102. Doğum gününü kutladığımız, gazeteci kızım Özlem Şeyma Yılmaz ile birlikte TEMPO TV’de iki saat canlı olarak yayınladığımız, ‘Gazetecilerle Gündem’ adlı programımızda birlikte kutladığımız Kazım Arıcı hocam 104 yaşına ayak basmış..
Modern arıcılığın babası kabul edilen, hareketli çerçeveli kovanı icat eden Amerikalı arıcı ve din adamı Lorenzo Lorraine Langstroth ya da kısa bir süre arıcılık yapan ve şiirlerinde arıyı ve balı doğa sevgisi ile sabır kavramını anlatmak için sıkça örnek gösterilen Aşık Veysel’i hatırlatan Kazım hocanın 104. yaş günü kutlandığını görünce, Köy Enstitüsü mezunu bir öğretmen olarak öptüğüm o elleri bu yaşına gelmesine rağmen ‘köprü altı yazarlar’ dediklerimden de olsa siyasetle, şiirle yada öğretmenlikten çok asıl işi olan arıcılıkla ilgili bir kitap yazdı mı?
YOK..
Halbuki adını aldığım Fakir Baykurt gibi köy enstitüsü mezunu olanların hemen hemen tümü ya yazar oldular ya da benden beter muhalif düşüncelerinden dolayı hapsedilip, bedel ödetilen aydınlar olarak tanır, biliriz..
Peki..
Öğretmenlikten çok yani hem öğretmenlik, hem de Arıcılık yaparak, asli görevi olan öğretmenliğin enerjisini ikiye bölen arıcılıktan elde ettiği balları soy adı gibi markalaştırıp, ARICI adıyla paketlenip, Anzer balı misali market raflarına dizdi mi?
YOK
Çünkü; Dünyadaki arıların en uzun iğnelisi olan ilk 4 arıdan biri olan Kafkas Arısının binbir çiçekle süslü Ardahan ovası, merası, yaylasında çok emekle o kırık, dökük, atadan/deden kalma kovanlara getirdiği negtarileri yani balları markalaştırıp, paketlemektense kolay yoldan Vita tenekesine, domates salça kavanozlarına doldurup, fatura, fiş kesmeden el altında değil, otobüslerin bagajında dost, eşe en pahalı şekilde satmak çoluk,çoçuğuna batı kentlerinde evler almak en kolayı ve karlısıydı..
Kısacası;
Cumhuriyetin kuruluşundan bile 1 yaş büyük olan Kazım ARICI’nın Ardahan’da bir çeşmesini pardon eserini bana gösterin..
Ve şehir içinde kalan ve ‘Ardahan merkeze mahalle olarak bağlansın’ bile diyemeyen Kazım hocanın köyü olan Cincorup köylü Kazım Arıcı ve Öğretmenlerimize, Arıcılarımıza birde bu yönden bakın.. Ve onca yaşlarına rağmen bölgeye, ülkeye, dünyaya yön veren ünlü Lider, eğitimci, aydın olan ya da Arı, bal için bir marka yaratamayan Arıcılara bir de böyle bakın..
Ve bakarken de yapay zekanın hazır pişirdiği sanal bilgilerle değil, varsa gerçek zeka ile bana ve Ardahan’a, Ardahanlıya bir anlatın..
Belki de; Ardahan’ı, Ardahanlıyı yazmaktan yorulan, 56 yaşına ayak basmış onca dalgalı denizleri , okyanusları aşmış, geride bıraktıklarımın başta kalbimde olmak üzere her tarafımda açtıkları yara, bereler içinde de ‘Acaba serap mı?’ diye korktuğum güzel bir Ardahana doğru sağ salim ulaşmaya çabalayan 57’ye yelken açmış ben fakir yanılıyor ya da yanmışım..

