Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

casino siteleri deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler editorbet giriş

Fakir Yılmaz

KÖK SÖKTÜREN EMEKLER..

1992 yılında yeniden vilayet olan ve memleketim Ardahan’a bağlanan ancak son anda ve dönemin Ardahanlı siyasilerinin duyarsızlığı dolayısıyla Arpaçay’ın diğer 9 köyü gibi son anda çalınıp, Kars’a geri bağlanan, benim ve eşimin köylerinin adını taşıyan Zavot (Boğatepe) köyünde ortaya konulan bu güzel ve anlamlı çabaya katkı sunan herkese teşekkür ederken, başta Dursun Akçam gibi baba dostu İlhan Koçulu’ya ve Aysel öğretmen sevgili eşi, bacanağım Galip Ömür öğretmene olmak üzere bu fikrin gerçekleşmesine omuz veren herkese tek tek teşekkür ediyorum.

Aslında, adı ‘Öğretmen Müzesi’ olan bu anlamlı emeğin, birinin de Susuz’da olduğu Köy Enstitülerini hatırlatmasının yanında onlar gibi bir devrime yönelik ilk adım olmasını dilerken, halka bırakılacak her şeyin çok güzel olacağının bir kanıtı olarak tarihe geçeceğinden hiç şüphem yok..

Ülkenin bugünlere gelmesinde olumlu-olumsuz olarak büyük rolleri olan ellerini öptüğüm öğretmenlerin aydınlık gelecek için elimize değil, beyinlerimize tuttuğu ışıkların gösterdiği yoldan şaşmadan ağır ama emin adımlar ile ilerlerken Köy Enstitülerini kapatan zihniyetlerle olan mücadelemizde geri adım atmadığımızın bir işaret olan ‘Zavot Köy Öğretmeni Kültür ve Sanat Evi’, KÖK’ün birilerine kök söktürmeye devam edeceğine olan inancımla bugünkü öğretmenlere de de bir iki sözüm olacak..

Sevgili öğretmenim..
PISA gibi uluslar arası sınavlarda Uluslar arası Öğrenci Değerlendirme Programı sürekli zirvede yer alan, fırsat eşitliğine ve yüksek standartlara dayalı bir eğitim sistemine sahip olan Finlandiya, özlem çektiğimiz bir ülkede bugün yaşananlardan dün öğrencileriniz, bugün benim gibi nokta, virgülü, satır başını doğru dürüst koyamadığı gibi atamadığı anlamadığı manşetleriyle gazeteci olan öğrencilerinize verdiğiniz eğitimin yetersizliğinin suçunun da olduğunu hiç düşündünüz mü?

Ve bu konuda hiç vicdan mahkemesi kurup, kendinizi yargılayıp, cezalandırdınız mı?

Bilmem ama elime ve beynime tutuşturduğunuz ışıkla 57 yaşına doğru yol alan bir gazeteci olarak geriye dönüp baktığımda bu ülkenin abugüne gelmesinde sizlerin de payınızın hiç az olmadığını düşünüp, bu konuda ki sohbet ve toplantılarda sürekli dile getirip, şikayet ettiğimi bilmenizi isterim..

Buna neden ise;

Samimi olanları tenzih ettiğim öğretmenlerin arasına, ‘öğretmen’ diyerek sızanların öğretmen mi, köy muhtarı mı yoksa tüccar mı, hatta köyün imamımı diye anlayamadıklarımızın yetiştirdiklerinin kendilerine benzediğini yani amacın eğitimden çok kendi çıkar ve rantlarını düşünenlerin ‘öğretmen’ diyerek bizleri olduğu gibi ülkeyi kandırıldıklarını bugüne baktığımda daha iyi anlayan bir gazeteci olarak suçun sadece sık sık değiştirilen eğitim sistemin değil, o değiştirilen sisteme bile direnmeyip, her gelen müdüre, kaymakama, valiye, vekile, bakana, iktidara, ‘çok yaşa’ deyip, şişmiş göbeklerinden kapanmayan ceketlerinin önünü ilikleyen, her yanlış sisteme uymuş olan ‘öğreten’ maskesiyle gerçek yüzlerini saklayanlardır, bu ülkenin bugünkü halinden asıl suçlu olanlar..

‘Bahsettiklerin kimlerdir?’ diye sorulduğundan ise şöyle geri dönüp, 6-7 yaşından itibaren Finlandiya, özlemi ile okula adım atanlara ‘öğretmen’ diye eğitim verenleri hatırlamak yeter, artar bile..

Evet, Dursun Akçamların, Fevzi Yılmazların, bugün dün siyasi çatışma içinde olduğu Galip hoca ile el ele verip, “Köy Öğretmeni Kültür Ve Sanat Evi”ni gerçekleştiren İlhan Koçuluların, O dönemlerde bunlara KÖK söktürürken, ‘onların gerçek yüzlerini ortaya koyduklarından, onlarında boş durmayıp, ‘Komünist, Anarşist’ diye jürnallıyanların başında gelenlerin yine onlar, yani ‘öğretmen’ diye bilinen, bugün kahvehanelerde Hoşgün oynayarak boşa zaman dolduranlar olduğu görülecektir..

Kısacası; Bu ülkenin bugüne gelmesi için toplumu Köy Enstitüsü anlayışında uzaklaştırılıp, kendi geri düşünceli fikirlerini biz Finlandiyaları umut edenlere aşılayanların baş sorumlularının ‘öğretmen’ adı altında köyün ağası, muhtarı, imamı, tüccar, ders saatlerinde hayvan meydanlarında olan cambazı olanların payının olduğunu düşünenlerdenim..

Ama umudunu yitirmeyip, onlara kök söktürmeye devam eden bir anlayışla samimi öğretmen ve eğitimcilerin önümüze tutuğu ışıkla yol almaya devam etmeye çalışan bir gazeteci olarak bir kez daha bu güzel eseri, Köy Enstitülerine adını veren bir köye kazandıran herkese yeniden teşekkür ediyor, önlerinde saygıyla eğiliyorum..
Ardahan Küçük Zavotlu (Şişka/Harziyan) köylü, Kars İl Genel Meclis Üyesi, Bölgenin ilk Kooperatiflerinden (Sütlüceler) birini kuran Harziyanlı Muhtar, Kürt Fezo’nun oğlu
Gazeteci Fakir Yılmaz
www.kuzeyanadolugazetesi.com

Dip not: Bugünkü yazıma ilham olan babalarımızın olduğu gibi oğulları olarak ikimizin de dost olduğu Dr. Alper Akçam’ın kendisine ait sanal sayfasında ele aldığı,  ‘BİR KALKINMA VE KURTULMA MODELİ: BOĞATEPE KÖYÜ’ başlıklı yazısının altına yorum olarak yazıp, paylaştıktan hemen sonra Alper hocanın yazımın altına bana yazdığı cevapla şok olmasam da bir kez daha üzülüyordum..
Bu üzüntüme neden ise Alper Hoca’nın yazımı okur, okumaz, ‘Fakir Yılmaz , İyi günler Ne güzel yazmışsınız da, Dursun Akçam Kültür Ve Sanat Günleri’ne uğramıyorsunuz bile…’ diye not düşmesiydi..
Evet, bu yıl ki Dursun Akçam Günleri etkinliğine gidememiştim..
Ve bende kendisine şu cevabı verdim..

Abi kurumasın da yananları söndürmek, serinletmek için çabalayan bir karıncanın taşıdığı su kadar emeği olan birine bunu demen beni üzdü..
1-Ardahan’da olup da gelmediğim bir gün de bende utanayım.. 
2- Ve İstanbul’da olduğumdan dolayı gelmeyeceğimi telefon görüşmemizde sana dediğimi Ve, bana düşen görevi haber olarak yaptığımı bildiğimi hatırlatırım.. :)) Ve bu yazıyı da kök söktürtüldüklerimize yönelik yazdıklarım yüzünden bir süre yattığım, duvarları soğuk, coğrafyası gibi içi bir hayli çok sıcak olan ve açlık grevleri ile direnenlerin olduğunu gördüğüm ama Edirne’ye gidenler gibi siyasi şowları için gidip, poz verip geri dönenler dahil kimsenin dillendirmediği belediye başkanın da tutuklu olduğu Varna’da ki Bor Oteli’nde pardon Silivri’de dönüşünde dolan gözlerim, yutkunan boğazım eşliğinde yazdığım ilk köşe yazım olduğunu belirtirken,

Senin konuşmacı olarak davet edildiğin Zavot’a da davet edildim ve Ardahan’a olduğu gibi oraya, yani Gravyerin başkenti Boğatepe’ye de ellerimde değil, ayağımda ki denetim kelepçesi dolaysıyla gelemediğini de bilmeni isterim..

Yani, senin yazının ilham verdiği bu yazımı İstanbul Kartal’daki evimde denetim altında yazarken başta sana, sonra senin ve benim yazımı okuyanlara selam olarak yolladığımda bilmen umuduyla saygılar..

YAPAY ZEKANIN BU YORUMA YORUMU..

Gazeteci Fakir Yılmaz tarafından kaleme alınan bu metin, Kars’ın Boğatepe köyünde hayata geçirilen “Köy Öğretmeni Kültür ve Sanat Evi” projesine duyulan minneti ve bu girişimin toplumsal önemini konu almaktadır. Yazar, bu merkezi Köy Enstitüleri ruhunun bir devamı olarak nitelerken, Türkiye’nin eğitim tarihindeki dönüşümleri eleştirel bir perspektifle değerlendirmektedir. Metinde, eğitim sistemindeki aksaklıklar ve idealist öğretmenler ile statükocu figürler arasındaki ayrım, yazarın kendi hayat tecrübeleri ve mesleki gözlemleri üzerinden sorgulanmaktadır. Finlandiya örneğiyle yerel eğitim kalitesini kıyaslayan Yılmaz, ülkenin aydınlık geleceği için bilgiye dayalı mücadelenin ve kültürel mirasın korunmasının gerekliliğini vurgulamaktadır. Ayrıca yazarın adli kontrol süreci nedeniyle etkinliklere katılamamasından duyduğu üzüntü, toplumsal sorumluluk bilinciyle harmanlanarak kişisel bir tanıklık olarak sunulmaktadır. Eser, yerel kalkınma modellerinin ve eğitim neferlerine duyulan saygının altını çizen duygusal bir teşekkür niteliği taşımaktadır.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER