Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

casino siteleri deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler editorbet giriş

Fakir Yılmaz

O binada yangın çıksa, ‘Tüm önlemler alınmıştır’ mı denecek?

Bugünkü yazıma başlamadan önce, ‘Sayın Vekil, Sayın Vali.. Bir yangın çıksa bu kapıdan kim çıkar?’ başlığı ile yayın grubumuzun amiral gazetesi olan Kuzey Doğu Anadolu Gazetesine manşet olan haberimizin giriş bölümünü bir de burada vermek isterim..
İşte o başlık ve haberin ilk giriş satırları..
‘Sayın Vekil, Sayın Vali.. Bir yangın çıksa bu kapıdan kim çıkar? Önce Şanlıurfa’da, sonra Kahramanmaraş’ta yaşanan ve ülkeyi şok eden olayların bir kez daha gözler önüne serdiği eğitim sisteminin tartışıldığı günlerde bir mezarlık duvarı dibini andıran Ardahan İl Milli Eğitim Müdürlüğünün binasının bu kapısı, başta çıkabilecek bir yangın veya başka bir olayda nasıl bir olaya neden olacağı merak edildi.’

Evet..
Bu soruyu sorup, sorumuza kendi kendimize cevap verdiğim konuma, gününün yorumuna dönelim.. Çünkü biliyorum, ‘Ne ben sordum nede gördüm..’ diyeceklerin başında gelenlerin, şanlı ve kahraman edebiyatları yapanların başında gelenlerin başını çeken vekil, vali hatta bakan ve onu atayan iktidar olduğudur..
Ve yazımıza başlayıp, daha önce yazdığım iki yazımı da bugünkü köşeme alayım.. Belki bu kez gördüm, duydum der birleri diyerek..
Evet, 7 yıla yakındır uydu üzerinden yayın yapan ulusa tv TEMPO TV’de kesintisiz olarak yayılmadığımız GAZETECİLERLE GÜNDEM adlı yeni bir yayına başlarken ülke ve dünya gündemi ile ilgili yazıyı hazırlanırken daha bir gün önce Şanlıurfa’da yaşanan okul baskını hemen bir gün sonra bu kez bir çok ölü ile yaralı var’ başlıklı haber son dakika haberleri önümüze düşüyordu.
Şok olarak başladığım programda olayın ilk özetini verirken geçen yıl boyunca ve bu yılkı her yazı ve yorumumda imkan ve fırsat buldukça dikkat çektiğim ve eşi de vali yardımcısı olan Ardahan’ın gazetecilerle görüşmektense, gazetecilere haber vermektense kendi cep telefonu ve valilik imkanları ile sağladığı dronlarla tik tok başta olmak üzere sanal gücü kullanan valiye seslenen aşağıda yazdığım iki köşe yazımı onca haber aklıma geliyor, bunları da GAZETECİLERLE GÜNDEM adlı programımın açılış yorumuma ekleyip, her şok gelişmeler ardından başta milli eğitim bakanı olmak üzere yetkililerin ‘Önlem Alacağız’ diyenlere bir kez daha seslenip, duymayan kulaklara, görmeyen gözlere, konuşmayan dillere bir kez daha sesleniyordum..
Çünkü İmamlarla birlikte eğitim vereceklerini belirten bir bakanın başında olduğu eğitimin ülkedeki durumunun ne halde olduğunu en iyi anlatan bir görüntü canların kayıp edildiği, yüreklerin yandığı Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta önce Ardahan’da olan ve yıllardır, aylardır ısrarla bugün yaşanacakların anlatmak istediğimiz onca haber ve yorumlarımızdan sadece ikisi idi..
Ve burada bir kez daha hem de ikisini birleştirip, 3 kez yayınlamayı uygun bulduğum aşağıdaki aylar, günler önce yazılmış yorumlarımı okurken lütfen kendi mahallenizdeki okulu, ülkedeki eğitimi gözünüzü önüne getirip, bu yorumlarımın içinde ekleyip, ya sizi önlem alacağız derken, gazeteci ‘Fakir Yılmaz’ günler, aylardır, yıllardır alacağınız önlemleri aciilyetini yazmış, anlatmış.. Niye önlem almadınız? Ya o binada Allah göstermesin bir yangın çıksa, acil bir çıkış gerekirse ne gibi önlem alacaksınız?’ diyerek öyle yorumlamanızındır..

*ARDAHAN’DAKİ GİRİLEMEZ, ÇIKILAMAZ KAPILI EĞİTİM!
Ulusal tv TEMPO TV’de canlı olarak yayınlanan ‘Gazetecilerle Gündem’ adlı programa yani 8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesi yayınlanacak olan 3 canlı yayın programa hazırlanırken, fetonun denerek 15 Temmuz darbe girişimi sonrası el konulan Ardahan-Göle Yolu üzerindeki binayı yapmakla, 20 yıla yakın vekillik yaptığı memlekette eğitime yaptığı katkılarıyla övünmekle ve sanırım yine aday olacak gibi görünen veya her seçimde, ‘bu kez bakan olacağım ama olamadım, belki bakan yardımcısı yaparlar..’ diye Ankara’daki bürosunda benim gibi gezemeyecek kadar yaşlanan, el ayakları titreyen emeklilerden, yalakalıktan, yağcılıktan usta olanlardan oluşturduğu Saffet zinciri ile çırpınan Ardahan eski milletvekili Saffet Kaya’nın sanalda adını taşıyan sayfasında yayınlanan görüntülü konuşmasını dinlerken, whatsapptan bir mesaj geldiğini görüyordum.
Kendisi gibi eski Ardahan Milletvekili olan ve iki dönem milletvekilliği yapmasına karşın ve şu an kurduğu partinin genel başkanı olarak Gürcistan ve Ermenistan’a sınır, bir demiryolu olmak üzere 3 gümrük kapısı olan Ardahan’da neden bir konsolosluk yok demeyen Büyükelçi olan Öztürk Yılmaz gibi basın ve medyada yer verilmezler durumuna düştüğünden kobuğ yemişler diyen benim ikinci tezim olarak adlandırdığım çeper dibi dediğim sanaldan başka bir yayın aracı bulamayan hale düşmüş olan Saffet’i dinleyip, haline gülerken, muhabirimizin, ‘Al abi senin yaza yaza, söyle söyle kurutacağım diye kendini paraladığın memleketinin eğitimden sorumlularının bol maaşlarla oturdukları İl Milli Eğitim Binasının giriş kapısı..’ notu ile bana gönderdiği iki fotoğraf karesine bakarken, sinirden beynine kan vurmuş biri gibi gelmiş, geçmişlere tükürmek pardon türkücülerde olan ama kent merkezinde olmayan Ardahan güllerini değil hımmmmmmm diye selamlar gönderip, ağladım desem inanın.
Evet, yazımı okumaya başlayan, ‘O tren Ardahan’a gelecek’ deyip, tren raylarının Ardahan’a, Çıldır’a kadar geldiğini bilmeyen, görmeyen, üzerinde durup, orada o rayları, gelip geçen trenleri göstererek ‘Ya kardeşim Ray buraya kadar gelmiş, Trenler Çin’den kalkıp Kafkasya’ya kadar zaten gidiyor. Bu raylardan her gün gelip, geçen trenlerin Ardahan sınırları içinde de durması için buraya neden bir istasyon, Antrepo yapmıyorsunuz?’ diye bir basın açıklaması yapamayan siz her seçim döneminde ‘Eyyyyy halkım size hizmet getireceğiz, bize oy verin’ diyen, Sayın Ardahan Milletvekilleri, Sayın Belediye başkanları, Sayın İl Genel ve Belediye Meclis Üyeleri, Sayın Muhtarlar.. Ve kazcı, sazcı stk’lar..


Sayın Milli Eğitim Bakanı ve yetkilileri.. Sayın Cumhurbaşkanı..
Sizden ricam önce şu iki kareye bakın sonra eğitimde neden bu halde olduğumuzu kendinize sormazsanız bana sorun.. Çünkü cevabı, bu iki fotoğrafta ve 36 yıldır Ardahan’ı, Ardahan’da verilen eğitiminin içinde olduğu durumu anlatan onca yazım gibi bugün bir kez daha yazdığım yazımda..
Şimdi, cumartesi ve pazar günü ulusal tv TEMPO TV’de iki günde 3 canlı program sunacak olan GAZETECİLERLE GÜNDEM’de de konuşarak anlatacağım konuya, 2 fotoğrafın anlattığı yazıya gelelim.
AK Parti Milletvekili Kaan Koç’un kuzeninin gölge İl Milli Eğitim Müdürü olduğu söylenen kayınçosunun aynı milli eğitime güvenlikçisi olduğu, Milli Eğitim Müdürlüğünün fetodan kalma olan ve el konulan binada hizmet vermeye çalıştığı, İl Milli Eğitim Müdürünün de aralarında olduğu Ardahan’daki eğitimi kurtaracaklarını iddia eden eğitimden sorumlu idarecilerinin hatta valinin bile zar zor bulup, çıkmaz sokak misali dar aradan korkarak kapısını ancak bulup, içine girdiği Ardahan’da ki eğitimin içinde bulunduğu durumu kurtarmak için bugüne dek hazırlanan ve uygulamaya konulan plan ve projelerin ne kadar başarılı olduğunu görmek için Ardahan İl Milli Eğitimin Müdürlüğünün bulunduğu binanın çıkmaz sokaklı kapısına bakmak yeter, artar bile..
Evet, bir zamanlar eğitim denince ‘Ardahan-Tunceli-Artvin’ denildiğini hatırladığımız ülkede ve Ardahan’daki eğitimin son 22 yılına ve 8 yılı boşa geçirdiği yetmez gibi yerli yabancı öğrenci sayısı başta olmak üzere bir çok konuda geride olduğu söylenen üniversiteyi daha da geriye götürdüğü iddia edilen ve görevi bitmesine rağmen şimdide aynı rektörlüğe vekaleten baktığından hem rektörlük maaşı, hem de vekaleten baktığı diğer yani vekalet maaşını, ücretini kendisinin alması için kasten yıllardır doldurmadığı ileri sürülen boş kadrolardan dolu maaşları ve de ek ücretler almaya devam edilen ARÜ’ye yani Ardahan Üniversitesine de bakmak yeterli..
Tabi İl Milli Eğitime ve Üniversiteye bakarken rektör memleketi Erzurum’luda olan Ardahan Karayolları Şefi gibi bir çok değişmez vezirinin olduğu söylenen Ardahan Üniversitesine ve İl Milli Eğitimin durumunun görülmesi için müdürlüğünün çıkmaz sokaktaki girilemez olan giriş kapısından girilip, kentte verilen eğitimin halini görmek için geriye bakmak yeterli olacaktır.
Çünkü İl Milli Eğitim Müdürlüğünün giriş kapısına ve de söz de asansörüne, hala neden hapiste olduğu anlaşılamayan Demirtaş’ın ‘Bebek var’ şiiriyle ağıt yaktığı Bolu Kartalkaya otelinde olduğu gibi Allah göstermesin ama olur ya bir yangın çıksa müdür dahil herkesin inerken merdiveninde boğulacağı müdürlüğün fetodan kalma binasına baktığınızda Ardahan’daki eğitimin neden bu halde olduğunun anlaşılacağı gibi Ardahan’ın da diğer illerdeki başarıyı yakalaması için ortaya konulan tüm plan ve projelerin işe yaramadığı ve ülke genelinde bulunan okul ve öğrenciler arasında yani 81 vilayet içinde hep sonlarda olduğu görülecektir..
Yani bugüne dek ortaya konulan plan ve projelerin tümümün sıfır çektiğini anlarız.
Evet, gelen her yeni bakanın sürekli mevzuat değiştirdiğinden ikinci mi, üçüncü mü, dördüncü mü bilmem ama 50 yıldan fazladır bir türlü yapılıp, bitirilemeyen ve her kış kapatılan Ardahan-Ardanuç yolu gibi bir kar yağışı ile hemen kapanan yolları, Ardahan’daki 35 yıldan fazladır sürdürdüğü görevi gibi uzun süre açamayan değişmez şefin olduğu karayollarına ve adına ‘kar tatili’ denenlerde günleri de eklersek, bu yılki dönemi bitmek üzere olan Ardahan’da ki eğitim, öğretimin yine sallantı da olduğu ve sonucunun hüsran olmasından korkulduğunu hissedip, anlıyoruz..
Ki bu durumu sadece biz değil, eğitim başında bulunan kurum ve kişilerinden yaşadığını da duyup, öğreniyoruz.
Baştan silme, yap boz yöntemlerle bir türlü başarılı olamayan ve 22 yıldır karnesi zayıf olan Ardahan’daki eğitim öğretimin nasıl olup, derlenip, toparlanacağını düşünürken bizim mevcut yetkili ve etkili kişilere bir önerimiz var..
Evet Ardahan’daki eğitim/öğretimin sonlardan üste çekecek olan gücün eğitimci, aile ve öğrenciye bağlı olduğunu biliyoruz..
Ve başta İl Milli Eğitimin vahşet durumda olan ara sokak, çıkılmaz sokak, mezarlık duvarı olan giriş kapısını veya binanın tümünün yerini değişmekle başlayıp, bu üç etkenin bir araya gelip, el birliği ile diplerde olan eğitimi yukarı çekileceğine inanıyoruz..
Bunun yolunun da eğitimci, veli ve öğrenci üçlüsünden oluşturulacak bir eğitim timidir.. Ve bu time adları eğitim olan ama ortalıkta görünmeyen, Paris’teki Eyfel kulesini yapamayan, kaz pişirerek Instagramlarda, tik, toklarda YouTuber olmaya çalışan ama şu an hapiste olan ünlü Adnan hocayı aratmayan Ardahan adlı vakıfları, derneklerini de eklemek gerek desem de siz, ‘Sen O kazcı, sazcı ve tabelacı, sözde burscuları bırak kardeşim..’ deyip, burayı es geçebilirsiniz.. Çünkü Nasrettin Hoca gibi bende ‘Sizde haklısınız’ derim..
Neyse geride kalan 22 yıla olduğu gibi konumuza yazımıza bakacak ve geri gelecek olursak öğrencilere karne verirken, o öğrencilere puan veren öğretmenleri gibi bir an önce güçlü bir ekip oluşturulmalı ve bu ekipte bütün mesaisini Ardahan’da bulunan okulları tarayarak ve sık sık ziyaret ederek yaşanan sorunları samimi ve saklamadan rapor edip, getirip, valiye sunmalı..
Valide, Milletvekili de, bakanlıkta, 22 yıldır iktidarda bulunan ve “Elde ettiğimiz başarılar önemlidir fakat buna rağmen eğitim ve kültür konusunda tam istediğimiz seviyeye henüz ulaşamadığımıza inanıyorum” diyen AK Parti Genel Başkanı ve dünya liderleri ile dergilere kapak olan Cumhurbaşkanı Erdoğan gerekeni yapmalıdır..
Ama her şeyden önce çok başarılı eğitimcilerimiz (!) kentteki eğitimi sonlardan kurtarmak için gece gündüz (!) çalıştığı Ardahan İl Milli Eğitim Müdürlüğünün giriş kapısı ve gecekondu misali fetodan kalma Saffet Kaya döneminde yapılan binanın kardeşi olan merkezdeki, belediye başkanın makamının penceresinin baktığı binanın yanında ki çıkmaz sokaklı, ‘Ardahan İl Milli Eğitim Müdürlüğünün ‘İl Müdürlüğü’ tabelası olan binanın girişi, kapısı ve binası acilen elden geçirilmelidir.’ desem de benden yazı beklemekten yorulan ve ‘Yine geciktin abi’ diyerek yazıyı isteyen muhabirimiz Baran’da ‘Abi orayı kaç kez yazdıysak ta değişen bir şey olmadı.. Sende yazarak kurtaramazsın ve lütfen artık yazını daha da uzatmadan at, saat akşam beş oldu, iftar geldi’ diyordu..


Vali Bey Bu Kapıdan İçeri Girdin mi?
Bugünkü yazımıza başlamadan önce yazımıza konu olan başlığımız daki soruya cevap vermesini umduğumuz Ardahan’ın valisine cevap beklerken, ömürden giden bir Perşembe’nin daha bitip, bol mesajlı yeni bir Cuma’ya adım atarken o saatlerde beni arayan meslektaşım Suat İncedere’le telefonla konuşuyordum.
Ve tamda bu esnada, o saatte yani gece yarısı denen 00’da diğer telefonuma gelen bir whatsapp mesajının Alan Parker’ın yönetmenliğini yaptığı, 1978 yılı İngiliz-Amerikan ortak yapımı ‘Gece yarısı ekspresi’ adlı sinema filmini bana hatırlatan bir haberin whatsappıma düştüğünü görüyordum.
Gazeteci İncedere ile iptal edilen Çıldır Gölü etkinlikleri öncesi ve sonrası yaşananları, mahkeme kapılarına düşen Göle Federasyonunu, Ardahan’ın yine bir kaz gecesi ile kurtarmaya çalıştıkları görülenlerin Ankara ziyaretlerini ve biri demiryolu üç gümrük kapısı olan ama ithalat, ihracatın sıfır denen ama Ardahan Ticaret ve Sanayi Odasına 3. kez seçilmek için seçimi uzatan başkanın, ‘Gündemimizde seçim değil geçim var!’ dediği yasal olarak hemen yapılması ve bir hayli gecikilen ATSO seçimi gibi bir çok konuları konuşmaya devam ederken daha yeni başlayan gecenin ilk saatlerinde whatsapp mesajının başlıksız haberini de göz ucuyla okumaya çalışıyordum.
Telefon konuşması uzun sürünce ve diğer telefonuma gelen whatsapp mesajını bir an unuttuğumdan haberin geri silindiğini görünce o haberi yollayanı bu kez ben o geç saatte direk arayıp, gülerek kendisine, ‘Ne o nazlı ve çekilmeyenin kalmadığı söylenen Narsist sevgililer gibi hemen de küsüp, yazdığını siliyorsun, ama attığını okudum.. Attığın haberin aynısını kaç kez yazdığım o haberi geri atar mısın lütfen..’ diye kendisine sitem edip, sonra da başta kentte ki, ülkedeki eğitim sorunu olmak üzere bir çok konu ile bu kez de onunla uzun bir sohbet yaptıktan sonra bana özel gelen haberin metnini geri atmasını istiyordum..
Ve silinen haberi geri alıp, yeninde okurken ‘Müdürden eşine ödül!, 100 Stk’dan, 100 Bin TL.. Ve bakanı değişen Adalet..’ başlıklı köşemi ve aşağıdaki haberin içeriğini anlatan konuyu kaç kez yazdığımı, sayıp, en az 10 kez yazdığımı hatırlıyordum.
Ve daha çok uzatmadan gece yarısı başlığını bana bırakan başlıksız habere yer verip, vali beye sorduğum soruya verilecek cevabı bekleyelim diyelim..
‘Ardahan İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı 1 ortaokul binası ile 1 lise binası ve 1 kapalı spor salonu çürümeye terk edilmiş durumdadır.
İmam Hatip Ortaokulunun binası okul yönetimi ve velilerin itirazları dikkate alınmadan boşaltılarak,
okul bir lise binasına 2 yıl önce alınmıştır.
Lise ve Ortaokul öğrencilerinin aynı bina ve aynı bahçeyi paylaşmasının öğrenciler arasında yaş ve fiziki farklılıklardan dolayı akran zorbalığına neden olma riski taşımaktadır.
Boşaltılan okul binası farklı bir kuruma tahsis edilemediği gibi, çok kötü bir girişi olan ve İl milli eğitim müdürlüğüne yakışmayan hizmet binası da, bir türlü bu boş ve atıl durumdaki okul binasına taşınamamıştır. Eski İmama Hatip Ortaokulu 2 yıldır kaderine terk edilmiştir.
Binanın içi kış koşullarının da etkisi ile kullanılamaz hale gelmiştir.
Ayrıca Spor Lisesi binası ve bağlı kapalı spor salonu 1 yıldır boşaltılmış ve kendi
kaderine terk edilmiştir.
Yapımı daha 10 yıl bile olmadan atıl duruma düşürülen bu kamu binaları, Ardahan İl Milli Eğitimin 2 yıldır başında olup yılın epey bir süresini il dışında geçiren İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Uzantı’nın doğal olarak ilgi alanı olmaktan çıkmıştır. İlgisiz il müdürleri tarafından devletin neden bu kadar zarara uğratılması sorusu vatandaşlar tarafından sorulmaktadır.
Ardahan’ın mevcut koşulları göz önüne alındığında , devlet ve özel sektör yatırımlarını ile gelişeşebilecek bu ilde, başta Ardahan İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Uzantı olmak üzere, yöneticilerin basiretsizliği Ardahan’a ve devletimize zarar vermektedir.
Ardahan İl Milli Eğitim müdürlüğünün bir hizmet binasına ihtiyacının olmasına rağmen, ayrıca bir çok kamu kurumunun bina ihtiyacının bulunmasına karşın, 3 kamu binasının kendi kaderine terk edilmesi kapılarına kilit vurularak çürümeye terk edilmesi tam bir akıl tutulması, yönetim zafiyeti, beceriksizlik, ilgisizlik, aymazlık gibi yönetim kabiliyeti olmayan insanların eğitim gibi önemli bir koltuğu boşa işgal etmelerinin bir sonucu olsa gerek.


Ardahan İl Milli Eğitim Müdürü, 23 Şubat İlkokulunda 20 yıldan fazladır başarıyla görev yapan sınıf öğretmenleri varken, daha 1 yıldır Ardahan’ da görev yapan kendi eşini aylıkla ödüllendirmesi, ildeki tüm öğretmenler de güvensizlik duygusunun oluşmasına ve büyük bir motivasyon eksikliğine neden olmuştur. Ayrıca kadroyu aldıktan sonra, eşim buranın havasını alamadı diye ilden kaçmanın yollarını ararken, havasını alamayan eşine ilde uzun yıllar emek vermiş öğretmenleri yok sayarak kendi eşine maddi değeri ödülü aldırması hayli düşündürücüdür.
Her ortamda Ardahan soğuk, biz buraya nereden düştük, bir an önce gideceğim diye 1 yıldır diğer il müdürleri ile hangimiz önce tayin yaptıracağız yarışına giren Ardahan İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Uzantı’nın bu ilgisizliğinden acaba Ardahan Valisi Sayın Mehmet Fatih Çiçekli’nin ve Milli Eğitim Bakanı sayın Yusuf Tekin ile Ardahan ilinin siyasetçilerinin haberi var mı sorusunu başta ilde çalışan öğretmenler olmak üzere Ardahan halkı sormaktadır.
Evet, Ardahan halkı sormaktadır’ diye biten yukarıda ki başlıksız haberi birlikte okuduktan sonra vali beye sorduğumuz sorumuza cevap alalım mı?
Onu da mezarlık duvarı dibini andıran ve 81 İl içinde sonlarda olan Ardahan eğitimini kurtaracağına inanılan o kapıdan yalnız gireceğine ve bunları soracağına inandığım ve Vali beye bırakalım..
Ha unutmadan kendisine hazırladığım raporda zaman zaman kaynaklar sunduğum Vali beye bir soru sormuşken şu ramazan ayında nasıl iftar açacaklarını düşünen üniversite öğrencilerine olduğu gibi şehrin BAL ligi temsilcisi Serhat Ardahanspor’lu futbolcuların deplasmana gidişlerinde otobüs vermeyen ve 25 yıl sonra geldiği memleketi Ardahan’da rektörlük gibi güzel bir makamı, mevkii almanın yanında jet hızıyla 3. evliğini yapan, soy ismini neden değiştirdiğini hala merak ettiğimiz üniversitenin de bu kentin eğitimde 81 İl içinde sondan üçüncü olduğu da unutmadan, ‘Vali beyin Ardahanlı hayvan yetiştiricilerinden istediği boğalara ne oldu?’ diye sorduğumuz ikinci bir soru pardon dip not ile bugünkü yazımızda pencereye vuran sabah ışıkları ile ‘Ömürden uykusuz geçen bir gün daha gitti..’ diyerek yazımızı bitirelim..
Evet.. bu ve diğer buna benzer onca yazımı okuyan sizi bilmem ama Yapay Zekânın bu yazıma yorumu da aynen şöyle..
Bu metin, Ardahan’daki eğitim yönetimi ve kamu kaynaklarının verimsiz kullanımı üzerine yoğunlaşan yerel bir eleştiriyi içermektedir. Yazar, İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Uzantı’nın birçok kamu binasını atıl bırakarak devletin zarara uğramasına yol açtığını ve kendi eşini ödüllendirerek liyakat esaslarını çiğnediğini iddia etmektedir. Şehirdeki eğitim kalitesinin düşüklüğü ve yöneticilerin bölgeye olan ilgisizliği, doğrudan Vali Mehmet Fatih Çiçekli’ye hitaben sorulan sorularla sorgulanmaktadır. Yazı boyunca, mülki idarecilerin ve eğitim yöneticilerinin görevlerindeki ihmalkârlıkları ile bunların bölge halkı üzerindeki olumsuz motivasyonel etkileri vurgulanmaktadır.

Sonuç olarak kaynak, yerel bürokrasideki yönetimsel zafiyetleri ve kamu israfını kamuoyunun dikkatine sunan sitemkâr bir değerlendirme niteliği taşır.

Evet.. bu ve diğer buna benzer onca yazımı okuyan sizi bilmem ama Yapay Zekânın bu yazıma yorumu da aynen şöyle..

Yazar, Ardahan’daki eğitim sisteminin ve idari yapının karşı karşıya kaldığı ciddi yönetimsel zafiyetleri sert bir dille eleştirmektedir. İl Milli Eğitim Müdürlüğü binasının fiziki yetersizlikleri ve güvenlik riskleri, bölgedeki kamu binalarının atıl bırakılmasıyla oluşan kaynak israfı üzerinden sorgulanmaktadır. Metin, yerel yöneticilerin liyakatten uzak uygulamalarını ve halkın ihtiyaçlarına karşı sergiledikleri duyarsız tavırları merkeze almaktadır. Özellikle eğitim kalitesindeki gerileme ile bürokratik ihmaller arasındaki doğrudan bağa dikkat çekilerek, yetkililer acilen sorumluluk almaya davet edilmektedir. Bu kaynak, şehrin kaderine terk edilmiş görüntüsüne karşı bir kamuoyu farkındalığı yaratmayı amaçlayan sitemkâr bir değerlendirme sunar.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER