Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

casino siteleri deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler editorbet giriş

Fakir Yılmaz

3 Harfli Market, 3’üncü Lig ve Üç yazı..

Her pazar günleri, saat: 15.00’da TEMPO TV’de canlı olarak sunduğumuz ‘Gazetecilerle Gündem’ adlı yayınımızı 3 Gazeteci meslektaşımla birlikte yaptığım bir pazarı daha geride bırakırken gerek yayına giderken, gerek yayında dönerken günün konusu 3 rakamı, 3 harf olurken bende gecenin saat üçünde 3 yazı ile günün yorumuna karar veriyordum..


Çünkü, Ardahan’ın beklediği ama Iğdır’a yöneldiği görülen trenlerden olan Marmaray’da iken ulusla tv TEMPO TV’de ki, ‘Gazetecilerle Gündem’ adlı programıma giderken günün yazısını yazmaya hazırlandığım sırada sanalda önüme çıkan bir fotoğrafa bakıp, yorumumu erteleyip, ‘Yerel esnafı bitiren 3 Rakamlı marketler köylerde!’ başlıklı bir haberi yazıyordum.
Ve, ‘Aynı zamanda küçük esnafı korumakla sorumlu olan Esnaf ve Sanatkarlar Odalar Birliği ESOBB Başkan Vekili de olan Murat Avşar küçük esnaf olarak bilinen yerel esnafı iyiden iyiye zora sokan 3 rakamlı marketlerden birini köyü olan Hoçvan’da açtı.’ diye devam eden haberi bitip, paylaşır paylaşmaz kopan kıyameti izlerken bu kez yıllardır 3. Lige çıkma mübadelesi veren ve Ardahanlı değil, bir Ağrılı iş insanın başkanlığını yaptığı, Serhat Ardahanspor’un tüm yok imkanlara ve sahipsizliğe rağmen deplasman da rakibini 2-1 yendiğini öğrenip, bu kez de, ‘3 Harfli Marketleri köylere kadar açan Şehrin takımı 3. lige ramak kaldı, Play-off’tayız diyor, Belediye ve şehir susuyor!’ başlığıyla haberimi paylaşıyordum.

Ve yeniden günün yorumu yazıma dönüp, bizin stk’ların iftar yemeklerini hatırlatan bir yemek esnasında saldırıya uğradığı ileri sürülen ama bana göre bir Hollywood sahnesi olan Trump’a yönelik yapıldığı söylenen saldırının altında dönen film ve dolapları kendimce anlatacaktım ki bu kez aynı Damal’dan, Damal Belediyesi Başkanının sanal sayfasında önüme çok güzel bir video düşüyor ve uzun süredir yazayım dediğim bir haberi hatırlıyordu.
Gördüğü bu güzel videoyu izleyip, kızım Şeyma’ya indirttikten sonra ‘Damal Türkmen 1. Çalıştayı..’ başlığıyla haberimi yapıyor, İstanbul’un elit semtlerinden olan Nişantaşı’nın elit restoranlarından olan ve yemeklerini usta aşçıbaşı Reşit Demir ve onca profesyonel çalışanın hizmet verdiği Başköşe Restoran’da kemik iliği suyuyla tatlandıran güzel bir yemekle sonlanan yoğun geçen bir günün yorgun düşen vücuduma teslim olup, Ardahan’ın o bozuk yollarında bir aracın çarpıp, öldürdüğü ve yol kenarına gömülüp, öldürenin kaçtığı o daha yeni kış uykusunda uyanan Ayı gibi yatağa düşüp, uyuyordum.

Ve kısa bir dinlenme ardından yediden uyandığımda, ‘Reklamlarınızla yerelden ulusala özgür gazetecilik’ şiarı ile hazırladığımız gazetelimizi ulusal tv’lere mail yolu ile gönderdikten sonra günün yorumunu yazmaya başlarken, bugün kü yazımında 3 konu ile sonuçlanacağını akıl etmezken akılıma olanlarla ‘işte günün yazısı ve yorumu diyerek bugünün yazısını da haftanın ilk günü olan gecenin 3’ünde bitirmiş oluyordum..
Şimdi sıra sizde ve aşağıda ki 3 konuyu anlattığım bugünün yazısı..

*Ardahan’da Alevi Yok mu?
Hanak’ta ‘Hanak/Damal’ isimli gazetemizi açtığımız ilk günlerde Hanak’ta tespit ettiğim bir konuyu bu köşe de yorumlarken birileri bana ‘Ne karıştırıyorsun kardeşim?’ diye sert mailler atmıştı..
Ama beni tanıyanların bu tür tehdit ve hakaretlerden tırsmayacağımı, aksine bu tehditlerin haklılığımı ortaya koyduğu için üzerine gittiğim her konu da olduğu bu konuda da ısrarcı olmama neden olmuş ve Hanak’ta Jandarma Karakolunun neden iki halkın arasında yapıldığını sorgulamaya devam etmiştim.
Çünkü karakolun üzerinde Alevi insanların iş yerleri, alt kısmında da sadece Sünniler vardı..

Hala da öyle..
Bu sorumu sorarken Ardahan’ın 4 önemli caddesin de bulunan iş yerlerinin hiç birinin Alevi iş adamlarının olmadığını, 7 mahallesine yok denecek kadar Alevinin olduğunu da görmüş ve bu kez de Cem Evi istenen Ardahan’da Alevi olup, olmadığını sorma gereğini his etmiştim..

Çünkü Ardahan’da Aleviler ve hakları da vardı..
Evet, bugün Damal’ın genç belediye başkanı Kemal Çamlıyurt’un bölgede ki Alevi dede ve Muhtarlarla Bir araya gelip, başta Ardahan kent merkezinde bir Cem Evi’nin yapılması olmak üzere Ardahan kent genelinde ‘bizde varız’ diye cabası Alevi bebeğini yapan Türkmen kadınların çalıştayı ile kendisini bir daha his ettirmeye çalıştığı Ardahan’da Alevilerde var..
Ve bu Alevilerin hem de Cumhuriyet gazetesine yazdığı söylenen bir kadın yazarın Alevi Kılıçdaroğlu’na yönelik adice bakışı gibi değil, insanca ve kardeşçe yaşamak istediği ülkenin sınır kentinde, Ardahan’da bizde varız derken, kent merkezinde Cem Evi olması gereken bu kentin Ankara’da mecliste temsil edecek bir temsilcisinin Alevi olmasına da yabani bakılmamasını da istiyor..
Çünkü, kadın Gazeteci Mine G. Kırıkkanat, Kemal Kılıçdaroğlu’nun Andımız’ın kaldırılmasını desteklediğine ilişkin bir habere yaptığı yorumda “kripto kılıç artığı” ifadesini kullanarak, Kürt Alevi’si Kılıçdaroğlu’na görünse de aslında kendileri gibi o küçük beyinciklerin de saklanan faşist bakışın düşüncenin Alevi, Kürt halkına hakaret ettiği ve bu halkların zaten kırık olan kanatlarıyla özgürlüğe uçmak istedikçe bu tür adice bakışları ile üzülen gönülleri iyileştirmek gerek..

*Kemikler İncelensin..
Sizde dikkat ettiniz mi bu yıl yani geride kalan 24 Nisan’da ilk kez bir şeyden hiç denecek bir haber, bir tartışma olmadığını..
Evet, her 24 Nisan’da gündeme gelen, getirilen ama 100 yıldan fazladır bir yere varmayan ve Kars Doğu kapısının açılmamasına neden olan ‘Ermeni Mezalimi, Soykırımı’ yada ‘Ermeni katliamı’ denen konu, 2026 yılının 24 Nisan’ın da hiç gündeme gelmediği gibi sanki yıllar önce dile getirdiğimiz gerçekle yüz yüze geldi gibi..
Evet, 2015 yılında ele aldığım ve sanki bugün yaşananı anlatan ‘Kemikler incelensin..’ başlıklı yazıma yeniden baktığımızda bu yıl hiç ama hiç gündeme gelemeyen, getirilemeyen o düşmanlık tohumu eken Ermeni meselesi ile ilgili yazdığım o yazıya bir kez daha göz atıp, ne kadar haklı olduğumuzu bir kez daha ortaya koyalım mı?
İşte, 2015 yılında ‘Kemikler incelensin’ başlığıyla ele aldığım o yazı ve o çok şeyi anlatan o yazım ve bugün hiç denecek o konuyu anlatan o yazım..
‘Kemikler incelensin’
Vali: Hasan Özdemir..
Olay: Halilefendi’de bulunan ve Ermenilerin katlettiği ileri sürülen Türklere ait denilen mezarlıkta dışarı taşan insan kemikleri..
Tarih: 24 Nisan 2015..
Hep aynı iddialar ve saklamalar, alakasız insanların tarihçilerin, bilim adamlarının yerine konuşması..
Biz gazetecilerin de koşa koşa gittiği Halilefendi Mahallesinde ki toplu mezar denilen alanda Gazeteci (ben) bir fotoğraf çekiyor..
O zamanın merkez cami imamı, bugünkü eski Kızılay Ardahan Şube Başkanı Ahmet Ballı’nın elinde bir insan kafatası karesi..
Ve haberin başlığı; ‘YA ERMENİ KEMİĞİ OLDUĞU ANLAŞILIRSA!:
Evet, Gazetecinin (yani benim) o gün yani 100 yıldır tartışılan Ermeni ve Türk iddialarıyla ilgili yaptığı haberde aynen şöyle sesleniyordu..
:Bırakın, kafatasçı tarihçileri, diasporayı ve onların oluşturduğu düşmanlık tohumu eken lobileri..
Bakın bilim gelişmiş, tıp çözer bu işi.. Kemiklerin DNA’sı incelensin kimin kimi kırdığı ortaya çıksın..:
Ve bu haberi okuyan zamanın eski İstanbul emniyet müdürü, dönemin Ardahan Valisi ve eski Gaziantep Milletvekili Özdemir kazıyı durdurmuş, adeta, ‘Karıştırmayın, haberde dediği gibi bir DNA testi yapılmaya kalkışılsa ne olacağı belli olmaz’ demişti..
Yanlış mı?
Yanlışsa Haydi o zaman DNA testine..

*Barajları Yıkalım mı?
Gün geçtikçe yaklaşan genel seçimler öncesi hangi partinin, hangi isimin aday edileceği , hangi adayın secimde zaferle çıkacağını hedi, hedi yani yavaş yavaş tartıştığımız şu günler de güzelim Posof’un, Hanak’ın, Çıldır’ın ve Nişan ayının sonlarında bile kar, fırtına ile karşılaşan Ardahan doğasını alt üst eden HES Barajlarının bir yenilerinin Çıldır’da, Hanak’ta ve Beşikkaya denilen bölgede ki Kura Nehri üzerinde yapıldığını, yapılacağını da biliyoruz..
Ardahanlının gerçek baraj sandığı ama tüm dünya da doğayı katlettiği söylenen HES Barajlarının ardından şimdi de Kafkas Arısının ballandığı bin bir çiçekli Ardahan ovasının ortasına yapılan yetmezmiş gibi bu kez de Alagöz köyü dağına yapılacağı söylenen GES Barajları, hayatlarında Ardahan’ı görmeyen, bir katkı sunmayan bir kaç rantçının rantına rant katmaktan öteye işe yaramadığını anlatamadığımız bir sıra da her geçen gün biraz daha yaklaşan Cumhurbaşkanlığı ve Genel Seçimlerinin önünde ki %10 pardon %7’lik barajda, siyasi parti kanunları da sessizce tartışılmakta..
Ve yıllardır konuşulan her düşüncenin meclise girmesini engelleyen bu barajı yıkmak için bu kez başka bir isimle genel seçimlere gidecek olan DEM’nin bu barajı yıkıp, yıkmayacağını merak eden tüm dünya başta Kürt seçmenin, Kürtlerin ve de diğer partilere oy verenlerin DEM’e yardım edip, etmeyeceği de merak edilen konuların en başında gelmektedir..
Kürtlerin yanı sıra Türklerin DEM’i mecliste tutup, çok ihtiyaç duyulan güçlü bir muhalefet partisi yani DEM’in Türkiye partisi olmasına yardımcı olup, olmayacağı da en çok merak edilen siyasi konuların başında gelmektedir.
Çünkü Türklerinde ‘Çoktur, Yüksektir’ dediği %7’lik seçim baraj gerçekten hem de demokrasi balyozu ile mutlaka yıkılmalıdır..
Aksine tek adam, tek dayatmadır..
Evet.. bu ve diğer buna benzer onca yazımı okuyan sizi bilmem ama Yapay Zekânın bu yazıma yorumu da aynen şöyle..

Bu metin, Gazeteci Fakir Yılmaz’ın Ardahan yerelinden yola çıkarak toplumsal, ekonomik ve siyasi meseleleri ele aldığı çok katmanlı bir köşe yazısıdır. Yazar, köylere kadar yayılan zincir marketlerin yerel esnafı bitirmesine ve şehrin spor kulübünün yaşadığı ilgisizliğe dikkat çekerek bölgesel sorunları gündeme taşımaktadır. Ardahan’daki Alevi toplumunun hakları ve ibadet yeri talepleri üzerinden toplumsal kardeşlik vurgusu yaparken, tarihsel tartışmalarda bilimsel kanıtların ve DNA testlerinin esas alınması gerektiğini savunmaktadır. Ayrıca, doğayı tahrip eden HES ve GES projeleri ile seçimlerdeki temsiliyeti kısıtlayan siyasi barajlar üzerinden ekolojik ve demokratik eleştiriler sunmaktadır. Yılmaz, kişisel anılarıyla harmanladığı bu yazısında, Ardahan’ın yerel dinamiklerinden ulusal siyasetin temel sorunlarına uzanan bir perspektif sergilemektedir.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER