Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

casino siteleri deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler editorbet giriş

Fakir Yılmaz

Ne olacak bu Ardahanlının hali?..

Mutlak Butlanlıların, ‘CHP Ardahan İl Başkanını da görevden alacak mı yerine kim onaylanacak?’ diye merak ettiğimiz bir esnada, AK Parti İl Başkanın, ikinci kez oturduğu koltuktan kaldırılıp, pardon affını isteyip kenara çekildiği Ardahan’da unutturulan Ardahan Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerini düşünürken kurulmasına küçük değil, büyük bir emeği olan biri olarak, ‘Ardahan’ın yeni Baro’sunun başkanı kim olacak?’ diye düşünürken muhtarlar derneğini kuramayan, hayvan meydanını çalıştıramayan, Çıldır Aşıkşenlik (Suğara), Hanak Ortakent (Büyük Nakala) beldelerinin kapandığı anlamayıp, nahiye, belde değil, ilçe olmak isteyen Hoçvan Çalabaş’ta bir muhtarın beni aradığını görüyordum.

Mutlak Butlanlıların İl başkanı bulmadığı CHP’den vazgeçip, AK Parti’ye baktığımızda erkeklerden çok kadınların ‘İl Başkanı ben olmalıyım’ diye büyük bir yarışın içinde olduklarını görsekte ‘takipteyiz’ diyerek geri dönüp, beni arayan muhtara, ‘Alo’ dediğimde, Hoçvanlı sanatçılar gibi bana bir hayli dert yanan ve yaylalarının çöp içinde bırakıldığını belirten muhtarın bir taraftan da bu yönde yazdığı dilekçesini, alanın çöp içindeki görüntülerini gönderirken gördüğüm manzara karşısında Ay yıldızın olduğu Halilefendi Yıldız dağının dibindeki Ardahan Belediyesinin o vahşi mi, vahşi çöp merkezini görüyor gibiydim..
Kendi sanatçılarını değil elin sanatçılarını 2 milyon verip getirilen ve 50 yetmedi 60 bin kişinin toplandığı söylenen ama boşa akan Kısır dağının suyunu içemezken, ‘Hoçvan İlçe Olsun’ diye başlatıldı denen imza kampanyasına yönelik 6 imzanın toplandığını göremediğimiz veya ‘Hoçvan İlçe Olsun’ diye bir pankartın meydana ya da vatan-millet-sakarya diye siyaset yapan MHP’nin sahnesini kıskandıran sahneye asıldığını göremediğimiz Hoçvan yayla şenliği ardından geride kalan çöpleri yazalım derken, bu kez Göle Goreveng’te yapılan yayla şenliğine giden yolun geçen yıllardan daha beter bozuk olduğunu ve gelip, gidenlerin tozdan,boz olduğunu haber alıyorduk..

Köy ve yayla yolları için gönderilen paracıklardan 200 milyon paracığın harcanıp, yapıldığı söylenen ve anlam ve amacıyla değil, taytı ile ülke gündemine giren bisiklet festivaline baktığımızda ise; 1 kişi ile başlayıp, bin kişinin yollara düştüğü söylenen bu etkinliğe gidip, çadır açan esnafın organizeyi düzenleyen Vali, bedavadan su ve yemek dağıtığınca bir iki su satıp, geri döndüğünü öğreniyorduk..
Atatürk’ün gelip görünmediği, bisiklete binemediği Damal Festivaline göz çevirdiğimizde ise diğer dernek ve federasyonlar gibi batı kentlerindeki belediyelerden aldıkları bedava otobüslere binenlere bilet satarak Damal’a gelip, çakır kafa ile başkana saldırmaya kalkanların aldıkları jandarmadan ‘Başkan ve Belediyeye’ 100 metre yaklaşma cezası ile cezalandırıldıklarını ve bağımsız başkanın, ‘Siz olmasanız da en güzeli yapılır..’ diyen bir etkinliği sessiz, sedasız ve olaysız geride bıraktığına şahit olduk..

Ve Ardahan’da bir evi olmayan ama bir dönem vekillik, 2 dönemdir türkülerini dinlediğimizin kaldığı belediyenin eski deposu şimdi konuk evi olan evinin bahçede yenen kutlama ile kafa bulan yemeğini tadamadan dönüp bu etkinliklere gelen siyasilere karşılanmasına ve o etkinliklere gidenlerin tutum, davranışlarını ölçüp, Ardahan terazisine koyup, tartıyor ve ‘Ne olacak bu Ardahan’ın hali?’ diye sorup, cevabını bu yazıyı okuyanlara bırakıyordum..
Çünkü, ormanları doğranmaya devam eden Göle, Artvin, Arhavi ve 50 yıldan fazladır Ardahan yolları yapılmayan Ardanuçluların yavaş, yavaş yerleşip, ‘bizim’ dediği Bülbülan ve diğer etkinlikleri beklerken bir bakıyoruz ki birileri, ‘Siyasiler bir şey yapmıyor’ der, ama siyasetçiyi görünce de önünde hazır ola geçerek, cebi boş ceketi ilikler, etmediği yağcılığı bırakmaz..

Belediyelerin çalışmadığını çeper diplerinde söyler dururuz, ama başkanı gördüğümüzde evin önündeki çöplerin neden günlerdir kaldırılmadığını yalakalık yapmaktan sormayı unutuveririz.
‘Gazeteci yazmıyor, satılık basın’ diye eleştirir, yerden yere vururken günlük bir gazete almayı, küçükte olsa bir reklam vermeyi yada geldiği günden beri bir basın toplantısı düzenleyip, bir araya gelmediği gazetecileri whatsapp.com da 15 Temmuz etkinliklerine davet eden Vali gibi düzenlenen etkinliklere davet etmeyi akıl etmeyiz..
‘STK’lar çalışmıyor..’ der ama hem üye olmayız, hem de o çok pahalı dediğimiz biletlerini alıp, kışın kaz yemeye, yazın ise o Ardahan’ın değil, Afyon, Trakya’nın tuzlu kazının yaktığı mideyi yıkamak için Ardahan’ın yaylalarının soğuk sularını içip, saz çalmaya gideriz.. Ve ‘Ardahan’ı Kalkındırma..’ adına bir toplantı, bir panel düzenlemeyiz. Düzenlenenlere de gidip katılmaz, bir görüş belirtemeyiz..

Evet.. ‘Ne olacak bu şu, Beşikkaya vadisine yeni bir HES yapılması için dozerlerin kazıya başladığı, Durançam’ı unuttuğumuz bir esnada GES santralinin kurulacağı söylenen Alagöz köyünün kilisesi gibi her geçen gün eritip, geri giden memleketin hali?’ diyenler sizlere soruyorum, ‘Ne olacak bu Ardahanlının hali?, pardon sizin haliniz..
Sizce Ardahan mı haksız yoksa Ardahanlı geçinip, Ardahan’a gerçek anlamda sahip çıkmayan ama adından, etinden, sütünden, suyundan, havasından kaymaklananlar mı?
Bilmem ama bu işte bir terslik olduğu kesin..
Çünkü dediğimiz gibi Ardahan deyip, Ardahanlı olmanın gereğini yapmayanların yine biz Ardahanlılar olduğunu herkes bilmeli, anlamalı, anlatmalıdır..
‘Bu memleketten bir şey olmaz’ deyip, bir şeyi yapması gerekenlerin kendileri olduğunu unutanların yine Ardahanlılar olduğunu unutan biz Ardahanlılar ayağımıza kadar gelen ülkenin en önemli siyasileri, akademisyenleri, iş adamlarını görmezden gelmesi ne kadar anlamlı bir şeydir..
İşte tamda burada bir soru sorup, Ardahanlının kendisini sorgulaması gerekmez mi?
Yok canım sormaz..
Çünkü o hep konuşur ama ‘Gelin konuştuklarımızı hayata geçirelim’ diyenlerin paçasına yapışmaya bayılırken, aşağıya çektiklerimizle birlikte yoksulluğun, sahipsizliğin ve de olağanüstü bozuk, ay yüzlü güller açmayan Ardahan yollarına düştüğümüz gibi iş yapamamazlığın çukuruna birlikte düşer ve hep orda kalır, bir türlü yukarı çıkamayız.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER