Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

casino siteleri deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler editorbet giriş

Fakir Yılmaz

S-400lerle değil, Demokrasi ile Direnmeliyiz..

S-400’lerin yeniden gündeme gelmeye başladığı şu günlerde başta Amerika olmak üzere NATO toplantısı için Türkiye’ye gelen ama başta AYM ve AHİM yetmedi yerel mahkemelerin ‘bırakın’ demesine karşın 10 yıldan fazladır bırakılmayan Demirtaş ile Demirtaş gibi 2 kez üst üste 6 milyon oy alı, 1,5 yıldan fazladır onca belediye başkanı, siyasi, gazeteci, aydın gibi hapiste tutulan ülkenin en büyük muhalefet partisinin ve de şehrinin belediye başkanı ve cumhurbaşkanı adayı İmamoğlu, Mutlak Butlanlı muhalefeti karıştıran siyaset yetmedi son olarak Ankara Çankaya Belediyesi ile ‘Asrın’ denilen depremde ki güzel çalışmaları Kızılay’a kan aldırmayan, çadır sattığını ortaya koyan Ahbap adlı derneğin başkanı sanatçı Haluk Levent’in gözaltına alınması ile devam eden operasyonların hız kesmediği ülkede yapılan NATO toplantısı sonra erdi..

Ve bu toplantıya gelip, misafir olarak geldikleri bu ülkede yaşananlardan hiç bahsetmeyen, demokrasi havarisi (!) silah tüccarı batı ülkelerinin başını çektiklerinin kendisinden çok, yemeği ve hanımların şık giyimi ile konuşulan NATO toplantısı sonrası başta İran olmak üzere ülkemizde ucunda, sınırın da olduğu BOB’lu Ortadoğu’da ne diyecekleri, ne yapacaklarını merak edile dursun, bizlerinde karşı harekete geçerek, ‘top yükün bir direnişe hazır olmalıyız..’ diye düşünüyorum.
Bunun ilk adımı da güçlü bir genel bir af ile mevcut iktidara, hükumete, hatta devlete küs olan insanlarımızla barışıp, onları yanımıza almakla yani Cumhurbaşkanı ve İl Başkanlarını değiştirmekle Bürokrat bakanların zayıflattığı partisini toparlamaya çalışan Erdoğan’ın dediği gibi iç kale surlarını güçlendirmekle başlayabiliriz.

Tabi bunu yaparken Amerika’nın Irak ve Suriye’den sonra İran’ı Kürtçe’de ‘hedi hedi, Türkçe’de ‘yavaş, yavaş’ yorup Hürmüzü ele geçirdiğini görüp, Ukrayna’nın yarısını alan Rusya’nın asıl hesaplarına ayak uydurmak değil, samimi birere dost ülke olmazlarsa da ortak olduğumuz, birlikte içinde bulunduğumuz ve İran’dan atılan füzeleri ile korunduğumuz NATO’yu da, bir hayli gergin olan iç siyaseti de es geçmemeliyiz.
Dünya cendermesi Amerika ile git-gelli ilişkileri koparmadan ve en önemlisi kardeşlerin barış içinde yaşadığı bağımsız bir ülke olduğumuzu hatırlatarak onun yani dostum Amerika’nın ilk fırsatta iç huzuru bozmak için kullanacağı argümanlarını elinde, ellerinden almakla başla biliriz..
Bunun için de bir diğer adım olarak dünyaya kapattığımız diğer bir komşumuz olan ve kapattıkça başta Fransa’nın olmak üzere diğer batı ülkelerinin kullandığı Ermenistan’ın Kars Doğu kapısını açmakla diğer bir önemli adımı atabiliriz.
Rumların Kuzey Kıbrıs ile barış içinde olunması gerektiği gibi bizimde adalarımızın, ege denizimin ortak olduğu Yunanistan’ın mevcut hükumeti ile hızla temasa geçip, onlarla da düşman değil, komşu olduğumuzu anlatmalı ve başta bölgedeki turizm pastasını birlikte paylaşım olmak üzere ilişkilerimizi geliştirmeliyiz.


Rojavalı Suriye’nin resmi ve yasal olan ama ‘Rejim Güçleri, YPG’ diyerek sanki başka bir işgalci yönetimmiş gibi aşağıladığımız komşuda ki siyasi aktörlerle, hükumetler ile süratle temasa geçip, ülke içinde bin bir soruna neden olan ve İmamoğlu’nun 2. kez kazandığı seçimlerinin kayıp edilmesine neden olan sebeplerden olan Suriyelileri de geri göndererek oradaki zeytinleri, patatesleri ve petrolü getirmek değil, barışın simgesi olan zeytin dalını komşu ülkelere uzatmalıyız.
Kuzey Irak başta olmak üzere Irak’ın tüm yönetimi ile yeni bir ilişkiye girip, başta petrol ve boru hatları olmak üzere komşuluk ilişkilerimiz daha da derinleştirip, burada ki ve IŞID’te Suriye’yi temizleyen ve destek vermedikleri için Amerika’nın giremediği İran’ı yormayan güçler olan Kürtlerin kanalıyla ilişkiler ilerletmeliyiz.


ABD’nin yeni hedefi olan İngiltere’nin hakkı olmamasına rağmen işgalci bir güç gibi gemi tankerine el koyup, mürettebatı tutukladığı İran’a yeni kapılar açarak yanındayız imajı verip, Rusya ve Çin’i de unutmadan bölgedeki önemli aktörlerden olduğumuzu batıya olduğu gibi Japonya’ya kadar herkese toplumca, hep birlikte his ettirmeliyiz.
Bunun içinde de 15 Temmuz’u bize unutturmayıp, resmi gün ilan ettiren feto dahil diğer yasa dışı örgütler dediklerimizi de içine alan herkesle, Hata ettiniz, ben devletim, sizi bir daha yanlış yapmamakla birlikte af ediyorum’ denmesi gerekirse de buna da cesaret eden geniş kapsamlı bir af ile S-400’leri mana edip, Akdeniz’de bir araya gelip, Akdeniz’de ki doğal gaz aramalarında bizi almayanlara mesaj vermeliyiz.

Kısacası; Turki Cumhuriyetlerinin bizi ona tercih ettiği Güney Rum kesimini de unutmadan, Bulgaristan’ın da komşumuz olduğunu ve unutmadan ve yeniden hatırlatarak muhalefeti de aşağılamadan, sabah kapısına dayanmadan, butlanlı yerel mahkeme kararlarıyla bunaltmadan yani karşı güç olan %50 hatta %60′ bulan karşı gücü görmezden gelmeden silahların yakıldığı ama karşı adımın beklendiği iç barışı da sağlayarak top yükün ile S-400’ü ve hemen ortadan kaldırılması için samimi çabaların ortaya konduğunu gösteren adımlar ile diğer onca demokrasiye uymayan keyfi, siyasi, adaleti tartışmalı hale getiren hukuksal uygulamaları mana edip, üzerimize gelenlere karşı direnirsek, başta bir türlü toparlanmayan ve her geçen gün binlerin yerler de yattığı cezaevlerini değil, cüzdan ve cepleri biraz daha boşaltan bu zorluğu, sıkıntıyı aşarız diye düşünenlerdenim..

YAPAY ZEKANIN BU YORUMA YORUMU..

Gazeteci Fakir Yılmaz tarafından kaleme alınan bu metin, Türkiye’nin hem iç hem de dış politikada karşılaştığı zorlukları aşması için askeri mühimmattan ziyade demokratikleşmeye odaklanması gerektiğini savunmaktadır. Yazar, ülkenin bekası için toplumsal barışın tesis edilmesini, siyasi tutukluları da kapsayan geniş bir genel af ilan edilmesini ve komşu ülkelerle ilişkilerin barışçıl bir zemine oturtulmasını önermektedir. Özellikle Batılı güçlerin müdahalelerine karşı iç kaleyi güçlendirmenin önemine değinilirken, hukukun üstünlüğü ve adalet reformu yoluyla toplumsal kutuplaşmanın sonlandırılması gerektiği vurgulanmaktadır. Metne göre Türkiye, S-400 gibi savunma sistemleri yerine yerel ve bölgesel uzlaşı politikalarıyla direnç kazanmalıdır. Ayrıca Ermenistan sınırının açılması ve Yunanistan ile Suriye gibi komşularla diplomatik köprülerin yeniden kurulması, ekonomik ve siyasi krizden çıkış yolu olarak sunulmaktadır. Sonuç olarak yazar, gerçek gücün demokrasi, hukuki güvenilirlik ve toplumsal kucaklaşma sayesinde elde edilebileceği fikrini savunmaktadır.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER