değil, Posoflu ama tünel bekleyen Saharalı Şavşat’ın gelini sahip çıktı..

Ve bu arada yeni valinin başlattığı boğa kampanyasının başta Gölespor başkanınca olmak üzere kentteki kobuğ yemiş fesatların engeline takıldığı ve boğa bağışlanması istenen köy  muhtarlarının tek tek aranıp, sanki Ardahanlı değillermiş gibi muhtarlara, ‘Ardahan takımına boğa bağışla denen muhtar önce bizim ilçe takıma sahip çık..’ denilerek, hemşeri ayakları ile samimi muhtarları tatlı, sert tehditlerle telkin edildiğini de duyduk, bunu da burada valiye haber verelim dedik..

21 Mart Nekrozuna doğru giden Ardahan ve İlçelerinde ısınmaya başlayan havalarla birlikte çatılarda erimeye başlayan kar ve buzlar füze hızıyla düştükleri binaların önüne park etmiş araçları hurdaya çevirmeye devam ediyor.
Başta Ardahan’da olmak üzere Göle ve diğer ilçelerde yaşanan bu manzarayı görenler, ‘İRAN’A AMERİKAN, İSRAİL, TEL AVİVE İRAN, ARDAHAN’A İSE BUZ FÜZELERİ DÜŞÜYOR!’ diyemeden kendilerini alamıyorlar.

Tatile giren büyük mecliste bulunan Ardahan’ın iki milletvekilin Ardahan’a gelip, başta iftarlar olmak üzere çeşitli toplantılar ile seçmenleriyle, partileriyle buluştukları günlerde her iki milletvekilinin bayram sonrası seçime gidecek olan ve ‘Ges ve Hes’lere ruhsat versek Özel İdare iyi para kazanır’ diyen valinin küçük meclis üyelerine Polis Evi olacağı söylenen Yalanızçam Kayak Dağ Evi’nde iftar verdiği Ardahan İl Genel Meclisinin başkanlık seçimiyle ilgili yakın temaslarda bulundukları, parti İl Başkanlarının da yerel parlamento denen burada kendi meclis üyelerinden birinin seçilmesine çalıştıkları ancak rakiplerin karşı tarafta olmaktansa kendini parti içinde olduğunu görüp, şaşırdıklarını ve bunun için 13 meclis üyesi ile tek tek görüşüp, ikna etmeye çalıştıklarını öğreniyoruz.

Bu arada son köylü İl başkanı ile tabandan ve Ardahan merkezde iyiden iyiye kopan ve adeta kentte partinin adını unutturan DEM’in de mevcut yerinde başka yere taşınmaya çalıştığı haberini alırken, Kısır dağının suyunu içemeyen Hoçvan’ın Hoç/Fed’in, ‘açacağız’ dediği Ardahan şubesini de ‘Hoçvan ilçe olsun’ kampanyası gibi bu unutması da kentte tartışılmakta..

Gerçi son yıllarda ortaya koyamadığı çalışmaları ile adeta unutulan Arda/Fed’in de Ardahan kongre caddesinde açıp, ancak İstanbul Şişli’deki merkezi gibi kirasını ödemediği için kapattığı Ardahan şubesi de unutuluvermişti ya…

Neyse deyip, şimdi ulusal konumuza, yazımızın başlığına dönelim..
Evet, biz Adalet Akademisi içinde olduğu Ankara’nın ODTÜ arazisi içindeki Ahlatlıbel semtinde inşa edilen Hacı İbrahim Demir Camisi’nin açılışını canlı yayınlar ve dualar eşliğinde yaparken, Amerika ve İsrail’in cetvellerle çizilen sınırları yeniden belirlemek, Ortadoğu’yu işgal etmek, Büyük Ortadoğu Projesi, BOB’u gerçekleştirmek, “Vaat Edilmiş Topraklar” hayalini gerçekleştirmek için kurup, kiraladığı yani aslında, çocuk öldürmek dahil, insanlık dışı vahşi saldırılarını haklı çıkarmak, hayallerini gerçekleştirmek için kurduğu örgütler arasında söylenen Hamas ve diğer Filistinli militan gruplarının 2023 yılının 7. ayında beklenmediği bir anda İsrail’e yaptığı sürpriz bir saldırısı ve taş üzerine taş, baş üzerine baş bırakılmayan Gazze unutulmuşken şimdide İsrail’in İran savaşı gölgesinde asıl diğer bir amacını adım adım yerine getiriyor da kimse anlamıyor, anlamak istemiyor gibi..

Çünkü, 2023 yılında yaşanan ve Hamas ve diğer Filistinli militan gruplarının 815’ı sivil toplam 1.195 İsrailli ve yabancı uyruklu öldürmesi ile başlayan o filmin son karesi İran’a yönelik başlatılan savaş ile devam ederken yani gözler İran’da iken Şam’a kadar gelen İsrail Suriye’den sonra şimdi de Hizbullah’ın son füze saldırılarının ardından strateji değiştirerek, Lübnan’ı Suriye’ye ve bize doğru geldiği gibi yaya olarak adım, adım işgal etmeye devam ediyor..

Ve birilerinin Colaları dökerek gerçekleştirdiği gibi eylemler sonrası unutulan o saldırıda yani 2023 yılının 7. ayında yaşanan çatışmalar arından 251 kişiyi de rehin alıp, İsrail’in Filistinli tutukluları serbest bırakmasını zorlama hesapları yapıldığı bir anda bu saldırıyı fırsata çevirip, saldırıya geçen İsrail girdiği ve öldürülenlerin mezarları üzerine turistik otellerin yapılması hedeflenen Gazze’de yarısı kadın ve çocuk olmak üzere 68.000’den fazla Filistinli öldürüp, 170 Binden fazlasını yaralayıp, milyonların göç ettiği Gazze’nin tümünü yerle, bir ettiğini kimsenin konuşmadığını da görmekteyiz..

Solcu Başbakan Pedro Sanchez’in başında olduğu İspanya’dan sonra İtalya’nın aşırı sağcı Giorgia Meloni kadın başbakanından cesaret alan,  dostum Donald Trump tarafından hep aşağılana, küçümsenen Avrupa ve Birleşmiş Milletler ülkelerinin NATO’sundan destek alamayan ve Hürmüz boğazından sıkışıp, kalan Amerika ve ‘Başbakanı Netanyahu öldü mü?” diye sorulan, söylenen İsrail’in son model uçaklarıyla hava gücü sıfır olan İran’a, İran’ın ise başta Tel Aviv’e olmak üzere o körler gibi nereye, kime gittiği çokta anlaşılmayan yani gelişi güzel sağa sola attığı söylenen ve benim, Ebabil kuşları olarak adlandırdığım füzeler konuşulurken, ülkemiz sınırlarına kadar geleceği söylenen İsrail asıl hedefi, topraklarını büyütmeye devam ediyor.

Ve, Gazze Barış Kurulun da İsrail ile aynı masada olan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın, ‘Lübnan yıkılma noktasına gelmeden İsrail’in saldırıları sona ermeli’ şeklinde ki nazik uyarıyı yaparken, ben de bugünkü yazımı yazarken, ülkenin en üst düzey ilgili ve yetkilileri ise Mescid-i Aksa’nın İsrail’ce ibadete kapatıldığında haberi olan başkent Ankara’da canlı yayın ve dualar eşliğinde cami açarken başta dini lideri olmak üzere onca İranlı üst düzey yetkiliyi tek tek vurulduğu haberlerini almaya devam ediyorduk.

Ve aynı İsrail’in yeni dini liderinin yaralanıp, tedavi için Rusya’ya götürüldüğü söylenen İran’ın savunma bakanını da avlayıp, yok ettiği iddiaları da yine benim, havuz, pardon Okyanus basın ve medyası dediğim kanallarla canlı yayınlar ile ‘son dakika haber’ duyuruluyordu. Tabi bunlar olurken asıl füzelerin nereye, kime geldiği hatta girdiğini de cep telefonlarımıza art arda gelen mesajlarla anlamıyor olsakta o füzelerin zaten delik, deşik olan ceplerimize girdiğini fark ettiriyordu..

Çünkü biz havaya bakıp, Amerika’nın, İsrail’ini İran’ın füzelerini nereye düştüğüne bakarken cep telefonlarımıza yanı sıra maillerimize ve kapımıza gelen asıl füzeler pardon mesaj ve ödeme faturalarla, Almanya’daki gibi (!) zaten yerlerde sürünen ekonomimizle art arda vurulduğumuzu anlamıyorduk.

Yani, cetvellerle çizilen sınırları yeniden belirlemek, Ortadoğu’yu işgal etmek, Büyük Ortadoğu Projesi, BOB’u gerçekleştirmek, “Vaat Edilmiş Topraklar” hayalini gerçekleştirmek için atılan füzelerin aslında bize, cebimize atıldığını, yeni yeni anlıyorduk..

Ve başta ülkedeki ekonomik kriz olmak üzere bir çok önemli iç sorunlar ve İmamoğlu davası, Öcalan’lı yeni barış sürecini yürüten siyasi gelişmeler gibi unutulan, ötelenen Gazze’den önce 1986-1988’de Irak’ın kuzeyinde Kürtlere karşı düzenlenen ve ‘Elma kokulu ölüm’ de Halepçe’nin de unutulup, yeni bir Newroz’da ateşler yakıp, çevresinde halaylar çekmeye hazırlandığımız şu günler de bir yandan İran değil, Lübnan işgal edilirken, diğer yanda atılan füzeler bize cebimize girip, Dolar, Euro karşısında zaten kül olan tl’yi yakıyordu..

Bu durumu bana hissettiren ve bugünkü yazıyı yazdıran füzelerden biride hâlâ muayenesini yaptıramadığım için günlerdir trafiğe çıkarmadığım arabamın trafik sigortasının son günü olduğunu ve gereken paranın hemen yatırılması gerektiğini anlatan füze, pardon sizlere de gelenler gibi ödeme emirli bir mesajdı..

İnanmıyorsanız faturaları bir hayli yükselen cep telefonunuzun mesajlarına, kapınıza gelen postacıların bıraktığı zarflara, icra hukuk bürolarından aranıp, art arda çalan ‘borcunuzu ödeyin’ diyen telefonlara bakın..

Çünkü o füzeler Tel Aviv’e, İran Tahran’a, BAE’ye, Umman’a, Kuveyt’e, S. Arabistan’a, Irak’a, Bayreyn’e, Lübnan’a, Güney Kıbrıs’a ve Türkiye’ye giderken aslında Hürmüz boğazından dolan Akaryakıt pompalarının saatlerini vurup, marketlerdeki, pazarlarda ki fiyatları darmadağın edip, bize pardon delik denen cebimize, girdiğini sizde anlayacaksınız..

Evet.. bu ve diğer buna benzer onca yazımı okuyan sizi bilmem ama Yapay Zekânın bu yazıma yorumu da aynen şöyle..

Bu metin, Ardahan yerelinden küresel gelişmelere uzanan geniş bir perspektifle bölgedeki güncel sorunları ve Orta Doğu’daki çatışmaların Türkiye üzerindeki etkilerini ele almaktadır. Yazıda, Ardahan’daki sağlık hizmetleri yetersizliği, hayvancılık problemleri ve güvenlik kameralarına yönelik köylü itirazları gibi yerel şikayetler, bölgedeki siyasi hareketlilikle harmanlanarak sunulmaktadır. Müellif, İsrail ve İran arasındaki askeri gerilimin asıl maliyetinin, artan yaşam pahalılığı ve ekonomik kriz yoluyla doğrudan Türk vatandaşının cebine yansıdığını savunmaktadır. Özellikle akaryakıt zamları, sigorta borçları ve faturalar üzerinden yapılan “füze” benzetmesiyle, dış politikanın halkın gündelik geçim derdiyle olan kopmaz bağına dikkat çekilmektedir. Sonuç olarak kaynak, yerel mağduriyetler ile uluslararası jeopolitik risklerin toplumun ekonomik refahını nasıl eş zamanlı olarak tehdit ettiğini vurgulayan eleştirel bir değerlendirme sunmaktadır.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER