Yazıma başlamadan önce yasal zorunluluk olmasına rağmen seçim gününü bir türlü ilan etmeyen ve o da bir stk olan Ardahan Ticaret Ve Sanayi Odasının Meclisinin 5 aydır 5 değil, bir toplantı yapmadığını haber vereyim..
Bu yetmezse;
Kıyı çizgisi başta olmak üzere bir çok yasakla sözde korunan ve bir yandan “turizme kazandıracağız denip, diğer yandan etrafına bir çivi çakılmasına izin verilmediğinden balıklarını Gürcistan’ın yediği Aktaş Gölü gibi adına ‘yasak göl..’ dediğim Çıldır Gölü’nde 2018 yılında Ardahan ve Kars Valilerince atılan imzalarla ‘Çıldır Gölü Havza Koruma Planı ve Özel Hüküm Belirleme Projesi” adlı, 1.5 milyon TL. bütçeli bir projenin akıbetinin ne olduğunu sormak isterim.
Çünkü, resmi hazine avcılarının uydurması denen “Göle TİGEM’de kale var’ dendiği gibi ‘buranının altında da yer altı şehri var” denip, hazırladıkları proje ile aldıkları milyonlarla, “O şehri yer yüzüne çıkaracağız’ deyip, bir iki kazıdan sonra unutulan Çıldır Ağçakale adasındaki gibi kağıt üzerinden “oldu, bitti..’ denen bu, “1.5 milyonluk projenin akıbetinde haberi olan var mı?’ diye sorulmasını isterim..
Ve, ‘TÜBİTAK Marmara Araştırmalar Merkezi Çevre ve Temiz Üretim Enstitüsü Müdürlüğünce 1.5 milyon TL maliyet ile iki yılda yapılarak yürürlüğe girecek.’ denen ve 09.08.2018 tarihinde imzaların attırıldığı o projeye ne oldu derim..
Tabi, ‘2 bin rakımlı Ardahan’da yetişmesi çok zor..’ denen nohutları, tartışmalı bodrumu ile gündem de düşmeyen kampüsüne eken Ardahan Üniversitesinin bu projenin ne kadarlık bir proje olduğunu da sormayı unutmadan..
Evet şimdi gelelim yukarıdaki sorulara cevap olacak diğer bir konuya..
15 Temmuz 2016’da başlayıp, bugüne kadar süren operasyonlara bir yenisi de şu bizim kazcı, sazcı derneklerinin de içinde olduğu stk’lardan birine yani bildiğiniz adlarıyla derneklerden olan Ahbaba yönelik yapıldı..
Asrın depremi denen deprem de eski başkanının kızı çakarlı arabayla karıştığı ölümlü motosiklet kazası nedeniyle aldığı hapis cezasını çekmek üzere cezaevinde olduğu Kızılay’ın kan ve çadır sattığını ortaya koyan çıkışları ‘iktidarı yıprattın’ denerek ve ‘zamanı geldiğinde denerek bir kenara not edildiği öne sürülen ve bu yazımı yazarken tutuklanması için hakime sevk edildiğini gördüğüm sanatçı Haluk Levent’in başın da olduğu Ahbap derneğine yönelik operasyonun nasıl bir sonla sonuçlanacağını tahmin etmeye bile gerek var mı?
Bilmem ama aynı operasyonlardan birinin şu bizim kazcı, savcı, bursçu dernek, federasyon ve vakıflara da yapılsa sonucu ne olur sizce?..
Olur ya başta dernekler masası olmak üzere ilgili yetkili kurumlar Ahbaba yapılan operasyonun etkisinde kalıp, bu yönde harekete geçmesi halinde bir çoğunun kendisini hakim karşında bulacağını ve hesap vermekten zorlanacağını tahmin etmeye bile gerek var mı?

