Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

casino siteleri deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler editorbet giriş

Fakir Yılmaz

BENİ TEYİT EDEN BAŞ ve DEMİRTAŞ..

Daha yeni yazdığım, ‘Gülüm, nerede şu bizim devrimci kızlarımız, Kemalbayımız?’ başlıklı yazımın mürekkebi kurumamıştı ki; ‘Bileşenler’ adı atında  Kürt seçmenin oyu ile yıllar sonra da olsa meclise vekil sokan Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş’ın önümüzdeki seçimlere dair yaptığı, “DEM Parti ana dili Kürtçe olan bir adayla çıkmak isteyebilir. Biz burada ortaklaşmayabiliriz” açıklaması geliyordu ki
; Behice Boranlı TİP’te Ardahan’da değil Doğu Anadolu’da Tipsiler denen TİP’i başta Kürt seçmene olmak üzere tabana kabul ettirenlerin başında gelen babam, Kürt Fezo’yu değil, Saffet Kaya gibi Şavşatlı olan bir doktoru, Kurtel’i aday göstermişti..

Yani, Kürt seçmenden aldığı oylar ile siyasi görüşlerini tabana yaydığı için Diyarbakır zindanlarında yatan babam, Kürt Fezo’yu değil, Şavşatlı Adil Kurtel’i aday göstermişti… Hem de ‘Kim milletvekili adayı olsun?’ diye yapılan ön seçimde babam Kurtel’den bir oy fazla almasına rağmen..

Evet, 36 yıllık gazetecilik tarihimde sık sık dile getirdiğim ve bu sahtekar değil, Kürt partilerinin yakasına yapışan keneler diye de açıkça suçladığım ama Ardahanlı iki kızımızın konu olduğu ‘Gülüm, nerede şu bizim devrimci kızlarımız, Kemalbayımız?” başlıklı son yazımda nazik davranıp ‘kene’ kelimesini kullanmadığıma pişmanım..
Çünkü olan gerçeği ‘ayıp olur’, ‘Daha nazik bir yolla’ deyip, gerçeği saklamanın, söylemenin nededir dün gibi bugün yaşanan sahtekar yüzlerin topluma anlatılması..
Benden tipsiz DEM tabanından oy alıp, milletvekili olan TİP Başkanı Erkan Baş’ın, “DEM Parti ana dili Kürtçe olan bir adayla çıkmak isteyebilir. Biz burada ortaklaşmayabiliriz” sözünü hak etmek demektir..
Çünkü suçlu o değil, bizlerin yapmayın, etmeyim, bu kenelerin halkı sokmaya izin vermeyin derken ona bu yolu açan hevaller değil, helwacılardır..
Ve “TİP Balkanı Baş’ın Kürtçe konuşan aday” çıkışına DEM Parti’den tepkiler: “Şaşkınlıkla karşılandı” haberlerine gülerken Meral Danış Beştaş, “Kimseye baskıyla ‘ittifak yapalım’ demedik. İttifak yapıp yapmamak kendi bilecekleri iş.” demecine, Esenyurtlu Prof. Ahmet gibi Bahçeli’den medet bekleyen Ahmet Türk’ün “Sosyalist ve devrimci bir insana yakışmayacak sözler” şeklinde açıklamalarına acıyor ve ‘haydi oradan.. Sizi, sizi’ diyerek Baş’a değil, Baş’ları Kürt seçmenin olduğu gibi Türk seçmeninin başına bela edenler asıl sizsiniz diyerek kızıyorum..
Ve Kürt sorunu için ömürlerini hapishanelerde, işkence hanelerde, ovalarda, dağlarda geçirenleri değil bir twit attı diye milletvekili edilenleri ben değil siz aday gösterdiniz efendiler diyorum..
Parti kültürüne saygı gösterip daha çok uzatmadan adı unutulsun diye çabalayanların yerine oturduğu Demirtaş’a sözü bırakıyor ve aynı şeyleri anlatan onca yazım gibi son yazım olan ‘Gülüm, nerede şu bizim devrimci kızlarımız, Kemalbayımız?’ başlıklı yazıma bir kez daha yer veriyorum, dün bizi anlamayanlar bugün Baş’ları başımıza bela, yakamıza kene edenler belki anlar diyerek..

İşte keneler ısıra dururken 10 yıldır hapishanede olan Demirtaş’ın iktidara yönelik sanılan ama aslında başları başımıza baş eden helvacıları da anlatan O Meşhur Sözü:
“Bugün bize susanlar, sıra kendilerine geldiğinde konuşacak kimseyi bulamayacaklar. Bize yapılan hukuksuzluklara sessiz kalarak ya da destek vererek bu kapıyı açanlar, yarın o adaletsizliğin kendi kapılarına dayanacağını bilmelidir.”
Selahattin Demirtaş’ın O meşhur sözü: Son dönemde CHP’li belediyelere (İstanbul, Ankara, Esenyurt vb.) yönelik açılan soruşturmalar, konser incelemeleri ve görevden alma tartışmaları, Demirtaş’ın yıllar önce yaptığı “Sıra size de gelecek” uyarısının bugün siyaset kulislerinde yeniden “Haklı çıkmış bir öngörü” olarak yorumlanmasına neden olmaktadır.
Demirtaş ve arkadaşları o dönem şu vurguyu yapıyordu: Siyasi baskılar ve hukukun esnetilmesi sadece HDP (veya bugünkü adıyla DEM Parti) ile sınırlı kalmayacak, bir kez o sınır aşılırsa sıra ana muhalefet partisine de gelecektir. Selahattin Demirtaş’
Ve benim daha iki gün önce ele aldığım ve Erkan Baş’ın beni bir kez daha haklı çıkaran o daha yeni yazılmış yazım..

GÜLÜM, NEREDE ŞU BİZİM DEVRİMCİ KIZLARIMIZ, KEMALBAYIMIZ..
Başta, şu Demirtaşların saç ve sakallarını beyazlatan unutulan, unutturulan ülke gündemi olmak üzere ekonomik, sosyal ve siyasal onca sorunun yaşandığı, Mahmut Alınakların tutuklandığı, Sırrı Sakıkların DEM’den habersiz Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ziyaret edip, Külliyede poz verdiği bir zamanda HDP’nin eş başkanlığına kadar yükselen şu bizim Ardahanlı kız Serpil Kemalbey hardadır, hatırlayan var mı?..
Evet, Mutlak Butlanlı Genel Başkanla, havaların ısındığı şu günlerde adeta hala yiyemediğim karpuz misali CHP’de yaşananların ekonomi başta olmak üzere gerçek gündemi ötelediği bir süreci Sırrı Sakık’ı sarayda pardon külliyede kabul edip, Bahçeli’nin aracılığı ile başlatıldığı ama her iki tarafça bir adım ileriye götürülmediği konuşulan yeni süreçle sus-pus rolü oynatılan DEM’i de ikiye bölme hesaplarını hissettiğim şu günlerde Tempo TV’de yayınladığımız canlı yayınımda konuk ettiğim bir isim aklıma geldi.
Ve dönüp, Ardahan merkez mahalle olarak bağlanması gereken bir köy dediğim ve bizzat kurdurduğum derneğininim son yönetiminin kendilerine yakın bir iki hasta ziyaretlerinden öte iş yapmadığı, köyüm Şişka’da olduğu gibi barış sevdalısı malakanların bir zamanlar yaşadığı Sulakyurt, Sarzep köylü bizim kız dediğimiz HDP’nin eş başkanlığına kadar yükselen Kürt seçmenin oyları ile hem de CHP’nin etkili olduğu İzmir’den milletvekili olan Serpil Kemalbay ve oncası neredeler?
Hâlâ karpuzunu yiyemediğim yazın getirdiği sıcakların eşliğinde tatildeler mi? Yoksa, ‘Türk olmama karşın ‘Bileşenler’, Kent Uzlaşısı’ adı altında saf Kürtlerin bana sunduğu imkânlar ile aldığım kariyer, emekli milletvekili maaşımla yetinirim.. birileri yansa da bende tatilde güneşle yanarım, gerisi bana ne?’ deyip, kendi kendilerini emekliye mi ayırdılar..
Bilmem ama onca insanın ağır bedeller ödediği, öldüğü, Demirtaşlar gibi yıllarca hapislerde saç, sakal beyazlatırken bu dava davada değil mecliste, hak ettikleri saygıda bile yer bulamadıkları gibi , ‘Bileşenler’ , ‘Kent Uzlaşısı’ adı altından seçimden seçime ortaya çıkıp, Kürt seçmenin yanı sıra samimi sol bakışlı insanların oyu sayesinde hiçte beklemedikleri yerlere gelenlerin içinde sadece şu günlerde ortada görünmeyen Ardahanlı kızımız Serpil Kemalbay değil, onun gibi gibi Ardahan Hanaklı kızımız olan şu an benim gibilerinin bile adını unuttuğu Ardahan Hanaklı Züleyha Gülüm hardalar?
Ve soralım..
Bu ülkede yaşanan onca soruna ortak olmak en azından yaşananlara ses çıkarmak, yazmak, konuşmak için illaki beleşten ya da ve %1 denmeyecek kadar az olan Türk solunun yani Sosyalist Dayanışma Platformunu kurup, ‘Bileşenler’ deyip, 27. Dönem HDP İzmir Milletvekili yetmedi eş başkanlığa geldiği siyasal alanda milletvekili, türkücüler olanlar gibi belediye başkanı mı olmak gerek? Ki onuda olmalarına karşın değil ‘Kent Uzlaşısı’ imkanı ile oturtuldukları makamlarda bile oturmayıp, ortalıkta, alanlara görmediklerimizde biliyoruz..
Ki; Kemalbay’ın içinde olduğu ailesinin de yaşadığı, Ardahan’ın Sarzep köyünün siyasi ağırlığı ve de bakışının köylülerinin, kızlarının vekil yetmedi eş başkanlığına kadar kendilerini taşıyan siyasal bakışla hiçte yakın olmadığındı ağırlıkta Demokrat partili, MHP’i ve az da olsa ulusalcı CHP’lilerden oluştuğunu da buraya not düşerken, Hanaklı Gülüm kızımızın ailesinin de ulusalcı ağırlıklı siyasi düşünceye sahip bir aile olduğunu da buraya not düşmek gerek..
Ve benim milyonlarca oyu olan bir partiye sızan ‘Helvacılar’ diye hatta seçimden seçime ortaya çıkıp, benden daha çok Kürt kesilenler olarak adlandırdığım bunların Türkü olduğu gibi Kürdü de kandırıp, onların sırtından kariyer yetmez milletvekili maaşı ve ‘Beyefendi, Hanımefendi’ ya da ‘Heval’ kimliği gibi nice ödüllerle ödüllendirilirken suçlunun kim ya da kimler olduğunu da sorup, sorgulamak gerekmez mi?
Ve benim ‘Öcalan’ın yakalanmasıyla oluşan havanın içinde milletvekili olma imkanı yakalayan yetmedi, ‘Kent Uzlaşısı’ adı altında bir değil, iki kez belediye başkanı olan türkücüyü, toplumsal veya adına Kürt sorunu denen sorunun hatırı için değil, küçük çıkarları karşılığında desteklediklerini belirttiğim bu siyasal oluşuma sızmış ajanlar denen benimde helvacılarla dediklerime karşı verdiğim mücadelenin aynısının hem bu partinin genel merkezine yönelik, hem de çeper dibi dediğim sanallarda öte devrimcilik yapmayıp, arka kapılarda her iktidarla ortak işler yapanların da anlatılıp, deşifre edilmemesi halinde biri cendermeyi, diğer polisi, ötekisi savcıyı arayan turpları pardon telefonluları olmak üzere 4 telefonu olanların hattının hiç kapanmayacağı diğer bir gerçektir.
Neyse diyerek bitirmek üzere olduğum bu yazımı yazmama neden olanın hewal adı altında partiye sızan helvacıların gerçek hewalleri partiye yaklaştırmama görevlerini aldıklarını en iyi anlatan Guguk kuşunun meselesi de aklıma geldi.
Hele bir okuyun,’ belki benim yıllarıdır yazıp, anlatamadığımı o anlatır’ diyerek..
Guguk kuşu, kendi yuvasını yapmayan ve yumurtalarını kuluçka parazitliği yaparak başka kuş türlerinin yuvalarına bırakan en bilinen kuştur. Dişi guguk kuşu, hedef aldığı kuşun yumurtasını yuvadan atıp yerine kendi yumurtasını bırakır. Yumurtadan çıkan guguk yavrusu, yuvanın aslı sahipleri olan kardeşleri yuvadan aşağı atarak tüm bakımı tek başına alır.
NOKTA

Evet.. Bu ve diğer buna benzer onca yazımı okuyan sizi bilmem ama Yapay Zekânın bu yazıma yorumu da aynen şöyle..

Gazeteci Fakir Yılmaz, kaleme aldığı yazısında Kürt siyasi hareketi içerisinde yer alan ve “bileşen” adı altında meclise giren bazı isimlerin samimiyetini sorgulamaktadır. Yazar, Erkan Baş‘ın son açıklamalarını referans göstererek, düşük oy oranına sahip kesimlerin DEM Parti tabanı üzerinden kişisel kariyer inşa ettiğini ve bu durumu bir tür “kene” veya “helvacı” stratejisi olarak gördüğünü belirtmektedir. Özellikle Ardahanlı siyasetçiler üzerinden örneklendirme yapan metin, halkın mücadelesine gerçek anlamda omuz vermeyenlerin seçimden seçime ortaya çıkmasını sert bir dille eleştirmektedir. Yazıda ayrıca Selahattin Demirtaş‘ın geçmişteki uyarılarına atıfta bulunularak, hukuksuzluklara sessiz kalmanın faturasına ve muhalefet içindeki stratejik hatalara dikkat çekilmektedir. Yılmaz, bu asalak siyaset tarzını kendi yuvasını kurmak yerine başkasının emeğine konan guguk kuşu benzetmesiyle somutlaştırmaktadır. Sonuç olarak kaynaklar, Kürt seçmenin iradesinin yerli yersiz ittifaklar ve kişisel çıkarlar uğruna istismar edildiği iddiasını toplumsal bir özeleştiri çerçevesinde sunmaktadır.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER